H ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 6.654 başlık/FaRk ile birlikte,
6.654 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(8/28)
- Hakların için KONUŞ!!!
- HAKLI BULMAK ile/ve/değil/yerine SAVUNMAK
( [not] TO ACKNOWLEDGE TO BE RIGHT vs./and/but DEFENCE
DEFENCE instead of TO ACKNOWLEDGE TO BE RIGHT )
- HAKLI ÇIK(AR)MA ÇABASI ile/ve KÂRLI ÇIK(AR)MA ÇABASI
- HAKLI ÇIKMAK ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK
- HAKLI/HAKSIZ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK
- HAKLI OLAN ile/değil/yerine AKLI OLAN
- HAKLI OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN
- HAKLI OLANI, GÜÇLÜ KILAMAMAK ve/ne yazık ki/> GÜÇLÜ OLANI, "HAKLI KILMAK"
- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALİYLE
- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/||/<>/< YERİNDE/GEREKLİ/İSABETLİ OLARAK
- HAKLI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKLI OLMAK
- HAKLI ile HAKİKİ
- HAKLI ..." ile/değil/yerine YERİNDE
(BİR KARAR/SONUÇ/TUTUM)
- HAKLILIK/HAKSIZLIK:
MECAZ değil HUKUK
- HAKLILIK/HAKSIZLIK ile/ve/değil/||/<> İSABETLİLİK/İSABETSİZLİK
- HAKLI/LIK ve/değil/||/+/<>/< AKILLI/LIK
- [ne/hem] "HAKLI/LIK" ile/ve/ya da/ne de/hem de/<>/>< KIZGIN/LIK
( Ne kadar (")haklı(") olduğumuzu zannetsek de, ne kadar kızgın olsak da,
bazı/çoğu durumu, sakinlikle ve akılla[/tüzeyle] çözerek -ve de en azından çözümleyerek- ilerlemek gerekir. )
- HAKLI/LIK ile/ve VERİCİ/LİK
- HAKLILIK/HAKSIZLIK" ile/değil ABARTI
- HAKLISIN yerine DOĞRU
- HAKLISIN ile/değil O KONUDA HAKLISIN
- HAKLISIN!/YANLIŞSIN! değil DOĞRU!/YANLIŞ!
- "HAKLIYIM" ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> HAKLAYACAĞIM
- HAKSIZ "GÜÇ" ile GÜÇSÜZ HAK
( Zulüm oluşturur. İLE Çözümsüzlük/çaresizlik oluşturur. )
- HAK-SIZ ile HAKK-SIZ
- HAKSIZLIĞA/YANLIŞ ANLAŞILMAYA:
MÂRUZ KALMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MAĞDUR OLMAK ile/ve/+/değil/yerine/> MÜŞTEKÎ OLMAK
- HAKSIZLIK ile/ve/||/<> AYIP
- HAKSIZLIK ile/değil BİLİNÇ FARKLILIKLARI
- HAKSIZ/LIK ile HAKSIZCA ile HAKSIZ YERE
- HAKSIZLIK ve/||/<> İYİLİK
( Toza yaz. VE/||/<> Mermere yaz. )
- [ne yazık ki]
HAKSIZLIK ve/||/<>/>/< ÖFKE
( Haksızlık etme. öfkenle hareket etme! )
- HAKSIZ/LIK ile/ve/||/=/<>/> ZULÜM/ZÂLİM
- HAKSÖZ, HİKMET (MESTANLI, BULGARİSTAN, 1937 - 2017) :
( İlkokulu Şumnu'daki Vakıflar İptidaisinde tamamladı. Yine Şumnu'daki Muhtelit Türk Rüştiyesine yazıldı. Üçüncü sınıfta iken Türkiye'yle göç ettirildiler (1951). Ortaokulu Vize'de tamamladı ve Balıkesir Necati Öğretmen Okulundan mezun olunca (1956) Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümüne devam etti ve mezun olarak meslek hayatına atıldı. Anılarını kapsayan "Göç Yolları" (2015) adlı kitabını yayınladı. )
- HAL ÇARESİ değil/yerine/= ÇÖZÜM YOLU
- AGGREGATZUSTANDSÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HÂL DEĞİŞİMİ
- HAL DEĞİŞİMİ ile/||/<> FAZ GEÇİŞİ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Hal değişimi genel, faz geçişi spesifik dönüşümdür )
( Formül: katı-sıvı-gaz )
- ÉQUATION D'ÉTAT[Fr.] ile/değil/yerine/= HÂL DENKLEMİ
- EQUATIONS OF STATE[İng.] ile/değil/yerine/= HAL DENKLEMLERİ
- HAL DURUMU" değil DURUMU
- HAL EHLİ ile/ve/<> AŞK EHLİ
( Gayretlerinden doğan. İLE/VE/<> Aşkından doğan. )
( Sükût kıvâmındaki çığlığı, ne kardaş, ne de arkadaş; sadece hâldaş olanlar duyar. )
- Hâl ehline zâten SUS!!!
