Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 5.584 başlık/FaRk ile birlikte,
5.584 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(11/24)


- KANATLILAR ile YARIMKANATLILAR

( Böceklerin kanatlı olanlarını içine alan altsınıf. İLE Böcekler sınıfından, ön kanatların dipten başlayarak yarıdan çoğu sertleşmiş son bölümleri ve art kanatları, zar durumunda olan, tahtakurusu, bit, subiti, su akrebi, fidan biti, cırcırböceği, kırmızıböceği gibi böcekleri içine alan bir alttakım. )


- KANATMAK ile KANATILMAK ile KANATLANMAK ile KANATLANDIRMAK ile KANAT ile KANATA ile KANATLI/LIK ile KANATSIZ/LIK ile KANATLILAR ile KANATSIZLAR


- KANAVA[İt. < CANOVACCIO] değil/yerine/= TASLAK

( Kaneviçe. | Bir biçim, resim, plan ya da eserin sonradan üzerinde işlenecek olan basit biçimi, taslak. )


- KANBUR değil KAMBUR


- KANCA[İt. < GANCIO] ile/ve KARMUK

( ... İLE/VE Büyük kanca. )


- KANCA ile/ve/değil ÇENGEL


- KANCA ile KANCA FATURASI ile BAĞIMLI ile KANCALI BURUN ile FAHİŞE

( HOOK vs. HOOK BILL vs. HOOKED vs. HOOKED NOSE vs. HOOKER )

( قلاب ile چنگک ile منقار عقابي ile چنگکي ile سرکج ile دماغ عقابي ile جيب بر ile قلاب انداز )

( GHALAB ile CHANGAK ile MONAGHAR AGHABY ile CHANGAKY ile سرکج ile دماغ عقابي ile JYBE BAR ile GHALAB ANDAZ )


- KANCA ile KAPÇAK

( ... İLE Uzun saplı büyük kanca. )


- KANCALAMAK ile KANCALANMAK ile KANCA ile KANCACI ile KANCALI ile KANCASIZ ile KANCALI İĞNE ile KANCALI KURT ile KANCA BURUNLU


- KANCALI İĞNE değil/yerine ÇENGELLİ İĞNE


- KANCIK/LIK ile KANCIKÇA


- KANÇILAR[İt. < CANCELLIERE] ile/ve/||/<> KANÇILARYA[İt. < CANCELLERIA]

( Elçiliklerde, konsolosluklarda yazı ve evrak işlerini yürüten görevli. İLE/VE/||/<> Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili görevlilerin çalıştığı yer. )


- KANDA ile KANDAN

( Nerede. İLE Nereden. )


- KANDELA[İt. < CANDELA] = MUM[Fars.]


- KANDEMİR, M. SEMİH (SARIYER/YENİMAHALLE, 1952) :

( Bir süre yurtdışında çalıştıktan sonra yurda döndü. Ticaret Odasında memuriyet hayatına başladı ve buradan emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü, Yenimahalle Spor Kulübü, Yenimahalle Cami Derneği ve Sarıyer yeni Merkez Cami Derneği üyesi olup, Yenimahalle Spor Kulübünde yıllarca yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- KANDİL[Osm.] / WAX[İng.] / CIRE[Fr.] / WACHS[Alm.] ile/değil/yerine/= MUM


- KANDİL ile KANDİL ile KANDİL

( İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı. İLE Kandil gecesi. İLE Çok sarhoş. )


- KANDİL ve MÂHYA

( ... VE Ramazan ayında birden çok minaresi olan camilerin minareleri arasına gerilen iplere kandil ya da ampullerle yazılan yazılar, resimler. )


- KANDİLÇİÇEĞİ = CİVANPERÇEMİ/CİĞEROTU

( Bileşikgillerden, çok çeşidi olan bir kır bitkisi. )

( ACHILLEA MILLEFOLIUM )

( HAŞÎŞET-ÜR-RİE )


- KANDİLLEŞMEK ile KANDİL/LİK ile KANDİLCİ/LİK ile KANDİLLİ ile KANDİLSİZ ile KANDİL GÜNÜ ile KANDİL YAĞI ile KANDİL GECESİ ile KANDİL SİMİDİ ile KANDİL ÇİÇEĞİ ile KANDİL ÇÖREĞİ ile KANDİLLİ KÜFÜR ile KANDİLLİ SELAM ile KANDİLLİ TEMENNA


- KANDİLLİ ile KANDİLLİ

( Kandili olan. İLE Çok sarhoş. )


- KANDIR(IL)MAK ile/ve/değil/yerine İKNA ETMEK/EDİLMEK


- KANDIRA ile KANDIRA

( Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri. İLE Buğdaygiller familyasından, pek çok türü bulunan, çok yıllık sürüngen bitki. | Ağaç. | Ot. )


- KANDIRMA:
BAŞKALARINI ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNİ


- KANDIRMA/CA ile/ve/değil ŞAŞIR(T)MA/CA ile/ve/değil YANILTMA/CA / YANILSAMA


- KANDIRMA ile/ve/<>/> "YUTTURMA"


- KANDIRMA ile KANDIRMACA


- KANDIRMAK(YEMEK) ile/değil YANILTMAK


- KANDIRMAK/ALDATMAK ile/ve/değil AVUTMAK


- KANDIRMAK ile/<> "ATLATMAK"


- KANDIRMAK ile/ve/değil "BAŞTAN ÇIKARMAK"

( ... ile/ve/değil TEDSİYE )


- KANDIRMAK ile/ve/değil "GÖZÜNÜ BOYAMAK"


- KANDIRMAK ile ALDATMAK

( TO DELUDE vs. TO DECEIVE )


- KANDIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALGI OLUŞTURMAK


- KANDIRMAK ile/değil/yerine İSTEDİKLERİNİ/BEKLEDİKLERİNİ VERMEK


- KANDIRMAK ile/değil/yerine/>< KABUL/RÂZI ETTİRMEK


- KANDIRMAK ile KAFESLEMEK[argo]

( Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek. | Aldatmak. | İçme, yeme isteğini karşılamak. İLE Çıkar sağlamak için birini aldatmak. )


- KANDIRMAK ile KANDIRILMAK ile KANDIRABİLMEK ile KANDIRA ile KANDIRA OTU ile KANDIRA AĞACI


- KANDIRMAK ile/değil OYALAMAK


- KANDIRMAK ile SANDIRMAK


- KANDIRMAMALI!


