Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 3.148 başlık/FaRk ile birlikte,
3.148 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(6/14)


- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HER ZAMAN


- HALÂ ile/ve MELÂ

( Fârâbî'nin, HALÂ risâlesinin okunmasını salık veririz. )


- HÂLÂ değil/yerine/= ŞİMDİYE DEK


- HALA ile/ve TEYZE

( Babayla kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. İLE/VE Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. )

( BÎBÎ[: Sayın bayan, hanım, ev hanımı. | Hala.] ile/ve ... )

( AUNT[Father's sister]. vs./and AUNT[Mother's sister]. )


- HALAÇ ile HALAÇÇA


- HALÂK[Ar.] ile HALAK[Ar.] ile HALAK[Ar. < HALKA]

( Pay, hisse, nasip. İLE Paçavra, yıpranmış eski şey. İLE Halkalar. )


- HALÂK[Ar.] ile NASÎB[Ar.]


- HALAKA/HALKA[Ar.] ile HALAKA[Ar. < HÂLİK]

( Ortası boş, yuvarlak biçim, daire biçiminde olan şey. | Bir çeşit ufak, yağlı ve tuzlu simit. İLE Berberler. )


- HALÂKA ile/ve/||/<> İBDÂ'

( Bir şey aracılığıyla yaratmak. İLE/VE Örneksiz, malzemesiz yaratmak. )

( Gelenek. İLE/VE/||/<> Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | Yeni ve güzel bir yapıt oluşturma. | Yoktan ortaya koyma, icâd. )


- HALAKAT[Ar. < HALKA | "ka" uzun okunur] ile HALÂKAT[Ar.]

( Halkalar. İLE Halukluk, iyi ahlâklılık. | Dümdüzlük, düzlük. )


- HALÂS[Ar.] ile KURTULMA, KURTULUŞ

( KURTULMA, KURTULUŞ )


- HALAT'LARDA:
BRAGA/MARSPET/PATRISA ile/ve GOMANA ile/ve KANDİLİSA ile/ve İSTRUMAÇA ile/ve VARAGELE ile/ve YOMA

( Gemilerde kullanılan halat. İLE/VE Gemi demirinin bağlı olduğu halat. İLE/VE Gemideki serenleri kaldırmaya yarayan halat. İLE/VE Birbirine takılmış halat. İLE/VE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. İLE/VE 3-4 kat kol bükülmüş halat. )


- HÂLÂT[Ar. < HALET] ile HÂLÂT[Ar. < HALA] ile HALAT[Yun.]

( Durumlar, haller, suretler, keyfiyetler, nitelikler. | Meyl, muhabbet, aşk, visal. İLE Halalar. İLE Kenevirden yapılmış çok kalın ip. )


- HALAT/ZİNCİR ile/ve/||/<> AGANTA[İt. < AGGUANTA]

( ... İLE/VE/||/<> Yısa ya da laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir. )


- HALAT ile BORİNA[< İt.]

( ... İLE Dört köşe yelkenlerin, yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat. )


- HALAT ile/ve/<> ÇIMA/CI[İt. CİMA]

( ... İLE/VE/<> Gemiyi iskeleye bağlamak için kullanılan halat. | Halat ucu. )


- HALAT ile GOMBA

( Hasır halat. )


- HALAT ile HALAT ÇEKME ile HALAT FİTİLİ ile HALAT TAMBURU ile HALAT IZGARASI


- HALAT ile İSTİNGA[İt.]

( ... İLE Yelkenleri toplamak için kullanılan halat. )


- HALAT ile İSTRALYA[İt.]

( ... İLE Gemide, direk ve çubukları baş tarafından, burundan tutan halat. | Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak. )


- HALAT ile KALÇETE[İt. < CALCETTA]

( ... İLE Elle örülerek yapılan yassı halat. )


- HALAT ile RODA[İt.]

( ...İLE Düzgün sarılmış halat yumağı. )


- HALAT ile SALMASTRA[İt.]

( ... İLE Halat tellerinden, saç gibi örülmüş olan ip. | Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek, bu yüzeyler arasına, su, buhar ya da yağların sızmasını önleyen urgan. )


- HALAT ile SARDUN[Yun.]


- HALAT ile/ve SART

( ... İLE/VE Hasır halat. )


- HALAT ile SELVİÇE[İt.]

( ... İLE Gemi armasında bulunan, oynak halat. )


- HALAT ile ŞIPKA

( ... İLE Torpillere karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan, halattan örülmüş ağ. )


- HALAT ile VARAGELE

( ... İLE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. )


- HALÂVET[Ar.] ile TATLILIK, ŞİRİNLİK | ZEVK

( TATLILIK, ŞİRİNLİK | ZEVK )


- HALÂVET değil/yerine SEVİMLİLİK/ŞİRİNLİK/TATLILIK


- HALAY ile HORON

( Doğu'da. İLE Karadeniz'de. )


- HALAYIK/LIK ile HALAYIKLI


- HALAZONE[İng.] / HALOZONE[Fr.] / HAFNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= HALAZON


- HALB[Ar.] ile HALB[Ar.]

( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )


- HALBERWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI TABAKA KALINLIĞI


- HÂLBUKİ değil/yerine/= OYSA


- HALBUKİSİ" değil HALBUKİ


- HALBUSEM" değil HALBUKİ


- HALBWERTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZELER/HÜCRELER


- HALDIR HALDIR (ÇALIŞMAK)


- HALDUR HULDUR (HAREKET ETMEK)


- HÂLE[Ar.] değil/yerine/= AYLA

( Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker. | Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire. | Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi. )


- HÂLE[Ar.] ile HÂLE[Ar. çoğ. HÂLÂT]

( Bazen ay ve güneşin etrafında görülen parlak daire, ay ağılı. İLE Annenin kızkardeşi, teyze. | Meme çevresinde bulunan koyu renkli daire. )


- HALE/HEALTHY LIFE EXPECTANCY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKLI YAŞAM BEKLENTISİ


- HALEF değil/yerine/= ARDIL


- HALEF ile HALEF SELEF/LİK


- HALEF ile SELEF[çoğ. ESLÂF]

( Bir makamın devredildiği kişi. İLE Bir makamın devralındığı kişi. )

( Sonraki, ardıl. İLE Önceki, öncel. )


- HALEL ile/değil/yerine/>< HELÂL


- HÂLEN değil/yerine/= ŞİMDİ/ŞİMDİLİK


- HALEP" ile/ve/||/<>/> "ARŞIN"

( Halep, orada ise arşın, burada. )


- HALEP ve/> ARŞIN

( Orada. [ise] VE/> Burada. )


- HÂLET değil/yerine DURUM


- HALETMEK ile HALET


- HALF REACTION[İng.] / HALBDURCHLÄSSIGE WAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI TEPKİME


- HALF VALUE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= YARI DEĞER KATMANI


- HALF WAVE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DE LA DEMI-VAGUE[Fr.] / HALBWELLENANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA ANTEN


- HALF WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA BOYU


- HALF-CELL POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZE/HÜCRE POTANSİYELİ


- HALF-CELL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZE/HÜCRE


- HALF-LIFE, HALF-PERIOD[İng.] / PÉRIODE DE DEMI-VIE[Fr.] / GYPSUM ZEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI ÖMÜR, YARILANMA SÜRESİ


- HALF-REACTION PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= YARI TEPKİME İŞLEMİ


- HALF-WAVE POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YARI DALGA POTANSİYELİ


- HALF[Ar.] ile HALEF[Ar.]


- HALF[Ar.] ile KASEM[Ar.]


- HALF/HALFE[Ar.] ile HALF[Ar.]

( Yemin etme. | Yemin. İLE Art, arka. | Kötü evlât. )


- HALF :/yerine YARIM


- HÂLÎ -ile

( HÂL'E MENSUP, ŞİMDİKİ )


- HALI FABRİKASI ile/değil HALI İPİ FABRİKASI


- HALİ SABIKA İRCA değil/yerine/= ESKİSİNE DÖNDÜRME


- HALİ-VAKTİ (YERİNDE OLMAK)


- HALİ[Ar.] değil/yerine BOŞ/ISSIZ


- HÂLÎ[Ar.] ile HÂLÎ[Ar.] ile HÂLİ'[Ar.] ile HALÎ'[Ar.] ile HALÎ[Fars., Ar.]

( Tenha, boş, sahipsiz yer. | Açık yer. İLE Hâle/duruma mensup. Şimdiki. İLE Boşanmış adam.[HÂLİA: Boşanmış bayan.] İLE Soyulmuş. | Kovulmuş. İLE Gamsız, uğraşsız/gailesiz, kayıtsız. | Evlenmemiş adam. )


- HALÎ[Ar.] ile MÂZÎ[Ar.]


- HALI/KİLİM ile/ve BERCED[Ar.]

( ... İLE/VE Kalın kilim. | Türk halısı. )


- HALI ile/||/<> DEMİRCİ HALISI


- HALI ile HALI ÇANTASI ile HALI KAPLI ile HALI KAPLAMA

( CARPET vs. CARPETBAG vs. CARPETED vs. CARPETING )

( گليم ile فرش ile فرش کردن ile مفروش کردن ile زيرانداز ile زيلو ile خورجيني ile مفروش )

( GOLYM ile FARSH ile FARSH KARDAN ile MOFROSH KARDAN ile زيرانداز ile زيلو ile خورجيني ile MOFROSH )


- HALI ile KÂLÎÇE[Fars. < KÂLÎ]

( ... @@ Küçük halı, halı seccâde. )


- HALI ile KELLE[Fars.]

