Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 6.654 başlık/FaRk ile birlikte,
6.654 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(11/28)


- (not HARMFUL FOR) HARMFUL TO


- HARMONİC İLE TİMBRE İLE TEMPERAMENT ile/||/<> MÜZİK KURAMSİ

( Sesin müzikal özellikleri. )

( Formül: f = 440 × 2^(n/12) Hz )


- HARMONIC DISTORTION[İng.] / DÉFORMATION HARMONIQUE[Fr.] / HARMONISCHE VERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARMONİK BOZULMA


- HARMONIC ANALYSER[İng.] / HARMONISCHER ANALYSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HARMONİK ÇÖZÜMLEYİCİ


- HARMONIC FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HARMONIQUE[Fr.] / HARMONISCHE FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HARMONİK FREKANS


- INHARMONIC MOTION[İng.] / MOUVEMENT ANHARMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= HARMONİK OLMAYAN HAREKET


- INHARMONIC OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR ANHARMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= HARMONİK OLMAYAN SALINGAÇ


- HARMONIC OSCILLATOR[İng.] / OSCILLATEUR HARMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= HARMONİK SALINGAÇ


- HARMONISCHER OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HARMONİK SALINICI


- HARMONİK ile ARMONİKA ile HARMONİKLER ile UYUMLU ile ARMONİST ile UYUM ile UYUMLU HALE GETİRMEK ile UYUM

( HARMONIC vs. HARMONICA vs. HARMONICS vs. HARMONIOUS vs. HARMONIST vs. HARMONIUM vs. HARMONIZE vs. HARMONY )

( موزون ile هارمونيک ile ساز دهني ile سازدهني ile همسازها ile همساز ile موسيقي دان ile گارمن ile هم آهنگ شدن ile متناسب بودن ile موافق کردن ile همسازي ile توازن ile هارموني ile هم آهنگي ile همگيني )

( MOZON ile CPEHARMONYK ile SAZ DAHANY ile SAZDEHANY ile همسازها ile NPAMSAZ ile MOSYGHY DAN ile GARMAN ile NPAM AHANG SHODAN ile MOTENASB BODAN ile MOVAFEGH KARDAN ile NPAMSAZY ile TAVAZAN ile CPEHARMONY ile NPAM AHANGY ile CPEHMGYNEY )


- HARMONIC[İng.] / HARMONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= HARMONİK


- INHARMONICITY[İng.] ile/değil/yerine/= HARMONİKSİZLİK


- HARMONY vs. APPROPRIATENESS


- HARMONY vs. BEAUTY


- HARMONY vs./and RESONANCE


- HARMONY vs./and SYNCHRONIZATION


- KEÇİBOYNUZU / HARNUP/HARRUP[Ar.] ile KEÇİ BOYNUZU

( Bitki. İLE Keçinin boynuzu. )


- HARP/CENK değil/yerine/= SAVAŞ


- HARP ile/ve/değil MUHAREBE

( Bütünü. İLE/VE/DEĞİL Çarpışma. )


- HARR[Ar. çoğ. HARÛR] ile HÂRR/E[Ar.]

( Sıcaklık, sıcak, harâret. İLE Kızgın, sıcak, yakıcı, harâretli. )


- HARRIS FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT D'HARRIS[Fr.] / HARRIS-STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARRİS AKIŞI


- HARS[Ar.] ile KEZİB[Ar.]


