Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 5.584 başlık/FaRk ile birlikte,
5.584 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(9/24)


- KAİD["ka" uzun okunur] ile KAİD[Ar. < KUÛD]["ka" uzun okunur]

( Yedeğine alan, yedekte çeken. | Komutan/kumandan. İLE Oturucu/oturan/oturmuş. )


- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ


- KÂİDE-İ GAYR-İ TAHAVVÜL[Osm.] / INVARIANCE PRINCIPLE[İng.] / INVARIANZGRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞMEZLİK İLKESİ


- KAİDE[Ar.] değil/yerine/= KURAL


- KAİDE değil/yerine/= DURAÇ/TABAN/AYAKLIK


- KÂİDE ile/||/<> EZEC[Ar.]/TONOZ[Yun.]

( Taban. İLE/||/<> Tuğla ve harçla örülmüş, alttan obruk, yarım silindir biçiminde tavan örtüsü. )


- KAİDE ile KAİDECİ/LİK ile KAİDELİ ile KAİDESİZ/LİK


- KAİDE değil/yerine/= KURAL


- KAİL[Ar. < KAVL]["ka" uzun okunur] ile KAÎR[Ar.]

( Söyleyen, diyen. | Boyun eğmiş, razı olmuş. | Aklı yatmış, inanmış. İLE Daha/pek/çok derin. )


- KAILASH (DAĞI) -ile

( KAR MÜCEVHERİ [Tibet dilinde] )


- KAİM[< KIYÂM] ile/ve/<> DAİM

( Kaimse daim de olur. )

( Daim değilse kaim de değildir. )

( Var. | Ayakta duran/bulunan. | Birinin yerini tutan, birinin yerine geçen. | Bir işte sebât eden. | Her zaman var olan [Tanrı]. İLE/VE/<> Sürekli/daima, sonsuz. )


- KAİM/LİK ile KAİME/LİK


- KAİME ile/||/<>/> DARPHANE

( Kâğıt para ya da hazine bonosu. İLE/||/<>/> Para ve değerli kâğıt basılan yer. )

( MUKATAA: Osmanlı maliye tarihinin en önemli konularından biri, devlet harcamalarında finansman aracı olan Mukataa Kurumudur.[Osmanlı maliyecileri, bu kurum aracılığıyla devletin nakit gereksinimi karşılama, iç borçlanmayı sağlama ve özel sektörü finansman sürecine katma amacını öngörmüşlerdir. Hazînenin gelir kaynaklarından biri, Devlet'e âit bir arâzi ya da gelirin bir bedel karşılığında kiraya verilmesi ya da geçici olarak devredilmesidir. Devlete gelir getiren kaynakları kiralayanlara ise "mültezim" adı veriliyordu. Mukâtaanın önemine göre, mültezim, bir birey olabileceği gibi, bir ortaklık da olabilmekte ya da birkaç mukâtaa topluca bir mültezime verilmekteydi. Ayrıca mukataa topraklarının gelirleri doğrudan hazineye aktarılmaktaydı.] )


- KAİN, CEVDET (KASTAMONU, 1957) :

( Behçeköy'de ikamet etmektedir. Turizm ile uğraşmaktadır. Kendisine ait şirketleri yönetmektedir. 1995/1996 döneminde Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyesi, 1999 - 2004 döneminde ise ANAP'tan Bahçeköy Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. )


- KÂİN[Ar.] ile SÂBİT[Ar.]


- KÂİN ile KÂHİN

( Bulunan, var olan. İLE Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kişi. | Yahudilerin din reisi. )


- KAİNAT:
EVREN ile/ve/değil/<> YERYÜZÜ


- KÂİNAT[Ar.] ile/ve/değil/yerine/<>/= EVREN

( Ay altı [olan/lar(/kâin)]. İLE/VE/<> Ay üstü. )


- KAİNAT/KOZMOS değil/yerine/= EVREN


- KÂİNÂT ile/ve/||/<> ÂLEM

( Ol(un)an. İLE/VE/||/<> Bil(in)en. )

( (B)ilim. İLE/VE/||/<> Bilinen kainat. )


- KÂİNAT ve/<> KANAAT


- KÂİNÂT ile/ve MEVCÛDÂT


- KAİNÂT ve MÜVELLEDÂT


- KAINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAİSERLİNG ÖLZEİTİ


- KAINITE[İng.] / KAINITE[Fr.] / KADMIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KAİNİT


- KAIRINE[İng.] ile/değil/yerine/= KAİRİN


- KAIROLINE[İng.] ile/değil/yerine/= KAİROLİN


- KAİSER ile KAİSERİN

( KAISER vs. KAISERIN )

( کايزر ile زوجه قيصر )

( KAYZAR ile زوجه قيصر )


- KAISERLING SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= KAİSERLİNG ÇÖZELTİSİ


- KAK ile KAK

( Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu. İLE Zayıf ve kuru olan kişi. )


- KAKA O ile/değil KAKAO


- KAKAFONİ[Fr.]/TENÂFÜR[Ar.] değil/yerine/= KAKIŞMA, DÜRTÜŞME, İTİŞME


- KAKALAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "KAFALAMAK"


- KAKAO/HİNTBADEMİ ve/<> SU

( Kakaoyu suyla karıştırıp içen ilk kişiler, Mayalar'dır. )

( THEOBROMA CACAO et/<> ... )


- KAKAO ||/<> BAMYA ||/<> PAMUK


- KAKAO ile KAKAOLU ile KAKAOLU KEK


- KAKARA KİKİRİ (GÜLMEK)


- KAKAVAN/LIK ile KAKAVANCA


- KAKAVAN = KENDİNİ BEĞENMİŞ, SEVİMSİZ, DÜŞÜNCESİZ, BİLGİSİZ, BUDALA


- KAKIM ile KAKIMA


- KAKIMAK ile KAKALAMAK ile KAKALANMAK ile KAK ile KAKA


- KAKIMAK = ÖFKELENMEK


- KAKINÇ = ÖFKE, KIZGINLIK


- KAKIR KAKIR

( "Kakırtı" sesi çıkararak. )


- KAKIRCA ile KAKIR KAKIR


- KAKIRDAMAK ile KAKIRDAK ile KAKIRDAK POĞAÇASI


- KAKIŞMAK ile KAKIŞTIRMAK ile KAKIŞ


- KAKMA ile İÇ KATMAN

( INLAY vs. INLAYER )

