Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 3.148 başlık/FaRk ile birlikte,
3.148 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(11/14)


- HAYKIRMAK ile HAYKIRTMAK ile HAYKIRABİLMEK ile HAYKIRI


- HAYLAMAK ile HAYLAZLAŞMAK ile HAYLAZ/LIK ile HAYLAZCA


- HAYLİ HAYLİ (YETMEK/YETMESİ)

( "HAYDİ HAYDİ" değil HAYLİ HAYLİ )


- HAYLİ değil/yerine/= EPEY


- HAYMANA ile HAYMANA ÖKÜZÜ ile HAYMANA BEYGİRİ ile HAYMANA MANDASI


- HAYME ile/ve MİŞKAN

( Çadır. İLE/VE Mâbed. )


- HAYME ile/ve MİŞKAN

( Çadır. İLE/VE Mâbed. )


- HAYNE METALLLEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HAYNE ALAŞIMI


- HAYNES ALLOY[İng.] ile/değil/yerine/= HAYNES ALAŞIMI


- HAYR -ile

( HAYIRLI, İYİ, YARARLI )


- HAYR:
SÖZ (İLE) ile/ve/||/<> SÜKÛT (İLE) ile/ve/||/<> NAZAR (İLE) ile/ve/||/<> AMEL (İLE)


- HAYR(-I MUTLAK) ile/ve/<> SIDDIKİYET ile/ve/<> HÜSN


- HAYR[Ar.] ile HAYR[Ar.]

( İyilik, iyi, yararlı iş, yarar. İLE İyi, yararlı, yarar, hayırlı. )


- HAYR[Ar.] ile MENFA'AT[Ar.]


- HAYR[Ar.] ile Nİ'MET[Ar.]


- HAYR[Ar.] ile SALÂH[Ar.]


- HAYR ile/ve/||/<> TEVHÎD


- HAYRAN BAKIŞ ile AYRAN BAKIŞ


- HAYRAN/LIK ile BAYGIN/LIK


- HAYRÂN ile/ve/> DEVRÂN ile/ve/> SEYRÂN


- HAYRAN ile/ve/> HAYRAT

( Hayran olduğuna, hayrat ol! )


- HAYRANLIK ile/ve AŞK

( Aşk, bir bakıştır. [Gerisi vs.] )


- HAYRANLIK ile CEZBE

( ADMIRATION vs. ECSTASY )


- HAYRANLIK ile/ve/||/<>/> İÇSELLEŞTİRME


- HAYRANLIK ile/ve/değil/||/<>/< MAĞLUP OLMUŞ KISKANÇLIK


- HAYRANLIK ile/ve/<> ÖYKÜNME


- HAYRANLIK ile TAPIYORUM

( ADORATION vs. ADORE )

( عشق ورزي ile پرستش ile پرستيدن )

( عشق ورزي ile PARESTESH ile PARESTYDAN )


- HAYRANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TESLİMİYET


- HAYRANLIK ile/ve ÜRKME


- HAYRÂT[< HAYR]: HAYIRLI İŞLER | HAYIR İÇİN KURULAN MÜESSESELER [ÇEŞME, HASTAHANE, AŞHÂNE] -<


- HAYRAT değil/yerine/= EYGÜ


- HAYRET (TAHAYYUR)


- HAYRET VERİCİ ile ŞAŞKIN ile ŞAŞIRTICI ile ŞAŞKINLIK

( ASTONISH vs. ASTONISHED vs. ASTONISHING vs. ASTONISHMENT )

( متحير کردن ile گيج کردن ile بيهوش کردن ile مبهوت کردن ile گيج ile مبهوت ile حيرت انگيز ile حيرت آور ile تحيرآور ile سرگشتگي ile حيراني ile گيجي ile خيرگي ile تحير )

( MOTEHYR KARDAN ile GYJ KARDAN ile BEYTEOOSH KARDAN ile MOBAOUT KARDAN ile GYJ ile MOBAOUT ile HEYRAT ENGYZ ile HEYRAT AVAR ile تحيرآور ile SARGASHTGY ile حيراني ile GYJY ile خيرگي ile تحير )


- HAYRET[Ar.] ile DEHŞ[Ar.]


- HAYRET ile/ve/||/<>/> DİKKAT ile/ve/||/<>/> MERAK ile/ve/||/<>/> BİLME


- HAYRET ile/> HAŞYET

( ... İLE/> Hayretin dehşeti, ürperme. )


- HAYRET ile HAYRET ile ŞAŞKINLIK ile İNANILMAZ

( AMAZ vs. AMAZED vs. AMAZEMENT vs. AMAZING )

( هاج وواج ile شگفتزده ile حيرت زده ile متعجب ile بهت زده ile متحير ile سرگشتگي ile اعجاب ile سرگرداني ile بهت ile حيرت ile دهشت انگيز ile بهت انگيز ile شگفت انگيز ile بهت آور ile اعجاب آميز ile تحيرآور ile اعجاب انگيز ile تعجب آور )

( CPEHAJ VAVAJ ile SHGOFTEZODEH ile HEYRAT ZADEH ile MOTAJAB ile BACPEHT ZADEH ile MOTEHYR ile SARGASHTGY ile EJAB ile SARGARDANY ile BACPEHT ile HEYRAT ile DAHASHT ENGYZ ile BACPEHT ENGYZ ile SHGOFT ENGYZ ile BACPEHT AVAR ile EJAB AMYZ ile تحيرآور ile EJAB ENGYZ ile TAJAB AVAR )


- HAYRET değil/yerine/= ŞAŞMA, ŞAŞIRMA, ŞAŞA KALMA


- HAYRET ile/ve UYANIŞ

( Hayret ve merak, bilgeliğin şafağıdır. )

( Ancak, hayrette olduğunuz zaman, gerçeği bilebilirsiniz. )

( Wonder is the dawn of wisdom.
You can know reality only when you are astonished. )

( ASTONISHMENT/AMAZEMENT vs./and AWAKENING )


- HAYRET ile/ve UYANIŞ


- HAYRET = WONDER, ASTONISHMENT[İng.] = ÉTONNEMENT[Fr.] = BEWUNDERUNG[Alm.] = ADMIRATIO[Lat.]