- HARTAMA değil/yerine/= PEDAVRA


- HARTMANN FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT D'HARTMANN[Fr.] / HARTMANN-STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTMANN AKIŞI


- HARTMANN FORMULA[İng.] / FORMULE D'HARTMANN[Fr.] / HARTMANN-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTMANN FORMÜLÜ


- HARTMANN NUMBER[İng.] / NOMBRE D'HARTMANN[Fr.] / HARTMANN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTMANN SAYISI


- HARTREE UNITS[İng.] / UNITÉS DE HARTREE[Fr.] / HARTREE-EINHEITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTREE BİRİMLERİ


- HARTREE-FOCK-NÄHERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YAKLAŞIKLIĞI


- HARTREE-FOCK APPROXIMATION[İng.] / APPROXIMATION D'HARTREE-FOCK[Fr.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YAKLAŞIMI


- HARTREE-FOCK METHOD[İng.] / MÉTHODE DE HARTREE-FOCK[Fr.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YÖNTEMİ


- HARTREE[İng.] / HARTREE[Fr.] / HARTREE[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTREE


- Hârûn[Ar.] ile HARÛN[Ar.]

( Musa peygamberin büyük kardeşi.[AARON] | Bağdad halifelerinden Hârûn-ür-Reşîd. İLE Harın, ilerleyecek yerde duran ya da geri giden hayvan. | Sokak kedilerinin en büyüğü. )


- HARVESTING[İng.] değil/yerine/= ELDE EDİM


- HAS GOT QUESTION vs. HAS GOT ANSWER

( Child. vs. Adult. )


- HAS/MAHSUS/TİPİK değil/yerine/= ÖZGÜ


- HAS ile HASA ile HAS UN ile HASILI


- HAS/MAHSUS[Ar.] değil/yerine/= ÖZE/ÖZGÜ

( Bir cinste ya da bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde ya da bireyde rastlanılmayan. )


- HAS değil/yerine/= SOM


- HAŞA ile HÂŞÂ

( Kalın kumaş parçası. İLE Asla. )


- HAŞA ile HAŞAT/LIK


- HAŞÂHİŞ[Ar. < HAŞHÂŞ] ile HAŞÂİŞ/HAŞÂYİŞ[Ar. < HAŞÎŞ]

( Haşhaşlar. | Gelincikgillerden, kapsüllerinden, afyon, tohumlarından da yağ çıkarılan bitki. İLE Kuru otlar. )

( PAPAVER SOMNIFERUM cum ... )


- HASÂİS[Ar. < HÂSSİYYET] ile HASÂİS[Ar. < HASÎSE]

( Bir şeye, birine özgü/has olan nitelikler/keyfiyetler. İLE Kötü, fenâ, alçak huylar/tabiatlar. )


- HASAN EFENDİ (HACI) ÇEŞMESİ :

