Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 5.583 başlık/FaRk ile birlikte,
5.583 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(7/24)


- KABA ile/ve/||/<>/> KUBAT

( ... İLE/VE/||/<>/> Kaba, biçimsiz. | Davranışları kaba olan. )


- KABACA ... değil/yerine ANA AKIŞI İÇİNDE ...


- KABACA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANA ÇİZGİLERİYLE/HATLARIYLA


- KABACA ile/değil/yerine/||/<>/< ÖZETLE


- KABADAYI" ile/||/<> "KARA DAYI"


- KABADAYI ile PALİKARYA[Yun.]

( ... İLE Kabadayı Rum delikanlısı. | [yererek] Yunan. )


- KABADAYI ile ZORBALIK

( BULLY vs. BULLYING )

( قلدر ile گردنکلفت ile تشر زدن ile قلدري کردن ile زيردست آزار ile زورگوئي )

( GHOLDER ile گردنکلفت ile TASHAR ZADAN ile GHOLDERY KARDAN ile زيردست آزار ile ZURGOIY )


- KABADAYILANMAK ile KABADAYILAŞMAK ile KABADAYI/LIK ile KABADAYICA


- KABAHAT, ...:
SENDE ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< SENİ SEVENDE


- KABAHAT ile KABAHATLİ/LİK ile KABAHATSİZ/LİK


- KABÂHAT ile/değil/yerine/= SUÇ

( Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet. | Hafif hapis, para cezası ya da meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç. İLE Törelere, ahlâk kurallarına aykırı davranış. | Yasalara aykırı davranış. )


- KABAITÉ[İng.] ile/değil/yerine/= KABAİTÉ


- KABAK GİBİ ile/ve/||/<> TABAK GİBİ


- KABAK ile ARMUT KABAĞI

( Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki. | Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü. | Kabak kemane. | Ham, tatsız kavun, karpuz. | Tüysüz, dazlak. | Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan taşıt lastiği. | Bilgisiz, görgüsüz, kaba. | Kısa boynuzlu hayvan. İLE Ürünü, armut biçiminde olan bir süs kabağı. )

( CUCURBITA cum ... )


- KABAK ile ASMA KABAĞI

( Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki. İLE Kabakgillerden, sürüngen ya da sarılgan, mevsimlik bir tür kabak. | Bu kabağın ince uzun, sebze olarak kullanılan ürünü. )

( CUCURBITA cum LAGENERIA VULGARIS )


- KABAK ile BALKABAĞI/HELVACIKABAĞI/KESTANEKABAĞI

( Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki. | Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü. | Kabak kemane.Ham, tatsız kavun, karpuz. | Tüysüz, dazlak. | Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan taşıt lastiği. | Bilgisiz, görgüsüz, kaba. | Kısa boynuzlu hayvan. İLE Kabakgillerden, tatlısı yapılan, dışı boz, içi sarı renkli, iri bir kabak türü. )

( SQUASH vs. PUMPKIN, WINTER SQUASH )

( CUCURBITA cum CUCURBITA MAXIMA/PEPO )


- KABAK ile İTHIYARI/ACIHIYAR/ACIELMA/EBUCEHİLKARPUZU

( ... İLE Kabakgillerden, elma büyüklüğündeki meyvesi çok acı ve iç sürdürücü bir bitki. )

( ... cum CITRULLUS COLOCYNTHIS )


- KABAK ile JACKFRUIT

( ... İLE Tayland'da yetişen, iri kabağa benzeyen bir meyve.[Dünya üzerinde ağaçta yetişen en büyük meyvedir.] )


- KABAK ile SAKIZKABAĞI

( CUCURBITA cum CUCURBITA PEPO )


- KABAK ile SU KABAĞI

( Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki. | Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü. | [müzik] Kabak kemane. | Ham, tatsız (kavun, karpuz). | Tüysüz, dazlak. | Dişleri aşınarak, yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği). | Bilgisiz, görgüsüz, kaba. | Kısa boynuzlu hayvan. İLE Kabakgillerden, alt bölümü şişkin, birçok yerde kurutulup su kabı olarak kullanılan, bir tür asma kabağı, kantar kabağı. )

( CUCURBITA cum LAGENARIA VULGARIS )


- KABAK ile VEZİRKÜLÂHI

( Kabak kızartılmamalıdır. [Tüm özellikleri nitelikleri kaybolur.] )


- KABAKÇI ÇEŞMESİ :

( Rumelifeneri'nde eski mezarlığın üst tarafından ve patika yoldan gidiliyor bu çeşmeye. Çeşmenin haznesi betondan yapılmış, kitabesi korunmuş, ancak çok uzun yıllar suyun musluksuz ve oluk gibi, kitabe üzerinden akması sonucunda kitabenin yazıları okunur olmaktan çıkmıştır (H.1231, M.1815). Çeşmenin kim tarafından, hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. )


- KABAKÇI MUSTAFA OLAYI :

( Bu olay Osmanlı tarihine çok önemli izler bırakan bir olaydır. Yenilikçi Sultan III. Selim'e (1789 - 1807) karşı yapılmıştır. Rumelikavağı'nda ki hisarda (köy içindeki kale) yeniçeri çavuşu olarak görev yapan Kabakçı Mustafa, cahil, kaba fakat çok cesur ve yanındakileri etkileyebilen bir yeniçeriydi. Sultan III. Selim'in yeniçerileri esas görevlerinden uzaklaştırma, hatta tamamen kaldırma isteğine karşı çıkan Kabakçı Mustafa diğer yeniçerileri de etkileyerek ayaklanmışlar ve 25.05.1807'de harekete geçerek Büyükdere (Çayırbaşı) çayırında toplanmış ve diğer yerlerden gelenlerle buluşarak sarayın üzerine yürüdüler. Yeniçerilerin kaldırılmamasını, Nizami Cedit ordusunun kurulmamasını istiyorlar, isyancılar her yeniliğe karşı çıkıyorlardı. İsyancılar Etmeydanı'ndaki (Aksaray) yeniçeri kışlasında toplandılar (1805 - 1807). Yapacaklarını meşrulaştırmak için devletin ileri gelenleri ile şeyhülislam Ataullah Efendi'yi topladıkları divanda korkutarak yapacakları iş için fetva (Uygun - olur - yerinde) aldılar. Sultan III. Selim fazla dayanamadı ve tahtından indirildi. Yerine IV. Mustafa Sultan olarak tahta çıkarıldı (1807 - 1808). İstanbul'u kasıp kavuran isyancılar Nizami Cedit ordusunu dağıttılar, acımasızca kan akıttılar. Kabakçı Mustafa Turnacıbaşı rütbesi alarak Boğaz kaleleri Nazırı (Bakanı) oldu. İsyan ve III. Selim'in tahtan indirilmesi haberini alan Alemdar Mustafa Paşa ordusu ile Rusçuk'ta bulunuyordu. Hemen geri döndü. İstanbul'a gelip saraya girdiğinde III. Selim'in öldürüldüğünü (28.07.1808) öğrendi. Ayaklanmayı başlatan Kabakçı Mustafa'yı cezalandırmak üzere Pınarhisar Ayanı Ali Ağa'yı görevlendirdi. Rumelifeneri'ndeki konağında istirahat eden Kabakçı Mustafa'ya 300 adamı ile baskın yapan Ali Ağa, Kabakçı Mustafa'yı öldürdü. Alemdar Mustafa Paşa IV. Mustafa'yı tahtan indirdi ve yerine II. Mahmut'un Sultan olmasını sağladı (1808 - 1839). )