- HAYRETMEK ile HAYRET


- HAYS[Ar.] ile HAYZ[Ar. çoğ. HİYÂZ]

( Saygı, itibar. | İlgi. İLE Bayanlarda aybaşı durumu. )


- HAYSİY(Y)ET değil/yerine/= ONUR


- HAYSİYET ile/değil HASİYET/HASSA

( Kişilik, onur. İLE/DEĞİL Özgülük. | Yarar, etki. )


- HAYSİYET ile HAYSİYETLİ/LİK ile HAYSİYETSİZ/LİK ile HAYSİYETSİZCE ile HAYSİYET DİVANI


- HAYSİYET ile/ve/||/<> HÜRRİYET


- HAYSİYET değil/yerine/= ONUR


- HAYSİYET ile/ve/||/<>/>/< ŞAHSİYET


- HAYSÜ:
TALİL ile TAKYİD ile ITLAK


- HAYTA/SERSERİ/KÜLHANBEYİ/APAŞ[Fr. < APACHE] ile Hayta

( Osmanlı'ların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Başıboş, bir baltaya sap olamamış. İLE Toroslarda yaşayan bir Yörük oymağı/âşireti. )


- HAYVAN GİBİ YAŞAYAN "KİŞİ/İNSAN" ile/değil/>< İNSAN GİBİ HAREKET EDEN "HAYVAN"


- HAYVAN HORTUMU ile FİL HORTUMU ile BÖCEKLERDE GÖRÜLEN HORTUM

( HORTUMLULAR: HORTÛMİYYE[Ar.], PROBOSCIDIAN[İng.], PROBOSCIDIENS[Fr.] )

( ... İLE Fillerin hortumları, 15.000 kastan oluşmaktadır. İLE ... )

( ... ile HURTÛM[çoğ. HARÂTÎM] ile ... )

( SNOUT vs. TRUNK vs. PROBOSCIS )


- HAYVAN SOKMALARINDA:
ARI ile/ve/||/<> AKREP ile/ve/||/<> YILAN

( Solunum düzeni bozukluklarına neden olur. İLE/VE/||/<> Sinir düzeni bozukluklarına neden olur. İLE/VE/||/<> Sindirim ve solunum düzeni bozukluklarına neden olur. )

( Acı, şişme ve kızarıklık belirtileri olur. İLE/VE/||/<> Ağrı, ödem, iltihaplanma, kızarma, morarma, kas krampları, titreme, karıncalanma, huzursuzluk ve havale görülebilir. İLE/VE/||/<> Yerel ve genel belirtiler verir. Isırılma bölgesinde, acı, morluk, kanama, iltihaplanma[1–2 hafta sürer]. Kusma, karın arısı, ishal gibi sindirim sistemi bozuklukları, aşırı susuzluk, şok, kanama, psikolojik bozukluklar, kalpte ritm bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği görülebilir. )

( [İlk Yardım...]
Arının iğnesi çıkarılır. Yara yıkanır ve üzeri örtülür. Soğuk uygulama yapılır. Alerji açısından değerlendirilir. Ağız içinden soktuysa buz emmesi sağlanır. Alerjik durum varsa, çok sayıda arı tarafından sokulduysa 112 aranır.

İLE/VE/||/<>

Hasta hareket ettirilmez. Yaralı yatar pozisyonda tutulur. Soğuk uygulama yapılır. Kan dolaşımını engellemeyecek biçimde bandaj uygulanır. Yara üzerine herhangi bir müdahale yapılmaz.

İLE/VE/||/<>

Yara yıkanır. Yaralı bölge kalp seviyesinin altında tutulur. Soğuk uygulama yapılır. Hasta hareket ettirilmez. Yaraya yakın bölgede baskı yapan yüzük, bilezik vb. çıkarılır. Yara üzerine herhangi bir müdahale yapılmaz![emilmez!!!] 112 aranır. )

( Kedi-köpek gibi hayvan ısırmalarında ilkyardım:
- Yaşam bulguları değerlendirilir.
- Hafif yaralanmalarda, yara, 5 dk. sabun ve soğuk suyla yıkanır.
- Yaranın üstü, temiz bir bezle kapatılır. - Ciddi yaralanmalarda, yaraya temiz bir bezle basınç uygulanarak kanama durdurulmalıdır. - Derhal tıbbi yardım istenmelidir.[112]
- Hasta/yaralı, kuduz - tetanos aşısı için uyarılmalıdır. )

( NEŞEK: Yılan ısırığı. )


- HAYVAN SOKMALARINDA:
KARA CANLILARI ile/ve/||/<> DENİZ CANLILARI

( Soğuk uygulaması yapılır. İLE/VE/||/<> Sıcak uygulaması yapılır. )

( bkz. 52814 İLE/VE/||/<> Kızarma, şişme, iltihaplanma, sıkıntı, huzursuzluk, havale, baş ağrısı görülebilir.[İlk yardımı: Batan diken varsa görülüyorsa çıkarılır. Yaralı bölge hareket ettirilmez. Sıcak su ile yıkanır. Yara yerine herhangi bir müdahale yapılmaz, ovulmaz! 112 aranır.] )


- HAYVAN SÜRÜSÜ ile/ve/||/>< İNSAN TOPLULUKLARI

( Kalabalıklaştıkça akıllanır. İLE/VE/||/>< Kalabalıklaştıkça aklını kaybeder. )


- HAYVAN YILI TAKVİMİ:
ÇİN ve/değil/< ÖZBEKİSTAN

( Hayvan yılı takvimini, Çin'liler, Özbekler'den almıştır. )


- HAYVAN-I NÂTIK ile HAYVAN-I DÂHIK ile CİSM-İ DÂHIK


- HAYVAN:
"RİYÂKÂR DEĞİLDİR" değil İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂKÂRLIK YAPAMAZ


- HAYVAN(CANLI) = BEHAİM = ANIMAL[İng., Fr., İsp.] = TIER[Alm.] = ANIMALE[İt.]