( Yeniköy'de cami yakınında sokak içerisinde ve su terazinin altında bulunduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında kaydedilen bu çeşme bulunamamıştır. )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Altunkum'da ki bahçeli gazinoda bulunduğu (H.1347, M.1928) "İstanbul Çeşmeleri" kitabında belirtilen bu çeşme bulunamamıştır. Bu çeşmenin kitabesinde şöyle yazıyormuş: Sahib - ül hayrat Kapudan - ı derya Cezayirli/Gazi Hasan Paşa Çeşmesi". Bu çeşmenin üzerinde ayrıca bir de onarım kitabesi bulunuyormuş bu kitabede de şöyle yazıyormuş: Marmoloz (Mavramoloz) Dalyan Çeşmesi" (3 Mayıs 1928). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Cezayirli Gazi Hasan Paşa Çeşmesidir. Yenimahalle Karakütük Caddesi üzerinde ve çarşı içinde, meydana girince sağ köşe başındadır. Hasan Paşa (Kaptan Gazi) tarafından (H.1199, M.1784) yılında yaptırılmış bir meydan çeşmesidir. Sarıyer Vakıf Memba Suyundan beslenmektedir. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Ol Cezayirli Hasan Paşa - ı Gazi namdır/Yapdı nice hayr cari ol şecaat kanıdır/ Bu denı dünya fani olduğun idrak idüp/Yapdı Sarıyer'de bir çeşme zülalin aynıdır/ Geldi üçler seyr idüp anı didim tarihini/ Bil bu mai su değil ayn - ül hayatın aynıdır" (1199). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Garipçe Köyün batısında Büyükliman'da ve plaj içinde bulunan bu çeşme Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından, Büyükliman'da bulunan tersane içinde yaptırılmıştır (H.11994, M.1784). Tersane zamanla yok olup gitmesine karşın, çeşme plaj içinde bulunmakta olup, su akışı yoktur. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Şevkile bir tarih - i mâ tenden çıkardım fikr idüp İtdi icra bu yeni Tersane de âb - ı lâtif 1199". )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Hacı Osman Bayırında olduğu (H. 1315, M.1897) "İstanbul Çeşmeleri" kitabında belirtilen ve kullanılmadığı bildirilen bu çeşmeye rastlanmamıştır. Büyük bir olasılıkla Hacı Osman yolu yapımı sırasında ortadan kaldırılmıştır. Çeşmenin ayna taşında çift çapa resmi ve kitabesinde şöyle bir yazı varmış. "Esbak Kapudan - ı derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa merhumun hayratıdır" (Sene 15 Eylül 1313). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Çayırbaşı'ndaki Cerrah Mahmut Efendi Camii bahçe duvarına bitişik tek yönlü büyük hazneli duvar çeşmesidir (H.1197, M.1782). Bu camiye, onarımını yaptırdığı için Cezairli Gazi Hasan Paşa Camii de denilmektedir. Çeşmenin iki kitabesi vardır. Kitabelerin altında ise bir kabartma çapa resmi vardır. Kitabede şöyle yazmaktadır: Hâlâ Kapudan - ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa Hazretleri işbu çeşmenin ve mâ - ı lezîzinin yollarının tamir - i küllî ile müceddeden tamir ve terminine muvaffak olmalarıyla nâm - ı nâm - ı müşireleri hayr ile tezkir olunmak niyaziyle bu mahalle işaret olunmuştur" (1197). Alttaki ikinci kitabede ise şöyle yazıyor: Bu çeşmede asla saka gediği yoktur" Bu ifadeden anlaşılmaktadır ki, sakaların (su satıcılarının) su alıp satması hakları yoktur (Su almaları yasaktır). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( "İstanbul Çeşmeleri" kitabında bu çeşmenin de Çayırbaşı'ndaki Cerrah Mahmut Efendi Camiinin önünde olduğu belirtilmektedir H.1197, M.1782). Ne var ki bu çeşmede yerinde yoktur ve herhangi bir kalıntısı da mevcut değildir. Yol tanzim çalışmaları ve ana caddenin genişletilmesi sırasında yıkılıp ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. )


- HASAN ile HASAN ALİ ile HASAN ALİ Q|ZY|N ile HASAN MUHAMMED ile HASAN RIZA

( HASAN vs. HASAN ALI vs. HASAN ALI Q|ZY|N vs. HASAN MOHAMMAD vs. HASAN REZA )

( حسن ile حسنعلي ile حسنعلي قاضيان ile حسنمحمد ile حسنرضا )

( HASAN ile HASANALY ile HASANALY QAZYAN ile حسنمحمد ile حسنرضا )


- [ne yazık ki]
HASAN FEHMİ ile/ve/||/<> ABDİ İPEKÇİ ile/ve/||/<> ÇETİN EMEÇ ile/ve/||/<> UĞUR MUMCU ile/ve/||/<> ÖTEKİLER

( 06 Nisan 1909 tarihinde, Serbesti gazetesinin yazarı Hasan Fehmi, Galata Köprüsü'nde öldürülür... Hasan Fehmi, düşüncelerinden dolayı katledilen ilk gazetecidir. Bu nedenle, 06 Nisan, "Öldürülen Gazeteciler Günü" olarak anılır... )

( Öldürülen Gazeteciler... )


- HASAN-I FERÂGÂT ile/ve/||/<> HÜSEYİN-İ ŞAHÂDET


- HASAN-ül BASRİ ile/ve/<>/< VÂSIL b. ATA


- HASAR[Ar.]/DAMAGE[İng.] değil/yerine/= ZEDELENME


- HASAR[Ar.] değil/yerine/= ÇIĞIM


- HASAR[Azr.] = ÇİT[Tr.]