- KABAKLAMAK ile KABAKLAŞMAK ile KABAKLIK

( Ağaçların gençleşmesi için dallarını budamak. İLE Saçları dökülmek, dazlaklaşmak. | Taşıt lastiklerinin, dişleri aşınıp yüzeyi düz bir duruma gelmesi. İLE Karpuz ya da kavunun ham olma durumu. | Başın tüysüz ya da dazlak olma durumu. | Bilgisizlik, görgüsüzlük. )


- KABAKULAK ile KABAKULAK OTU


- KABALA'DA:
SEFAR ile/ve SİPUR ile/ve SEFER

( Kabala'da üç temel kavram vardır: Sefar, Sipur, Sefer. Sefar: Sayı, nicelik demektir. Sefar ya da nicelik varolanların birbiriyle ilişkisinde birinci durumda rol oynar, bu da sayıyla belirtilir. Daha sonra devinimi ve öteki nitelikleri gelir ki bunlar da sayıyla belirtilir.
Sipur: Söz ya da Logos anlamına gelir. Her harf bir kuvveti işaret eder ve var olanlar, harflerden oluşan sözcüklerdir.
Sefer: Yazı demektir. Tanrının yazısından da evrende varolanları anlamak gerekir. Tanrının düşüncesi bu varolanların anlamıdır. )

( Kabala İşlemleri: Themuria, Gematria, Notaria. Themuria: Kutsal sayılan sözcüklerdeki harflerin yerini değiştirerek yeni sözcükler elde etme yöntemidir. Gematria: Sözcükleri oluşturan harflerin sayısal değerlerinin toplamının hesaplanmasıdır. Notaria: Sözcüklerin kökeni olan harflerden sayı değerleri yoluyla yeni sözcükler türetmektir. )

( Kabala'da varlığın en genel ve bütünsel biçimlerine ise Sefirot(Sephirot) adı verilir. )

( Zohar Nur anlamına gelir ve Zohar öğretisi mistik tefekkür ve deneyim yoluyla nura kavuşma, varlık birliğinin insanda gerçekleştirilmesidir. Kabala, bu öğretinin kabul edilmesi, içselleştirilmesi anlamına gelir. )

( Kabala'da harfler sayılarla eşleştirilmiş ve birtakım tanrısal isimlerin harflerinin yerleri değiştirilerek belirli matematiksel kurallara göre anlam türetmelerine gidilmiştir. )


- KABALA[İng.] ile KABALA[Ar.]

( Doğaüstüyle ilişki kurma. | Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı. | Bu öğretinin yandaşlarının tamamı. İLE Götürü, toptan. )


- KABALA = CABALA[İng.] = CABALE[Fr.] = KABBALA[Alm.] = KABBALAH:ALINMIŞ ŞEYLER, GELENEK, KABUL ETMEK[İbr.]


- KABALA ile KABALAK ile KABALACI/LIK


- KABALA ile/ve STEGANOGRAFİ

( Yahudi bilgeliği, mistisizmi. İLE/VE Gizli yazı. )


- KABALAK ile KABALAK

( Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü. İLE Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki. )


- KABALIĞIM ile/ve/değil KALABALIKLIĞIM


- KABALIK ve/||/<>/< GÜÇLÜ TAKLİDİ

( Kabalık, zayıf kişinin, güçlü taklididir. )


- KABAN, ATALAY (SARIYER, 1948) :

( İ.Ü. Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Sarıyer'deki Atalay Eczanesi'nin sahibidir. Karadeniz Eğitim, Kültür ve Çevre Koruma Vakfı Kurucu üyesidir. Maden Spor Kulübü'nde 2, Sarıyer Spor Kulübü'nde ise 10 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir Siyasete CHP Gençlik Kollarında başladı, başkanlık dahil çeşitli görevlerde bulundu ve 2004 yerel seçimlerinde CHP den İstanbul İl Genel Meclisi üyesi seçildi. Pek çok; mesleki, sosyal ve sportif amaçlı dernek üyesidir. )


- KABAN[Erm.] ile KABAN[Fr. < CABAN]

( Dik yokuş. | Tepe. İLE Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi. )


- KABAN ile ÇİNKO İLE KAPLAMAK ile KAPLAMALI ile KAPLAMA

( COAT vs. COAT WITH ZINC vs. COATED vs. COATING )

( کت ile پوشش دار کردن ile روکش کردن ile روي اندود کردن ile روکشدار ile روکش ile کپسول )

( KAT ile PUSHESH DAR KARDAN ile ROKESH KARDAN ile ROY ANDUD KARDAN ile ROKESHODAR ile ROKESH ile KAPSOL )


- KABARA ile KABARALI


- KABARCIK ile İSİLİK/ISIRGIN

( PUSTULE vs. PRICKLY HEAT )


- KABARCIK ile KABARCIKLI ile KABARCIKLI DÜZEÇ


- KABARCIK ile KABARMIŞ ile KABARCIKLI

( BLISTER vs. BLISTERED vs. BLISTERY )

( آبدانک دار کردن ile طاول ile طاول زدن ile دانه زدن ile آبله ile تاول زده کردن ile آبله گرفتن ile آبله کردن ile آبدانک ile تاول زده ile طاولي )

( ABDANK DAR KARDAN ile طاول ile TAVEL ZADAN ile DANEH ZADAN ile ABLEH ile TAVEL ZADEH KARDAN ile ABLEH GARAFTAN ile ABLEH KARDAN ile ABDANK ile TAVEL ZADEH ile طاولي )


- KABARCIK ile KÖPÜREN

( BUBBLE vs. BUBBLING )

( غلغل سدن ile حباب ile غلغل )

( غلغل سدن ile HEBAB ile غلغل )


- KABARE ile KABARECİ/LİK ile KABARE TİYATROSU


- KABARIK/LIK ile KABARIK DENİZ


- KABARMA ile/ve/<> KÖPÜRME


- KABARTI ile KABARTMA

( Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer. İLE Kabartma işi. | Bir biçimin ya da bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. | Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan yapıt, rölyef. | Kabartılarak yapılan. )