- HAYVÂN[Ar.] -ile

( Canlılık, dirilik. | Canlı şey. | İnsanı da içine alan tüm canlılar. | HAYEVÂN )


- HAYVAN/BİTKİ ile/değil ANTOZA

( ... İLE/DEĞİL Çiçek hayvan. )


- Hayvan/lar ile KONUŞ!!! -ile


- HAYVAN/LIK ile/değil/yerine/>< HAYRAN/LIK


- HAYVAN ile AYVAN/EYVÂN[Fars.]

( Canlı. İLE Ev bahçesi, avlu, taşlık. | Mısır, fındık vb. kurutmaya mahsus zeminden yüksek yer. | Üstü kesik, koni biçiminde zahire ambarı. | Balkon, hayat, salon, teras, sundurma, saya. | Çok pencereli ya da bir tarafı açık üst kat odası. | Damda düzlük, düz dam. )


- HAYVAN ile BEBEK/ÇOCUK KAÇIRAN HAYVAN


- HAYVAN ile BEĞNEK

( ... İLE Kuyruğu kesik, güdük hayvan. )


- HAYVAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEHAİM/BEHÎME

( Canlı. @@ İnsan dışındaki tüm hareket edebilen canlılar. | Dört ayaklı hayvan. )


- HAYVAN ile/değil BİYOLOJİK YIĞIN

( Doğasında. İLE/DEĞİL Hayvanat bahçesinde. )


- HAYVAN ile HAYVAN SÜRÜCÜSÜ ile HAYVAN DIŞKISI ile BİNMEK İÇİN HAYVAN ile HAYVANCILIK ile HAYVAN İÇGÜDÜLERİ ile HAYVAN BİTİ ile HAYVAN MANYETİZMASI ile HAYVAN DOĞASI ile HAYVAN BENZERİ ile HAYVANCILIK ile HAYVANCI ile HAYVANLIK ile HAYVANLAŞTIRMAK ile HAYVANLAR

( ANIMAL vs. ANIMAL DRIVER vs. ANIMAL EXCREMENT vs. ANIMAL FOR RIDING vs. ANIMAL HUSBANDRY vs. ANIMAL INSTINCTS vs. ANIMAL LOUSE vs. ANIMAL MAGNETISM vs. ANIMAL NATURE vs. ANIMAL-LIKE vs. ANIMALISM vs. ANIMALIST vs. ANIMALITY vs. ANIMALIZE vs. ANIMALS )

( جانور ile جنبنده ile جمنده ile حيواني ile جانوري ile حيوان ile بهيمه ile چارپادار ile پشگل ile مال ile دام پروري ile غرائز حيواني ile شپشه ile منتر ile حيوانيت ile جانوس مانند ile نفس پرستي ile نقاش جانور ile مصور حيوانات ile زندگي جانوران ile حيواني کردن ile بهائم ile مواشي )

( JANOR ile JONBANDEH ile JAMANDEH ile HEYVANY ile JANORY ile HEYVAN ile بهيمه ile چارپادار ile پشگل ile MAL ile DAM PRORY ile غرائز حيواني ile SHPASHEH ile منتر ile حيوانيت ile JANOS MANAND ile NAFS PARESTY ile NAGHASH JANOR ile مصور حيوانات ile ZANDEGY JANORAN ile HEYVANY KARDAN ile بهائم ile مواشي )


- HAYVAN ile HAYVAN-I NÂTIK(İNSAN)

( Tekilleri görebilir. İLE Tikelleri anlar. )


- HAYVAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İNSAN

( Âlet kullanan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Âlet yapan. )

( [doğduklarında] Özgürlükleri yoktur fakat (belirli bir oranda ve kısa sürede) yaşamda/ayakta kalma "yetkinlikleri" vardır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Özgürlükleri vardır fakat yaşamda/ayakta kalma "yetkinlikleri" yoktur. )

( [Kalabalıklaştıkça ...] "Akıllanır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> "Aptallaşır". )

( Kısmen/neredeyse "düşünebilen". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Düşündüğünü düşünen.[Sapiens sapiens] )

( "İnsan"ın Taksonomik Sınıflandırılması

Tip: Canlılık (Biota)

Süper Alan (Superdomain): Arkeler ve Ökaryotlar (Neomura)

Alan: Ökarya (Eukarya)

Klad: Amipler, Hayvanlar, Mantarlar (Unikonta)

Klad: Arkadan Kamçılılar, Hayvanlar ve Mantarlar (Opisthokonta)

Klad: Hayvanlar ve Tek Hücreli Yakın Akrabaları (Holozoa)

Âlem: Hayvanlar (Animalia)

Alt Âlem: Gerçek Dokulular (Eumetazoa)

Klad: Çift Yanlı Simetrikler (Bilateria)

Üst Şube: İkincil Ağızlılar (Deuterostomia)

Şube/Filum: Kordalılar (Chordata)

Alt Şube: Omurgalılar (Vertebrata)

İnfra Şube (Infraphylum): Gerçekçeneliler (Gnathostomata)

Üst Sınıf: Dört Üyeliler (Tetrapoda)

Sınıf: Memeliler (Mammalia)

Alt Sınıf: Doğuran Memeliler (Theriiformes)

İnfra Sınıf (Infraclass): Plasentalı Memeliler / Eteneliler (Eutheria / Placentalia)

Üst Takım (Superorder): Kemiriciler, Tavşanımsılar, Sivri Sincapçıkgiller, Primatlar, Abalı Memeliler (Euarchontoglires)

Takım: Primatlar / İri Beyinli Yüksek Memeliler (Primata)

Alt Takım: Kuru Burunlu Primatlar (Haplorrhini)