- HASAR ile HASARLI/LIK ile HASARSIZ/LIK ile HASARSIZCA


- HASÂRET[Ar.] ile HASÂRET[Ar. çoğ. HASÂRÂT]

( Zarar, ziyan. İLE Sıvık, sulu şey. Koyulaşıp katılaşma. )


- HAŞARI değil/yerine YARAMAZ

( Çok yaramaz çocuk. | Huysuz, azgın hayvan. )


- HAŞARILAŞMAK ile HAŞARI/LIK ile HAŞARICA


- HASAT/HASAD ile/ve/||/<>/> SON HASAT/AFARA

( Ürün kaldırma, ekin biçme işi. | Bu yolla elde edilen ürün. İLE/VE/||/<>/> Son hasat.[3. hasat] )


- HASAT ile HASAT EVİ ile BİÇERDÖVER ile HASATÇI

( HARVEST vs. HARVEST HOME vs. HARVESTER vs. HARVESTMAN )

( درو کردن ile درو ile پايان درو ile خرمن ile حصاد ile وقت خرمن ile هنگام درو ile درويدن ile دروگر ile نوعي عنکبوت )

( DRO KARDAN ile DRO ile PAYAN DRO ile KHARMAN ile حصاد ile VAGHT KHARMAN ile NPANGAM DRO ile DROYDAN ile DROGER ile NOY ANKABUT )


- HASAT ile HASATÇI/LIK


- HASAT ile TAHSİLAT

( Ürün kaldırma, ekin biçme işi. | Bu yolla elde edilen ürün. İLE Alacakların toplanması ya da süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması. )


- HASBEK, ALİ HAYDAR (FATİH, 1881 - 1958) :

( Sarıyerli hukuk adamı. Deli Müftüler ailesinin mensubu olup, dava vekili olarak yıllarca Sarıyerlilerin sorunlarının halli için uğraşı verdi. )


- HASBEL MEMURİYE değil/yerine/= İŞYARLIK GEREĞİ


- HASBELKADER ile/ve/<> TESADÜFEN

( Rastlantı sonucu olarak. )


- HASBETEN[Ar.] ile HASBÎ[Ar.]

( Karşılıksız, parasız, bedava. İLE Karşılıksız, parasız, bedelsiz, bedava. | Gönlüllülükle, beklentisiz, Allah rızâsı için yapılan iş, hizmet, emek, katkı. )


- HASBÜN-ALLAH VE Nİ-MEL-VEKÎL -ile

( BİZE ALLAH YETER, O HER İŞİMİZİ GÜZEL YAPAR )


- HASEBİYLE değil/yerine/= NEDENİYLE


- HASEBİYLE/SEBEBİYLE/HAYSİYETİYLE değil/yerine/= NEDENİYLE/-DEN ÖTÜRÜ/DOLAYI, DOLAYISIYLA


- HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA ile/değil/yerine/></>/< SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

( "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun".

İLE/DEĞİL/YERİNE/>/<

"Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". )


- HASED/HASET değil/yerine/= KISKANÇLIK, ÇEKEMEMEZLİK | HAKKI ÖRTMEK [KÖKÜ KÜFÜRDÜR]


- HAŞEFE[Ar.]/GLANS[İng.] ile/ve/=/<>/hem de/ne de BIZIR/KLİTORİS[Yun.]

( GULFE[Ar.]: Haşefenin etrafında bulunan deri. )


- HASEKİ ile HASEKİ SULTAN


- HASEKİKÜPESİ -ile

( Düğün çiçeğigillerden bir süs bitkisi. )

( AQUILEGIA )


- HASEN[Ar.] ile 'ADL[Ar.]


- HASEN[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL


- HASEN[Ar.] ile HASENE[Ar.]


- HASEN[Ar.] ile MUBÂH/MÜBÂH[Ar.]