- KABARTMA TOZU ile SODYUM BİKARBONAT

( BAKING POWDER vs. BAKING SODA )


- KABARTMA ile KABARTMA

( EMBOSS vs. EMBOSSMENT )

( برجسته کردن ile پرجلوه ساختن ile برجستگي )

( BARJASTEH KARDAN ile PORJALVEH SAKHTAN ile BARJASTGY )


- KABARTMA ile KABARTMALI ile KABARTMA TOZU


- KABARTMAK ile KABARTABİLMEK ile KABARTIVERMEK ile KABARTI ile KABARTICI ile KABARTILI


- KABBALAH:
KABIN İLMİ ile/ve/<> KABUL İLMİ


- KÂBE ile/ve/= ANITKABİR


- KÂBE ve/<> KALP


- KÂBE ve/||/<> KIBLE

( ... VE/||/<> Etrafında tavaf eden/ler varsa. )


- KÂBETULLAH -ile

( GÖNÜL )


- KABÎH[Ar.] ile VAHŞ[Ar.]


- KÂBİL-İ DEVİR değil/yerine/= GEÇİRİLEBİLİR


- KABÎL[< KABL]:
SOY, NEVİ, SINIF | TÜRLÜ, GİBİ | AZ ÖNCE -<


- Kâbil[aslı KÂBÜL] ile Kabîl["ka" uzun okunur] ile KABÎL[Ar. < KABL] ile KABİL[Ar. < KABUL]["ka" uzun okunur]

( Afganistan'ın başkenti. İLE Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Hâbîl'i öldürmüştür. İLE Sınıf, tür/nev. | Türlü, gibi. | Az/biraz önce. İLE Kabul eden/edici. | Olan/olabilir. )


- KÂBİL ile/ve/<> FAİL


- KABİL ile KABİLE


- KÂBİL ve KABUL


- KABİLE MENSUBİYETİ ile/ve YER MENSUBİYETİ


- KABÎLE[Ar. çoğ. KABÂİL] ile KABİLE["ka" uzun okunur]

( Boy. İLE Hanım ebe. )


- KABİLE ile/ve/değil/||/<>/> KÖY


- KABİLİ AKİS[Osm.] / REVERSIBLE[İng.] / RÉVERSIBLE[Fr.] / REVERSIBEL, UMKEHRBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR


- KABİLİ İHTİRAK[Osm.] / COMBUSTIBLE, FLAMMABLE[İng.] / COMBUSTIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANICI


- KABİLİ İNHİLAL[Osm.] / LÖSLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNEBİLİR


- KABİLİ RÜCÛ değil/yerine/= DÖNÜLEBİLİR


- KÂBİLİY(Y)ET değil/yerine/= YETENEK


- KÂBİLİYET-İ TAKSİM değil/yerine/= BÖLÜNEBİLME


- KABİLİYET[Ar.] değil/yerine/= YETENEK/BECERİ


- KABİLİYET ile KABİLİYETLİ/LİK ile KABİLİYETSİZ/LİK


- KABİN[Fr. < CABINE] değil/yerine/= BÖLÜM

( Küçük, özel bölme. | Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde, küçük bölme. | Uçakta, yolcuların oturduğu bölüm. | Plajda, soyunma yeri. )


- KABİN[Fr. < CABINE] ile KABİNE[Fr. < CABINET]["KABİ:NE" değil KABİNE]

( Küçük, özel bölme. | Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde, küçük bölme. | Uçakta, yolcuların oturduğu bölüm. | Plajda, soyunma yeri. İLE Bakanlar Kurulu, hükûmet. | Hekim muayenehanesi. | Bölüm/kabin. | Tuvalet/helâ. )


- KABİN ile KABİNE ile KABİN AMİRİ


- KABİNE ile KABİLE

( Yönetke. İLE Boy. )


- KABİNE ile KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ ile MARANGOZ ile MARANGOZLUK

( CABINET vs. CABINET RESHUFFLE vs. CABINETMAKER vs. CABINETWORK )

( گنجه ile کابينه ile هيئت وزيران ile جاي اغذيه ile ترميم کابينه ile مبل ساز ile مبل سازي )

( GONJEH ile KABYNAH ile YEHYET VEZYRAN ile JAY EGHZYYEH ile TARAMYM KABYNAH ile MOBL SAZ ile MOBL SAZY )


- KÂBİR[Ar.] ile KABİR/KABR[Ar. çoğ. KUBÛR] ile KABL[Ar.]

( Büyük, ulu. İLE Gömüt, sin, mezar/lık, kabristan[Fars.]. İLE Ön, önce, öndeki, evvel/evvelki. )


- KABİR ile KABİR AZABI ile KABİR SUALİ


- KABIZ[Ar. < KABZ]["ka" uzun okunur] ile KABIZA["ka" uzun okunur] ile KABZ[Ar.] ile KABZA[Ar.]

( Alan, tutan, kabzeden. | Peklik/kabızlık veren. | [anatomide] Sıkan, çeken. [KABZ >< BAST] İLE [anatomide] Büken.[: Oynak kemikler arasındaki açıları daraltan kasların genel adı.] İLE El ile tutma. | Avuç içine alma, kavrama. | Azrâil tarafından ruh teslim alınma, ölme. | Peklik, amelsizlik, kabız. İLE Tutacak/tutamak yeri, sap. )


- KABIZLIK/İNKIBAZ/KONSTİPASYON ile/||/<> SÜRGÜN/DİYARE/İSHAL

( Bağırsak devimlerinin yavaşlaması ve kabızlık. İLE/||/<> Sık ve sulu dışkılama. )


- KABIZLIK ve/ne yazık ki/||/<>/> ANAL ÇATLAK/YIRTIK

( CONSTIPATION and/unfortunately/||/<>/> ANAL FISSURE )


- KABIZLIK ile KABIZLIK ile ANAYASA ile ANAYASALAR

( CONSTIPATED vs. CONSTIPATION vs. CONSTITUTION vs. CONSTITUTIONS )

( يبس ile مقوبض ile يبوست ile مشروطه ile اساسنامه ile مرامنامه ile مشروطيت ile قانون اساسي ile نظام نامه )

( يبس ile مقوبض ile YBOST ile MOSHRUTEH ile ASASENAMEH ile MARAMENAMEH ile MOSHRUTYT ile GHANON ASASY ile NEZAM NAMEH )


- KABIZLIKTA:
PRE-BİYOTİK ile/ve/<> PRO-BİYOTİK

( SEMBİYOTİK: İkisinin de biraradalığı. )


- KABLELMİLAT değil/yerine/= MİLÂTTAN ÖNCE


- KABLO ile KABLOCU/LUK ile KABLOLU ile KABLOSUZ ile KABLO GEMİSİ ile KABLOLU YAYIN