- KANEBAIN[İng.] ile/değil/yerine/= KANEBAİN


- KANEPE[Fr. < CANAPÉ] ile KANEPE[Fr. < CANAPÉ]

( Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. İLE Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, çeşitli yiyeceklerle süslenen çok küçük ekmek. )


- KANEPE değil/yerine/= ÇEKYAT


- KANERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KANERAL


- KANFESE -ile

( Tespih böceği. )


- KANGAL[Yun.] ile KANGAL ile Kangal

( Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ. | Bu biçimde bükülmüş şeylerin her bir halkası. İLE Deve dikeni. | Kangal ilçesine özgü bir köpek. İLE Sivas iline bağlı ilçelerden biri. )


- KANGALLAMAK ile KANGALLANMAK ile KANGAL ile KANGAL KÖPEĞİ


- KANGCHENJUNGA -ile

( Dünyanın üçüncü en yüksek dağı.[8598 m.]Sıkkım'da bulunur. )


- KANGRENLEŞMEK ile KANGRENLEŞTİRMEK ile KANGREN ile KANGRENLİ


- KANGURU ile/ve/<> AĞAÇ KANGURUSU

( ... İLE Papua Yeni Gine'nin başkenti Moresby'de görülebilir. )

( Avustralya'da, 60 kanguru türü bulunmaktadır. )

( ... İLE Yavruları, 12-20 ay arasında emerek beslenirler. )


- KANGURU ile/ve BUDİ

( Avustralya'da bulunan keseli hayvan. İLE/VE Fare kangurusu. )


- KANGURU ile KISA KUYRUKLU KANGURU

( )


- KANGURU ile KIZIL KANGURU


- KANGURU ile KUOKKA/QUOKKA

( - Kanguru ailesindendir.
- Güney Batı Avustralya'da yaşarlar.
- Ağırlığı 2.5 - 5 kg., boyları ise 40 - 54 cm. arasındadır.
- Otobur ve barışçıldır. )

( image )


- KANGURU ile PATAGONYA MANASI


- KANGURU ile VALABİ, VOLARU


- KANGURULARDA:
KOŞMAK değil/yerine SIÇRAMAK

( Sıçramaları, koşmaktan daha az enerji tüketmelerini sağlamaktadır. )


- KÂNÎ[Ar.] ile Kânî[Ar.] ile KANİ'[Ar. < KANÂAT | çoğ. KANİÛN, KANİÎN]["ka" uzun okunur]

( Dokunaklı/iğneli söz söyleyen, kinâye eden/söyleyen. İLE XVIII. yy.da Osmanlı edebiyatının şiir/nazım ve düzyazı/nesir üstadlarındandır. Hezl ve mizah tarzında yazdığı hoş mektuplarla ün kazanmıştır. İLE Hırs. )


- KANIK = TOKGÖZLÜ/KANAATKÂR


- KANIKMAK ile KANIKLANMAK ile KANIK/LIK


- KANIKSAMA ile/ve SAHİPLENME

( TO BE INURED TO vs./and TO CLAIM )


- KANIKSAMA ile TAHAMMÜL

( TO BE INURED TO vs. ENDURANCE )


- KANIKSAMA ile/ve/> TÜKETMEK

( TO BE INURED TO vs./AND/> EXPEND )


- KANIKSAMAK ile/ve BENİMSEMEK

( TO BE INURED TO vs./and TO MAKE ONE'S OWN )


- KANIKSAMAK ile KANIKSATMAK ile KANIKSAYABİLMEK


- KANIKSAMAK ile/ve/||/<>/> ÖZÜMSEMEK ile/ve/||/<>/> İÇSELLEŞTİRMEK


- KANIKSAMAK ile/ve/<> YADIRGAMAZ OLMAK

( ... ile/ve/<> İSTİNAS )


- KANIN AKMASI ile/değil/yerine/>< MÜREKKEBİN AKMASI


- KANIRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KANİRİN


- KANIRMAK ile KANIRTMA ile KANIRTMAÇ

( Bir şeyi eğip zorlayarak yerinden çıkarmak ya da çıkarmaya çalışmak. İLE Kanırtma işi. İLE Bir şeyi kanırtmak için kullanılan değnek ya da araç, bir tür kaldıraç. )


- KANIRMAK ile KANIRTMAK


- KANIRTMA ile KANIRTMAÇ


- KANIT ARAMAK ile/değil/yerine KAVRAYIŞ


- KANIT(LANABİLİRLİK) ile/ve/||/<> ZORUNLULUK


- KANIT[Ar.] ile KANIT[Ar. < KUNÛT]["ka" uzun okunur] ile KANİT[Ar. < KUNÛT]["ka" uzun okunur]

( Bir şeyin doğruluğu/gerçekliği konusunda kanı verici belge/öğe, delil. İLE Ümidi tamamen sönmüş, ümitsiz, kederli. İLE İtaatli, bağlı, dindar. )


- KANIT/BURHAN ile/ve/||/<> KESİNLİK/YAKÎN


- KANIT/DELİL ile/ve İTİRAZ

( Hem filozofların, hem kelâmcıların birbirine yönelik yaptığı. )

( DELİL: Burhanın zihinde olması. (İNNE/İNNİ) )

( Kendiyle başka bir şeye işaret eden. İLE/>< ... )

( PROOF vs./and OBJECTION )


- KANIT/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖSTERGE/LER


- KANIT ile APAÇIK ile DELİL NİTELİĞİNDE ile AÇIKÇA

( EVIDENCE vs. EVIDENT vs. EVIDENTIAL vs. EVIDENTLY )

( گواهي ile بديهي ile آشکار ile هويدا ile مدرکي ile شهادتي ile نظرا )

( GOVAHY ile BADYYEHY ile ASHKAR ile TEOOYDA ile MADRAKY ile شهادتي ile نظرا )


- KANIT ile/ve/||/<> BİLİMSEL BİLGİNİN OLANAĞI


- KANIT = DELİL = ARGUMENT[İng., Fr., Alm.] = ARGUMENTUM, ARGUERE[Lat.] = ARGUMENTO[İsp.] = APODEIXIS[Yun.]