- Hâl ehliyle hem sus, hem KONUŞ!!!
- ZUSTANDS FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HÂL FONKSİYONU
- HAL-HATIR (SORMAK)
- Hâl için DİNLE!!!
- HAL-YOL (ETMEK)
- HAL ile/ve AN
- HAL ile/ve AN
- HAL ve/< ÂSÂN[Fars.]
( Durum. VE/< Kolaylık. )
- HAL ile/ve/< DİL
( Her dille karışıktır hal dili. )
( Herkes kendi halini iyi bilir ve kendi halini söyler. )
( Tasavvuf ve hâl, kelâmın bittiği yerde başlar. )
( Tasavvuf âlemi, ilme değil hâle sığar. )
( Yerini beğenen hapı yutmuştur. Sürekli düşer. )
( Dilden sonra hâl başlar. )
- HAL değil/yerine/= DURUM
- HAL ile/ve HAKK
( Peygamber ve büyük kişilerin halleri, ardından gelenlere yardımda bulunabilmelidir. )
- HÂL ile HAL
( Durum. İLE Sebze-Meyve toptan satış yeri. )
- KİŞİ/İNSAN:
HAL ve/<> HAL
- HAL ile HÂL/GÖVEÇLİK ile HAL[Fr. < Cerm.] ile HAL
( Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların ya da taşıdığı niteliklerin tümü, durum. | Davranış. | Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman. | Güç, kuvvet, takat. | Kötü durum, sıkıntı, dert. İLE Genellikle üstü kapalı pazaryeri. İLE Çözme, çözülme eritme, karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. İLE Tahttan indirme. )
- HÂL[çoğ. AHVÂL] ile HÂL[çoğ. AHVÂL] ile HAL[Ar.] ile HAL'[Ar.] ile HÂL[Fars., Ar.]
( Annenin eril kardeşi, dayı. İLE Şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek olmayan zaman. | Oluş, bulunuş, sûret, keyfiyet, durum, vaziyet. İLE Pazar yeri; Çözme. İLE Soyma. | Boşanma. | Tahttan indirme. Sultanın makamını terk etmek zorunda bırakılması. İLE Gövdede oluşan ben, nokta. )
- HAL ile/ve/||/<> HAREKET
- HAL ile/ve HAVA
- HAL ile/ve HAVA
- HAL <> HULÛL <> MAHAL
- HAL ve/> MAHAL ve/> TAHALLÜL
- HAL ile MAKAM
( ... ile/ve CÂH/E )
- HÂL ile MAKAM
( Her bireye bakma, kişilerin hallerine bak. Hangisinin hâli kâmilse ona bak. )
( Seni kaldır, beni kaldır! O hali yakalayalım! )
( Bizim için ne din, ne mezhep, ne millet var, yekpâre bir hâl. )
( Geçici. İLE Kalıcı. )
- HAL ile MECAL
( CONDITION vs. POWER )
- HAL ile/ve/||/<>/> MELEKE
( Geçici. İLE/VE/||/<>/> Kalıcı. )
- HAL ile/ve/||/<> TAKAT
- HÂL ve/> TEMKİN ve/> SÜKÛN
- HÂLÂ ile/ve/||/<> DAİMA/SÜREKLİ
- HALA değil HÂLÂ
- HALA/HÂLA[Ar. çoğ. HÂLÂT]/EME/BİBİ ile HÂLÂ[Ar.]["HAYLA" değil!] ile HALÂ'[Ar.]