- KABOTAJ[Fr. < CABOTAGE] değil/yerine/= GEMİ İŞLETME

( Bir ülkenin iskele ya da limanları arasında gemi işletme işi. )


- KABOTAJ ile KABOTAJ HAKKI ile KABOTAJ GEMİSİ ile KABOTAJ BAYRAMI


- KABUĞUN, FLOEM TABAKASI = TABAKA-İ KIŞR = LIBER


- KABUĞUNA ÇEKİLMEK ile/değil/yerine/>< KABUĞUNU KIRMAK


- KABUK ile/ve/<> BADIÇ

( .. İLE/VE/<> Bakla, fasulye, bezelye gibi taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk. )


- KABUK ile BAĞA

( ... İLE Deniz kaplumbağasının kabuğu. | Kaplumbağa kabuğu. | Ur. )


- KABUK ile KABUKLANMA ile KABUK

( INCRUST vs. INCRUSTATION vs. INCRUSTMENT )

( قشر تشکيل دادن ile اندود ile نماي مرمر )

( GHSHAR TASHKYLE DADAN ile ANDUD ile NAMAY MARMAR )


- KABUK ile/ve/||/<>/> KABUKLU

( Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır/kışr. | Ekmeğin, pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. | Bir sıvı ya da gazı dıştan saran, sert katman. | Deri üzerinde bir yaranın ya da sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. | Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu örtü, kavkı. İLE/VE/||/<>/> Kabuğu olan. )


- KABUK ile KABUKSAL

( CRUST vs. CRUSTAL )

( قشر ile پوسته ile پوست ile کبره بستن ile پوستي )

( GHSHAR ile POOSTEH ile POOST ile KABREH BASTAN ile POOSTY )


- KABUK = KIŞR = ÉCORCE


- KABUK ile KUKUÇ

( ... İLE Şeftali, kayısı gibi meyvelerin çekirdeklerinin sert kabuğu. )


- KABUK ile/ve ÖZ

( KIŞR ile/ve CEVHER )

( COVER vs./and ESSENCE )


- KABUK ile ŞEYTANMİNARESİ

( ... İLE Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı. )


- KABUK ile TOPUR

( ... İLE Kestanenin dikenli olan dış kabuğu. | Fındığın dışındaki yeşil kabuk. )


- KABUK ile/<> YALAMUK

( ... İLE/<> Çam ağacının reçineli kabuğu, soymuk. | Çam ağacının reçineli kabuğundan çıkan özsuyu. )


- KABUKİ ile/ve BUNRAKU

( Geleneksel Japon tiyatrosu. İLE/VE Kukla tiyatrosu. )


- KABUKİ ile/ve BUNRAKU

( Geleneksel Japon tiyatrosu. İLE/VE Kukla tiyatrosu. )


- KABUKLANMAK ile KABUKLAŞMAK ile KABUK ile KABUKLU ile KABUKSUZ ile KABUKLULAR ile KABUKLU BİT ile KABUK BİLİMİ ile KABUK KAHVESİ ile KABUK YÖNETİM ile KABUK BÖCEKLERİ ile KABUK DEĞİŞTİRME


- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.]) ile MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] ile SHELL ile KTENIA ile LANGUST(İN)[Lat. PALINURUS VULGARIS] ile KARAVİDES(/KEREVİT) ile KRILL ile PAVURYA ile KARİDES[Yun.](SHRIMP) ile KREOPEK

( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )

( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )

( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre biçiminde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )

( İstiridye )


- KABUL EDEMEMEK ile/ve/değil DİRENMEK

( BEKİNME: İnat etmek, direnmek. | Kapanma, tıkanma. )


- KABUL EDERSE/NİZ ile/ve/değil/yerine UYGUNSA/NIZ, UYGUN GÖRÜRSENİZ


- KABUL EDİLEBİLİRLİK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile GİRİŞ ÜCRETİ

( ADMISSIBILITY vs. ADMISSIBLE vs. ADMISSION vs. ADMISSION FEE )

( روا بودن ile روائي ile قابلت قبول ile پذيرفتگي ile اختيارداري ile روا ile پذيرفتني ile قابل تصديق ile مجاز ile اعتراف ile بارداد ile دخول ile پذيرش ile اجازه ورود ile اجازه دخول ile وروديه ile حقالورود )

( RAVA BODAN ile روائي ile GHABLAT GHABOL ile PAZYRAFTAGY ile AKHTYORDARY ile RAVA ile PAZYRAFTANY ile GHABEL TASADYGH ile MOJAZ ile ETERAF ile بارداد ile دخول ile PAZYRASH ile EJAZEH VORUD ile EJAZEH DOKHOL ile VORUDYYEH ile حقالورود )


- KABUL EDİLEMEZLİK ile/ve/<>/değil/yerine SİNDİRİLEMEZLİK


- KABUL EDİLMEK ve/> KAYBOLMAK


- KABUL EDİLMESİ GEREKEN:
[ya] RASTGELELİK ya da/>< BİLİN(E)MEYEN/GİZLİ DEĞİŞKENLER

( Θ - φ )


- KABUL ETME(ME)K ile KATILMA(MA)K

( TO [NOT] ACCEPT vs. TO [NOT] AGREE WITH )


- KABUL ETME(ME)K ile ÖN PLANDA TUTMA(MA)K

( TO (NOT) ACCEPT vs. TO (NOT) TO (NOT) STAND/KEEP AT FRONT )


- KABUL ETMEK ile "BOYUN EĞMEK"


- KABUL ETMEK ile/ve/değil/yerine "GÖZE ALMAK"


- KABUL ETMEK ile GÜZEL GÖRMEK(TAHSÎN[< HÜSN])

( TO ACCEPT vs. TO SEE NICE )


- KABUL ETMEK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile KABUL TESTİ ile KABUL EDEN ile KABUL ile KABUL EDİLDİ ile KABUL EDEN ile KABUL ETMEK ile AKSEPTÖR

( ACCEPT vs. ACCEPTABLE vs. ACCEPTANCE vs. ACCEPTANCE TEST vs. ACCEPTANT vs. ACCEPTATION vs. ACCEPTED vs. ACCEPTER vs. ACCEPTING vs. ACCEPTOR )

( اجابت کردن ile موافقت شدن ile قبول کردن ile تقبل کردن ile حاضر شدن ile پذيرفتن ile قابل پذيرش ile پذيرفتني ile موجه ile بلامانع ile قبولي ile پذيرش ile قبول ile اجابت ile تقبل ile آزمون پذيرش ile قبول کننده ile معني مصطلح ile مقبول ile مستجاب ile پذيرفته ile پذيرا ile پذيرنده )