( ... İLE 3x4 m² olan halı. )


- HALI ile/ve KİLİM ile/ve SUMAK


- HALI ile NAH[Fars.]

( ... İLE Değerli kumaşlardan yapılan bir çeşit halı, kilim. )


- HALI ile PAZIRIK HALISI

( ... İLE Tarihte bilinen ilk halıdır. )


- HALI ile PAZIRIK HALISI


- HÂLİB[Ar.] ile HÂLİB[Ar. çoğ. HALEBE/HÂLİBE(dişil)] ile HALÎB[Ar.]

( Sütçü. | Sidik borusu, üretra. İLE Aldatıcı, hilekâr. İLE Süt, taze süt. )


- HALİÇ[< KERAS, KEROESSA] ile HALİÇ

( Eminönü - Eyüp arası. İLE Moda, Kalamış koyu. )


- HÂLİC[Ar.] ile HÂLİB[Ar.] ile HALÎC[Ar.]

( Pamuk eğiren. İLE Yerinden oynatma, sarsma, hareket ettirme. İLE Denizin büyük ırmak biçiminde, iki kara arasında uzayıp gitmiş olan bölümü. Doğal liman, boğaz, kanal.[HALÎC-İ İSTANBUL/DERSAADET: İstanbul Halici. | HALÎC-İ BAHR-İ SİYAH: Boğaziçi.] )


- HÂLİD/E[Ar.] ile HALÎDE[Ar.]

( Sonsuz, ebedî, daim. | Bir yıldan çok yaşayan ot/ağaç. İLE Dürterek bastırılmış, saplanmış. )


- HALİD ile HALİDE

( KHALED vs. KHALEDEH )

( خالد ile خالده )

( خالد ile KHALDEH )


- HALIDE, HALOGENIDE[İng.] / HALOGÉNURE[Fr.] / HALOGENID[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJENÜR


- HÂLİF[Ar.] ile HALÎF[Ar.] ile HALÎF[Ar. çoğ. HULEFÂ]

( Peşinden gelen. | Birinin yerine geçen. | Çürümüş, bozulmuş. İLE Yemin ederek birbiriyle sözleşen kişilerden her biri. İLE Arkadan/sonradan gelen, birinin yerine geçen. )


- HALİFE ve/<> HANİFE


- HALİFE ile/ve KUL


- HALİFELER ile HALİFE

( CALIPHS vs. CALIPH )

( خليفه ile خلفا )

( KHALYFAH ile KHOLFA )


- HALİHAZIR HARİTA değil/yerine/= GÜNCEL-DURUM ÇİZİNCİ


- Hâlik[Ar.] ile HÂLİK[Ar. < HELÂK] ile HÂLİK[Ar. çoğ. HALAKA] ile HALÎK[Ar.]

( Yaratan, yoktan var eden, yaratıcı, Allah. İLE Helâk olan, miskinlik içinde ölen. İLE Berber. İLE Traş edilmiş. )


- HÂLİK ile/ve/||/<>/> HÂDİS/MUHDİS


- HÂLİK ile HALÎK


- HÂLİK ile/ve/||/<>/> MAHLÛK


- HÂLİKIYET değil/yerine/= YARATICILIK

( HÂLİKLİK, YARATICILIK )


- HALİL İBRAHİM SOFRASI ile ZEKERİYÂ SOFRASI


- HALÎL[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HABİB[Ar.]

( Kendini sevdiren. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kendi sevilen. )


- HALÎL[Ar.] ile HALÎL[Ar. çoğ. AHİLLÂ, HULLÂN]

( Koca, zevç. İLE Samimi.[dost] | Hz. İbrahim. )


- HALİL ve DUHÛL


- HALİL ile HALİLULLAH ile HALİLZAD

( KHALIL vs. KHALILOLLAH vs. KHALILZAD )

( خليل ile خليلالله ile کهليل زاد )

( خليل ile خليلالله ile KONPALYLE ZAD )


- HALİL < TAHALLÜL


- HALİLE/ÇALPARA/ÇÂR-PÂRE[Fars.]/CASTANET[İng.] ile HALİLE[Fars. < HELİLE]

( Oyun havalarında kullanılan, dört küçük parça sert tahtadan yapılmış bir vurmalı çalgı. İLE Doğu Hindistan'da yetişen bir bitki. )


- HALÎM-SELÎM (BİR KİŞİ)


- HALİM/LİK ile HALİM SELİM ile HALİMLİK SELİMLİK


- HALİME ÇAVUŞ KOCABIYIK PARKI :

( Kazım Karabekir Mahallesindedir. 1.386,17 m²'lik bir alan üzerindedir. 400,00 m² yeşil alanı, 130,00 m²'lik çocuk oyun alanı, 370,00 m²'lik spor alanı ve içinde bir de Yaşam Evi bulunmaktadır. )