( Babanın kızkardeşi/ablası. İLE Şimdi, henüz, süregiden. İLE Boşluk. | Ayakyolu, helâ. )
- HÂLÂ ile HÂLEN
- HALÂ ile HAYYİZ
- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HENÜZ
- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HER ZAMAN
- HALÂ ile/ve MELÂ
( Fârâbî'nin, HALÂ risâlesinin okunmasını salık veririz. )
- HÂLÂ değil/yerine/= ŞİMDİYE DEK
- HALA ile/ve TEYZE
( Babayla kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. İLE/VE Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi. )
( BÎBÎ[: Sayın bayan, hanım, ev hanımı. | Hala.] ile/ve ... )
( AUNT[Father's sister]. vs./and AUNT[Mother's sister]. )
- HALAÇ ile HALAÇÇA
- HALÂK[Ar.] ile HALAK[Ar.] ile HALAK[Ar. < HALKA]
( Pay, hisse, nasip. İLE Paçavra, yıpranmış eski şey. İLE Halkalar. )
- HALÂK[Ar.] ile NASÎB[Ar.]
- HALAKA/HALKA[Ar.] ile HALAKA[Ar. < HÂLİK]
( Ortası boş, yuvarlak biçim, daire biçiminde olan şey. | Bir çeşit ufak, yağlı ve tuzlu simit. İLE Berberler. )
- HALÂKA ile/ve/||/<> İBDÂ'
( Bir şey aracılığıyla yaratmak. İLE/VE Örneksiz, malzemesiz yaratmak. )
( Gelenek. İLE/VE/||/<> Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | Yeni ve güzel bir yapıt oluşturma. | Yoktan ortaya koyma, icâd. )
- HALAKAT[Ar. < HALKA | "ka" uzun okunur] ile HALÂKAT[Ar.]
( Halkalar. İLE Halukluk, iyi ahlâklılık. | Dümdüzlük, düzlük. )
- HALÂS[Ar.] ile KURTULMA, KURTULUŞ
( KURTULMA, KURTULUŞ )
- HÂLÂT[Ar. < HALET] ile HÂLÂT[Ar. < HALA] ile HALAT[Yun.]
( Durumlar, haller, suretler, keyfiyetler, nitelikler. | Meyl, muhabbet, aşk, visal. İLE Halalar. İLE Kenevirden yapılmış çok kalın ip. )
- HALAT ile BORİNA[< İt.]
( ... İLE Dört köşe yelkenlerin, yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat. )
- HALAT ile/ve/<> ÇIMA/CI[İt. CİMA]
( ... İLE/VE/<> Gemiyi iskeleye bağlamak için kullanılan halat. | Halat ucu. )
- HALAT ile GOMBA
( Hasır halat. )
- HALAT ile HALAT ÇEKME ile HALAT FİTİLİ ile HALAT TAMBURU ile HALAT IZGARASI
- HALAT ile İSTİNGA[İt.]
( ... İLE Yelkenleri toplamak için kullanılan halat. )
- HALAT ile İSTRALYA[İt.]
( ... İLE Gemide, direk ve çubukları baş tarafından, burundan tutan halat. | Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak. )
- HALAT ile KALÇETE[İt. < CALCETTA]
( ... İLE Elle örülerek yapılan yassı halat. )
- HALAT ile RODA[İt.]
( ...İLE Düzgün sarılmış halat yumağı. )
- HALAT ile SALMASTRA[İt.]
( ... İLE Halat tellerinden, saç gibi örülmüş olan ip. | Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek, bu yüzeyler arasına, su, buhar ya da yağların sızmasını önleyen urgan. )
- HALAT ile SARDUN[Yun.]
- HALAT ile/ve SART
( ... İLE/VE Hasır halat. )
- HALAT ile SELVİÇE[İt.]
( ... İLE Gemi armasında bulunan, oynak halat. )
- HALAT ile ŞIPKA
( ... İLE Torpillere karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan, halattan örülmüş ağ. )
- HALAT ile VARAGELE
( ... İLE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. )
- HALAT'LARDA:
BRAGA/MARSPET/PATRISA ile/ve GOMANA ile/ve KANDİLİSA ile/ve İSTRUMAÇA ile/ve VARAGELE ile/ve YOMA
( Gemilerde kullanılan halat. İLE/VE Gemi demirinin bağlı olduğu halat. İLE/VE Gemideki serenleri kaldırmaya yarayan halat. İLE/VE Birbirine takılmış halat. İLE/VE Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek için kullanılan halat. İLE/VE 3-4 kat kol bükülmüş halat. )
- HALAT/ZİNCİR ile/ve/||/<> AGANTA[İt. < AGGUANTA]
( ... İLE/VE/||/<> Yısa ya da laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir. )
- HALÂVET değil/yerine SEVİMLİLİK/ŞİRİNLİK/TATLILIK
- HALÂVET[Ar.] ile TATLILIK, ŞİRİNLİK | ZEVK
( TATLILIK, ŞİRİNLİK | ZEVK )
- HALAY ile HORON
( Doğu'da. İLE Karadeniz'de. )
- HALAYIK/LIK ile HALAYIKLI
- HALAZONE[İng.] / HALOZONE[Fr.] / HAFNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= HALAZON
- HALB[Ar.] ile HALB[Ar.]
( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )
- HÂLBUKİ değil/yerine/= OYSA
- HALBUKİSİ" değil HALBUKİ
- HALBUSEM" değil HALBUKİ
- HALDIR HALDIR (ÇALIŞMAK)
- HALDUR HULDUR (HAREKET ETMEK)
- HALE/HEALTHY LIFE EXPECTANCY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKLI YAŞAM BEKLENTISİ
- HÂLE[Ar.] değil/yerine/= AYLA
( Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker. | Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire. | Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi. )
- HÂLE[Ar.] ile HÂLE[Ar. çoğ. HÂLÂT]
( Bazen ay ve güneşin etrafında görülen parlak daire, ay ağılı. İLE Annenin kızkardeşi, teyze. | Meme çevresinde bulunan koyu renkli daire. )
- HALEF değil/yerine/= ARDIL
- HALEF ile HALEF SELEF/LİK
- HALEF ile SELEF[çoğ. ESLÂF]
( Bir makamın devredildiği kişi. İLE Bir makamın devralındığı kişi. )
( Sonraki, ardıl. İLE Önceki, öncel. )
- HALEL ile/değil/yerine/>< HELÂL
- HÂLEN değil/yerine/= ŞİMDİ/ŞİMDİLİK
- HALEP ve/> ARŞIN
( Orada. [ise] VE/> Burada. )
- HALEP" ile/ve/||/<>/> "ARŞIN"
( Halep, orada ise arşın, burada. )
- HÂLET değil/yerine DURUM
- HALETMEK ile HALET
- HALF/HALFE[Ar.] ile HALF[Ar.]
( Yemin etme. | Yemin. İLE Art, arka. | Kötü evlât. )
- HALF[Ar.] ile HALEF[Ar.]
- HALF[Ar.] ile KASEM[Ar.]
- HALF :/yerine YARIM
- HÂLÎ -ile
( HÂL'E MENSUP, ŞİMDİKİ )
- HALI FABRİKASI ile/değil HALI İPİ FABRİKASI
- HÂL-İ HAZIRDA ... ile HÂLEN ...
- HALİ SABIKA İRCA değil/yerine/= ESKİSİNE DÖNDÜRME
- HALİ-VAKTİ (YERİNDE OLMAK)
- HALI/KİLİM ile/ve BERCED[Ar.]
( ... İLE/VE Kalın kilim. | Türk halısı. )
- HALİ[Ar.] değil/yerine BOŞ/ISSIZ
- HALI ile/||/<> DEMİRCİ HALISI
- HALI ile HALI ÇANTASI ile HALI KAPLI ile HALI KAPLAMA
( CARPET vs. CARPETBAG vs. CARPETED vs. CARPETING )
( گليم ile فرش ile فرش کردن ile مفروش کردن ile زيرانداز ile زيلو ile خورجيني ile مفروش )
( GOLYM ile FARSH ile FARSH KARDAN ile MOFROSH KARDAN ile زيرانداز ile زيلو ile خورجيني ile MOFROSH )
- HÂLÎ[Ar.] ile HÂLÎ[Ar.] ile HÂLİ'[Ar.] ile HALÎ'[Ar.] ile HALÎ[Fars., Ar.]
( Tenha, boş, sahipsiz yer. | Açık yer. İLE Hâle/duruma mensup. Şimdiki. İLE Boşanmış adam.[HÂLİA: Boşanmış bayan.] İLE Soyulmuş. | Kovulmuş. İLE Gamsız, uğraşsız/gailesiz, kayıtsız. | Evlenmemiş adam. )
- HALI ile KÂLÎÇE[Fars. < KÂLÎ]
( ... @@ Küçük halı, halı seccâde. )
- HALI ile KELLE[Fars.]
( ... İLE 3x4 m² olan halı. )
- HALI ile/ve KİLİM ile/ve SUMAK
- HALÎ[Ar.] ile MÂZÎ[Ar.]
- HALI ile NAH[Fars.]
( ... İLE Değerli kumaşlardan yapılan bir çeşit halı, kilim. )
- HALI ile PAZIRIK HALISI
( ... İLE Tarihte bilinen ilk halıdır. )
- HALI ile PAZIRIK HALISI
- HÂLİB[Ar.] ile HÂLİB[Ar. çoğ. HALEBE/HÂLİBE(dişil)] ile HALÎB[Ar.]