İnfra Takım (Infraorder): Maymunlar (Simiiformes / Simians)

Geçiş Takımı (Parvorder): Eski Dünya Maymunları ve Kuyruksuz Maymunlar (Catarrhini)

Üst Aile/Familya: Kuyruksuz Maymunlar / İnsansılar (Hominoidea / Apes)

Aile/Familya: Büyük Kuyruksuz Maymunlar (Hominidae / Great Apes)

Alt Aile/Familya: İnsan, Şempanzeler, Goriller ve Ataları (Homininae)

Oymak/Tribü: İnsan, Şempanzeler ve Ataları (Hominini)

Alt Oymak: İnsan ve Ataları (Hominina)

Cins: İnsan (Homo)

Tür: Anatomik Olarak Modern İnsan/Kişiler / Bilge İnsan/Kişiler (Homo sapiens)

Alt Tür: Modern Bilge İnsan (Homo sapiens sapiens) )

( Kişi, hayvanlardan uzaklaştıkça hayvanlaşır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kişi, hayvanlara yakınlaştıkça insanlaşır. )

( [not] ANIMAL vs./and/but/||/<>/> HUMAN
HUMAN instead of ANIMAL )


- HAYVAN ile/ve İNSAN

( Canlı. İLE/VE Konuşabilen canlı. [HAYVAN-I NÂTIK] )

( Hayvanlarda huyların ancak biri vardır. İLE/VE İnsanda hayvanlardaki huyların hepsi bulunur. )


- HAYVAN ile KÜKRE

( ... İLE Öfke ya da eşeysel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan hayvan. )


- HAYVAN ile TEK GÖZELİ/HÜCRELİ

( ... İLE Hayvanlardaki gibi beslenme tarzına sahip olan, besinleri yutarak sindiren tek hücreli organizmalar. )

( ANIMAL vs. PROTIST[A]/PROTOZOAN/PROTOZOA[plural] )


- HAYVAN ile TEKHÜCRELİ


- HAYVAN ile YIRTICI HAYVAN

( MESBAA[Ar.]: Yırtıcı hayvanı çok olan yer. )

( ... ile CÂRİHA, SEBÛ'[çoğ. SİBÂ'] )

( ANIMAL vs. PREDATOR )


- HAYVANAT BAHÇESİ"(NDE YAŞATMAK) yerine DOĞAL ORTAMLARI(NDA YAŞAMALARINA FIRSAT VERMEK)


- HAYVANAT BAHÇESİ" ile/değil HAPİSHANE/ZİNDAN[Fars.]


- HAYVÂNÂT-I MÂSSA[Ar.] -ile

( Pire ve benzeri gibi hortumuyla emen hayvanlar. )


- HAYVÂNÂT-I MÂZIG[Ar.] -ile

( Geviş getiren hayvanlar. )


- HAYVANAT ile HAYVANAT BAHÇESİ


- HAYVÂNÎ RUH ile RÛHREVÂN ile İZÂFÎ RUH (CÂN-I CÂN-I CAN)


- HAYVANİ ile HAYVANLARLA CİNSEL İLİŞKİ

( BESTIAL vs. BESTIALITY )

( شبيه حيوان ile دامي ile حيوان صفتي ile وحشي گري )

( شبيه حيوان ile DAMY ile HEYVAN SAFTY ile VAHSHY GARY )


- HAYVANINISEVER ile/değil/yerine/>< HAYVANSEVER


- HAYVANLAR (ÂLEMİ) ve/<> NE OLMADIĞININ/OLMAYACAĞININ GÖSTERGELERİ


- HAYVANLAR (DOĞAL YAŞAMINDA)... -ile

( * ÇÖP ÜRETEMEZ
* KİLO ALAMAZ )


- HAYVANLAR:
"BİZİM İÇİN" değil BİZİMLE BİRLİKTE


- HAYVANLAR:
YEMEK ve/||/<> BİNEK ve/||/<> DENEK
DEĞİLDİR!


- HAYVANLAR ile/ve DİREY

( ... İLE/VE Belirli bir bölgede/ülkede yaşayan hayvanların tümü. )

( Dünyadaki hayvan çeşidinin %20'si, Kolombiya'da bulunur. | 750 amfibi türü bulunmaktadır.[Bulunmaya da devam etmektedir.] | 100 sürüngen türü bulunmaktadır. )

( )

( ANIMALS vs./and FAUNA )


- Hayvanları DİNLE!!!


- HAYVANLAŞMAK ile HAYVANLAŞTIRMAK ile HAYVAN/LIK ile HAYVANİ ile HAYVANCA ile HAYVANSAL ile HAYVAN YEMİ ile HAYVANCILIK ile HAYVAN BİLİMİ ile HAYVAN KÖMÜRÜ ile HAYVAN BİLİMCİ ile HAYVAN BİLİMSEL


- HAYVANSAL "PROTEİN" ile/değil/yerine/||/<>/< BİTKİSEL PROTEİN


- HAYVANSEÇER değil/yerine/>< HAYVANSEVER

( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )

( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )

( )


- HAYY -ile

( ALLAH'IN ADLARINDAN | DİRİ, CANLI )


- HAYY b. YAKZAN(AYIK) = İNSAN - İBN TUFEYL


- HAYY[Ar.] ile HAYEVÂN[Ar.]


- HAYYÂL[Ar.] ile HAYYÂL[Ar. < HAYL]

( Hileci, dalavereci. İLE At yetiştiren, at terbiyecisi. )


- HAYYİZ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TAHAYYÜZ[Ar.]