- HALİME ile HALİME HATUN

( HALIMEH vs. HALIMEH KHATUN )

( حليمه ile حليمهخاتون )

( HALYMAH ile حليمهخاتون )


- HALİNE GELMEK ile MÜSLÜMAN OLMAK ile VATANDAŞ OLMAK ile ALIŞKANLIK HALİNE GELMEK ile DAHA İYİ OLMAK ile BÖLÜNMÜŞ OLMAK ile BİTKİN DÜŞMEK ile ÜNLÜ OLMAK ile ÇARESİZ KALMAK ile HAFİFLEMEK ile MİLLİLEŞTİRİLMEK ile RESMİ HALE GELMEK ile FAKİR OLMAK ile ALAKALI HALE GELMEK ile SOSYALLEŞMEK ile AĞRIMAK ile UZUN BOYLU OLMAK

( BECOME vs. BECOME A MUSLIM vs. BECOME A CITIZEN vs. BECOME A HABIT vs. BECOME BETTER vs. BECOME DIVIDED vs. BECOME EXHUSTED vs. BECOME FAMOUS vs. BECOME HELPLESS vs. BECOME MILD vs. BECOME NATIONALIZED vs. BECOME OFFICIAL vs. BECOME POOR vs. BECOME RELEVANT vs. BECOME SOCIABLE vs. BECOME SORE vs. BECOME TALL )

( شدن ile تحويل يافتن ile زيبنده بودن ile آمدن به ile در آمدن ile به تابعت درآمدن ile ملکه شدن ile اسلام آوردن ile بهترشدن ile تقسيم شدن ile فرسودهشدن ile اشتهار يافتن ile اسم در کردن ile درماندن ile ملايم شدن ile ملي شدن ile رسميت پيدا کردن ile به پيسي افتادن ile ربط پيدا کردن ile الفت گرفتن ile زخم شدن ile استخان ترکاندن )

( SHODAN ile TAHVYLE YAFTAN ile ZYBANDEH BODAN ile AMADAN BAH ile DAR AMADAN ile BAH TABEAT DARAMADAN ile MOLKEH SHODAN ile ESLAM AVARDAN ile BACPEHTARSHODAN ile TAQSYM SHODAN ile FARSODEHASHODAN ile ESHTEHAR YAFTAN ile ESM DAR KARDAN ile DARMANDAN ile MOLAYM SHODAN ile MOLY SHODAN ile RASMYT PEYDA KARDAN ile BAH PEYSY AFTADAN ile RABT PEYDA KARDAN ile ELEFT GARAFTAN ile ZAKHAM SHODAN ile ESTEKHAN TARKANDAN )


- HÂLİS[Ar.] ile MAHZ[Ar.]


- HALİS/LİK ile HALİS MUHLİS


- HALİS ile/ve/||/<> MUHLİS

( Katışık olmayan, katışıksız, saf. İLE/VE/||/<> Katkısız, hâlis. | Dostluğu, samimiyeti ve hali içten, gönülden olan. [eskiden, büyükten küçüğe yazılan resmî yazılarda, bir nezâket dili olarak "ben" anlamına gelen, "muhlisiniz" biçiminde kullanılırdı] )


- HALİSÂNE değil/yerine/= İÇTENLİKLE


- HALİT AKÇATEPE BAHRİYELİLER PARKI :

( Kilyos Mahallesinde olup 440,00 m²'lik bir alanı kapsar. 300,00 m²'lik yeşil alanı, 100,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- HALİTA[Ar.] değil/yerine KARMA/ALAŞIM[kimya]

( Birkaç şeyin karışımından oluşan. )


- HALÎTA[Osm.] / ALLOY[İng.] / ALLIAGE[Fr.] / LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM


- HALİTA[Osm.] ile/değil/yerine/= ALIŞIM


- HALİTA değil/yerine/= KARIŞIM


- HALITE, ROCK SALT[İng.] / HALITE[Fr.] / HALBZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYA TUZU


- HÂLİYÂT


- HÂLİYEN[Ar.] ile HÂLİYEN[Ar. < HÂLÎ]

( Şimdiki zamanda/halde. İLE Boş olduğu halde, boş olarak. )


- HALİYYE[Ar. çoğ. HALİYYÂT] ile HÂLİYYE[Ar.]