- KANIT ile/ve İSPAT

( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )

( EVIDENCE vs./and PROOF )


- KANIT ve/||/<>/< KAVRAM

( EVIDENCE and/||/<>/< CONCEPT )


- KANIT ile/ve KAYNAK

( PROOF vs./and SOURCE )


- KANIT ile/ve/<> KUŞKUSUZLUK


- KANIT ile/ve/||/<> MATEMATİKSEL KESİNLİK


- KANIT ile/ve/||/<> SAĞLAMA


- KANIT ve/<> SONSUZLUK


- KANIT ile/ve/değil/||/<> TANIK


- KANITIN YOKLUĞU ve YOKLUĞUN KANITI

( İkisi de olamaz! )

( "Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir." )


- KANITLAMAK ile/ve/||/<>/> İKNÂ ETMEK


- KANITLAMAK ile İNANDIRMAK

( TO PROVE vs. TO PERSUADE )


- KANITLAMAK ile KANITLANMAK ile KANITLANDIRMAK ile KANITLAYABİLMEK ile KANIT ile KANITLI ile KANITSIZ/LIK


- KANITLAMAK ile/ve/değil/||/<>/< TEMELLENDİRMEK


- KANITLANABİLİRLİK -ile

( EVIDENTIALITY )


- KANITLARI:
SAKLAMAK ile/ve ÇARPITMAK ile/ve YOK ETMEK


- KANITLAYAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DESTEKLEYEN


- KANKA/LIK ile KANKAN


- KANKA ile/ve/değil/yerine "KAFA DENGİ"


- KANKAN -ile

( Afrika'ya özgü bir dans. )


- KANKURUTAN = ADAMOTU

( Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü. )

( MANDRAGORA AUTUMNALIS )


- KANLAMAK ile KANLANMAK ile KANLANDIRMAK


- KANLI ÇEŞME -ile

( Alibeyköy'dedir. )


- KANLI-CANLI


- KANLI/LIK ile KANLI CANLI ile KANLI İSHAL ile KANLI KATİL ile KANLI BIÇAKLI


- KANLI ile KANLI İSHAL

( BLOODY vs. BLOODY DIARRHEA )

( خونين ile خون آلود ile اسهال خوني )

( KHONYNE ile KHON ALUD ile ASEHAL KHONY )


- KANLIKAVAK ÇEŞMESİ :

( Çeşme Emirgan'a doğru giden ana cadde üzerinde ve Boyacıköy içine girilirken sağ baştaki Emlakçı'nın denize bakan ön cephesindedir. Birkaç kez onarılan çeşme mermerdir. Son onarımı 1988 yılında yapılmıştır. Kanlıkavak memba suyu akışı vardır. Suyun sertlik derecesi 3.5 dir. )


- KANMA ile/ve/||/<>/> KANIŞ

( Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak. | Tatlı sözlere aldanmak. | Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak, doymak. | Yetinmek, iktifa etmek. İLE/VE/||/<>/> Kanma durumu. | Kanı, kanaat. | Aldanış, kanma. )


- KANMA ile KANMA

( Yanılma. İLE Yetinme. )


- KANMAK/ALDANMAK ile/ve/değil KAPILMAK


- KANMAK/KANDIRMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> İKNA (OLMAK/ETMEK)


- KANMAK ile KANMAZLIK


- KANMAMALI!


- KANO ile WAKA

( ... İLE Maoriler'in, 1200 yıl önce Yeni Zelanda'ya ulaştığı kano. )


- KANON = KANUN, KAİDE = CANON[İng., Fr., İsp.] = KANON[Alm., Yun.]

( Herhangi bir konuda yetkelerin belirlediği seçimler bütünü. | Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil art arda duyulan iki ya da daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün. )


- KANONİK MOMENTUM ile/||/<> MEKANİK MOMENTUM

( Kanonik p = ∂L/∂q̇ Lagrange"dan, mekanik momentum p = mv. )

( Formül: p = ∂L/∂q̇ İLE p = mv )


- KANONİK ile KANONİK ile KANONİK FORM ile KANONİK OLARAK ile KANONİKLİK ile KANONLAŞTIRMA ile AZİZLEŞTİRMEK

( CANONIC vs. CANONICAL vs. CANONICAL FORM vs. CANONICALLY vs. CANONICITY vs. CANONIZATION vs. CANONIZE )

( منطق اپيکوري ile سيستم منطقي ile متعارفي ile صورت متعارفي ile شرعاً ile شرعي بودن ile جواز شرعي ile تشريع ile شرعي کردن )

( MANTEGH OPYKORY ile SYSETAM MANTEGHY ile MOTAAREFY ile SORT MOTAAREFY ile SHAREAN ile SHAREY BODAN ile JAVAZ SHAREY ile TASHARYE ile SHAREY KARDAN )


- KANSA/KONSA = TAŞLIK


- KANSAROJEN değil KANSEROJEN


- KANSAS'TA ile KANSAS ŞEHRİ

( KANSAS vs. KANSAS CITY )

( کانزاس ile کانزاس سيتي )

( KANZAS ile KANZAS SYTY )


- KANSER (GÖZELERİ) ile/||/<> KARSİNOM ile/||/<> SARKOM

( ... İLE/||/<> Kas, bağ doku, kemiklerde. İLE/||/<> ... )