( Mekân, mevki, sâha. İLE/VE/||/<>/> Yer tutma, önemli bir yeri olma, saygıya/hürmete, îtibâra nâil olma. | [nesneler için] Boşlukta bir yer tutma, yer işgal etme. )


- HAZ:
DEĞİŞKEN ile/değil/yerine DEVİNGEN

( Gövdede ve gövdeye yönelik.[keyif] İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinde ve zihne yönelik.[zevk] )


- HAZ" ve "GÜÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAM ve DEĞER


- HAZ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK/K('A NİYAZ)


- HAZ[Ar. < HAZZ] ile/ve/değil/yerine/||/>< MUTLULUK

( Keyif[haz], şeylere bağımlıdır, mutluluk ise değil. )

( [ne yazık ki] Kişi, mutlu olmak için şeylere gereksinimi olduğuna "inandığı" sürece, onların yokluğunun kendini perişan edeceğine de "inanır". )

( Gövdenin ve zihnin doğru hali ve doğru kullanımı alabildiğine haz vericidir. Yanlış olan, haz arayışı içinde olmaktır. )

( Kişi, mutlu ol(a)madığından, mutluluğu "haz"da arar. "Haz", ıstırap getirir. Bundan dolayı da ona "dünyevî" der. Bu durumda da başka türlü bir hazzı, ıstırapsız bir hazzı ister/özler. Ona da "tanrısal/ilâhî" der. )

( Mutluluk, dünyasal ve dünyasal olmayan, içte ve dışta gerçekleşen her şeydir. )

( Mutlu olmak için kendinizi[özünüzü] bilmek dışında hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )

( Haz, acının geçici olarak ertelenişidir. )

( Pleasure depends on things, happiness does not. )

( Kişi, "hazların" büyüsüne kapıldığı oranda/sürece, mutluluktan da uzaklaşmış olur. )

( As long as we believe that we need things to make us happy, we shall also believe that in their absence we must be miserable.
The right state and use of the body and the mind are intensely pleasant. It is the search for pleasure that is wrong.
Because you are not happy you seek happiness in pleasure; pleasure brings in pain and therefore you call it worldly; you then long for some other pleasure, without pain, which you call divine.
Happiness is both worldly and unworldly, within and beyond all that happens.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Pleasure is but a respite from pain. )

( HAPPINESS vs. PLEASURE )


- HAZ ve/||/<>/< AZ


- HAZ ile/ve DEĞER

( PLEASURE vs./and VALUE )


- HAZ ile/ve/<>/< HAD


- HAZ ile/değil/yerine HAS

( [not] PLEASURE vs./but PURE/SPECIAL
PURE/SPECIAL instead of PLEASURE )


- HAZ ile HAZA


- HAZ ile/ve/değil/yerine/<>/> İHTİZAZ

( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Zihinsel. )


- HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK

( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )


- HAZ = PLEASURE, JOY[İng.] = PLAISIR, JOIE[Fr.] = LUST[Alm.] = LAETITIA[Lat.] = HEDONE[Yun.] = GUSTO, PLACER[İsp.]


- HAZ ile/ve YARGI

( PLEASURE vs./and JUDGEMENT )

( LAETIA cum/et ... )


- HAZÂ[Ar.] ile HAZA'[Ar.]

( Bu, şu, o. İLE Kesme. | Kesip yarma. )


- HAZÂKAT ve/< EMÂNET ve/< SADÂKAT[< SIDK] ve/< ŞEFKÂT


- HAZAKAT ile HAZAKATLİ


- HAZAR ATI ile/ve EDREMİT MİDİLLİSİ


- HAZAR(GÜVENLİK) ile HAZER(SAKINMA)


- HAZAR[Ar.] ETMEK ile ÇEKİNMEK


- HAZAR[Ar.] ile Hazar[Ar.]

( Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. | Barış ve güven. İLE Deniz. | Hazar Denizi çevresinde yaşamış eski bir Türk boyu ya da bu boydan olan kişi. )


- HAZAR ile HAZAR ile HAZARA


- HAZAR ile HAZARİ ile HAZARCA


- HAZARD WARNING SYMBOLS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKE İKAZ SEMBOLLERİ


- HAZARDOUS CHEMICALS[İng.] ile/değil/yerine/= TEHLİKELİ KİMYASAL NESNELER


- HAZCI/LIK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK VE BİLİNÇSİZ/LİK


- HAZCILIK/HEDONİZM ile ÇİLECİLİK/ASCETİZM

( Hazza ulaşmayı yaşamın temel amacı olarak gören felsefi görüş. İLE Keyiflerden ve maddi hazlardan uzak durmayı savunan felsefi görüş. )


- HAZER[Ar.] ile İHTİRÂZ[Ar.]


- HAZERFEN AHMET ÇELEBİ PARKI :

( Reşitpaşa Mahallesindedir. 4.541,75 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 3.663,83 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- HAZF[Ar.] ile İKTİSÂR[KASR]


- HAZF/MÜHMEL/BÎ-NOKAT ile/ve/<> HAZF

( Eski yazıda, noktasız yazılan şiir ya da düzyazılar. Dîvân şiirinin, sanatsal biçimlerindendir. İLE Söylenilmesi gereksiz olan sözün, ibareden çıkarılması ve söylenilmemesi. [Aruz'da, "failâtün" cüzünün son hecesi olan "tün" hecesinin kaldırılıp "fâila" yerine "fâilün" cüzünün getirilmesidir.] )


- HAZFETMEK[Ar.] değil/yerine GİDERMEK/KALDIRMAK


- HÂZIK[Ar.] değil/yerine/= BECERİ SAHİBİ


- HAZIM CİHAZI değil/yerine/= SİNDİRİM AYGITI


- HÂZİM[Ar. < HEZÎMET] ile HAZÎM[Ar.]

( Hezîmete uğratan, zafer kazanan, galip. İLE Sarhoş. )


- HÂZIM[Ar.] ile HÂZIM[Ar.]

( Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan. İLE Sindiren/sindirici, hazmettiren. )


- HAZIM ile HAZIMLI/LIK ile HAZIMSIZ/LIK ile HAZIMSIZCA


- HAZIM değil/yerine/= SİNDİRİM


- HAZIM değil/yerine/= SİNDİRİM/SİNDİRME


- HAZIMSIZLIK(DYSPEPSIA)


- HAZIMSIZLIK değil/yerine/= GÜÇ SİNDİRİM


- HÂZİN[Ar. < HİZÂNE | çoğ. HUZZÂN] ile HAZÎN[Ar. < HÜZM]

( Hazine muhafızı, hazinedar, bekçi. İLE Hüzünlü, mahzun olarak, kederli, gamlı. | Hüzün verici. | Acıklı, üzüntü veren, dokunaklı. )


- HAZIN[Ar.] değil/yerine/= KIŞLIK YİYECEK


- HAZİN/LİK ile HAZİNE ile HAZİNE BONOSU


- HÂZİN ile ABDURRAHMAN el-HÂZİNÎ

( İlk dönem matematikçi, cebirci, denklemlerde rasyonel ve irrasyonel çözüm arasında ayrım yapan. Öklit ile Diophantes'i karşılıklı okuyan. Hendesî dil ile adedî dili birbirine çeviren matematikçi. İLE Fizikçi. Mîzânü'l Hikme adlı kitabın yazarı. Bu kitapta, cisimlerin özgül ağırlığını tespit için icat edilen ve icat ettiği âletlerden söz eder ve ayrıca pek çok nesnenin özgül ağırlığını verir. )


- HAZÎNE -ile

( MUHABBET İLE DOLU OLAN GÖNÜL )


- HAZİNE ile/||/<> BEYTÜL MAL ile/||/<> İRÂD-I CEDÎD ile/||/<> HAZİNEDAR

( Sarayın para ve değerli eşyasının korunduğu yer. Devlet malı. İLE/||/<> Devlet hazinesi. İLE/||/<> III. Selim'in Nizam-ı Cedîd Ordusu için oluşturduğu, bazı vergileri kapsayan hazine. İLE/||/<>Saray hazinesini yöneten memur. )


- HAZİNE ile DEFİNE

( Divan şiirinde birçok güzellik unsuru hazineye benzetilmiştir. )

( GENC )


- HAZİNE ile/ve/||/<> GİZLİ HAZİNE/KENZ-İ MAHFÎ/KENZ-İ HAFÎ


- HAZİNE ile MÎRÎ[Ar.]

( ... İLE Hükümetin, hazinenin malı olan, beylik. | Devlet hazinesi. )


- HAZİNE ile/ve/<> SUAL

( Sandık. İLE/VE/<> Anahtar. )

( Dışarıda. İLE/VE/<> Sende. )


- HAZİNET-ÜL ESMA -ile

( TOPRAK )


- HAZIR (OLMAK) ile/ve/> RAHAT (OLMAK)


- HAZIR ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÜRETMEK/YAPMAK

( [not] TO BUY A READY PRODUCT vs./and/but/||/<>/< TO PRODUCE/MAKE
TO PRODUCE/MAKE instead of TO BUY A READY PRODUCT )


- HAZIR BİLGİ ile/ve/değil/yerine YÖNLENDİRİCİ BİLGİ


- HAZIR OLMAK/OLAN ile/ve/<> İSTEKLİ OLMAK/OLAN


- HAZIR OLMAK/OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TÂLİP OLMAK/OLAN


- HAZIR OLMAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLANMAK


- HAZIR OLMAK ile BEKLENTİ

( TO BE READY vs. EXPECTATION )


- HAZIR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HAZIRLIKLI OLMAK


- HAZIR YANIT ile BAHÂNE


- HAZIR:
YERİ ve/||/<> YOLU

( Gelenin. VE/||/<> Gidenin. )


- HAZIR/CI/LIK ile/ve/||/<>/> KOLAY/CI/LIK


- HAZIR değil/yerine EMEK

( [not] READY but/instead of LABOUR )


- HAZIR ile HÂZIR

( ZÂHİRDE GÖRÜNEN VE BİLİNEN, İLİMLE BİLİNEN )


- HAZIR ile HIZIR

( Hazır olana, Hızır gerekmez. )


- HÂZIR ve NÂZIR


- HAZIR ile/ve VERİLİ


- HAZİRAN'IN 21/22'Sİ ile ARALIK'IN 21/22'Sİ

( En uzun gün ve günün kısalmaya başlaması. İLE En kısa gün ve günün uzamaya başlaması. )

( HAZİRAN[Süryanice] )


- HAZİRAN ile HAZİRAN BÖCEĞİ


- HAZÎRE ile/ve/değil HÂMÛŞÂN

( ... İLE/VE/DEĞİL Sessizler, susmuşlar. [Mevlevî mezarlıkları] )


- HAZIRLA(N)MAK ile/ve/değil PROGRAM YAPMAK

( [not] TO GET READY vs./and/but PROGRAMMING )


- HAZIRLAMA ile/ve/||/<>/> SUNMA


- HAZIRLAMAK[Osm.] / TO PREPARE, TO PREPARE FOR[İng.] / VORBEREITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HAZIRLAMAK


- HAZIRLANMA (İ'TİDÂD)


- HAZIRLIK ile/ve DONANIM

( TO PREPARE vs./and RIGGING )


- HAZIRLIKSIZ ... ile/değil/yerine/>< HAZIRLIKLI ...


- HAZİRUN değil HAZIRUN


- HAZIRUN ile HAZIRUN CETVELİ


- HÂZÎZ[Ar.] ile HÂZÎZ[Ar.]

( Mutlu, mes'ud. İLE En aşağı, zîr. | Dağ eteği.[>< EVC: Zirve, doruk.] )


- Hazır olmadan susamazsın, susmaya hazırlan ve SUS!!! -ve


- Hazır olmak için SUS!!!


- Hazırda SUS!!!


- HAZM ETMEK ile RÂZI OLMAK


- HAZM[Ar.] ile HAZM[Ar.]