( EJABAT KARDAN ile MOVAFEGHT SHODAN ile GHABOL KARDAN ile TAGHABL KARDAN ile HAZAR SHODAN ile PAZYRAFTAN ile GHABEL PAZYRASH ile PAZYRAFTANY ile MOJEH ile BELAMANE ile GHABOLY ile PAZYRASH ile GHABOL ile EJABAT ile TAGHABL ile AZMON PAZYRASH ile GHABOL KONANDEH ile MANY MOSTALEH ile مقبول ile MOSTEJAB ile PAZYRAFTEH ile PAZYRA ile PAZYRANDEH )


- KABUL ETMEK ile KATILIYORUM ile HOŞ ile KATILIYORUM ile ANLAŞMA ile ANLAŞMA MEKTUBU

( AGREE vs. AGREE WITH vs. AGREEABLE vs. AGREEING vs. AGREEMENT vs. AGREEMENT LETTER )

( همري بودن ile مماشت کردن ile متفق بودن ile سازش کردن ile توافق داشتن ile هم عقيده شدن ile توافق کردن ile موافقت کردن ile موافق بودن ile پسندآمدن ile وفق پيدا کردن ile دلجو ile سازگار ile متوافق ile همزبان ile توافق ile تطابق ile همدلي ile همخواني ile معاهده ile سازگاري ile قرار ile سازش ile مطابقت ile پيمان ile مقاوله ile قرارداد ile موافقت ile ميثاق ile مماشت ile توافقنامه ile موافقت نامه )

( CPEHMARY BODAN ile MOMASHT KARDAN ile MOTAFGH BODAN ile SAZESH KARDAN ile TAVAFEGH DASHTAN ile NPAM AGHYDAH SHODAN ile TAVAFEGH KARDAN ile MOVAFEGHT KARDAN ile MOVAFEGH BODAN ile PASANDAMADAN ile VAFGH PEYDA KARDAN ile DELJO ile SAZGAR ile متوافق ile NPAMZABAN ile TAVAFEGH ile TATABAGH ile CPEHMADELY ile NPAMKHANY ile MOANPANDEH ile SAZGARY ile GHARAR ile SAZESH ile MOTABAGHT ile PEYMAN ile MOGHAVALEH ile GHARARDAD ile MOVAFEGHT ile MYSAQ ile MOMASHT ile TAVAFEGHENAMEH ile MOVAFEGHT NAMEH )


- KABUL ETMEK ile/ve KATLANMAK

( ACCEPTANCE vs./and TO BEAR THE CONSEQUENCES )


- KABUL ETMEK ile/ve/değil/yerine TANIMAK


- KABUL ETMEMEK ile/ve/değil DAHA ÇOK YAKLAŞMASINI SAĞLAMAK


- KABUL ETMEMEK ile/değil/yerine/< FARKINDA OLMAK


- KABUL GÖRME ile/ve/değil/||/<> ÖNDE YER ALMA


- KABUL İLİŞKİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YADSIMA İLİŞKİSİ


- KABUL:
EDERSEN ile "ETMEZSEN"

( Ahbab. İLE Garib. )


- KABUL/LER ile/ve/değil/<> GELENEK/LER


- KABUL ile/ve/<> DESTEK


- KABUL ile/ve EZBER

( Dönüştürücü. [Kalb/tekallüb] İLE/VE Kalbe yazmak. )

( ... ile/ve BERM[: Ezberleme, hatırda tutma.] )

( ACCEPTANCE vs./and MEMORIZING )


- KABUL ile/ve/değil/<> İÇSELLEŞTİRME


- KABUL ile/ve İNANCA

( ACCEPTANCE vs./and ASSURANCE )


- KABUL ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR

( ... İLE/VE/||/<>/>/< Saygı gösterme. | Önem verme. | Onur/şeref, haysiyet. | Bir şeyin, gerçek değil kararlaştırılan değeri. | İbret alma. | [ticaret] Söz ya da imzanın değeri. [İng./Fr. CREDIT] | Değer. )


- KABUL ile/ve/<> KALIB KABUL ile/ve/<> KALIP


- KABUL ile/ve/||/<>/< MAKBUL


- KABUL ile/ve MERHAMET

( ACCEPTANCE vs./and MERCY )


- KABUL ile/ve/değil OYUN

( [not] ACCEPTANCE vs./and/but GAME )


- KABUL ile/ve/||/<>/< RIZÂ


- KABUL ile/ve/<> SIRADÜZEN/HİYERARŞİ


- KABUL ile SÖYLEM

( ACCEPTANCE vs. DISCOURSE, DISSERTATION )


- KABUL ile SÖYLEM


- KABUL ve/< TAHSÎN

( ACCEPTANCE and/< TO SEE NICE )


- KABUL ve TAHSİN


- KABUL ile TAYİN


- KABUL ile/değil/yerine TEMELLENDİRME


- KABUL ve/<> UYGUN DAVRANIŞ

( ACCEPTANCE and/<> APPROPRIATE BEHAVIOUR )


- KABUL ile/ve YADSIMA

( ACCEPTANCE vs. TO DENY/REJECT )


- KABULLEN(E)MEMEK ile DAYAN(A)MAMAK

( NOT (ABLE) TO ACCEPT vs. NOT TO WITHSTAND )


- KABULLEN(EBİL)MEK ile DAYANMAK/DAYANABİLMEK

( Her ne gelirse, sarsılmadan dayanmanın soyluluğu ve erdemi vardır fakat anlamsız işkence ve aşağılanmayı reddetmenin onurluluğu[vakarı] da vardır. )

( (ABLE) TO ACCEPT vs. (NOT ABLE) TO WITHSTAND
There is noble virtue in unshakable endurance of whatever comes, but there is also dignity in the refusal of meaningless torture and humiliation. )


- KABULLEN(ME)MEK ile "KATLAN(MA)MAK"

( TO (NOT) ACCEPT vs. TO (NOT) BEAR/STAND )


- KABULLENMEK değil/yerine DÜŞÜNMEK


- KABULLENMEK ile KABULLENDİRMEK ile KABULLENEBİLMEK ile KABUL ile KABUL GÜNÜ ile KABUL YERİ ile KABUL ODASI ile KABUL RESMİ ile KABUL SALONU ile KABUL TÖRENİ ile KABUL KREDİSİ


- KABULLENMEK ile/ve/<> KOŞULLANMAK


- KABULLENMEK ile TEŞEKKÜR ile TEŞEKKÜR

( ACKNOWLEDGE vs. ACKNOWLEDGEMENT vs. ACKNOWLEDGMENT )

( اقرار کردن ile اذعان ile اعتراف ile شهادت نامه ile اقرار )

( EGHARAR KARDAN ile EZAN ile ETERAF ile SHEHADAT NAMEH ile EGHARAR )


- KABULLER ile/ve/||/<> SINIRLAMALAR


- KABURGA ile GEĞREK

( ... İLE Yumuşak kaburga kemikleri. | Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri. )


- KABURGA ile KABURGALI ile KABURGASIZ


- KABURGALAR ile/ve UCLARI SERBEST OLAN 11. 12. KABURGALAR

( ADLÂ'[< DIL]: Kaburgalar. | Geometrik şekillerin kenarları. İLE/VE ... )

( RIBS/BREAST BONES vs./and FLOATIN RIBS )


- KABURGALI" ile/değil OMURGALI


- KÂBUS[Ar.] değil/yerine/= KARADÜŞ/KARABASAN

( Sıkıntılı ve korkulu düş. | Birinin, içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı durum. | Acı, sıkıntı, korku veren olay. )


- KABUS ile KABUSLU ile KABUSSUZ


- Kabut et! ve DİNLE!!! -ve


- Kabut et! ve SUS!!!