- HASENÂT[< HASENE] ile İNFÂK

( İYİLİKLER, HAYIRLI İŞLER, GÜZELLİKLER )


- HASENE(İYİ) ile SEYYİE(KÖTÜ)

( İyiyi murad edenler memnun olacaktır, kötüyü murad edenler lâyıkını bulacaktır. )

( Allah yoluna giden kişiler, kendilerine yapılan kötülüğü ve kötülük yapanları, bir de kendilerinin başkalarına yaptıkları iyilikleri unuturlar. Fakat kendilerinin yaptığı kötülükleri ve kendilerine yapılan iyilikleri unutmazlar. )


- HASEP <> HASSA/HASİYET

( Kişisel özellikler, nitelikler. <> Özgülük, hassa. | Yarar, etki. )


- HAŞERE[Ar. çoğ. HAŞERÂT] -ile

( Küçük böcekler. | Arı, karınca, örümcek, akrep, fare, yılan ve benzerleri gibi küçük hayvanlar, böcekler. )


- HAŞERE değil/yerine/= BÖCEK


- HASET ETMEK değil/yerine/= KISKANMAK/ÇEKEMEMEK/KISKANÇLIK ETMEK


- HASET[Ar.] ile/ve/||/<> FESAT[Ar.]


- HASET ve KİBİR

( Haset, kibirin çocuğudur. )

( Kibirlinin/mağrurun düşmanı, Allah'tır! )


- HASET değil/yerine/= KISKANÇLIK/ÇEKEMEMEZLİK/GÜNÜ


- HASET/HASUT değil/yerine/= KISKANÇ/GÜNÜCÜ


- HASETLENMEK ile HASET/LİK ile HASETLİ ile HASETÇİ/LİK


- HASH FUNCTION[İng.] değil/yerine/= ÖZETLEME İŞLEVİ


- HASH İLE MAC İLE DİJİTAL İMZA ile/||/<> KRİPTOGRAFİK PRİMİTİFLER

( Temel güvenlik yapı taşları. )

( Formül: H(m) → sabit boyut )


- HASH[İng.] değil/yerine/= ÖZET DEĞER


- HASHISH, INDIAN HEMP[İng.] / CANNABIS, CHANURE INDIEN[Fr.] / HASCHISCH, INDISCHER HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= HAŞHAŞ/HAŞİŞ, KANNABİS, HİNT KENEVİRİ


- HAŞHAŞ ile HAŞHAŞ YAĞI


- HASÎB[Ar.] ile HASÎB[Ar.] ile HÂSİB[Ar.]

( Ucuzluk, bolluk yer. | Hayır sahibi, eli açık, cömert. İLE Değerli, itibarlı, saygın/muhterem, yetenek sahibi. | Sayman, muhasebeci. | Allah'ın sıfatlarından. İLE Hesap eden/edici. )


- HÂSİF[Ar. < HUSÛF] ile HASÎF[Ar.]

( Sararmış, rengi, parlaklığı kalmamış. İLE Aklı başında, olgun, hasâfetli. )


- HAŞIL -ile

( Dokumacılıkta kullanılan, unlu ya da çirişli sıvı. [ÇİRİŞ: Çirişotunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karıştırılarak tutkal gibi kullanılan, esmer, sarı bir toz.] )


- HÂSIL OLMAK değil/yerine/= OLUŞMAK/ORTAYA ÇIKMAK/TÜREMEK


- HASIL ile HÂSIL[Ar.] ile HAŞIL

( Yeni başak tutmaya başlamış ekin. İLE Olan, ortaya çıkan, görünen. İLE Dokumacılıkta kullanılan, unlu ya da çirişli sıvı. [ÇİRİŞ: Çirişotunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karıştırılarak tutkal gibi kullanılan, esmer, sarı bir toz.] )


- HASIL ile HASILA


- HÂSILA[Ar.] ile/ve/<> HÂSILAT[Ar.]