( Sütçü. | Sidik borusu, üretra. İLE Aldatıcı, hilekâr. İLE Süt, taze süt. )
- HALİÇ[< KERAS, KEROESSA] ile HALİÇ
( Eminönü - Eyüp arası. İLE Moda, Kalamış koyu. )
- HÂLİC[Ar.] ile HÂLİB[Ar.] ile HALÎC[Ar.]
( Pamuk eğiren. İLE Yerinden oynatma, sarsma, hareket ettirme. İLE Denizin büyük ırmak biçiminde, iki kara arasında uzayıp gitmiş olan bölümü. Doğal liman, boğaz, kanal.[HALÎC-İ İSTANBUL/DERSAADET: İstanbul Halici. | HALÎC-İ BAHR-İ SİYAH: Boğaziçi.] )
- HALİD ile HALİDE
( KHALED vs. KHALEDEH )
( خالد ile خالده )
( خالد ile KHALDEH )
- HÂLİD/E[Ar.] ile HALÎDE[Ar.]
( Sonsuz, ebedî, daim. | Bir yıldan çok yaşayan ot/ağaç. İLE Dürterek bastırılmış, saplanmış. )
- HÂLİF[Ar.] ile HALÎF[Ar.] ile HALÎF[Ar. çoğ. HULEFÂ]
( Peşinden gelen. | Birinin yerine geçen. | Çürümüş, bozulmuş. İLE Yemin ederek birbiriyle sözleşen kişilerden her biri. İLE Arkadan/sonradan gelen, birinin yerine geçen. )
- HALİFE ve/<> HANİFE
- HALİFE ile/ve KUL
- HALİFELER ile HALİFE
( CALIPHS vs. CALIPH )
( خليفه ile خلفا )
( KHALYFAH ile KHOLFA )
- HALİHAZIR HARİTA değil/yerine/= GÜNCEL-DURUM ÇİZİNCİ
- HÂLİK ile/ve/||/<>/> HÂDİS/MUHDİS
- HÂLİK ile HALÎK
- Hâlik[Ar.] ile HÂLİK[Ar. < HELÂK] ile HÂLİK[Ar. çoğ. HALAKA] ile HALÎK[Ar.]
( Yaratan, yoktan var eden, yaratıcı, Allah. İLE Helâk olan, miskinlik içinde ölen. İLE Berber. İLE Traş edilmiş. )
- HÂLİK ile/ve/||/<>/> MAHLÛK
- HÂLİKIYET değil/yerine/= YARATICILIK
( HÂLİKLİK, YARATICILIK )
- HALİL İBRAHİM SOFRASI ile ZEKERİYÂ SOFRASI
- HALİL ve DUHÛL
- HALÎL[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HABİB[Ar.]
( Kendini sevdiren. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kendi sevilen. )
- HALÎL[Ar.] ile HALÎL[Ar. çoğ. AHİLLÂ, HULLÂN]
( Koca, zevç. İLE Samimi.[dost] | Hz. İbrahim. )
- HALİL ile HALİLULLAH ile HALİLZAD
( KHALIL vs. KHALILOLLAH vs. KHALILZAD )
( خليل ile خليلالله ile کهليل زاد )
( خليل ile خليلالله ile KONPALYLE ZAD )
- HALİL < TAHALLÜL
- HALİLE/ÇALPARA/ÇÂR-PÂRE[Fars.]/CASTANET[İng.] ile HALİLE[Fars. < HELİLE]
( Oyun havalarında kullanılan, dört küçük parça sert tahtadan yapılmış bir vurmalı çalgı. İLE Doğu Hindistan'da yetişen bir bitki. )
- HALÎM-SELÎM (BİR KİŞİ)
- HÂL/İM ile/ve/değil/||/<>/< HALÎM[Ar.]