( Bulaşma, sıçrama, yayılma olur/olabilir. İLE/||/<> Bulaşma/sıçrama olmaz fakat aynı yerde yoğunlaşması ve tekrarlaması oranındadır. İLE/||/<> ... )

( Kemoterapi, ışın terapisi ve cerrahi gibi çeşitli/çoklu tedavi yöntemleri uygulanır. İLE/||/<> Ameliyat gerektirir. İLE/||/<> ... )

( ... İLE/||/<> Deri bölgesinde de olabildiği gibi, daha çok, gövde boşluklarında ve derinliklerinde. İLE/||/<> ... )

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )

( CANCER (CELL) vs./||/<> CARCINOME vs./||/<> SARCOME )


- KANSER değil/yerine KONSER (OLSUN) ile/değil/yerine/>< DERT değil/yerine MERT (OLMAK)

( GAZ/GÜLMEK: "İçinde kalıp kanser olacağına dışına çıkıp konser olsun." :) )


- KANSER[Fr./İng. CANCER] değil/yerine/= DOKUNMA BANA / İNCİTME BENİ

( Bir organ ya da dokudaki gözelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla ya da uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık. )


- KANSER/SİN/İZ değil/yerine (GÖVDENİZDE) BİR TÜMÖR VAR


- KANSER ile GANSER (SENDROMU)


- KANSER ile KANSEROLOJİ ile KANSERLİ

( CANCER vs. CANCERLOGY vs. CANCEROUS )

( راس السرطان ile سرطان ile چنگار ile برج سرطان ile سرطان شناسي ile سرطاني )

( راس السرطان ile SARTAN ile CHANGAR ile برج سرطان ile SARTAN SHENASY ile SARTANY )


- KANSER ile/||/<> KROMOZOM

( Kanserin kromozomal temeli hipotezi )

( Theodor Boveri tarafından 1914 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1862-1915) (Ülke: Almanya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kromozom teorisi, kanser genetiği) )


- KANSER ile/||/<> PATOLOJİ

( Kanser patolojisi çalışmaları )

( John Foxton Ross Kerr tarafından 1972 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1934-) (Ülke: Avustralya) (Alan: Patoloji) (Önemli katkıları: Apoptoz kavramı) )


- KANSERDE:
BİRİNCİL TEDAVİ ile/ve/yerine/<> NEOADJUVAN TEDAVİ

( ... İLE Eğer hormon tedavisi, birincil tedavi öncesi verilirse buna Neoadjuvan Tedavi denir. Kanser hücrelerinin öldürülmesine ve birincil tedavinin etkili olmasına yardımcı olur. )

( http://kanserle-dans.blogspot.com )


- KANSERLEŞMEK ile KANSERLEŞTİRMEK ile KANSER ile KANSERLİ ile KANSER BİLİMİ ile KANSER BİLİMSEL


- KANSEROJENİK/CANCEROGENIC[İng.] değil/yerine/= KANSER YAPAR


- KANSERÖZ/CANCEROUS[İng.] değil/yerine/= KANSERİMSİ


- KANSIZLAŞMAK ile KANSIZ/LIK ile KANSIZ CANSIZ ile KANSIZ AMELİYAT


- KANSIZLIK/ANEMİ[Fr. < ANEMIE] ile AKDENİZ KANSIZLIĞI/ANEMİSİ(TALASEMİ[Fr.])

( [Ar., Fars.] FAKR-ÜD-DEM ile ... )

( Kansızlık hastalığı. İLE Akdeniz bölgesinde görülen ve genetik etmenlerle sonraki kuşaklara geçebilen bir tür kansızlık hastalığı. )

( ANAEMIA vs. THALASSEMIA[Lat.] )

( ANÉMIE avec ... )


- KANT'I ETKİLEYENLER:
LİZBON DEPREMİ(1755)[9.0] ile/ve/||/<> HUME VE NEDENSELLİK SORUNU ile/ve/||/<> ROUSSEAU VE ÖZGÜRLÜK SORUNU


- KANT'IN, KRİTİK YAZIMI DÖNEMLERİNDE:
YAZIM ÖNCESİ ile/ve/||/<> YAZIMI ile/ve/||/<> YAZIM SONRASI

( 1746 - 1770 ile/ve/||/<> 1781 - 1790 ile/ve/||/<> 1790 - 1804 )


- KANT'IN, ÖNE SÜRDÜĞÜ TEMEL VARSAYIM:
AKLÎ GÖRÜNÜN İPTALİ ile/ve/||/<>/> MATEMATİK ZEMİNİN ORTAYA KONULMASI


- KANT'IN, YÜRÜYÜŞLERİNİN DAKİKLİĞİ ile/ve/||/<>/> BOZULMASI

( ... İLE/VE/||/<>/> 1789 Aydınlanma Devrimi'nin haberi ve coşkusundan dolayı. VE Rousseau'nun, eğitim felsefesi ile ilgili adlı "Emile" adlı kitabını okurken çok etkilenmiş olmasından dolayı. )


- KANT'IN):
GÖRÜŞLER/İ ile/ve/||/<> ÇÖZÜMLER/İ

( 1. Canlı kuvvetlerin, doğru tahmini üzerine düşünceler[1746]
2. Metafiziksel bilişin ilk ilkeleri üzerine yeni bir açıklama[1755]
3. Evrensel doğa tarihi ve gökler kuramı[1755]
4. Fiziksel monodoloji[1756] )


- KANT'TA, TEMEL AYRIMLAR:
A PRIORI | A POSTERIORI ile/ve/||/<> TEZÂHÜR | KENDİNDE ŞEY ile/ve/||/<> GÖRÜ | KAVRAM

( ... und ERSCHEINUNG | DING AN SICH und ANSCHAUUNG | BEGRIFF )


- KANT\'ÇI ETİK ile ARİSTOTELES\'Çİ ETİK

( Eylemlerin evrensel ahlâki yasalar çerçevesinde değerlendirilmesini savunan etik düzen. İLE Erdem ve karakter üzerine odaklanan, insanın mutluluğa ulaşmasını amaçlayan etik düzen. )