( Bekâr bayan. İLE İbâdet sırasında raks etme, el şaklatma gibi durumları helâl sayan bir tarikat. )


- HALK (ETMEK) ile/ve SEVK (ETMEK)

( Sevgi. )


- HALK ÇEŞMESİ :

( Emirgan'da Doğu Muvakkithane caddesindedir (M.1934). İmam memba suyundan beslenmektedir. Ayna taşının tam ortasındaki daire içindeki kitabede şöyle yazmaktadır: Halk Çeşmesi 30 Ağ. 1934". )


- HALK MECLİSİ ile/ve BULE


- HALK MÛSİKÎSİ'NDE:
UZUN HAVA/LAR ile/ve KIRIK HAVA/LAR

( BU TOPRAĞIN SESİ [Halk Mûsikîmiz] - ADNAN ATAMAN - TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI kitabını okumanızı salık veririz. )


- HALK MÜZİĞİ'NDE:
YAYLI SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR

( Kabak kemane, Karadeniz kemençesi, Tırnak kemençe, Iklığ/Iklık. İLE/VE Kaval, Zurna, Mey, Tulum, Sipsi, Çifte, Argun, Zimbon[Buğday sapından çocuk çalgısı]. İLE/VE Davul, Tef, Darbuka, Kaşık, Çalpara, Zil, Çifte nara, Balaban, Tepsi, Dümbelek. )


- HALK OYLAMALARINDA:
1961 ile 1982 ile 1987 ile 1988 ile 2007 ile 2010

( )


- HALK ŞAİRİ ile HAKK ŞAİRİ


- HALK YÖNETİMİ ile/ve/||/<> ÜNİVERSİTE ile/ve/||/<> TİYATRO ile/ve/||/<> SPOR

( İyonya'lıların, insanlığın gelişimindeki önemli katkı eşikleri. )


- HALK-İ ZAMANÎ ile HALK-İ MEKÂNÎ


- HALK[Ar.] değil/yerine/= AYMAK, TOPLUM

( Toplum olabilmek, ancak, ortak bir düzen sağlayarak olanaklıdır. )


- HALK[Ar.] ile BER'[Ar.]


- HALK[Ar.] ile HALK[Ar. < HÂLÎ]

( Yaratma, yaratılma. | İcat. | Bireyler. | Kişilerden bir bölük. İLE Boğaz. | Traş etme. )


- HALK[Ar.] ile İHTİLÂK[Ar.]


- HALK[Ar.] ile/ve/değil KAMU


- HALK[Ar.] ile KESB[Ar.]


- HALK[Ar.] ile NÂS[Ar.]


- HALK[Ar.] değil/yerine/= TUY


- HALK ile AHÂLİ


- HALK ile/ve/değil/yerine ÂRİF

( Zanlarıyla hareket eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE İrfan sahibidir. )


- HALK ile HALK YOLU

( FOLK vs. FOLKWAY )

( قوم وخويش ile احساسات عمومي )

( GUM VAKHOYSH ile EHSASAT AMOMY )


- HALK ve/<>/>< HAŞR


- HALK ile İBDÂ


- HALK ile/değil/yerine/= TOPLUM/KAMU


- HALK ile/değil ZUHUR

( Yaratılma. İLE/DEĞİL Dışlaşma. )


- HALKA TÜR ile/||/<> KARDEŞ TÜR

( Halka coğrafi halka, kardeş görünüş benzer ama tür. )

( Formül: Geographic İLE cryptic )


- HALKA[Ar.] değil/yerine/= DEĞREK/DOLANGI


- HALKA ile "HALK"A


- HALKA ile BALIKGÖZÜ

( ... İLE Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka. )


- HALKALAMAK ile HALKALANMAK ile HALKA ile HALKACI/LIK ile HALKALI ile HALKASIZ ile HALKA YAY ile HALKALILAR ile HALKA DÖNÜK/LÜK ile HALKALI DAMAR ile HALKA OYUNLARI ile HALKALI GÖZLER ile HALKA DİZİLİŞLİ


- HALKALI ODUN BORULARI = EV'İYE-İ HALKAVÎYE = VAISSEAUX ANNULAIRES, VAISSEAUX ANNELÉS


- HALKERKİ = HÜKÜMET-İ AMME = DEMOCRACY[İng.] = DÉMOCRATIE[Fr.] = DEMOKRATIE[Alm.] = DEMOKRATIA, DEMOS:HALK, KRATOS:ERK, EGEMENLİK[Yun.] = DEMOCRACIA[İsp.]


- HALKIN İRFANI ile/değil İLGİSİZLİK/KAYITSIZLIK


- Halkı DİNLE!!!


- HALL ACCELERATOR[İng.] / HALL-BESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HIZLANDIRICISI


- HALL EFFECT ISOLATOR[İng.] / ISOLATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHE ISOLIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ YALITICI


- HALL EFFECT MODULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ KİPÇE


- HALL EFFECT MULTIPLIER[İng.] / MULTIPLICATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MULTIPLIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ ÇOĞALTICI


- HALL EFFECT[İng.] / EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİSİ


- HALL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE HALL[Fr.] / HALL-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ÜRETECİ


- HALL MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= HALL DEVİNİRLİĞİ


- HALL PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ HALL[Fr.] / HALLOYSIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL İŞLEMİ


- HALL VOLTAGE[İng.] / TENSION DE HALL[Fr.] ile/değil/yerine/= HALL GERİLİMİ


- HALL-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL VOLTAJI


- HALL[Ar.] ile HALL[Ar.]