( Bir işten elde edilen sonuç. Elde edilen kazanç. | Sonuç, netice. İLE/VE/<> Herhangi bir işten husûle gelen şeyler, temettü', yarar/fayda, îrât, vâridat, gelir, kazanç. | Ürün. )


- HASILAT ile HASILATLI


- HÂSILAT[Ar.] ile PARSA[Fars.]

( Ürün. | Gelir, kazanç. İLE Bir izleyici topluluğu önünde yapılan gösteriden sonra toplanan para. )


- HASILAT değil/yerine/= TÜM GELİR


- HAŞILLAMAK ile HAŞIL ile HAŞILLI ile HAŞILSIZ


- HAŞÎM[Ar.] ile HÂŞİM[Ar.]

( Gösterişli, haşmetli. | Ezen, yaran, kıran, parçalayan. İLE [Çorba vb. şeylere] Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. )


- HAŞİM ile HAŞİM AGHAJARİ ile HAŞİMİ ile HAŞİMİ RAFSANCANİ

( HASHEM vs. HASHEM AGHAJARI vs. HASHEMI vs. HASHEMI RAFSANJANI )

( هاشم ile هاشم آغاجري ile هاشمي ile هاشمي رفسنجاني )

( CPEHESHAM ile CPEHESHAM AGHAJERY ile CPEHESHAMY ile CPEHESHAMY RAFSANJANY )


- HASIM ile/değil/yerine HISIM

( Yağı, düşman. İLE/DEĞİL/YERİNE Akraba, yakın. )


- HASIM/LIK ile HASIMCA


- HAŞİN[Ar.] değil/yerine/= KATI, KESKİN, SERT, KIRICI


- HAŞİNLEŞMEK ile HAŞİN/LİK


- HASİP HANIM YALISI :

( Rumelihisarı, Baltalimanı üzerinde bulunan bu tarihi yalı 18. yy. sonlarında yapılmış olup, Nasip Hanım'a aitti. 1902'de Posta ve Telgraf eski Nazırı Hüseyin Hasip Efendiye geçti. Tanker çarpması sonucu yıkılan yalı yeniden yapıldı ise de tarihi hüviyetini kaybetti. )


- HAŞIR HAŞIR ile HAŞIR HUŞUR ile HAŞIR NEŞİR


- HAŞIR-NEŞİR


- HAŞ(I)R-NEŞ(İ)R OLMAK ile YAKINLIK


- HAŞIR-NEŞİR ile/ve MED-CEZİR


- HASÎR[Ar.] ile HÂSİR[Ar. < HASRET] ile HÂSİR[Ar. < HASÂR | çoğ. HÂSİRÂN, HÂSİRÎN, HÂSİRÛN] ile HÂSÎR[Ar.]

( Feri gitmiş, donuklaşmış göz. | Hasret çeken. İLE Hasret çeken, merâmına nail olmayan. | Çıplak, silahsız, eliboş, savunmadan âciz. İLE Zarara, ziyana uğrayan. İLE Hasır. | Söyler ya da okurken dili tutulan. )


- HAŞIR ile/ve NEŞİR


- HASIRALTI değil HASIR ALTI


- HASIRLAMAK ile HASIRLANMAK ile HASIR ile HASIRCI/LIK ile HASIRLI ile HASIR OTU ile HASIR DEMİR ile HASIR ÇELİK ile HASIR OTUGİLLER


- HAŞIRTI ile HAŞIRTILI


- HAŞİV[Ar.] değil/yerine DOLDURMA

( Doldurma. | Yazıyı ya da konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma. )


- HÂŞİYE ile/ve HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYE ile/ve HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYE


- HASİYET ile HASİYETLİ


- HASL ETMEK ile/ve/değil/yerine VASL ETMEK


- HAŞLAK, AHMET (İZMİR, 1971) :