- KANT ile/ve/||/<>/> SCHILLER ile/ve/||/<>/> FICHTE ile/ve/||/<>/> SCHLEIERMACHER ile/ve/||/<>/> SCHLEGEL ile/ve/||/<>/> HEGEL ile/ve/||/<>/> SCHELLING ile/ve/||/<>/> SCHOPENHAUER ile/ve/||/<>/> FUERBACH ile/ve/||/<>/> DARWIN ile/ve/||/<>/> SPENCER

( [Doğum Tarihi] 1724 ile/ve/||/<>/> 1759 ile/ve/||/<>/> 1762 ile/ve/||/<>/> 1768 ile/ve/||/<>/> 1770 ile/ve/||/<>/> 1772 ile/ve/||/<>/> 1772 ile/ve/||/<>/> 1775 ile/ve/||/<>/> 1788 ile/ve/||/<>/> 1804 ile/ve/||/<>/> 1809 ile/ve/||/<>/> 1820 )

( Wilhelm Schlegel, 22 Ocak 1798'de Jena'dan, Berlin'de kardeşi Friedrich Schlegel ile küçük bir evi paylaşan Schleiermacher'a, kardeşinin yarattığı skandallardan dolayı sitem dolu bir mektup yazar ve yakın zamanda taşınmış olduğu Berlin'den Jena'ya, kendinin yanına dönmesi için Friedrich'i ikna etmesini ister; zira kardeşi, Schiller ile girdiği tartışma sonrasında yayımladığı son metniyle tümden tozu dumana katmıştır. Öyle ki, aynı soyadını taşımasıyla Wilhelm dahi gözden çıkarılmanın eşiğine gelmiştir. Sonunda, Goethe, tartışmaya dahil olur ve Friedrich ile babacan bir konuşma yaparak, ondan kibarca, bundan sonra başka bir alan üzerine, başka bir yerde çalışmasını ister. Oysa Friedrich, bu tavsiye üzerine gittiği Berlin’de, çoktan kendi çevresini kurarak yeni bir edebi akımın öncülüğü görevini üstlenmiştir. Henüz 25 yaşındaki bir genç tarafından yazılıp böylesi büyük bir etki yaratan, yepyeni ve tümüyle özgün bir düşünsel hareketin öncüsü olan bu metin, Eleştirel Fragmanlar'dı ve yalnızca 37 sayfalık 127 aforizmadan oluşuyordu. Aradan geçen neredeyse iki yüz yıl boyunca Eleştirel Fragmanlar üzerine yüzlerce kitap yazılacaktı. Schlegel kimilerine göre yaygaracı, kimilerine göre dâhi olarak adlandırılacak ama her halükârda Romantik hareketin düşünsel temellendiricisi olarak tarih sahnesindeki yerini alacaktı... )


- KANT ve/||/<> SCHLEIERMACHER

( bkz. Fakültelerin Çatışması - I. Kant )


- KANTAR[Ar. < KİNTÂR]/BASKÜL[Fr. < BASCULE] değil/yerine/= TARTI (ARACI)

( Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç. | Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aracı, el kantarı. | 56,452 kilogram ağırlığında ya da kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi. )


- KANTAR ile/ve/||/<>/< TOPUZU


- KANTARIN TOPUZUNU KAÇIRMAK ile EŞEĞİN ..INA SU KAÇIRMAK


- KANTARLAMAK ile KANTAR/LIK ile KANTARCI/LIK ile KANTARLI ile KANTAR KOLU ile KANTAR TOPU ile KANTAR AĞASI ile KANTAR KABAĞI ile KANTARLI KÜFÜR ile KANTARI BELİNDE


- KANTARON ile KANTARON ile KIZIL KANTARON

( Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki İLE Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki. İLE Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 santimetre yüksekliğinde, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları tıpta kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki. )

( GENTIANA LUTEA cum CENTAUREA cum ERYHRAEA CENTAURIUM )

( ST. JOHN'S WORT vs. ... vs. ... )


- KANTAT[Fr. < CANTATE] ile/değil/yerine İLÂHÎ

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir ya da bu şiirin orkestra eşliğindeki tek ya da çok sesli bestesi. )


- KANTAY, PROF. DR. RAMAZAN (İSPARTA, 1943) :

( Üniversite Öğretim Üyesi:1943 yılında Isparta'da doğdu, 1963 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nden 1967 yılında mezun oldu. 1968 yılında fakülteye asistan, 1976'de doktor, 1984'te doçent, 1988 yılında ise profesörlüğe yükseltildi. Bugüne kadar Orman Ürünlerinden Faydalanma Bilim Dalı'nda 4 araştırma kitabı, 1 yardımcı ders kitabı(Türkiye'nin Orman Ağaç Türleri Kerestelerinin Teknik Kurutma Özellikleri Üzerine Araştırmalar, Ceviz, Cdruh Meşesi ve Doğu Kayınında Elde Edilen Kaplama Levhalarının Kurutma Özellikleri Üzerine Araştırmalar, Üç Tabakalı ve Okal Tipi Yonga Levhalarının Teknolojik Özellikleri Üzerine Araştırmalar - Göker ve Kurtoğlu ile birlikte - , Türkiye'e Parke Endüstrisinin Bugünkü Yapısı veSorunları (Ekizoğlu ile birlikte), Kereste Kurutma ve Buharlama) kitapları yayınlandı ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde 80 bilimsel makalesi ve 26 bilimsel bildirisi yayınlandı. )


- KANTİN[Fr. < CANTINE] -/

( Kışla, fabrika, okul vb. yerlerde yiyecek ve içecek maddelerinin satıldığı yer. | Bu gibi kurumlarda işletilen ve yalnız o kuruma bağlı kimselerin yemek yediği lokanta. )