( Çözme, çözülme, karışık bir sorunun içinden çıkma, karar verip sonuca varma. | Eritme. | Çözümleme/tahlil/analiz. İLE Sirke. )


- HALL :/yerine SALON, KORİDOR


- HÂLLÂK -ile

( HER TÜRLÜ YARATMAYI, HER TÜRLÜ YAPAN, ALLAH )


- HALLÂK/HÂLIK[Ar.] ile HALLÂK[Ar.]

( Berber. İLE Halk edici, hâlik. )


- HALLÂL[Ar.] ile HALLÂL[Ar.]

( Çözen, çâre bulan, halleden. İLE Sirke yapan kişi. )


- HALLEDİLMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜLMEK


- HALLENMEK ile/değil HEMHAL OLMAK


- HALLER('İ)


- HALLETMEK[Osm.] / TO DISSOLVE[İng.] / LÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZMEK


- HALLETMEK ile BAĞLAMAK


- HALLETMEK değil/yerine/= ÇÖZMEK/ÇÖZÜME KAVUŞTURMAK/YOLUNA KOYMAK


- HALLETMEK ile DİKKATLİ DAVRANIN ile ELLEÇLEME ile İŞLERİN HALLEDİLMESİ ile EL LİSTESİ

( HANDLE vs. HANDLE WITH CARE vs. HANDLING vs. HANDLING OF AFFAIRS vs. HANDLIST )

( دسته ile سرو کار ile قبضه شمشير ile جادستي ile رفتار کردن ile دستينه ile ادارهکردن ile دستگيره ile با احتياط دست بزنيد ile رتق ile رسيدگي ile رتق و فتق امور ile فهرست مختصر )

( DASTEH ile SORO KAR ile GHABZEH SHMASHYR ile جادستي ile RAFTAR KARDAN ile DASTYNAH ile EDARECKARDAN ile DASTGYRAH ile BA EHTYAT DAST BOZANYD ile RATAGH ile RESYDEGY ile RATAGH VE FOTEGH AMOR ile FANPAREST MOKHTASR )


- HALLETMEK ile HALLEDİLMEK ile HALLETTİRMEK ile HALLEDEBİLMEK ile HALLEDİVERMEK


- HALLETMEK ile OTURTMAK


- HALLÎ[Ar.] ile HALLÎ[Ar.] ile HÂLLİ[Ar.]

( Çözümleyerek, çözümleme ile ilgili. İLE Sirke ile ilgili. İLE Kuvvetli. | Zengin. )


- HALLOYSITE, HALLOYLITE[İng.] / HALLOYSITE[Fr.] / HALIT, STEINSALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HALLOYSİT


- HALLUCINATION vs. SIMULATION


- HALLWACHS EFFECT[İng.] / EFFET HALLWACHS[Fr.] / HALLWACHS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALLWACHS ETKİSİ


- HALO-[İng.] / HALO-[Fr.] / HALL-VERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALO-


- HALOGEN ACIDS[İng.] / HALOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN ASİTLERİ


- HALOGEN LAMP[İng.] / LAMPE HALOGÈNE[Fr.] / HALOGEN-GLÜHLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN LAMBA


- HALOGEN[İng.] / HALOGÉN[Fr.] / HALO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN


- HALOGENATION[İng.] / HALOGÉNATION[Fr.] ile/değil/yerine/= HALOJENLENME


- HALOGENERIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJENLEME


- HALOGENS[İng.] / HALOGÉNES[Fr.] / HALOGEN SÄUREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJENLER


- HALOJENLER ile AMETAL

( Flor, klor gibi ögeler. İLE Metal olmayan ögeler. )


- HALOJENLER ile/||/<> SOY GAZLAR

( Halojenler 7 elektron reaktif İLE soy gazlar 8 elektron inert )

( Formül: X₂ + 2e⁻ → 2X⁻ (halojen) İLE stabil oktet (soy gaz) )


- HALONIUM ION[İng.] ile/değil/yerine/= HALONYUM İYONU


- HALOTHANE[İng.] ile/değil/yerine/= HALOTAN


- HALOTHENE[İng.] ile/değil/yerine/= HALOTEN


- HALPHEN REAGENT[İng.] ile/değil/yerine/= HALPHEN REAKTİFİ


- HALSİZLEŞMEK ile HALSİZ/LİK ile HALSİZCE


- HALSİZLİK ile REHÂVET


- HALT (ETMEK) ile/değil/yerine/>< HÂL (ETMEK)


- HALT (ETMEK) ile/değil/yerine/||/>< HALK (ETMEK)

( Uygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma. | Uygun olmayan, beğenilmeyen. | Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Oluşturma, "yaratma". )


- HALT[< HALATA]:
KARIŞTIRMAK -<


- HALT[Ar.] ile LÜBS[Ar.]