( گوهر نشان کردن ile خاتم کاري کردن ile خاتم کار )

( GOUSAR NESHAN KARDAN ile KHATAM KARY KARDAN ile KHATAM KAR )


- KAKMACI, REFİK İSMAİL (?) :

( Büyükderelidir. Avukattır. İttihatçılardandı. "Karakol Cemiyeti"nin kurucularından biridir. Bu cemiyetin faaliyetini tatil etmesi üzerine Müdafaa - i Milliye (M.M. Grubu) Teşkilatının kurulmasına ve birlikte çalışmasına yardımcı oldu. Milli Mücadelenin zaferle sonuçlanmasından sonra TBMM de İstanbul Milletvekili olarak görev yaptı. )


- KAKMAK ile/değil ÇAKMAK


- KAKMAK ile KAKMACI/LIK ile KAKMALI ile KAKMA AŞI


- KAKNÜS -ile

( Küllerinden yeniden doğan kuş. )


- KAKOXENE[İng.] ile/değil/yerine/= KAKOKSEN


- KAKTÜS[Fr., İng. CACTUS] ile SÜTLEĞEN/JAPON KAKTÜSÜ

( Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği. İLE Sütleğengillerden, yaprak sap ve köklerinde süt görünüşlü, kekre ve yakıcı bir öz su bulunan, verdiği öz su türlerine göre tıpta ve sanayide kullanılan, yediyüz kadar türü bilinen, bir ya da çok yıllık bir bitki. )

( CACTUS cum EUPHORBIA )


- KAKTÜS/ATLASÇİÇEĞİ ile/ve FESTAN

( ... İLE/VE Dikensiz kaktüs. )

( GÜLÂYÂN ile/ve ... )


- KAKTÜS ile/değil BEKTAŞİKAVUĞU

( ... İLE Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs. )

( ... cum ECHINOCACTUS )


- KAKTÜS ile/ve/değil SUKKULENT


- KÂKÜL[Fars.]["KAHKÜL" değil!] ile PERÇEM[Fars. :Bayrak.]

( Alna düşen, kısa kesilmiş saç. İLE Başlarını traş edenlerin, tepede bıraktığı saç tutamı. | Yele. | Kâkül. )


- KAKÜL ile KAKÜLLÜ


- KAKULE ile KAKULELİ


- KÂL -ile

( SÖZ, LÂF )


- Kâl ehline SUS!!!


- Kâl ehliyle bol bol KONUŞ!!!


- KAL GELMESİ değil/yerine/>< KALK GELMESİ


- Kâl için DİNLE!!!


- KAL["ka" uzun okunur] ile KAL'[Ar.]

( Söz, lâf. İLE Koparma/koparılma, sökme/sökülme, yerindne çıkarma/çıkarılma, temelinden çekip atma. )


- KÂL ile HÂL


- KÂL ve/> HÂL ve/> SÜKÛT


- KAL ile KÂL[Ar.]

( Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. İLE Söz. )


- KALA KALA (ONA MI KALMIŞ?)


- KÂLÂ[Fars.] ile KÂLE[Fars.] ile KAL'A[Ar. çoğ. KILÂ'][Fars.]

( Kumaş. | Anamal, sermaye. | Ev eşyası. İLE Kumaş. | Kelek, ham kavun. İLE Kale, hisar. | Bir şeyin aslının, temelinin, güvenliğinin sürdürüldüğü nesne.[O eser, ilmin kal'asıdır.] )

( SUIDAS[Σοῦδα]/SOUDA(SUDA):

10. yüzyılda Bizans'ta yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev ansiklopedidir. 30.000 tanım içerip, ansiklopedik sözlük biçiminde yazılmıştır; pek çok eskiz kaybolmasına rağmen kimi kısımlar Ortaçağ Hristiyan derleyicileri tarafından muhafaza edilmiştir. Suda isminin kökeninin muhtemelen[1] Bizans Yunancasında "kale", "hisar" manasına gelen souda kelimesinden geldiği düşünülmektedir. )


- KALA ile BEYAZ KALA

( Papua Yeni Gine'nin Kundiava kasabasında bulunan bir çiçek. )


- KALA ile/||/<> DİL ile/||/<> PARİMANA

( Zaman. @@ Mekân. @@ Boyut. )


- KALA ile KALA[>< GEÇE]

( Zaman. )


- KALAALLİTLER ile/ve İNUVİALUİTLER ile/ve İNUPİATLAR, YUPİGETLER, YUPLİTLER, ALUTİİTLER ile/ve YUPİKLER[:
Gerçek kişi]

( Grönland'daki eskimolar. İLE/VE Kanada'daki eskimolar. İLE/VE Alaska'daki eskimolar. İLE/VE Alaska'nın güneybatısında ve Sibirya'daki eskimolar.[İnuit sözünün ne olduğunu bilmezler.] )


- KALABALIK ile/ve/değil DOLU


- KALABALIK ile KÜÇÜK BİR YERE YIĞILMAK ile KALABALIK ile KALABALIKLIK

( CROWD vs. CROWD INTO A SMALL PLACE vs. CROWDED vs. CROWDEDNESS )

( جمعيت ile شلوغي ile ازدحام ile ازدحام کردن ile توده ile انبوه ile انبوه مردم ile چپيدن ile شلوغ ile پر جمعيت )

( JAMYT ile SHLOGHY ile AZADHAM ile AZADHAM KARDAN ile TOUDEH ile ANBUH ile ANBUH MARDAM ile CHAPYDAN ile SHLOGH ile PAR JAMYT )


- KALABALIK ile/değil TOPLULUK


- KALABALIKLARDAN YANA OLMAK ile/değil/yerine HAKTAN YANA OLMAK

( image )


- KALABALIKLAŞTIKÇA:
"AKILLANAN/LAR" ne yazık ki APTALLAŞAN/LAR

( Hayvanlar. İLE/NE YAZIK Kİ Kişiler. )


- KALABİLMEK ile KALABALIKLAŞMAK ile KALABALIKLAŞTIRMAK ile KALABA/LIK ile KALABALIKÇA ile KALABALIKLIK ile KALABALIK AĞIZLI


- KALADANA[Alm.] ile/değil/yerine/= KALADANA


- KALAFAT ile KALAFATÇI ile KALAFATLAMA

( CAULK vs. CAULKER vs. CAULKING )