( Kesin karar, sebat, direnme. | Doğru ve sağlam oy ve karar. İLE Midedeki yiyecekleri eritme, sindirme. )


- HAZMETMEK ile HAZMEDEBİLMEK


- HAZMETMEK değil/yerine/= SİNDİRMEK


- HAZMETMEK ile/ve SORGULAMAK/SORGULAYABİLMEK

( "TO DIGEST" vs./and (ABLE) TO INTERROGATE )


- HAZNE ile/||/<>/> HAZİNE


- HAZRET(HZ.)[< HUZÛR (çoğ. HAZERÂT)][KURB, PİŞ-GÂH] -ile

( Saygı ile büyüklere verilen/kullanılan unvan. | Kalenderce bir sesleniş. | Var oluş mertebelerinin her biri. )


- HAZÛL[Ar.] ile HAZÛR[Ar. < HAZER]

( Kimsesiz, yardımsız kalarak herşeyden mahrum sürünme. İLE Çok çekingen/dikkatli. )


- HAZZ[Ar.] ile HAZ/HAZZ[Ar. çoğ. HUZÛZ, HUZÛZÂT] ile HÂZ[Ar.]

( Kesme, kısaltma. | Kazıma, yırtma, silme. İLE Hoşlanma, zevklenme, sevinç, memnunluk. Hoşa giden duygulanım, hoşlanma. | Bir şeyden duyusal ya da tinsel sevinç duyma. | Sürdürülmesi istenilen ılımlı ve doygunluk veren coşku. | Baht, tâlih, nasip, saadet, kıymet. İLE Kir, pas. )


- HAZZ[Ar.] ile KISM[Ar.]


- HAZZ[Ar.] ile NASÎB[Ar.]


- HBS/HOSPITAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTANE BİLGİ DÜZENİ


- HBYS/HOSPITAL INFORMATION MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTANE BİLGİ YÖNETİM DÜZENİ


- HEDONİ/HEDONIA[İng.] değil/yerine/= HAZ


- HEMATITE, HAEMATITE[İng.] / HÉMAITTE[Fr.] / HÄMATIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HEMATİT


- HEMO-[İng.] / HÉMO-[Fr.] / HÄMO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HEMO-


- HEMOGLOBIN, HAEMOGLOBIN[İng.] / HÉMOGLOBINE[Fr.] / HÄMOGLOBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= HEMOGLOBİN


- HEMP[İng.] / VHANVR[Fr.] / HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= KENEVİR


- HEPİMİZİN "HAYATLARI" değil HAYATI


- HERHANGİ BİR) DÜŞÜNCEYE:
MAHKÛM/İYET ile/ve/değil/yerine HÂKİM/İYET


- HERKES ile/ve/değil/yerine HAZIR OLAN HERKES

( [not] EVERYBODY vs./and/but EVERYBODY WHO ARE READY
EVERYBODY WHO ARE READY instead of EVERYBODY )


- HEVESLİ ile/ve HAZIR


- HEYECAN:
"HATA YAPTIRABİLİR" ve/fakat/||/<>/> HAK'I YAPTIRIR


- HEYET ile/ve/||/<> HAZİRUN


- HİCAP[Ar.] ile/ve/||/<> HÂCİP[Ar.]

( [örtülmesi gerekeni ...]
Örtmek. İLE/VE/||/<> Örten. )


- HIGH TENSION, HIGH VOLTAGE[İng.] / HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DORUK/EN YÜKSEK GERİLİM


- HİKMET ile/ve/<> HAKK


- HİMÂYE/T ile/ve/||/<>/>/< HÂMİ

( Koruma, kollama. İLE/VE/||/<>/>/< Koruyucu. )

( Hâmisi olmadığımız hiçbir alanın himâyesinde olamayız. )


- HİNDİSTAN[Ar.] ile HANDİSTÂN[Ar.]

( Ülke. İLE Maskara ve soytarıların derneği. | Lâtife, şaka. )


- HINZIR[Ar.] ile/değil HAYLAZ

( Yaramaz, haylaz. | Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. | Kurnaz, içten pazarlıklı olan. | Domuz. İLE/DEĞİL Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kişi. | Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden. )


- HİPERAKTİF ile/değil HAREKETLİ

( Öğrenme becerisi gösteremeyenler için geçerlidir. İLE ... )

( Nohut, boncuk vb. gibi şeyleri, önündeki ağzı dar şişeye 1-2-3 dk. boyunca doldurabiliyorsa ve dikkatini belirli sürelerde bir şeyler üzerinde tutabiliyorsa hiperaktif değildir! )


- HİRFET ile/||/<> HAKKAK

( Osmanlı'da, kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık gibi küçük el sanatlarına verilen ad. İLE/||/<> Tahta, taş ya da maden üzerine yazı ya da biçim kazıyan sanatçı. )


- HIRLAMA ile HAVLAMA/ÜRÜME

( HERÎR ile NİBÂH )


- HIS/HOSPITAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTANE BİLGİ DÜZENİ


- HİSAR ile/||/<> HARİM

( Sur, kale. İLE/||/<> Camiileri mahalleden ayıran duvar. )


- HİSSÎ İDRAK ile/ve/> HAYALÎ İDRAK ile/ve/> VEHMÎ İDRAK ile/ve/> AKLÎ İDRAK


- HİSSÎ ile/ve HAKÎKÎ

( ... İLE/VE İlletini aramak/bulmak. )


- HİSSİYAT ile/ve HADSİYAT


- HIZ ile/ve/||/<>/> HAZ

( Kişinin en büyük baş belâları. )


- HIZLI ile/ve/değil/yerine HAREKETLİ

( [not] FAST vs./and/but ACTIVE
ACTIVE instead of FAST )


- HIZLI ile HIZLI İŞÇİ ile TUTTURMAK ile ORUÇ ile HASLIK

( FAST vs. FAST WORKER vs. FASTEN vs. FASTING vs. FASTNESS )

( باسرعت ile تندرو ile روزه گرفتن ile تيز پا ile روزه ile سريع السير ile برو ile تيز رو ile تند ile سريعالعمل ile رکاب کش ile سريع ile پر سرعت ile تند کار ile بستن ile محکم کردن ile روزه دار ile ناشتا ile صائم ile صوم ile صيام ile تندي ile استواري )