- HALTER'DE:
SİLKME ile/ve KOPARMA


- HALTER ile HALTERCİ/LİK


- HÂLÛK[Ar.] ile/değil HALÛK[Ar.]

( Sıçan otu. | Mercimek ocağı. İLE İyi huylu, ahlâklı, insaniyetli, geçim ehli olan. )


- HALUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/= MEVCUD


- HALÜSİNASYON GÖRMEK ile HALÜSİNASYON ile HALÜSİNASYON YARATAN ile HALÜSİNOZ ile HALÜSİNASYONLU

( HALLUCINATE vs. HALLUCINATION vs. HALLUCINATORY vs. HALLUCINOSIS vs. HALLUCINOUS )

( هذيان گفتن ile هذياني گفتن ile توهم ile توهمي ile توهم گير کردگي ile هذيان آور )

( NPAZYAN GOFTAN ile NPAZYANY GOFTAN ile TOUHOM ile توهمي ile TOUHOM GYR KARDEGY ile NPAZYAN AVAR )


- HALÜSİNASYON/HALLUCINATION[İng.]/BİRSAM değil/yerine/= VARSANI


- HALÜSİNASYON ile SİMÜLASYON

( HALLUCINATION vs. SIMULATION )


- HALÜSİNASYON değil/yerine/= VARSANI


- HALVET'E GİRMEK ile/ve/yerine YAPILMAYACAKLARIN YAPILMAMASI


- HALVET ile/ve/değil/> CELVET


- HALVET ile ERBAİN

( Müridlere uygulanan. İLE Mürşidlerin, kâmillerin uyguladığı. )


- HALVET ile HALVETİ


- HALVET ile/ve İTİKÂF

( İkisinde de, beş vakit namaz kılınan yerde olma koşulu vardır.[Bayanlar için ibâdet yeri belirlenmiş/aynı olarak evde de itikâfe girme olanağı/hakkı saklıdır.] )


- HÂM[Fars.] ile HAM[Fars.]

( Pişmemiş, olmamış, çiğ. | İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. | Boş, nâfile, beyhûde. | Terbiye, deneyim görmemiş, acemi. İLE Eğri, bükülmüş. )


- HÂM[Fars.] ile HAMM ile AM

( Pişmemiş, olmamış, çiğ. | İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. | Boş, nâfile, beyhûde. | Terbiye, deneyim görmemiş, acemi. İLE Sevgi. | İstenilen. | Dişilik örgeni, vajina. )


- HAM/KÜRE TAŞ ile/ve/||/<>/> KÜP TAŞ


- HAM ile/ve/değil/||/<> BİÇİMSİZ


- HAM ile ÇİĞ


- HÂM değil/yerine/= ÇİĞ/OLMAMIŞ/OLGUNLAŞMAMIŞ


- HAM ile GÖK


- HAM ile HAM PETROL ile KABALIK

( CRUDE vs. CRUDE OIL vs. CRUDITY )

( خام ile نفت خام ile ناپختگي )

( KHAM ile NAFT KHAM ile NAPKHTGY )


- HAM ile HAMİ ile HAMT ile HAM BEZ ile HAM GAZ ile HAM HUM ile HAMİSİZ ile HAM PAYI ile HAM ERVAH/LIK ile HAM HAYAL ile HAM MADDE ile HAM BESİ SUYU


- HAM ile/ve/||/<> KEKRE

( ... İLE/VE/||/<> Tadı acımtırak, ekşimsi ve buruk olan. )


- HAMA ile HAMAS

( HAMA vs. HAMAS )

( حماء ile حماس )

( حماء ile HAMAS )


- HAMAK[Fr. HAMAC] ile ŞEZLONG[Fr. CHAISELONGUE]["ŞENZLONG/ŞENZLONK/ŞEZLOG/ŞEZLOK/ŞEZLONK" değil!]

( İki ağaç ya da direk arasına asılarak kurulan, içine yatılarak sallanılabilen, ağ, bez vb.nden yapılmış yatak, ağ yatak. İLE Üzerine uzanılabilecek biçimde ayarlanan, döşeme yerine bez gerilen bir tür taşınabilir koltuk. )


- HAMÂKÂT[Ar.] ile HAMÂSET[Ar.]

( Ahmaklık. İLE Yiğitlik, kahramanlık, cesaret. | Dinleyenleri etkilemek ya da heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım. )


- HAMÂKAT[Ar.] ile RAKÂ'AT[Ar.]