- KANTİN ile KANTİNCİ/LİK


- KANTITATİF ARAŞTIRMA/QUANTITATIVE RESEARCH[İng.] değil/yerine/= NICEL ARAŞTIRMA


- KANTITATİF/QUANTITATIVE[İng.] değil/yerine/= NICEL


- KANTİYANE[Lat. < GENTIANA] -/

( Kızılkantarongillerden, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki. )


- KANTO ile KANTON ile KANTOCU/LUK


- KANTON[Fr. < CANTON] değil/yerine/= BÖLGE

( İsviçre Konfederasyonu'nu oluşturan devletlerden her biri. )


- KANÜL/CANNULA[İng.] değil/yerine/= BORUCUK


- KANÜLASYON/CANULATION[İng.] değil/yerine/= BORUCUK YERLEŞTİRİMİ


- KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME(KHK) ile/ve/değil/yerine/||/<> YASA


- KÂNUN-I EVVEL ile/ve KÂNUN-I SÂNÎ


- KANÛN-İ HAMÛLE-İ BERKİYE[Osm.] / CHARGE LAW[İng.] / LOI DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK YASASI/KANUNU


- KANÛN-İ ZEVÂYÂ-İ SÂBİTE[Osm.] / LAW OF CONSTANT ANGLES[İng.] / LOI DES ANGLES CONSTANTS[Fr.] ile/değil/yerine/= SABİT AÇILAR YASASI/KANUNU


- KANUN-U ESÂSÎ değil/yerine/= ANAYASA


- KANUN-U ESASÎ değil/yerine/= ANAYASA

( Anayasa, teşkîlât-ı esâsiye kānûnu. )


- KANUN-U EVVEL[Ar.] ile KANUN-U SANî[Ar.]

( Aralık ayı. İLE Ocak ayı. )


- KÂNÛN[Ar.] -ile

( Kış mevsiminin ilk ayı.[Aralık.] )


- KANUN[Ar.] ile KANUN[Ar.] ile KÂNUN[Ar.]

( Devletin yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her tür düzen, kural, kaide, yasa. | Herhangi bir konu üzerindeki yasayı/kanunu taşıyan kitap. | Geçerli olan kural. | Doğa olaylarının bağlı göründükleri ve dışına çıkamadığı düzen. | Yol, yordam, âdet. İLE Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı. İLE Soba. | Mangal. | Bir şeyin tutuşup yandığı yer. | Kış mevsiminin ilk ayı.[Aralık] Eski takvimde yer alan kânun-u sâni, kânun-u evvel ay adlarında geçen "ateş ocağı" anlamındaki söz. )


- KANUN[Ar.] ile/ve/< SANTUR[Fars. < SENTÛR < Yun.]

( Parmaklarla. İLE/VE Kanun biçiminde fakat tokmaklarla çalınan bir çalgı. )

( YATUK: Kanun, santur gibi sazların ortak adı. )


- KANUN/SANTUR = YATUĞAN/YATUK

( Kanun, santur gibi sazların ortak adı. )


- KANUN ile ÇENG


- KÂNUN ile KURAL


- KANUN ile NÜZHE

( ... İLE Kanuna benzer bir saz. )


- KANUN ile SABİT/E


- KANUN değil/yerine/= YASA


- KANUN ile YASAYI ÇİĞNEMEK ile MAHKEME ile YASANIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ ile ULUSLAR HUKUKU ile HUKUK BÜROSU

( LAW vs. LAW BREAKING vs. LAW COURT vs. LAW ENACTMENT vs. LAW OF NATIONS vs. LAW OFFICE )

( قانون ile ناموس ile علم حقوق ile حقوق ile خلاف کار ile قانون شکني ile محکمه ile وضع قانون ile قانون ملل ile دارالوکاله )

( GHANON ile NAMOS ile ALAM HOQUQ ile HOQUQ ile KHLAF KAR ile GHANON SHKANY ile MOHKAMEH ile VAZE GHANON ile GHANON MOLLL ile DARALOKALEH )


- KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN CENAZE NAMAZI:
BELGRAD ve İSTANBUL


- KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN ile SULTAN SÜLEYMAN


- KANUNÎ ile KANUNÎ ile KANUNÎ

( Yasal. İLE Kanun çalan. İLE Kanuni Sultan Süleyman. )


- KANUNLARI ÇİĞNEYEN ile KANUNLARA AYKIRI

( LAWBREAKER vs. LAWBREAKING )

( قانون شکن ile قانون شکني )

( GHANON SHKAN ile GHANON SHKANY )


- KANUNLAŞMAK ile KANUNLAŞTIRMAK ile KANUNLAŞTIRILMAK ile KANUN ile KANUNİ ile KANUNCU/LUK ile KANUNSUZ/LUK ile KANUN DIŞI/LIK ile KANUN ADAMI ile KANUN KOYUCU ile KANUN MADDESİ ile KANUN SÖZCÜSÜ ile KANUN TEKLİFİ ile KANUN LAYİHASI ile KANUN TASARISI ile KANUN KOYUCULUĞU ile KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME


- KANUNSUZ ile KANUNSUZLUK

( LAWLESS vs. LAWLESSNESS )

( بي قانوني )

( BEY GHANONY )


- KANYAL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= KANİL ALKOL


- KANYON ile KANYONCU/LUK


- KAODAİZM -ile

( Vietnam'ın, Tay Ninh kentinde, Budizm, Taoizm, Katolik Hristiyanlık ve Konfüçyüs'ten etkilenerek 1928 yılında, Cao Dai tarafından oluşturulmuş bir din. Victor Hugo'nun eserleri de bu dinin ilkelerinin belirleyicilerinden biri olmuştur.[Tay Ninh'deki mabedleri, 1932 yılında tamamlanmıştır.]

"Tek göz", bir simge olarak kullanılmaktadır.[Yaşamın ve ibadetin yolu olan ve kalbe yakın olduğundan dolayı olarak değerlendirilen sol göz.]