( BASARAT ile TANDRO ile RUZEH GARAFTAN ile TYZ PA ile RUZEH ile سريع السير ile BORO ile TYZ RO ile TAND ile سريعالعمل ile RAKAB KESH ile SARYE ile PAR SARAT ile TAND KAR ile BASTAN ile MOHKAM KARDAN ile RUZEH DAR ile NASHTA ile صائم ile صوم ile صيام ile TANDY ile ESTAVARY )


- HİZMET:
"ÇIKAR İÇİN" ile/değil/yerine/>< HAK İÇİN


- HİZMET ve HAKK

( HİZMET İLE BULANLAR BULDU HAKK'I
HİZMETSİZ KİMİN VAR, KİMDE HAKKI )


- HOLOGRAFİK İLKE ile/||/<> HACİMSEL BİLGİ

( Holografik ilke bilgi yüzeyde kodlanır İLE hacimsel bilgi üç boyutta saklanır. Holografik ilke kara delik entropisi İLE yüzey-bilgi ilişkisi kurdu. İlke sicim kuramı İLE kuantum gravity ipucu verir. )


- HOSPITAL :/yerine HASTANE


- HOUSEHOLD :/yerine HANE, EV


- HTBS/MAP BASED INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HARİTA TABANLI BİLGİ DÜZENİ


- HTMS/PATIENT TRACKING INTERVENTION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTA TAKİP MÜDAHALE DÜZENİ


- HÜDAVENDİGÂR/İMPARATOR ile/||/<> İMPARATOR ile/||/<> HÜKÜMDAR ile/||/<> HAKAN/MELİK ile/||/<> HÜNKÂR/SULTAN ile/||/<> HULAGUHAN

( XIV. ve XV. yüzyılda Osmanlı sultanları tarafından imparator anlamında kullanılan san. İLE/||/<> Çok uluslu devleti yöneten hükümdar. İLE/||/<> En üst ve gücü elinde tutan yönetici. İLE/||/<> Hükümdarlar hükümdarı anlamında kullanılan san. İLE/||/<> Osmanlı'da devlet başkanına verilen san. İLE/||/<> İlhanlı Devleti'nin kurucusu olan ünlü Moğol hükümdarı. )


- HÜKÜMDAR[Ar. + Fars.] ile HAKAN[< KAĞAN]

( Sultan, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı. İLE Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir san. | Osmanlı sultanlarına verilen san. )


- HÜKÜMET ile HANEDAN

( GOVERNMENT vs. DYNASTY )


- HÜRMET ve HADD


- HÜSRAN ve HASRET


- HUVE KAMÎNUN BİHİ[Ar.] ile HUVE HARİYYUN BİHİ[Ar.] ile HALÎKUN BİHİ[Ar.] ile CEDÎRUN BİHİ[Ar.]


- HUY ile/ve HAL

( Hay âlemine, huy âleminden geçilir. )

( SECİYYE ile/ve ... )


- HÜZÜN ve/<> HAZİNE


- HZ. MUHAMMED'İN GÖÇMESİ:
HAC YILI değil HACCINI YAPTIĞI YIL


- HZ. MUHAMMED ile/ve HAKİKAT-İ MUHAMMEDİYE

( MUHAMMED: ÖVGÜYE LAYIK [HİÇKİMSEYİ/ŞEYİ DIŞARIDA BIRAKMAYAN ÖVGÜ] )

( ALİ KAPISINDAN GİRMEDEN, HAYÂ KAPISINA UĞRAMADAN, ADÂLETİ BİLMEDEN, SIDDIKİYET SÜTUNUNA MÜRACAAT ETMEDEN KUBBE-İ MUHAMMEDİYE OLMAZ )


- İBÂRÂTLAR ile/ve İŞÂRÂTLAR ile/ve LETÂİF/LER ile/ve HAKÂİK/LER ile/ve MESEL/LER


- İBN NEDİM[v. 385/995] ve/<> HAYYAM et-TEVHÎDÎ[v. 400/1009] ve/<> YÂKÛT-ÛL HAMEVÎ[v. 629/1229]

( İlk varrak. | İlk kez ücretle kitap istinsah eden.[Kitab-ül Fihrist'in müstensihi/yazarı.] VE/<> ... VE/<> ... )


- İCÂT HALK

( Yoktan. İLE Vardan. )


- ICHTHYOCOLA[İng.] / HAUSENBLASE[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTİYOKOLA


- İDDİA ile/değil/yerine HAKİKAT


- İDEAL İLE ASAL İDEAL İLE MAKSİMAL İDEAL ile/||/<> HALKA İDEALLERİ

( Halkalardaki özel alt kümeler. )

( Formül: R/I cisim ⇔ I maksimal )


- İDRAK >< HAYRET


- İHANET ETMEK ile İHANET ile HAİN

( BETRAY vs. BETRAYAL vs. BETRAYER )

( افشاء کردن ile لو دادن ile گير انداختن ile خيانت کردن ile خيانت ile افشاء سر ile خائن )

( AFSHA KARDAN ile LO DADAN ile GYR ANDAKHTAN ile KHYENT KARDAN ile KHYENT ile AFSHA SAR ile KHAEN )


- İKTİSÂR/KASR[Ar.] ile HAZF[Ar.]


- İLÂHÎ MELANKOLİ ile AKLÎ MELANKOLİ ile HAYALÎ MELANKOLİ

( MELANCHOLIA MENTIS vs. MELANCHOLIA RATIONIS vs. MELANCHOLIA IMAGINATIONIS )


- İLÂLLÂH ile/ve ALÂLLÂH ile/ve BİLLÂH ile/ve HÂNİLLÂH ile/ve FİLLÂH ile/ve MAÂLLAH ile/ve LİLLÂH

( Allah'a. İLE/VE Allah üzerine. İLE/VE Allah ile. İLE/VE Allah'tan. İLE/VE Allah'ta. İLE/VE Allah'la. İLE/VE Allah için. )