( بتونه کردن ile آب بندي کردن ile آبگيري کردن ile بتونهگيري کردن ile بتونه کار ile درزگيري ile آب بندي )

( BETONEH KARDAN ile AB BANDY KARDAN ile ABGYRY KARDAN ile BETONEKGYRY KARDAN ile BETONEH KAR ile DARZGYRY ile AB BANDY )


- KALAFATLAMAK ile KALAFATLANMAK ile KALAFAT ile KALAFATLI ile KALAFATÇI/LIK ile KALAFATSIZ ile KALAFAT YERİ ile KALAFATÇILAR ile KALAFAT KALEMİ


- KALAK ile KALAK

( Gelin tâcı. İLE Tezek yığını. )


- KALAKALMAK KALA KALMAK


- KALAMATA ile KALAMATA ZEYTİNİ


- KALAMIA[İng.] ile/değil/yerine/= KALAMİA


- KALAMİN[Fr. < CALAMINE] ile KALAMİT[Fr. < CALAMITE]

( Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat. | Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı. İLE Piroksenlere yakın siyah, esmer, yeşil renkli bir silikat grubu. )


- KALAN SAĞLAR ile/ve/||/<> KALAN SAHALAR
(BİZİMDİR)


- KALAN YEMEĞİ:
BİTİRMEK/"TEMİZLEMEK" yerine SÜNNETLEMEK


- KALAN ile KALANLI BÖLME


- KALANDIR ile KALANDIRCI ile KALANDIR MAKİNESİ


- Kalanla(rla) KONUŞ!!!


- KALANTOR[İt.] / KELÂNTER[Fars.]


- KALANTOR/LUK ile KALANTORCA


- KALASTRA[İt. < CALASTRA] ve/||/<> FİLİKA[İt. < FELUCA]

( Gemilerde cankurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa. İLE Cankurtaran sandalı. )


- KALATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALAT


- KALAY ile/ve/||/<>/> KALAYLAMA

( Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir öğe. [simgesi Sn] | Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası. | Aldatıcı görünüş. | Sövme, küfür. İLE Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını ya da kabı kalay tabakası ile kaplamak. | Eksiklikleri, kusurları görünüşte gizlemeye çalışmak. | Sövmek. )


- KALAYCI, NECİP GÖKSEL PROF. DR. (İST. 15.05.1939) :

( 1957'de Kabataş Erkek Lisesini bitirdi. 1963 - 1964 yılları arasında Çardak'ta (Denizli) hükümet tabipliği yaptı. 1967'de İstanbul Tıp Fakültesi 2. Cerrahi Kliniği'nde asistan olarak göreve başladı. 1872'de genel cerrahi uzmanı oldu. 1980'de Göğüs ve Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'ndan ikinci uzmanlığını aldı ve aynı yıl doçent, 1989'da da profesör oldu. Amerikalı tanınmış kalp cerrahı Prof. Dr. Michael De Bakey'in yanında ihtisas yaptı. 1998 - 2000 yılları arasında Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Türkiye'de ilk akciğer nakli ameliyatını gerçekleştirdi ve 2001'de kurulan Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı'nın başkanı oldu. 11.11.2005 günü Çapa Hastanesi otoparkında vurularak öldürüldü. Evli ve bir çocuk babası olan Prof. Dr. Necip Göksel Kalaycı, Sarıyer/Yenimahalle Pazarbaşı'nda oturuyordu. )


- KALAYLAMAK ile KALAYLANMAK ile KALAYLATMAK ile KALAY ile KALAYCI/LIK ile KALAYLI ile KALAYSIZ


- KALB-İ SELÎM ile KALB-İ SAKİM

( Temiz gönül. İLE Temiz olmayan gönül. )

( Ne mal istenir, ne ilim Kalb-i Selîm istenir! )


- KALB[Ar.] ile/ve/||/<> GAYB[Ar.]


- KALB ile KALB ile KALB[çoğ. KULÛB]


- KALB ve/<> LÂTİF/E


- KALBİ ile KALBİ KIRIK/LIK ile KALBİ TEMİZ


- KALBİME BAKMIYORSUNUZ değil KALBİNE BAKIYORUZ DEYİP SENİ KANDIRANLARA BAKIYORSUN


- KALBİMİZ ile/ve/<> KALBİMİZDEKİ


- KALBİN DERİNLİĞİ ile/ve DERİNLİĞİN KALBİ


- Kalbin için DİNLE!!!


- Kalbin için SUS!!!


- KALBİN YEDİ TAVRI (*) ile/ve/||/<> KALBİN YEDİ TAVRI (**)

( (*)
1. SADIR
2. KALB
3. ŞEFFAF
4. FUÂD
5. CENNETÜ'L-KULÛB
6. SEVDÂ
7. CENNETÜ'L-KULÛB

ile/ve/||/<>

(**)
1. Kalb-i vesvese
2. Kalb-i İslâm
3. Kalb-i rü'yet
4. Kalb-i muhabbet
5. Kalb-i mir'âtül gayb
6. Kalb-i ma'denü'l-mükâşefat
7. Kalb-i mevlüd-i tecellî )


- KALBİN YOLU ile/ve/||/<> ZİHNİN YOLU

( Hoştur fakat tehlikelidir. VE/||/<> Sıradandır fakat güvenlidir. )


- KALBİNDEN GEÇEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZİHNİNDEN GEÇEN


- KALBUR[Ar. < GİRBAL] ile SARAT

( Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan, büyük delikli ya da seyrek telli elek. İLE Büyük delikli kalbur. )


- KALBURA ile/ve/||/<> KEVGİRE DÖNMEK/ÇEVİRMEK


- KALBURLAMAK ile KALBURLANMAK ile KALBURLATMAK ile KALBUR ile KALBURCU/LUK ile KALBUR KEMİĞİ


- KALÇA KEMİĞİ ile PALDIM KEMİĞİ

( HARKAFA ile ... )

( PELVIS vs. COCCYX )


- KALÇA/LIK ile KALÇALI ile KALÇASIZ ile KALÇA KEMİĞİ


- KALÇA/PELVİS ile KIÇ/BÜZÜK(GÖT[< GÖDEN]/DÜBÜR,DÜBR/VERÂ'/MAKAT/MÂBAD/ŞERC/ANÜS/REKTUM)

( TEDBİR[< DÜBÛR]: Bir şeyi te'min edecek ya da önleyecek yol, çare. | Kul iradesi. )