( Durumum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yumuşak huylu olan. )
- HALİME ÇAVUŞ KOCABIYIK PARKI :
( Kazım Karabekir Mahallesindedir. 1.386,17 m²'lik bir alan üzerindedir. 400,00 m² yeşil alanı, 130,00 m²'lik çocuk oyun alanı, 370,00 m²'lik spor alanı ve içinde bir de Yaşam Evi bulunmaktadır. )
- HALİME ile HALİME HATUN
( HALIMEH vs. HALIMEH KHATUN )
( حليمه ile حليمهخاتون )
( HALYMAH ile حليمهخاتون )
- HALİM/LİK ile HALİM SELİM ile HALİMLİK SELİMLİK
- HALİNE GELMEK ile MÜSLÜMAN OLMAK ile VATANDAŞ OLMAK ile ALIŞKANLIK HALİNE GELMEK ile DAHA İYİ OLMAK ile BÖLÜNMÜŞ OLMAK ile BİTKİN DÜŞMEK ile ÜNLÜ OLMAK ile ÇARESİZ KALMAK ile HAFİFLEMEK ile MİLLİLEŞTİRİLMEK ile RESMİ HALE GELMEK ile FAKİR OLMAK ile ALAKALI HALE GELMEK ile SOSYALLEŞMEK ile AĞRIMAK ile UZUN BOYLU OLMAK
( BECOME vs. BECOME A MUSLIM vs. BECOME A CITIZEN vs. BECOME A HABIT vs. BECOME BETTER vs. BECOME DIVIDED vs. BECOME EXHUSTED vs. BECOME FAMOUS vs. BECOME HELPLESS vs. BECOME MILD vs. BECOME NATIONALIZED vs. BECOME OFFICIAL vs. BECOME POOR vs. BECOME RELEVANT vs. BECOME SOCIABLE vs. BECOME SORE vs. BECOME TALL )
( شدن ile تحويل يافتن ile زيبنده بودن ile آمدن به ile در آمدن ile به تابعت درآمدن ile ملکه شدن ile اسلام آوردن ile بهترشدن ile تقسيم شدن ile فرسودهشدن ile اشتهار يافتن ile اسم در کردن ile درماندن ile ملايم شدن ile ملي شدن ile رسميت پيدا کردن ile به پيسي افتادن ile ربط پيدا کردن ile الفت گرفتن ile زخم شدن ile استخان ترکاندن )
( SHODAN ile TAHVYLE YAFTAN ile ZYBANDEH BODAN ile AMADAN BAH ile DAR AMADAN ile BAH TABEAT DARAMADAN ile MOLKEH SHODAN ile ESLAM AVARDAN ile BACPEHTARSHODAN ile TAQSYM SHODAN ile FARSODEHASHODAN ile ESHTEHAR YAFTAN ile ESM DAR KARDAN ile DARMANDAN ile MOLAYM SHODAN ile MOLY SHODAN ile RASMYT PEYDA KARDAN ile BAH PEYSY AFTADAN ile RABT PEYDA KARDAN ile ELEFT GARAFTAN ile ZAKHAM SHODAN ile ESTEKHAN TARKANDAN )
- [ne yazık ki]
"HALININ ALTINA SÜPÜRMEK" ile/ve/||/<> "SÜMEN ALTINDA TUTMAK"
- HÂLİS[Ar.] ile MAHZ[Ar.]
- HALİS ile/ve/||/<> MUHLİS
( Katışık olmayan, katışıksız, saf. İLE/VE/||/<> Katkısız, hâlis. | Dostluğu, samimiyeti ve hali içten, gönülden olan. [eskiden, büyükten küçüğe yazılan resmî yazılarda, bir nezâket dili olarak "ben" anlamına gelen, "muhlisiniz" biçiminde kullanılırdı] )
- HALİSÂNE değil/yerine/= İÇTENLİKLE
- HALİS/LİK ile HALİS MUHLİS
- HALİT AKÇATEPE BAHRİYELİLER PARKI :
( Kilyos Mahallesinde olup 440,00 m²'lik bir alanı kapsar. 300,00 m²'lik yeşil alanı, 100,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- HALİTA değil/yerine/= KARIŞIM
- HALİTA[Ar.] değil/yerine KARMA/ALAŞIM[kimya]
( Birkaç şeyin karışımından oluşan. )
- HÂLİYÂT
- HÂLİYEN[Ar.] ile HÂLİYEN[Ar. < HÂLÎ]
( Şimdiki zamanda/halde. İLE Boş olduğu halde, boş olarak. )
- HALİYYE[Ar. çoğ. HALİYYÂT] ile HÂLİYYE[Ar.]