06:00, 12:00, 18:00 ve 00:00'te olmak üzere, günde dört kez ibadet etmektelerdir. Törenlerde, kadın-erkek ayrımı olmaksızın yanyana yer alır.

5 ana ilkeleri vardır:
1. Kimseyi öldürme!
2. Yalan söyleme!
3. Hırsızlık yapma!
4. Tek eşli ol!
5. Alkollü içki içme! )


- KAOLIN[İng.] / KAOLIN[Fr.] / KAOLIN, PORZELLANENDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAOLİN


- KAOLİN ile/ve/||/<>/< KAOLİNİT

( Porselen yapmakta kullanılan bir tür ak ve gevrek kil. İLE/VE/||/<>/< Arı kilin temel maddesini oluşturan hidratlı alüminyum silikat. )


- KAOLİN ile KAOLİNLİ


- KAOLINITE[İng.] / KAOLINITE[Fr.] / KAOLINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAOLİNİT


- KAON[İng.] ile/değil/yerine/= KAON


- KAOS[Yun.] ile KOMPLEKS[Fr./İng.]

( Uçurum. | "Karmaşa". İLE Karmaşık. )


- KAOS = CHAOS[İng., Fr., Alm.] = KHAOS:UÇURUM[Yun.] = CAOS[İsp.]


- KAOS ile/değil KORA

( Uçurum, yarık, geçişin olmaması. İLE/DEĞİL Karmaşa, düzensizlik. )


- KAOS ile/ve/değil/||/<> TENÂKUZ


- KAOTİK değil/yerine/= KARMAŞIK


- KAP KALAYLAMAK ile/ve/<>/değil/yerine KALP KALAYLAMAK


- KÂP PAYI:
AYARLAMAK değil AYIRMAK


- KAP-KACAK

( ÂVEND )


- KAP[Fr. < CAPE] ile KAP ile KÂP/KÂB[Ar.]

( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )

( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )


- KAP ile (")ÇAP(")


- KAP ile BADYA

( ... İLE Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı. )


- KAP ile/değil DAĞAR

( ... İLE/DEĞİL Ağzı yayvan, toprak kap. | Dağarcık. )


- KAP ile GÜLABDAN[Fars.]

( ... İLE Gülsuyu serpmek/dökmek için kullanılan, ağzı emzikli, armut biçiminde küçük kap. )


- KAP ile GÜVEÇ

( ... İLE İçinde yemek pişirilen toprak kap. | Bu kapta pişirilen yemek. )


- KAP ile HOKKA[Ar.]

( ... İLE Metal, cam ya da topraktan küçük kap. )


- KAP ile KAPAKLI ile SINIRLAMA

( CAP vs. CAPPED vs. CAPPING )

( کلاهک ile سردار ile دربسته ile اندودسازي )

( KOLANPAK ile SARDAR ile DARBASTEH ile ANDODSAZY )


- KAP ile KAPÇIK

( ... İLE Küçük kap. | Boş mermi kovanı. | Tahıl tanelerinde kabuk. )


- KAP ile KIRBA[Ar. < KİRBA]/KIRPA

( ... İLE İçinde su taşınılan, ağzı dar, altı geniş su kabı. | Çok su içen kişi. | Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. )


- KAP ile MAHRA

( ... İLE/VE Üzüm taşımada kullanılan tahta kap. )


- KAP ile MATARA[Ar.]

( ... İLE Yolculukta kullanılan, boyna ya da bele asılı olarak taşınan su taşıma kabı. )


- KAP ile MUFLA[Fr.]

( ... İLE Nesneleri, aleve değdirmeden, ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap. )


- KAP ile SEFERTASI


- KAP ile YAĞDANLIK

( ... İLE Makine parçalarına yağ akıtmak için kullanılan, ince uzun bir borusu olan kap. )


- KAPAA değil KAPAĞI


- KAPACIK / KAPAKÇIK

( Küçük kapak. | Yürekte ve damarlarda kanın ya da başka sıvıların geri dönmesini önleyen supap durumunda küçük kapak. )


- KAPAK ile AMBAR YOLU ile KULUÇKA

( HATCH vs. HATCH WAY vs. HATCHING )

( تخم دادن ile دريچه ile جوجه بيرون آمدن ile نصف در ile هاشور زني )

( TAKHAM DADAN ile DARYCHEH ile JUJEH BEYRON AMADAN ile NASF DAR ile CPEHESHOR ZANY )


- KAPAK ile/ve/değil EŞİK


- KAPAK ile KEPENK

( ... İLE İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir ya da tahta kanat. )


- KAPAK ile ÖRTMEK ile KAPSAMA ile KAPALI ile ÖRTÜCÜ ile KAPSAYAN ile KAPLAMA KATMANI

( COVER vs. COVER UP vs. COVERAGE vs. COVERED vs. COVERER vs. COVERING vs. COVERING LAYER )

( سرپوش ile رولباسي ile ملحفه ile طي کردن ile تکافو کردن ile پيمودن ile سر ile پوشانيدن ile روپوش ile مستور کردن ile روکش ile پوشش ile روي گرفتن ile پوشيدن ile مستور داشتن ile لفاف ile لفافه ile چادر ile مستور يا پنهان کردن ile غلاف ile جلد ile مستتر کردن ile شمول ile غلافدار ile روبسته ile مجلد ile سردار ile دردار ile سرپوشيده ile ملفوف ile مستور ile روکشدار ile مشمول ile غشاء پوششي ile پوشنده ile ستر ile روپوشي ile غشاء ile غشاوت )

( SARPUSH ile ROLABASY ile MALAHFEH ile TY KARDAN ile TAKAFO KARDAN ile PEYMOODAN ile SAR ile PUSHANYDAN ile ROPOSH ile MOSTOR KARDAN ile ROKESH ile PUSHESH ile ROY GARAFTAN ile PUSHYDAN ile MOSTOR DASHTAN ile LAFAF ile LAFAFEH ile CHADAR ile MOSTOR YA PANEYAN KARDAN ile GHLAF ile JOLD ile MOSTETR KARDAN ile SHMOL ile غلافدار ile روبسته ile MOJOLD ile SARDAR ile DARDAR ile SARPUSHYDAH ile ملفوف ile MOSTOR ile ROKESHODAR ile MOSHMOL ile GHESHA PUSHESHY ile PUSHANDEH ile ستر ile روپوشي ile GHESHA ile GHESHAVAT )