( HIP/HAUNCH/HUCKLE/NATES vs. BUTTOCK(/ASS/ARSE) )


- KALÇIN[İt. < CALZINO] ile KAMARÇİN

( Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan yapılan, çizme biçiminde ayak giyeceği. İLE Mestin üzerine giyilen plastik ayakkabı. )


- KALÇIN ile KALÇINCI


- KALDIĞIMIZ YER değil/yerine KARAR KILDIĞIMIZ YER


- KALDIR(AMA)MAK ile/ve SİNDİR(EME)MEK


- KALDIRAÇ" ile/değil YÜKSELTİ


- KALDIRAÇ/MANİVELA[İt. < MANOVELLA] ile KALDIRAN ile KALDIRICI ile KALDIRIM ile KALDIRIŞ ile KALDIRMAK

( Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk. İLE Bazı organları yukarıya doğru hareket ettiren kas. İLE Kriko. İLE Yaya kaldırımı. | Yollarda taşlarla yapılan döşeme. İLE Kaldırma işi. İLE Bulunduğu yerden almak. | Yukarı doğru hareket ettirmek. | Yükseltmek. | Ürün toplamak, taşımak. | Çekmek, taşımak. | Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. | Hastayı hastaneye götürmek. | Tören yaparak ölüyü gömmek. | Toplamak. | Alıp başka yere götürmek. | Uyandırmak. | Piyasadan çekmek. | Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. | Kaçırmak. | İyi etmek, iyileştirmek. | Bir şeyden çokça satın almak. | Tayin etmek, atamak. | Yok etmek, ortadan silmek. | Uygun gelmek, yakışmak. | Çalmak, aşırmak. )


- KALDIRIL(A)MAZ DUYGU ile/ve/||/<> DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ DUYGU


- KALDIRIM ile ARNAVUT KALDIRIMI

( Özellikle yayaların kullanımına ayrılmış ve yükseltilmiş yol. | Yollarda taşlarla yapılan döşeme. İLE Yollarda irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılan kaldırım. )


- KALDIRIM ile KALDIRIMCI/LIK ile KALDIRIMLI ile KALDIRIMSIZ/LIK ile KALDIRIM TAŞI ile KALDIRIM TAŞLI ile KALDIRIM İŞÇİSİ ile KALDIRIM ÇİÇEĞİ ile KALDIRIM YOSMASI ile KALDIRIM MÜHENDİSİ ile KALDIRIM SÜPÜRGESİ ile KALDIRIM KABADAYISI ile KALDIRIM MÜHENDİSLİĞİ ile KALDIRIM KABADAYILIĞI


- KALDIRIP DİKMEK ile/ve/||/<>/> YATIRIP SİKMEK


- KALDIRMA:
KORUMA ile/ve/||/<> YOK ETME

( KATERGEIN )


- KALDIRMA ile KALDIRMA KOLCUSU


- KALDIRMAK/BİTİRMEK ile/ve/<>/değil/yerine DARALTMAK


- KALDIRMAK/KALDIR(A)MAMAK ile TAŞIMAK/TAŞI(YA)MAMAK


- KALDIRMAK ile/değil/yerine İYİLEŞTİRME


- KALDIRMAK ile KALDIRTMAK ile KALDIRILMAK ile KALDIRABİLMEK ile KALDIRIVERMEK ile KALDIRTABİLMEK ile KALDIRTIVERMEK ile KALDIRICI


- KALDIRMAK ile/ve/değil/||/<> KALKINDIRMAK


- KALDIRMAK ile KAYDIRMAK


- KALDIRMAK ile/değil/yerine YAY(IL)ARAK GÖSTERMEME/GÖRÜNMEME


- KALE AĞASI SOKAK :

( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. İstanbul'un fethinden sonra kale değişik amaçlar için kullanıldı. Kalede dört yüz yeniçeri görev yapıyordu ve başlarında bir Yeniçeri Ağası vardı. Ağaya izafeten bu sokağa "Kale Ağası Sokak" ismi verildi. )


- KÂLE ALMAMAK değil/yerine/= ÖNEMSEMEMEK/ÖNEM VERMEMEK/SÖZ ETMEYE DEĞER BULMAMAK


- KALE ÇAY BAHÇESİ :

( Rumelihisarı'nda kaleye yakın ve denize cepheli bir çay bahçesidir. )


- KALE MEVKİİ :

( Kısırkaya Köy'ün doğu tarafında ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi yazlık lojmanlarının bulunduğu yere, eskiden burada kale olması nedeni ile Kale Mevkii deniliyor. )


- KALE[Ar. < KAL'A]/KERMEN ile KALEBENT

( Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı, kermen. | Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından öteki tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş. | Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer. | Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer. | Denizli iline bağlı ilçelerden biri. | Malatya iline bağlı ilçelerden biri. İLE Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu. )


- KALE ile/ve/||/<> AHMEDEK

( ... İLE/VE/||/<> Bir kalede, dıştaki sur duvarına bitişik, iç kale. )


- KALE ile FORTALİCE ile GÜÇLENDİRMEK ile TAKVİYE EDİCİ

( FORT vs. FORTALICE vs. FORTIFY vs. FORTIFYING )

( برج وبارو ile قلعه کوچک ile سنگربندي کردن ile مستحکم کردن ile داراي استحکامات کردن ile مقوي )

( BARJ VEBARO ile GHALE KUCHAK ile SANGARBANDY KARDAN ile MOSTAHKAM KARDAN ile DARAY ESTAHKAMAT KARDAN ile MOGHOY )


- KALE ile/ve/||/<> HİSAR


- KALE ile/değil KÂLE (ALMAK/ALMAMAK)


- KALE değil/yerine/= KORGAN


- KALE ile/ve/||/<> KULE


- KALE ile/ve/||/<>/> RİBAT

( İlk yapı türü. )

( )


- KALE ile UZAK DUR ile KONTROL ALTINDA TUTMAK ile HABERDAR OL ile SIR OLARAK SAKLAMAK ile HABERSİZ KALMAK ile GÖZETİM ALTINDA TUTMAK ile BEKLEMEYE DEVAM ET

( KEEP vs. KEEP ALOOF vs. KEEP IN CONTAINMENT vs. KEEP INFORMED vs. KEEP SECRET vs. KEEP UNAWARE vs. KEEP UNDER WATCH vs. KEEP WAITING )