( Bekâr bayan. İLE İbâdet sırasında raks etme, el şaklatma gibi durumları helâl sayan bir tarikat. )
- HALK ÇEŞMESİ :
( Emirgan'da Doğu Muvakkithane caddesindedir (M.1934). İmam memba suyundan beslenmektedir. Ayna taşının tam ortasındaki daire içindeki kitabede şöyle yazmaktadır: Halk Çeşmesi 30 Ağ. 1934". )
- HALK (ETMEK) ile/ve SEVK (ETMEK)
( Sevgi. )
- HALK MECLİSİ ile/ve BULE
- HALK MÛSİKÎSİ'NDE:
UZUN HAVA/LAR ile/ve KIRIK HAVA/LAR
( BU TOPRAĞIN SESİ [Halk Mûsikîmiz] - ADNAN ATAMAN - TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI kitabını okumanızı salık veririz. )
- HALK MÜZİĞİ'NDE:
YAYLI SAZLAR ile/ve NEFESLİ SAZLAR ile/ve VURMALI SAZLAR
( Kabak kemane, Karadeniz kemençesi, Tırnak kemençe, Iklığ/Iklık. İLE/VE Kaval, Zurna, Mey, Tulum, Sipsi, Çifte, Argun, Zimbon[Buğday sapından çocuk çalgısı]. İLE/VE Davul, Tef, Darbuka, Kaşık, Çalpara, Zil, Çifte nara, Balaban, Tepsi, Dümbelek. )
- HALK OYLAMALARINDA:
1961 ile 1982 ile 1987 ile 1988 ile 2007 ile 2010
(
)
- HALK ŞAİRİ ile HAKK ŞAİRİ
- HALK YÖNETİMİ ile/ve/||/<> ÜNİVERSİTE ile/ve/||/<> TİYATRO ile/ve/||/<> SPOR
( İyonya'lıların, insanlığın gelişimindeki önemli katkı eşikleri. )
- HALK ile AHÂLİ
- HALK ile/ve/değil/yerine ÂRİF
( Zanlarıyla hareket eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE İrfan sahibidir. )
- HALK[Ar.] değil/yerine/= AYMAK, TOPLUM
( Toplum olabilmek, ancak, ortak bir düzen sağlayarak olanaklıdır. )
- HALK[Ar.] ile BER'[Ar.]
- HALK[Ar.] ile HALK[Ar. < HÂLÎ]
( Yaratma, yaratılma. | İcat. | Bireyler. | Kişilerden bir bölük. İLE Boğaz. | Traş etme. )
- HALK ile HALK YOLU
( FOLK vs. FOLKWAY )
( قوم وخويش ile احساسات عمومي )
( GUM VAKHOYSH ile EHSASAT AMOMY )
- HALK ve/<>/>< HAŞR
- HALK ile İBDÂ
- HALK[Ar.] ile İHTİLÂK[Ar.]
- HALK[Ar.] ile/ve/değil KAMU
- HALK[Ar.] ile KESB[Ar.]
- HALK[Ar.] ile NÂS[Ar.]
- HALK ile/değil/yerine/= TOPLUM/KAMU
- HALK[Ar.] değil/yerine/= TUY
- HALK ile/değil ZUHUR
( Yaratılma. İLE/DEĞİL Dışlaşma. )
- HALKA TÜR ile/||/<> KARDEŞ TÜR
( Halka coğrafi halka, kardeş görünüş benzer ama tür. )
( Formül: Geographic İLE cryptic )
- HALKA ile BALIKGÖZÜ
( ... İLE Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka. )
- HALKA[Ar.] değil/yerine/= DEĞREK/DOLANGI
- HALKA ile "HALK"A
- RING[İng.] / ANNEAU[Fr.] / RING[Alm.] ile/değil/yerine/= HALKA
- HALKALAMAK ile HALKALANMAK ile HALKA ile HALKACI/LIK ile HALKALI ile HALKASIZ ile HALKA YAY ile HALKALILAR ile HALKA DÖNÜK/LÜK ile HALKALI DAMAR ile HALKA OYUNLARI ile HALKALI GÖZLER ile HALKA DİZİLİŞLİ
- CYCLIC COMPOUND[İng.] / COMPOSE CYCLIQUE[Fr.] / ZYKLISCHE VERBINDUNG, RING VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALKALI BİLEŞİK
- HALKALI ODUN BORULARI = EV'İYE-İ HALKAVÎYE = VAISSEAUX ANNULAIRES, VAISSEAUX ANNELÉS
- ACYCLIC COMPOUND[İng.] ile/değil/yerine/= HALKALI ZİNCİR
- AZYKLISCHE VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALKASIZ BİLEŞİK
- HALKERKİ = HÜKÜMET-İ AMME = DEMOCRACY[İng.] = DÉMOCRATIE[Fr.] = DEMOKRATIE[Alm.] = DEMOKRATIA, DEMOS:HALK, KRATOS:ERK, EGEMENLİK[Yun.] = DEMOCRACIA[İsp.]