- KABZ[Osm.] / CAPTURE[İng.] / CAPTURE[Fr.] / EINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKALAMA


- KABZ/KONSTİPASYON değil/yerine/= PEKLİK


- KABZ değil/yerine/>< FERÂGAT


- KABZ ile/||/<> HABN ile/||/<> HAZF ile/||/<> TAY ile/||/<> KEŞF


- KABZ ile HABS

( El ilet tutma. | Avuç içine alma, kavrama. | Azrail tarafından ruh teslim alınma, ölme. | Peklik, kabız. İLE Hapis, alıkoyma, bir yere kapama, salıvermeme. | Tutma, zaptetme. )


- KABZ ile KABZ

( AVUÇ İÇİNE ALMA, EL İLE TUTMA, KAVRAMA | GÖNLE GELEN SIKINTI | HAK VÂRİDÂTINDAN KESİLEN ile AZRAİL TARAFINDAN RUH TESLİM ALINMA, ÖLME )


- KABZA ile/ve/||/<> BARÇAK

( ... İLE/VE/||/<> Kılıç kabzasının siperi. )


- KABZA değil/yerine/= TUTAK/SAP


- KABZIMAL[Ar.] ile MADRABAZ[Fars.]

( Meyve sebze üreticileri ile satıcılar arasında, aracılık eden kişi. İLE Sebze, meyve gibi yiyecekleri, yerinden getirterek, toptan satan kişi. | Hile yapan, hileci. )


- KABZİYET ile GAZAP

( Allah'ın verdiği sıkıntı. İLE Kuldan kaynaklanan sıkıntı. )


- KAÇ TANESİYLE değil KAÇIYLA


- KAÇ YAŞINDASIN? yerine BÖYLE BİR SORU SORMA! (DAHA İYİ)

( Kişilerin yaşı, sorulmaması gereken sorulardan biridir.(Bay/Bayan farketmez). Kişi kendi paylaşmak istediğinde öğrenilecek bir konudur. Kişiler, sorulduğu için yanıtlamak zorunluluğunda bırakılmamalıdır. )


- KAÇAK-GÖÇEK (YAŞAMAK)


- KAÇAK/LIK ile KAÇAKÇI/LIK


- KAÇAK ile GİZLİ ile YERALTI

( ILLEGAL vs. SECRET/HIDDEN )


- KACAK ile KAÇAK

( Mutfak araçları, kap kacak. İLE Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. )


- KAÇAK ile KAÇIK ile KAÇINTI ile KAÇKIN

( Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. İLE İlmeği kaçmış (çorap vb.). | Bir yana kaçmış, kaymış. | Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız. | Çorabın ilmeği kaçmış yeri. İLE Erken doğan kuzu. | Sızıntı, kaçak. İLE Bir yerden ya da bir işten kaçmış kişi. | Toplumdan uzak duran, toplum içine çıkmak istemeyen kişi. )


- KAÇAK ile KAÇKIN


- KAÇAK ile SÖZLEŞME ile SÖZLEŞMELİ İŞ ile SÖZLEŞMELİ ile KASILABİLİR ile KONTRAKTİLİTE ile MÜTEAHHİTLİK ile SÖZLEŞME TARAFI ile KASILMA ile MÜTEAHHİT ile SÖZLEŞMEYE BAĞLI ile YALANLAMAK ile KENDİSİYLE ÇELİŞMEK ile ÇELİŞKİ ile ÇELİŞKİLİ ile MEKANİZMA ile ZITLIK ile AYKIRI ile AKSİNE ile AKSİNE ile ZITLIK

( CONTRABAND vs. CONTRACT vs. CONTRACT WORK vs. CONTRACTED vs. CONTRACTILE vs. CONTRACTILITY vs. CONTRACTING vs. CONTRACTING PARTY vs. CONTRACTION vs. CONTRACTOR vs. CONTRACTUAL vs. CONTRADICT vs. CONTRADICT ONESELF vs. CONTRADICTION vs. CONTRADICTORY vs. CONTRAPTION vs. CONTRARIETY vs. CONTRARIOUS vs. CONTRARY vs. CONTRARY TO vs. CONTRAST )

( اجناس قاچاق ile موافقتنامه ile مبتلا شدن ile به مقاطعه دادن ile مقاطعه ile هم کشيدن ile منقبض شدن ile منقبض کردن ile ترنجيدن ile مقاطعه کردن ile پيمان ile کنترات کردن ile عقد ile عهدنامه ile موافقت نامه ile کنترات ile پيمان کاري ile منقبض ile ادغام شونده ile قابل انقباض ile قابلت انقباض ile قابليت انقباض ile پيمان کار ile متعاهد ile همکشي ile انقباض ile گرفتگي ile ادغام ile مقاطعهکار ile مقاطعه کار ile پيماني ile مقاطعه اي ile عهدي ile ماهده اي ile کنتراتي ile تناقض داشتن ile خلاف گفتن ile ضد و نقيض گفتن ile مغايرت ile نقيضه ile تباين ile تناقض ile ناقض ile مباين ile مغاير ile نقيض ile تناقض دار ile متناقض ile تمهيد ile ضد و نقيض ile عناد آميز ile ضد ile معکوس ile خلاف ile عکس ile مباينت ile کنتراست )