( نگهداري کردن ile نگه داشتن ile حفظ نمودن ile حفظ کردن ile نگاهداري ile فاصلهگرفتن ile محدود نگاهداشتن ile در جريان گذاشتن ile پرده پوشي کردن ile غافل کردن ile تحت نظر داشتن ile زير نظر داشتن ile منتظر کردن ile علاف کردن )

( NAGEIDARY KARDAN ile NAGEH DASHTAN ile HAFZ NEMUDAN ile HAFZ KARDAN ile NEGAHODARY ile FASLEHGARAFTAN ile MAHDUD NEGAHODASHTAN ile DAR JARYAN GOZASHTAN ile PARDEH PUSHY KARDAN ile GHAFEL KARDAN ile TAHAT NAZAR DASHTAN ile ZYR NAZAR DASHTAN ile MONTAZAR KARDAN ile ALAF KARDAN )


- KALECİ ile TUTMAK

( KEEPER vs. KEEPING )

( نگاهدارنده ile نگهدارنده ile نگهدار ile حافظ ile مستحفذ ile حارس ile حافظه ile نگهداري )

( NEGAHODARANDEH ile NAGEIDARANDEH ile NAGEIDAR ile HAFEZ ile مستحفذ ile حارس ile HAFEZEH ile NAGEIDARY )


- KALEDONYA ile/ve/<> YENİ KALEDONYA

( İskoçya. İLE/VE/<> Kaptan Cook, bu coğrafyaya ilk vardığında, doğasını ve yeşilini çok beğendiğinden, vatanı İskoçya'ya benzeterek, Yeni Kaledonya olarak adlandırdı. )


- KALEM İŞİ ile/||/<> ŞAM İŞİ ile/||/<> HALİÇ İŞİ

( Yapıların genellikle iç yüzeylerinin bezenmesinde kullanılan bir süsleme tekniği.[Boya, taş, ahşap yüzeyler üzerine fırça ile boyanan renkli nakışlar.] İLE/||/<> XVI. yüzyıl başında hem çini hem de keramiklerde kullanılan bir teknik.[En önemli özelliği, sırın pek parlak olmaması nedeniyle renklerin puslu görünmesidir. En karakteristik renkler, puslu bir yeşil ve mordur.] İLE/||/<> XV. yüzyıl sonunda mavi-beyaz tekniğin keramiklerde kullanılan bir uygulaması.[İnce spiral dallar üzerinde minik çiçekler, yapraklar yer alır.] )


- KALEM TÜKETMEK ile/ve/değil/daha çok/+/||/<>/></< SİLGİ TÜKETMEK


- KALEM/LİK ile KALEMLİ ile KALEMSİZ ile KALEM İŞİ ile KALEM PİL ile KALEM BEYİ ile KALEM AŞISI ile KALEM KALEM ile KALEM KAŞLI ile KALEM ERBABI ile KALEM KUTUSU ile KALEM KÖMÜRÜ ile KALEM SAHİBİ ile KALEM AÇACAĞI ile KALEM KAVGASI ile KALEM KULAKLI ile KALEM ŞUARASI ile KALEM EFENDİSİ ile KALEM PARMAKLI ile KALEM SAVAŞÇISI


- KALEM ile/ve DOLMA KALEM

( HÂME ile/ve ... )

( PENCIL vs./and PEN )


- KALEM ile/||/<> GENELGE/TAMİM ile/||/<> MUHTIRA ile/||/<> HATT-I HÜMÂYUN ile/||/<> NOTA ile/||/<> NİŞANCI

( Resmî belgeleri hazırlayan yazıcıların çalıştığı yer. İLE/||/<> Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek. İLE/||/<> Herhangi bir şeyi anımsatma, uyarma amacıyla yazılan yazı. | Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı. İLE/||/<> Sultan tarafından herhangi bir iş için çıkarılan yazılı emir. İLE/||/<> Bir devletin başka bir devletle ya da elçisine yaptığı bildiri. İLE/||/<> Osmanlı yasalarını iyi bilen, yasalar konusunda Dîvân'a görüş veren yabancı devletlerle yazışmaları hazırlayan, Sultan mektuplarına tuğra çeken, Divan-ı Hümayûn üyesi. )


- KALEM ile KAMIŞ


- KALEM ile KEÇİTIRNAĞI

( ... İLE Kesici ağzı üçgen biçiminde olan oyma kalemi. )


- KALEM ile KURŞUN KALEM

( ... İLE İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir kalem türü. )

( PEN vs. PENCIL )


- KALEM ile/||/<> TAŞÇI/OYMACI KALEMİ

( ... İLE/||/<> Yontma işlerinde kullanılan, ucu sivri/keskin araç. )


- KALENDER KASRI :

( Kalender Kasrı Yeniköy ile Tarabya arasında Kalender mevkiindedir. Kasır 16l6'da Sultanahmet Camii emini Kalender Çavuş tarafından yaptırıldı. Kalender Sahil Sarayı olarak isimlendirilen kasırla beraber bir de hamam yapılmıştı. Kalender Çavuş'un ismi hem kasra verilmiş hem de kasra verilmişti. 1794'te kalender kasrını yeniledi. Sultan III. Ahmet döneminde (1703 - 1730) kasır birkaç kez onarıldı. 1866 - 1875 yılları arasında yeniden inşâ edildi. Sultan III. Selim (1789 - 1807) 1794'te kasrı yeniledi. Kalender kasrı 1939'da yanarak kül oldu. 1967 - 1969 arasında yeniden inşâ edildi ve Orduevi olarak kullanılmaya başlandı. 23.070 m² lik büyük bir koruluk üzerinde dolup deniz cephelidir. Kasra sık sık Padişahlar gelir dinlenirdi. 1828 - 1829 Rus Savaşı nedeni ile sancak - ı Şerif Kalender Kasrına getirildi. 1864'te İstanbul'a gelen III. Napolyon'un kuzeni Prens Muray'ı Sultan Aziz bu kasırda kabul etti. )


- KALENDER KASRI :

( Yeniköy ile Tarabya arasında bulunan Kalender mevkiinde bulunan bu tabyanın 1857 yılına ait belgeden var olduğu anlaşılıyor. Tabya zamanla özelliğini yitirmiş, yıkılmış, kalıntıları bile mevcut değil. )


- KALENDER ÜSTÜ MAHALLESİ CAMİİ :

( Yeniköy, Kalender mevkiinin üst kısmındaki yerleşim bölgesinde yapılan yeni camilerdendir, her hangi bir tarihi özeliliği yoktur. )