- KAPAK ile/değil/yerine/||/<> TABAK


- KAPAKLANMAK ile KAPAK/LIK ile KAPAKLI ile KAPAKSIZ ile KAPAK KIZI ile KAPAK TAŞI ile KAPAK TAKIMI ile KAPAKLI VALF ile KAPAK BIÇKISI ile KAPAK TAHTASI ile KAPAK YILDIZI ile KAPAK BIÇKICISI


- KAPAKLI KAPSULA = SİMÂR-I SAVNÎYE = PYXIDE


- KAPALI ÇARŞI GİRİŞİNDEKİ İSTİF!


- KAPALI KAPI ile/değil YANLIŞ ANAHTAR


- KAPALI SORU SORMA ile/ve AÇIK SORU SORMA

( )


- KAPALI SORU ile/ve AÇIK SORU


- KAPALI/LIK ile/ve/||/<> ÖRTÜK/LÜK ile/ve/||/<> GİZLİ/LİK


- KAPALI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRSİZ

( CLOSE vs./and/||/<>/and/but/< UNCERTAIN
UNCERTAIN instead of CLOSED )


- KAPALI ile/ve/||/<> DOLAYLI


- KAPALI ile/ve/değil/||/<> DONUK


- KAPALI ile KAPALI ALANLARDA

( INDOOR vs. INDOORS )

( زير سقف ile در منزل )

( ZYR SAQF ile DAR MANZEL )


- KAPALI ile/ve/değil/||/<> KORUNAKLI


- KAPALI ile/değil/yerine ÖRTÜLÜ


- KAPALI ile YAKIN TIRAŞ ile YAKIN ile KAPATMAK ile KAPALI ile KAPALI DEVRE ile KAPALI DEVRE TELEVİZYON ile KAPALI DENİZ ile KAPALI OTURUM ile KAPALI DÜKKAN ile KAPALI ALTPROGRAM ile YAKINLIK ile KAPANIŞ ile KAPANIŞ KONUŞMASI

( CLOSE vs. CLOSE SHAVE vs. CLOSE TO vs. CLOSE UP vs. CLOSED vs. CLOSED CIRCUIT vs. CLOSED CIRCUIT TELEVISION vs. CLOSED SEA vs. CLOSED SESSION vs. CLOSED SHOP vs. CLOSED SUBROUTINE vs. CLOSENESS vs. CLOSING vs. CLOSING SPEECH )

( بستن ile تنگ هم ile مقارن ile تعطيل کردن ile مسدود بستن ile تعطيل شدن ile بسته شدن ile ته تراش ile نزديک ile قريب به ile مشرف ile تخته کردن ile سربسته ile تعطيل ile مسدود شدن ile دربسته ile مسدود ile مغلق ile بي روزنه ile بسته ile مداربسته ile تلويزيون مدار بسته ile درياي بسته ile درياي غير آزاد ile غيرعلني ile سيستم بسته ile زيرروال بسته ile نزديکي ile تقريب ile برچيدگي ile نتق اختتامي )

( BASTAN ile TANG NPAM ile MOGHARAN ile TATYLE KARDAN ile MASDUD BASTAN ile TATYLE SHODAN ile BASTEH SHODAN ile TAH TARASH ile NAZADYK ile GHARYBE BAH ile MOSHARF ile TAKHTEH KARDAN ile SARBASTEH ile TATYLE ile MASDUD SHODAN ile DARBASTEH ile MASDUD ile مغلق ile BEY RUZNEH ile BASTEH ile MADARBASTEH ile TELOYZYVAN MADAR BASTEH ile DARYAY BASTEH ile DARYAY GHYR AZAD ile غيرعلني ile SYSETAM BASTEH ile ZYRARVAL BASTEH ile NAZADYKY ile تقريب ile برچيدگي ile نتق اختتامي )


- KAPALITOHUMLULAR = MESTÛRÜ-'L BÜZÛR = ANGIOSPERMES


- KAPAMA ile KAPAMAÇ ile KAPAMACI


- KAPAMAK ile KAPATMAK

( Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. | Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. | Bir şeyin görünmesine engel olmak. | Geçişi engellemek. | Tıkamak, içini doldurmak. | Su, elektrik gelişini kesmek. | Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. | Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. | Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. | Ortalıktan alıp saklamak. | Karşılamak, denk gelmek. İLE Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek. | Kapamak. | Bir kadınla nikâhsız yaşamak. | Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek. | Herhangi bir yerin tüM tüketimlerini üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek. | Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek. )


- KAPAMAK ile/ve/değil KAPLANMAK


- KAPAMAK ile YUMMAK


- KAPAN -ile

( ÇARŞI )


- KAPAN ile/ve/||/<> BUNALIM


- KAPAN ile KAPAN

( Tuzak. İLE Büyük dükkan/depo.[ > Unkapanı ] )


- KAPAN ile/değil/yerine TUZAK

( Nesne. İLE Kavram. )


- KAPANMAK ile KAPANABİLMEK ile KAPAN ile KAPANCA ile KAPANCI ile KAPANİÇE ile KAPAN DUYGU ile KAPAN KAPANA


- KAPAR ile KAPAR

( Kapatmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. İLE Kapmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. )


- KAPARİ[Yun.] değil/yerine/= GEBRE OTU


- KAPARO[İt. < CAPARRA]/BESMÂN[Fars.] ile/ve PEY/PEH[Fars.]


- KAPARO[İt. < CAPARRA] değil/yerine/= ÖNDELİK


- KAPAROZLAMAK ile KAPAROZ ile KAPAROZCU/LUK