( Pektim Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1995 - 1997) lacivert - beyazlı kulüpte tescilli kaldı. Bu süre içinde 55 lig, 3 kupa olmak üzere 58 resmi ve ayrıca 29 özel maçla birlikte 87 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 5, özel maçlarda 2 gol attı. D.Ç. Karabükspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- HAŞLAMAK ile HAŞLANMAK ile HAŞLATMAK ile HAŞLAYABİLMEK ile HAŞLAK/LIK ile HAŞLAMLILAR


- HASLET ile HASLET-İ CEMÎLE

( Huy. İLE İyi huy. )


- FASTNESS[İng.] / RÉSISTANCE[Fr.] / FESTER ZUSTAND REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HASLIK


- HASM[Ar.] ile HASM[Ar. çoğ. HUSÛM]

( Kesme, kesip atma, kesin olarak hal ve fasletme. İLE Düşman. | Karşı taraf, muhâlif. )


- HAŞMAT ile HAŞMETULLAH

( HESHMAT vs. HESHMATOLLAH )

( حشمت ile حشمتالله )

( HASHMAT ile HASHMETALLAH )


- HAŞMET[Ar.] yerine GÖRKEM


- HAŞMET ile HAŞMETLİ/LİK


- HAŞMET ile HEYBET

( MAJESTY vs. GRANDEUR )


- HASNÂ[Ar.] ile HASNÂ'[Ar.]

( Namuslu bayan. İLE Güzel bayan. )


- HAŞR Ü NEŞR[Ar.] değil/yerine/= TOPLANMA VE DAĞILMA


- HASR[Ar.] ile HASR[Ar.]

( Sıkıştırma, dar bir yerin içine alma. | Hereketten men etme, etrafını çevirme. | Mahsus kılma/kılınma. | Vakfetme, tahsîs etme. | Zaman ayırma. | Konuşurken ya da okurken tutulup kalma. İLE Böğür. | Bel. )

( HÂSIRA: Boş bögür. )


- HASR[Ar.] ile İHSÂR[Ar.]


- HAŞR değil/yerine/= TOPLA(N)MA


- HASRET ve/<> GURBET


- HASRET[Ar.] ile/değil HASLET[Ar.]

( Özlem. İLE Huy, doğa, mizac. )


- HASRET ile/ve HAYAL

( "Öldürür." İLE/VE "Diriltir." )


- HASRET ve/<> HÜZÜN


- HASRET değil/yerine/= ÖZLEM

( (")İnsan("), (")bireyler(") içinde, birey'e özlem duyarak yaşar. )


- HASRET ve/> SANAT

( Hasret ortadan kalktığında, sanat ortaya çıkar. )


- HASRET ve/<> SILA[Ar.]

( ... VE/<> Bir süre ayrı kaldığı bir yere ya da yakınlarına kavuşma. | Doğup büyüdüğü ve özlediği yer. )


- HASRETMEK ile HASREDEBİLMEK ile HASRET/LİK ile HASRETLİ/LİK ile HASRETSİZ/LİK


- HASRETMEK[Ar.] değil/yerine/= ÖZGÜLEMEK


- HAŞR[Ar.]-KALKMAK/KOPMAK -ile/ve/||/<>

( Gizlendiği yerden ortaya çıkmak.[HA-ŞA-RA > HA-ŞA-RE: Açıkta olmayan. Gizlendiği yerden çıkan.] İLE/VE/||/<> Oturduğu/görüldüğü yerden kalkmak.[Kıyam, kıyamet.] )


- HÂSS ile HÂSS

( Özel. İLE Saf, hâlis. )


- HÂSS[Ar. çoğ. HAVÂS] ile HÂSS[Ar. < HİSS] ile HASS[Ar.] ile HASS[Ar.]

( Özel, mahsus. | Hükümdarın kendine özgü olan. | Saf, hâlis. | Osmanlı döneminde, devletin büyüklerine ayrılan ve yıllık geliri yüzbin akçadan yukarı olan arazi. İLE Hisseden, duyan. İLE Birini bir işe teşvik etme, kandırıp ayartma. İLE Alçak, adi. | Marul. )


- HÂSS[Ar.] ile HUSÛS[Ar.]