- KALENDER YOLCU GEMİSİ :

( Şirket - i Hayriye İşletmesine ait 67 baca No. lu bu yolcu gemisi, İngiltere, Newcastle'de, Hawthorn, Leslie&Co. Ltd. tezgâhlarında yolcu vapuru olarak yapıldı. 453 gros, 142 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 46,4 metre genişliği 7.0 metre, su kesimi 3.1 metre idi. Wallsend yapımı 440 beygir gücünde 2 adet tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı. Çift uskurluydu. 1911'de hizmete girdi. Saatte 12,5 mil hız yapabiliyordu. Yazın 975, kışın da 793 yolcu alabiliyordu. 1981'de Atatürk müzesi haline getirildi ve Kabataş rıhtımına bağlandı. 25 Haziran 1984'te hizmet dışı bırakıldı. 1986'da satışa çıkarıldı. Makinelerinden biri Koç'un sanayi müzesinde muhafaza ediliyor. )


- KALENDERLEŞMEK ile KALENDER/LİK ile KALENDERİ ile KALENDERCE ile KALENDER MEŞREP


- KALEVÎ[Ar.] = ALKALİK


- KALFA ile/ve/<> YARDAK

( Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı.| Mimar yardımcısı. | Saraylarda ve büyük konaklarda, halayıkların başında bulunan kadın. | İptidailerde, hoca yardımcısı. | Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren yardımcı. İLE/VE/<> Karagöz ustasının yardımcısı. )


- KALİ ile KALİ SANCHEZ

( KALI vs. KALI SANCHEZ )

( کالي ile کالي سانچز )

( کالي ile KALY SANCHEZ )


- KALİBRASYON/CALİBRATION[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜMLEME. | ÇAP


- KALİBRASYON ile KALİBRASYON

( CALIBRATIN vs. CALIBRATION )

( واسنجي ile درجه بندي )

( VASANJY ile DARJEH BANDY )


- KALİBRASYON ve SENKRONİZASYON


- KALİBRATÖR/CALIBRATOR[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜMLEMECİ


- KALİBRE ile KALİBRASYON ile KALİBRASYON TESTİ


- KALICI ORGANİK ile/||/<> BİYOBOZUNUR

( POP birikim toksik, biyobozunur doğal parçalanma. )

( Formül: DDT İLE doğal )


- KALICI/LIK ile/ve/||/<>/> SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK


- KALICI/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜREKLİ/LİK

( [not] PERMANENCE vs./and/but CONTINUOUS/NESS
CONTINUOUS/NESS instead of PERMANENCE )


- KALICI/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UZUN SÜRELİ/LİK


- KALICI ile/ve/değil/||/<>/< GEÇERLİ


- KALICI ile SIZDIRMAZLIK ile İZİN VERİLMEZLİK ile İZİN VERİLEMEZ

( IMPERMANENT vs. IMPERMEABILITY vs. IMPERMISSIBILITY vs. IMPERMISSIBLE )

( نا پايدار ile نفوذ ناپذيري ile نشت ناپذيري ile عدم جواز ile غير مجازي ile غير مجاز )

( NA PAYDAR ile NOFUZ NAPAZYRY ile NESHT NAPAZYRY ile ADAM JAVAZ ile غير مجازي ile غير مجاز )


- KALICILIK ile/ve/değil/||/<>/> BAĞLAYICILIK


- KALICILIK =/< KENDİNDEN KAYBOLUŞ


- KALICILIK = SUBSISTENCE[İng., Fr.] = SUBSISTENZ[Alm.] = SUBSSISTENTIA[Lat.]


- KALICRETE[İng.] ile/değil/yerine/= KALİKRET


- KALİFİKASYON değil/yerine/= NİTELİKLİLİK


- KALİFİYE/LİK ile KALİFİYE İŞÇİ


- KALİFİYE/VASIFLI değil/yerine/= NİTELİKLİ


- KALIFORNIUM, CALIFORNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALİFORNİUM


- KALİFORNİYA ile KALİFORNİYALI

( CALIFORNIA vs. CALIFORNIAN )

( کاليفرنيا ile کاليفرنيايي )

( KALYFARNYA ile KALYFARNYAYY )


- KALİFORNİYA ile KALİFORNİYUM[Cf]

( ... İLE Atom numarası 98, atom ağırlığı 244 olan, aktinit grubundan yapay bir radyoaktif öğe. )


- KALİKS DİŞLERİ = ESNÂN-I KE'S = DENTS DU CALICE


- KALİKS TÜBÜ = ÜNBÛBE-İ KE'S = TUBE DU CALICE


- KALİKS'İN KENARI, KALİKS AĞZI = HÂFFE-İ KE'S = BORDURE DU CALICE


- KALIM ile KALIMLI/LIK ile KALIMSIZ/LIK


- KALIN >< YUFKA ile/ve/||/<> YOĞUN >< İNCE

( Diklemesine.[On kâğıdın, üst üste konulması.] İLE/VE/||/<> Enlemesine.[On ipliğin, üst üste eğrilmesi.] )

( "(Bir şey) yufka iken (onu) delmek kolaymış, ince olanı (da) kırmak kolay. Yufka, kalın olursa (onu) delmek zormuş, ince, yoğun olursa (onu) kırmak zormuş." )


- KALIN A ile İNCE A ile UZUN A

( Adam, akıl, ak, sakın, taka.
İLE
Lâla, lâstik, hâl, hâlbuki, lâf, lâkırdı, lâle, lâl, kâse, lânet, lâzım, kâzım, dükkân, kâtip, Hakkâri, zekâ, helâl, hattâ, sıhhât.
[Lâla, Lâtif lâleli lâmbasını, lâcivert lâke lâvabodan, nâzik ve nâdide Şefkâte verdi.]
İLE
Nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, sâdık, sâbit, kâtil, nâzik, târih, mâvi, hatâ, nâmus, mütevâzı, nâmert, âfet, gâye.
[Kısa okunacak sözcükler: Bakiye, yarın, hayır demokrasi, laik, hakem, sait, rakip, fakir, tarikat] )

( ALIŞTIRMA: "Aptallar, abdalın ibadethanesinde, aptallıklarını, abdallardan ayrımlaştırırken, adlarının anlamsızlaştırılmasını anlamlandıramadı." )