( AJENAS GHACHAGH ile MOVAFEGHTENAMEH ile MOBTELA SHODAN ile BAH MOGHATEH DADAN ile MOGHATEH ile NPAM KESHYDAN ile MONAGHABZ SHODAN ile MONAGHABZ KARDAN ile ترنجيدن ile MOGHATEH KARDAN ile PEYMAN ile KONTERAT KARDAN ile AGHAD ile EADNAMEH ile MOVAFEGHT NAMEH ile KONTERAT ile PEYMAN KARY ile MONAGHABZ ile EDGHAM SHVANDEH ile GHABEL ENGHABAZ ile GHABLAT ENGHABAZ ile GHABELYT ENGHABAZ ile PEYMAN KAR ile MOTEANPAND ile همکشي ile ENGHABAZ ile GARAFTAGY ile EDGHAM ile MOGHATEAKAR ile MOGHATEH KAR ile پيماني ile MOGHATEH AY ile عهدي ile MANPANDEH AY ile KONTERATY ile TANAGHZ DASHTAN ile KHLAF GOFTAN ile ZED VE NAGHYZE GOFTAN ile MOGHAYRAT ile نقيضه ile تباين ile TANAGHZ ile NAGHZ ile مباين ile MOGHAYR ile NAGHYZE ile TANAGHZ DAR ile MOTENAGHZ ile TAMEHYD ile ZED VE NAGHYZE ile ANAD AMYZ ile ZED ile MAKOOS ile KHLAF ile AKS ile مباينت ile KONTERAST )


- KAÇAMAK ile KAÇ ile KAÇA ile KAÇI ile KAÇ KAÇ ile KAÇA KAÇ ile KAÇAMAKLI ile KAÇAMAK YOL


- KAÇAMAK ile KAÇAMAK

( Hoş görülmeyen bir şeyi, ara sıra yapma. | Bir şeyi, belirli etmeden, gizlice yapmaya çalışma. | Bir şeyden kaçınma yolu. | Kaçılacak yer. | Başkalarına belirli etmeden, gizlice yapılan. İLE Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek. )


- KAÇAN SEÇİLİM ile/||/<> İYİ GEN

( Kaçan Fisher pozitif geribildirim, iyi gen kalite. )

( Formül: Arbitrary İLE quality )


- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALAN/LAR


- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/>< KALAN/LAR


- KAÇAN ile/değil/yerine/>< KAZANAN

( Kazanamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kaçmaz. )


- KAÇAR, ABDULLAH (İST. 1917 - 1987) :

( Sarıyerlidir. Çocuk yaşta bisiklet sporuna başlamış ve kısa sürede Türkiye'nin sayısı bisikletçilerinden biri oldu. "Çolak Abdullah" ismi ile tanınır. 1936 - 1943 yılları arasında arka arkaya yedi yıl şampiyon olmak başarısını gösterdi. Çocuk yaşta sakatlık geçirdi ve kolu çolak kaldı. Çok iyi ve hızlı bisiklet kullanırdı. Şampiyon olduğu bir yarıştan sonra Atatürk kendisine bir bisiklet hediye etmiş ve soyadının da "Kaçar" olmasını istemiş, bu nedenle "Kaçar" soyadı aldı. Hayattan ayrılana kadar bisiklet sporu ile iç içe kaldı. Sporcu, antrenör ve federasyon görevlisi olarak sorumluluklar üstlendi. )


- KAÇAR/I TUTAR/I (OLMAMAK)


- KAÇIK/LIK ile KAÇIKÇA ile KAÇIK ÖZ


- KAÇILMAZ ile/değil KAÇINILMAZ


- KAÇIMSAMAK ile KAÇIMSAR


- KAÇINILABİLİR ile KAÇINMAK ile KAÇMAK

( EVADABLE vs. EVADE vs. EVADING )

( طفره پذير ile در رفتن ile طفره زدن ile از سر باز کردن )

( TAFAREH PAZYR ile DAR RAFTAN ile TAFAREH ZADAN ile AZ SAR BAZ KARDAN )


- KAÇINILMAZ ile KAÇINILMAZ OLARAK

( INEVITABLE vs. INEVITABLY )

( قريب الوقوع ile حتمي الوقوع ile نا گزير ile نا چار ile اجتناب ناپذير ile ناگزير ile ناچار )

( قريب الوقوع ile حتمي الوقوع ile NA GOZYR ile نا چار ile EJTENAB NAPAZYR ile NAGZYR ile NACHAR )


- KAÇINILMAZLIK ile KAÇINILMAZ

( INELUCTABILITY vs. INELUCTABLE )

( نا گزيري ile چاره ناپذير )

( NA GOZYRY ile CHAREH NAPAZYR )


- KAÇINMA ile/ve/||/<>/> HOŞGÖRÜ ile/ve/||/<>/> TOPARLANMA


- KAÇINMA ile KAÇGÖÇ

( ... İLE Dinî bir yaklaşımla, müslüman kadınların, erkeklere görünmemeleri, birarada oturup konuşmaktan kaçınmaları. )


- KAÇINMAK ile KAÇINDIRMAK ile KAÇINABİLMEK ile KAÇINCI ile KAÇIN KURASI


- KAÇINMAK ile ÖNLENEBİLİR ile KAÇINMA ile KAÇINILDI ile KAÇINMAK

( AVOID vs. AVOIDABLE vs. AVOIDANCE vs. AVOIDED vs. AVOIDING )

( اجتناب کردن ile پرهيز کردن ile تحاشي کردن ile احتراز کردن ile اعراض کردن ile شانه خالي کردن ile طفره رفتن از ile پرهيختن ile اجتناب پذير ile حذر ile اجتناب ile تحاشي ile احتراز ile تجنت ile محذور ile اعراض )

( EJTENAB KARDAN ile PAREHYZ KARDAN ile TAHASHY KARDAN ile EHTARAZ KARDAN ile ARAZ KARDAN ile SHANEH KHALY KARDAN ile TAFAREH RAFTAN AZ ile پرهيختن ile EJTENAB PAZYR ile HAZR ile EJTENAB ile تحاشي ile EHTARAZ ile تجنت ile MOHAZOR ile ARAZ )


- KAÇIRMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETİŞEMEMEK


- KAÇIRMAK ile "ISKALAMAK" ile "ES GEÇMEK"


- KAÇIRMAK ile ADAM KAÇIRAN ile ADAM KAÇIRMA

( KIDNAP vs. KIDNAPPER vs. KIDNAPPING )

( آدم سرقت کردن ile آدم دزدي کردن ile ربودن ile دزدانسان ile بچه دزد ile آدم ربا ile آدم دزد ile آدمربايي )

( ADAM SARGHT KARDAN ile ADAM DOZDY KARDAN ile RABUDAN ile DOZDANSAN ile BECHEH DOZD ile ADAM RABA ile ADAM DOZD ile ADMARBAYY )


- KAÇIRMAK ile KAÇIRILDI ile KAÇIRAN

( ABDUCT vs. ABDUCTED vs. ABDUCTOR )

( آدمدزد ile آدمربا ile ربودن ile ربودهشده )

( ADMADZAD ile ADMARBA ile RABUDAN ile RABUDEHASHODEH )


- KAÇIRMAK ile KAÇIRTMAK ile KAÇIRILMAK ile KAÇIRABİLMEK ile KAÇIRIVERMEK


- KAÇIRMAK ile KAYBETMEK

( TO MISS vs. TO LOSE )


- KAÇIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARAYIŞ


- KAÇIŞ ile/değil/yerine/>< TANIM


- KAÇIŞMAK ile KAÇIŞILMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ RAMPASI


- Kaçırmamak için DİNLE!!!