- HAMÂKÂT ile/ve AHMAKLIK

( Aptallık. İLE/VE Aptallığın da ötesinde aptallık. )


- HAMAL[Ar.] değil/yerine/= YÜKÇÜ


- HAMAL/LIK" ve AHMAK/LIK


- HAMAL/LIK ile/ve/||/<> HAİN/LİK

( (")Düşmanından("), bir şey almayanların durumu. İLE/VE/||/<> (")Düşmanından("), yanlış şeyler alanların durumu. )


- HAMAL/LIK ile HAMAL CAMAL ile HAMAL SEMERİ ile HAMAL SIRIĞI


- HAMAM SOKAK :

( Sarıyer Merkez Mahallesi sokaklarındandır. Orta çeşme caddesi üzerinde ve sağ yöne çıkış olan ilk sokaktır. İsmini burada bulunan Hamam'dan almıştır. Sarıyer Hamamı Çelebi Müftü ismi ile anılan Şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi tarafından yaptırıldı. Bu sokak üzerinde ve Karakütük caddesine çıkış olan kısa sokağa da Hamamın arkasında olması nedeni ile "Hamam Arkası Sokak" denilmiştir. )


- HAMAM SOKAK :

( Bezzazistan Kethüdası Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılan Hamam'ın bulunduğu sokağa "Hamam Sokak" adı verilmiştir. Ancak hamam günümüzde mevcut değildir. )


- HAMAM SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından bikridir. 16. yy da yapılan ancak zaman yıkılıp giden hamamın bulunduğu sokağa "Hamam Sokak" verilmiştir. )


- HAMAM[Ar.] ile/ve KAPLICA[< KAPALI ILICA]

( ... İLE/VE Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam. )

( KAPLI: Kaplanmış olan. | Altındakini göstermeyecek kadar çok olan. | Kabı olan. )

( ... ile ÇERMİK )


- HAMAM[Ar.] değil/yerine/= YUNAK


- HAMAM/LIK ile HAMAMCI/LIK ile HAMAM OTU ile HAMAM TASI ile HAMAM ANASI ile HAMAM BÖCEĞİ ile HAMAM KESESİ ile HAMAM TAKIMI ile HAMAM BOHÇASI ile HAMAM BÖCEĞİGİLLER


- HAMAM ile SAUNA[Fince] ile FURO

( ... İLE Fin hamamı. İLE Japon hamamı. )


- HAMAMBÖCEĞİ ile AMERİKA HAMAMBÖCEĞİ

( ... cum PERIPLANETA AMERICANA )


- HAMAMBÖCEĞİ ile TISLAYAN HAMAMBÖCEĞİ


- HAMAMCIOĞLU YALISI/BEYAZ YALI :

( Sarıyer'de Yenimahalle Karakütük caddesi üzerinde olup iki cephelidir. Yalının altı mağaza olup 1930 - 1950 yılları arasında balık tuzlama yeri olarak kullanıldı. Uzun yıllardan beri boş duran yalı viran haldedir. Yalı 19. yy. sonlarında inşâ edilmiştir. Beyaz Yalı olarak anılmaktadır. )


- HAMAMCIOĞLU, GARO (KARABET) (İST. 1945) :

( Taksim Spor Kulübünden transfer edildi (1967) ve 13 sezon (1967 - 1980) Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer'de en uzun süre forma giyen futbolculardan biridir. Sarıyer'de kaldığı süre içinde 368 lig, 3 B. Takımlar ligi 17 kupa ve 4 turnuva maçı olmak üzere 393 resmi ve 91 özel maçla birlikte toplam olarak 483 kez maçta forma giydi. Lig maçlarında 103, kupa maçlarında 4, turnuva maçlarında 3 olmak üzere resmi maçlarda 110, özel maçlarda 55 olmak üzere toplam olarak 165 gol kaydetti. Sarıyer takımında en çok oynayan ve en çok gol atan futbolcu olarak rekor sahibidir. Uzun süre takım kaptanlığı görevini üstlendi. Sarıyer'de oynadığı 13 sezon içinde 10 kez takımının en çok gol atan adamı olmayı bildi. Futbolu jübile yaparak Sarıyer'de bıraktı. Cemaatinin takımı olan Taksim Spor Kulübünde uzun zamandan beri başkan olarak görev yapmaktadır. Ermeni Cemaatinde Vakıf Başkanlığı gibi görevler üstlenmektedir. )


- HAMARATLAŞMAK ile HAMARAT/LIK ile HAMARATÇA


- HAMAYLI/HAMAİL[Ar.] değil/yerine KUŞAK

( Omuzdan, çapraz olarak bele inen bağ. | Muska. )


- HAMBURG ile HAMBURGER

( HAMBURG vs. HAMBURGER )

( هامبورگ ile همبرگر ile همبورگر )

( CPEHAMBORG ile NPAMBARGAR ile NPAMBORGAR )


- HAMD:
HAMÎD ile/ve/||/<>/> AHMED ile/ve/||/<>/> MUHAMMED

( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. İLE/VE/||/<>/> Kur'ân-ı Kerîm. )