( - Hâkim hakem, yarın, rakiplerimizle demokrasi ve laiklik dersine devam edecek.
- Nalan, nahoş namesiyle hakemlere, nane verdi.
- Cahit'in kâsesine, Nadir’in kâtibi, kağıt koyuyordu.
- Halit, Sait’e, "Hayır!" diyemedi. )


- KALIN BAĞIRSAK ile/ve/>/> GÖDEN[< GÖD/GÖT]/REKTUM

( ... İLE/VE/> Kalınbağırsağın son bölümü. )

( MAYASIL/BÂSÛR[Ar.]/HEMAROİD/HÉMORROÏDES[Fr.]: Kalın bağırsakta ve makadın etrafındaki siyah kan damarlarının şişmesinden ve bazen yangılanmasından dolayı, makadın içinde ve dışında oluşan memeler yüzünden, makattan, kan ya da cerahat gelmesi. )


- KALIN KAFALI/LIK ile/ve ANLAMAK İSTEMEMEK


- KALIN O ile İNCE O

( Ot, ova, ocak, ordu, orman, ortak, bando, solo, fono, foto, biblo. İLE Lokomotif, Lodos, Gol, Lokanta, Londra, Psikolog, Sosyolog, Alkol, Mentol, Meteoroloji. )

( Lobutları, loş locasında notalayan normal lort, losyoncusunun lokantasında, nohutları, lokumlarla karıştırdı. )

( - Londra yolundaki loş evlerde, nohut, noksan lokmadır.
- Alkolik lort, lokantanın locasında, lokumları, lokma lokma yuttu.
- Hollanda’da, psikolog olan lokomotifçi, orduda, bandocu oldu.
- Doğramacı oğlu, doğduğu zaman, doğru, yoğurtçuya koşmuş. )


- KALIN OYLUMLU/HACİMLİ değil GENİŞ OYLUMLU/HACİMLİ


- KALIN U ile İNCE (UZUN) U

( Uçak, ucuz, uçurum, uykucu, ufak, kutu.
İLE
Rûya, rûzgar, hûlya, gûya, lûtfen, lûgat, mahkûm, sükûnet, hükûmet. )


- KALIN/LIK / KABA/LIK değil/yerine/>< İNCE/LİK

( Kişinin, kırılma nedeni. >< Herşeyin kırıldığı nokta. )


- KALIN ile/ve GENİŞ


- KALIN ile/ve/<> KABA


- KALIN ile KALIN ile KALIN

( Nesnelerde, uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan. | Enli ve gür kaş. | Yoğun, akıcılığı az olan. | Etli, dolgun. | Pes ses. İLE Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para ya da armağan, ağırlık. İLE Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. )


- KALIN ile KALINCA

( ... İLE Kalına yakın. )


- KALİNİS ile KALİNOS

( Bir tür yağmur kuşu, su tavuğu. İLE Levreğe benzer bir balık. )


- KALINITE[İng.] ile/değil/yerine/= KALİNİT


- KALINKAFALI/LIK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HAYAL GÜCÜNÜN OLMAMASI


- KALINMAK ile KALINLATMAK ile KALINLAŞMAK ile KALINLAŞTIRMAK ile KALIN/LIK ile KALINCA ile KALIN SES ile KALIN YAĞ ile KALIN KAFA ile KALIN ÜNLÜ ile KALIN SESLİ/LİK ile KALIN KAFALI/LIK ile KALIN BAĞIRSAK


- KALINTI ile/ve/||/<> BULUNTU


- KALINTI ile/ve/<>/değil İZ


- KALIOPHYLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KALİOFİLİT


- KALIP[Ar.] ile SAÇULA[İt.]

( ... İLE Dökümcülerin kullandığı, ağaçtan yapılmış kalıp. )


- KALIP/LAR ile/ve/<> KABUL/LER

( Az bilenlerde/okumuşlarda. İLE/VE/<> "Çok" "bilenlerde"/"okumuşlarda". )


- KALIP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇERÇEVE


- KALIP ile/ve/<>/> KALP

( Görevi, aynıdır. İLE/VE/<>/> Görevleri, çeşitli ve farklıdır. )

( Kalbi değiştiren, eylemdir. )

( Kalıbımız, neye/kime benzerse, kalbimiz de ona benzer. )


- KALIP ile/değil/yerine/>< KAVRAM


- KALIP ile/ve KİSVE


- KALIPLAMAK ile KALIPLANMAK ile KALIPLATMAK ile KALIPLAŞMAK ile KALIPLAŞTIRMAK ile KALIP/LIK ile KALIPLI/LIK ile KALIPÇI/LIK ile KALIPSIZ/LIK ile KALIPLICA ile KALIPSIZCA ile KALIP KIYAFET ile KALIP SİGARASI ile KALIPLI KIYAFETLİ ile KALIPSIZ KIYAFETSİZ


- KALIPLAŞMA ile DÜZLEŞME


- KALIPSIZ, PROF. DR. ABDÜLKADİR (ÇAMLIHEMŞİN/RİZE, 1924) :

( İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İzmir Necati Bey İlkokulu (1936) ve Karataş Ortaokulunu (1939) bitirdi. İzmir Atatürk Lisesinden mezun oldu. İlkokul, ortaokul ve Liseyi "Pekiyi" derece ile tamamladı. 1942 yılında girdiği İ.Ü. Orman Fakültesini 1946'da "Pekiyi" derece ve "Birincilikle" bitirdi. Mezuniyetini takiben bir süre Orman Bölge Şefi ve Orman Amenajman Mühendisi olarak çalıştı daha sonra askerlik görevini yaptı. 1950'de İ.Ü. Orman Fakültesi "Orman Hasılatı ve İşletme Ekonomisi Kürsüsü"ne asistan oldu. 1954'te "Doğu Kayınında Artım ve Büyüme Araştırmaları" isimli tezi ile "Pekiyi" derece ile "Orman İlimleri Doktoru" ünvanını aldı. 1960'da "Türkiye'de Karaçam (Pinus Nigra Arnold) Meşçerelerinin Tabii Bünyesi ve Verim Kudreti Üzerine Araştırmalar" isimli teziyle Ünivesite Doçenti oldu, 1968'de profesör oldu. Prof. Dr. Fehim Fırat emekli olduktan sonra Orman Hasılatı ve Biyometri Kürsüsü Başkanlığı, daha sonra Yüksek Öğretim Yasası ile oluşturulan Orman Amenajmanı Anabilim Dalı Başkanlığı görevini üstlendi. Prof.Dr. A. Kalıpsız'ın; "Doğu Kayınında Artım ve Büyüme Araştırmaları, 1962", "Türkiye'de Karaçam (Pinus Nigra Arnold) Meşçerelerinin Tabii Bünyesi ve Verim Kudreti Üzerine Araştırmalar, 1963", "Ormancılar İçin Biyometri Başlangıç Dersleri (Prof.Dr. M. Prodan'dan tercüme) 1963", "Belgrad Ormanının Amenajmanında Uygulmanan Envanter Metodları (Planlama, Uygulama ve Değerlendirme - İstatistik Analiz, Prof. Dr. İ. Eraslanla birlikte, 1967", "Meşçere Hacım Artımının Tayininde Kullanılan Meyer Metodları ve Kritiği, 1968", Orman Ağaçlama Yatırımlarının Planlanması Esasları, 1970", ":Bilimsel Araştırma, 1976", İstatistik Yöntemler, 1981", Orman Hasılat Bilgisi, 1982", Dendrometri, 1984" isimli kitapları var ve ayrıca pek çok bilimsel makalesı yayımlandı. )