- HALK-İ ZAMANÎ ile HALK-İ MEKÂNÎ
- HALKIN İRFANI ile/değil İLGİSİZLİK/KAYITSIZLIK
- [ne yazık ki]
HALKIN PARASINI, KENDİ ÇOCUKLARINA AYIRMAK değil/>< KENDİ PARANI, HALKIN ÇOCUKLARINA BIRAKMAK
- Halkı DİNLE!!!
- HALL MOBILITY[İng.] ile/değil/yerine/= HALL DEVİNİRLİĞİ
- HALL EFFECT MULTIPLIER[İng.] / MULTIPLICATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MULTIPLIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ ÇOĞALTICI
- HALL EFFECT MODULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ KİPÇE
- MODULATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ KİPLEYİCİ
- HALL EFFECT ISOLATOR[İng.] / ISOLATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHE ISOLIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ YALITICI
- HALL EFFECT[İng.] / EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİSİ
- HALL VOLTAGE[İng.] / TENSION DE HALL[Fr.] ile/değil/yerine/= HALL GERİLİMİ
- MOBILITÉ DE HALL[Fr.] / HALL-BEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HAREKETLİLİĞİ
- HALL ACCELERATOR[İng.] / HALL-BESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HIZLANDIRICISI
- HALL PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ HALL[Fr.] / HALLOYSIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL İŞLEMİ
- HALL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE HALL[Fr.] / HALL-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ÜRETECİ
- HALL-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL VOLTAJI
- HALL[Ar.] ile HALL[Ar.]
( Çözme, çözülme, karışık bir sorunun içinden çıkma, karar verip sonuca varma. | Eritme. | Çözümleme/tahlil/analiz. İLE Sirke. )
- HALL :/yerine SALON, KORİDOR
- HÂLLÂK -ile
( HER TÜRLÜ YARATMAYI, HER TÜRLÜ YAPAN, ALLAH )
- HALLÂK/HÂLIK[Ar.] ile HALLÂK[Ar.]
( Berber. İLE Halk edici, hâlik. )
- HALLÂL[Ar.] ile HALLÂL[Ar.]
( Çözen, çâre bulan, halleden. İLE Sirke yapan kişi. )
- HALLENMEK ile/değil HEMHAL OLMAK
- HALLER('İ)
- HALLETMEK ile BAĞLAMAK
- HALLETMEK değil/yerine/= ÇÖZMEK/ÇÖZÜME KAVUŞTURMAK/YOLUNA KOYMAK
- HALLETMEK ile DİKKATLİ DAVRANIN ile ELLEÇLEME ile İŞLERİN HALLEDİLMESİ ile EL LİSTESİ
( HANDLE vs. HANDLE WITH CARE vs. HANDLING vs. HANDLING OF AFFAIRS vs. HANDLIST )
( دسته ile سرو کار ile قبضه شمشير ile جادستي ile رفتار کردن ile دستينه ile ادارهکردن ile دستگيره ile با احتياط دست بزنيد ile رتق ile رسيدگي ile رتق و فتق امور ile فهرست مختصر )
( DASTEH ile SORO KAR ile GHABZEH SHMASHYR ile جادستي ile RAFTAR KARDAN ile DASTYNAH ile EDARECKARDAN ile DASTGYRAH ile BA EHTYAT DAST BOZANYD ile RATAGH ile RESYDEGY ile RATAGH VE FOTEGH AMOR ile FANPAREST MOKHTASR )
- HALLETMEK ile HALLEDİLMEK ile HALLETTİRMEK ile HALLEDEBİLMEK ile HALLEDİVERMEK
- HALLETMEK ile OTURTMAK
- HALLÎ[Ar.] ile HALLÎ[Ar.] ile HÂLLİ[Ar.]
( Çözümleyerek, çözümleme ile ilgili. İLE Sirke ile ilgili. İLE Kuvvetli. | Zengin. )
- HALLOYSITE, HALLOYLITE[İng.] / HALLOYSITE[Fr.] / HALIT, STEINSALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HALLOYSİT
- HALLUCINATION vs. SIMULATION
- HAL(L)ÜSİNASYON ile HAL(L)ÜSİNOJEN
( varsanı, sanrı. İLE Varsanıya yol açan, sanrıya yol açan. )
(1996'dan beri)