- Kaçırmamak için SUS!!!


- KAÇKAR DAĞLARI ile/ve KÜRE DAĞLARI


- KAÇKAR ile/değil KAŞKAR


- KAÇKARLAR ile/ve/||/<> KALÇARLAR


- KAÇKIN ile/ve/||/<> UÇKUN


- KAÇLI ile KAÇLIK


- KAÇMA ile/ve/<> KENDİNDEN KAÇMA

( Geçenlerde, bir şair arkadaşımla konuşuyordum. İlk kez yurtdışına çıkmıştı. İzlenimlerini sorduğumda, kestirme bir yanıt verip "Dünyam daraldı" dedi. Bu sözüne şaşırdığımı görünce sözlerini sürdürdü. "Eskiden, kaçıp gideceğim yerlerin var olduğunu bilmek, bir ölçüde rahatlatıyordu beni. Fakat şimdi anladım ki, kaçıp gidilecek bir yer yokmuş." )


- Kaçmak için DİNLE!!!


- Kaçmak için SUS!!!


- KAÇMAK/KAÇIŞ ile/değil/yerine/>< ÖZGÜRLÜK


- KAÇMAK ile "KAÇMAK"

( Kendi anlamı. İLE İzin istemek/izin isteyerek/bildirerek ayrılma.(Deyim/argo). )

( Hızla koşup bir yere saklanmak. | Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. | Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. | Kaçınmak. | Gaz, sıvı vb. şeylerin sızması. | İpinin kopması. | Girmek. | Bir yana doğru kaymak. | Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. | Hızlı koşmak. | Yok olmak. | Benzemek, andırmak. | Kaçgöçe uymak. | Kadının, yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılması. | Rengi ağarmak, uçmak. | Yarışçının ötekilerden hızla ayrılıp arayı açması. | Futbol ve basketbolda, engelleyen adamdan kurtulmak ya da pas alabilmek için boş alana koşmak. İLE ... )


- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine (GERİ) ÇEKİLMEK


- KAÇMAK ile/ve/değil ANLAMSIZ/DEĞERSİZ BULMAK, DEĞER VERMEMEK


- KAÇMAK ile/ve/||/<>/> BAĞLANMAK


- KAÇMAK ile/ve/||/<> ÇAMURA YATMAK


- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine/<> GİTMEK

( Sevdiklerinle arana mesafe girdiği oranda, varış yerinin de hiçbir anlamı kalmaz. )


- KAÇMAK ile/değil HIZLI YÜRÜMEK/KOŞMAK

( ... ile/değil BESBESE )


- KAÇMAK ile/değil/yerine KAÇINMAK

( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )


- KAÇMAK ile KAÇMAK

( FLEE vs. FLEEING )

( پا به فرار گذاردن ile گريز کردن ile پا به فرار گذاشتن ile بسرعت رفتن ile گريزان ile گريزنده ile تواري )

( PA BAH FARAR GOZARDAN ile GARYZ KARDAN ile PA BAH FARAR GOZASHTAN ile BASARAT RAFTAN ile GARYZAN ile GARYZANDEH ile تواري )


- KAÇMAK ile/değil/yerine/>< KALMAK


- KAÇMAK ile/ve/değil/ne yazık ki KOLAYINA KAÇMAK


- KAÇMAK ile/ve SAKLANMAK


- KAÇMAK ile SIVIŞMAK/TÜYMEK/FIYMAK


- KAÇMAK ile TEHLİKEDEN KAÇMAK ile KAÇIŞ MEKANİZMASI ile İLE KAÇMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ TEKERLEĞİ ile KAÇIŞ

( ESCAPE vs. ESCAPE DANGER vs. ESCAPE MECHANISM vs. ESCAPE WITH vs. ESCAPEMENT vs. ESCAPEMENT WHEEL vs. ESCAPING )

( رهايي يافتن ile گريز ile فرار ile از دست گريختن ile متواري شدن ile در رفتن ile فرار کردن ile فرار دادن ile گريختن ile در رفتآن ile جان بدر بردن ile رستن ile از خطر جستن ile وسيله فرار ile طفره وتعلل ile دربردن ile مزاج گوي ile چرخ دنگ )

( RAYAAYY YAFTAN ile GARYZ ile FARAR ile AZ DAST GARYKHTAN ile MOTVARY SHODAN ile DAR RAFTAN ile FARAR KARDAN ile FARAR DADAN ile GARYKHTAN ile DAR RAFATAN ile JAN BADAR BARDAN ile رستن ile AZ KHATAR JASTAN ile VESYLAH FARAR ile TAFAREH VOTALAL ile DARBARDAN ile MOZAJ GOY ile CHARKH DANG )


- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine ÜSTLENMEMEK


- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine UZAK DURMAK

( UZAK DUR!
* Karnı tokken sızlanandan
* Zevk sürerken sıkılandan
* El içinde ağlayandan
* Dost sözünden gocunandan
* Kuşkusuyla buz tutandan
* Düşmanına dost durandan
* Suretiyle kandırandan
* Aynalardan kovulandan
* Şeytanıyla yarışandan
* Sevabını anlatandan
* Günahına kulp takandan

Mete Özgencil )


- KAÇMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UZAK DURMAK


- KAÇMAK ile/değil/yerine VAZGEÇMEYİ BİLMEK/BECERMEK


- KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR BİLGİM YOK değil KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR FİKRİM YOK


- KÂD[Ar.] ile KADD[Ar.] ile KÂD[Ar.]

( Mahzûn olma. İLE Boy. İLE Hırs. )


- KADÂ İLEYHİ[Ar.] ile KADÂ BİHÎ[Ar.]


- KADÂ[Ar.] ile HÜKM[Ar.]


- KADÂ[Ar.] ile KADER[Ar.]


- KADAR değil/yerine/= ... DEK/... DEĞİN


- KADAR değil/yerine/= DENLİ


- KADARSIYLA değil KADARIYLA


- KADASTROLAMAK ile KADASTROLANMAK ile KADASTRO


- KADAVERİK/CADAVERIC[İng.] değil/yerine/= KADAVRA KAYNAKLI


- KADAVRA DONÖR/CADAVERIC DONOR[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ GÖVDESİNİ BAĞIŞLAYAN


- KADAVRA/CADAVER[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ GÖVDE


- KADAVRALAŞMAK ile KADAVRA


- KADAYIF[Ar. < KATAİF] ile TEL KADAYIF ile KÜNEFE

( Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek. )