- KALIT/MİRAS [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- KALIT/MİRAS [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- KALIT/MİRAS[Ar.] ile/ve/||/<> TEREKE/METRÛKÂT[Ar.]

( Ölen kişiden kalanlar. İLE/VE/||/<> Ölen birinin bıraktığı şeyler. )


- KALIT/MİRAS ile/ve/||/<> KALITÇILAR/MİRASÇILAR/VERESE[Ar.]


- KALIT ile KALITÇI/LIK ile KALITSAL/LIK


- KALİTATİF ANALİZ ile/||/<> KANTİTATİF ANALİZ

( Kalitatif ne var, kantitatif ne kadar var sorusuna cevaptır )

( Formül: Nitel İLE nicel )


- KALITATİF ARAŞTIRMA/QUALITATIVE RESEARCH[İng.] değil/yerine/= NİTEL ARAŞTIRMA


- KALITATİF/QUALITATIVE[İng.] değil/yerine/= NİTEL


- KALİTE/Lİ[Fr./İng. < QUALITY] değil/yerine/= NİTELİK/Lİ


- KALİTE ile KALİTELİ/LİK ile KALİTESİZ/LİK ile KALİTE RİSKİ ile KALİTE KONTROLÜ ile KALİTE KONTROLCÜ/LÜK ile KALİTE ÇEMBERLERİ


- KALITIM/SOYAÇEKİM ile DOĞAL

( HEREDITY/HERITAGE vs. NATURAL )


- KALITIM ile ALLEL

( Canlıların özelliklerinin ebeveynlerden yavrulara aktarılması. İLE Bir genin farklı biçimlerine verilen ad. )


- KALITIM ile GENETİK

( Canlıların özelliklerinin ebeveynlerden yavrulara aktarılması. İLE Kalıtımın biyolojik temeli olan bilim dalı. )


- KALITIM ile KALITIMSAL ile KALITIM BİLİMİ


- KALITIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KATILIM

( [not] HERITAGE vs./and/but/||/<>/>/< PARTICIPATION
PARTICIPATION instead of HERITAGE )


- KALITSAL ile MİRAS ile MİRASLAR

( HERITABLE vs. HERITAGE vs. HERITAGES )

( قابل توارث ile بهارث رسيدني ile توارث ile مرده ريگ ile ماترک ile ميراث ile سهم موروثي ile ارث ile ارثيه ile بهارث گذاشتن ile موارث )

( GHABEL TAVARS ile بهارث رسيدني ile TAVARS ile MARDEH RYG ile MATARK ile MYRAS ile SONPAM MOOROOSY ile ERS ile ارثيه ile BACPEHERS GOZASHTAN ile موارث )


- KALITSALLIK ile KALITSAL ile KALITIM

( HEREDITAMENT vs. HEREDITARY vs. HEREDITY )

( مال موروثي ile ارثي ile مادرزادي ile توارث )

( MAL MOOROOSY ile ERSY ile MADARZADY ile TAVARS )


- KALIUM-ARGON-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON YÖNTEMİ


- KALIUM-ARGON-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON BOZUNMASI


- KALKAN, METİN (CİBALİ, 1951) :

( Bandırmaspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1970 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 24 lig,4 kupa maçı olmak üzere 28 resmi ve 11 özel maçla birlikte 39 kez lacivert - beyazlı formayı giydi. Antrenör lisansına sahiptir. )


- KALKAN ile KALKAN

( Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. | Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. | Koruyucu. İLE Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme ya da çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü balık. )


- KALKAN ile KALKAN BEZİ ile KALKAN BALIĞI ile KALKAN BÖCEKLERİ ile KALKAN BALIĞIGİLLER


- KALKAN ve/<> PARPA

( ... VE/<> Kalkan balığının yavrusu. )


- KALKAVAN, ATİLLA (RİZE, 1956) :

( Fenerbahçe'den transfer edildi (1977) ve üç sezon (1977 - 1980) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 49 lig, 8 kupa, 1 turnuva olmak üzere 58 resmi ve ayrıca 26 özel maçla birlikte toplam olarak 84 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 4 ve özel maçlarda 7 gol kaydetti. Fenerbahçe'ye transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Armatör olarak iş hayatına devam etmektedir. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (2008/2009) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- KALKAVAN, MEHMET SALİH (RİZE, 1954) :

( Zonguldakspor'dan transfer edildi (1977). Dokuz sezon (1977 - 1996) Sarıyer forması giydi. Bu süre içinde; 242 lig, 2 B takımlar ligi, 21 kupa, 10 turnuva maçı olmak üzere 275 resmi ve 75 özel maçla birlikte toplam olarak 350 maçta Sarıyer takımında yer aldı. Lig maçlarında 21, kupa maçlarında 2, turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 24, özel maçlarda 11 olmak üzere takımı adına 35 gol kaydetti. Sarıyer takımında uzun süre kaptan olarak görev yaptı ve futbol yaşamını 1986'da Sarıyer'de noktaladı. Mehmet Sarıyer takımında en çok oynayan on futbolcu arasında yer almaktadır. Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği Kurucusu ve Başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyesidir. Armatör olarak iş hayatına devam etmektedir. )


- KALKEKREIN[İng.] ile/değil/yerine/= KALKEKREİN