- HASSA ile HASSAS

( Özgülük, özellik. İLE Duyum ve duyguları algılayan. | Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan. | Çabuk etkilenen. | Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan, çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan araç. )


- HASSA ile HASSAS/LIK ile HASSA ASKERİ


- HASSAS (KONU) ile ÖZEL (KONU)


- HASSAS YAN" ile "YUMUŞAK KARIN"


- HASSAS değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS[Ar.]/SANTİMANTAL[Fr.] değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS değil/yerine/= DUYGAN


- HASSASİYET değil/yerine/= DUYARLILIK


- HASSASİYET değil/yerine/= DUYARLILIK/DUYGUNLUK


- HASSASİYET ile/ve GÜÇ

( SENSITIVENESS vs./and POWER )


- HASSASİYET ile HASSASİYETLİ


- HASSASİYET ve/<>/>/< HAYSİYET


- HASSAS/LIK ile DUYARLI/LIK

( SENSITIVE/NESS vs. AWARE/NESS )


- HASSAS/LIK ile/ve/<> PAYLAŞIM

( SENSITIVENESS vs./and/<> SHARING )


- HASSATEN[Ar.] değil/yerine AYRICA, ÖZELLİKLE


- HASTA NAKİL AMBULANSI değil SAYRI TAŞIMA ARACI, CANKURTARAN


- SAYRI/HASTA SAHİBİ ile/değil SAYRI/HASTA YAKINI


- HASTA ile/değil DANIŞAN


- HASTA ile/ve/değil/<> FARKLI

( [not] PATIENT/SICK vs./and/but/<> DIFFERENT )


- HASTA ile/değil/yerine HAYRAN/LIK

( SNOBİZM: Moda olan her şeye, yapmacıklı ve budalaca hayranlık. )


- HASTA ile KÖTÜ TAVSİYE ile KÖTÜ YETİŞTİRİLMİŞ ile KÖTÜ DÜŞÜNÜLMÜŞ ile TALİHSİZ ile KÖTÜ TERCİH EDİLEN ile KÖTÜ KAZANILMIŞ ile KÖTÜ EŞLEŞME ile KÖTÜ MUAMELE

( ILL vs. ILL ADVISED vs. ILL BRED vs. ILL CONSIDERED vs. ILL FATED vs. ILL FAVORED vs. ILL GOTTEN vs. ILL MATCHED vs. ILL TREAT )

( بدحالت ile غير دوستانه ile بطور ناقص ile بيمار ile ناخوش ile زيان آور ile دردمند ile غير عاقلانه ile غير متمدن ile نينديشيده ile موجب بدبختي ile نگون بخت ile غير جذاب ile نا مشروع ile ناهمرنگ ile بد استقبال کردن )

( بدحالت ile غير دوستانه ile BETOR NAGHS ile BEYMAR ile NAKHOSH ile ZYAN AVAR ile DARDMAND ile GHYR AGHALANEH ile GHYR MATMADAN ile نينديشيده ile MOJEB BADBAKHTY ile NEGON BAKHT ile غير جذاب ile NA MOSHRU ile NANPAMRANG ile BAD ESTEGHABAL KARDAN )


- HASTA değil PARASIZLIK


- HASTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIKINTILI


- HASTA ile/ve/değil/||/<>/< YASTA


- HASTAHANE ve OKUL

( BÎMÂR-HÂNE, MÂR-İSTÂN[BÎMÂR-İSTÂN'dan bozmadır] ve ... )

( XENODOCHIUM )


- HASTAHANE değil/yerine ŞİFÂHANE


- Hastahanede SUS!!!


- HASTALANMAK ile HASTALANDIRMAK ile HASTALANABİLMEK ile HASTA/LIK ile HASTACA ile HASTALIKLI/LIK ile HASTA BAKICI/LIK ile HASTA KAĞIDI ile HASTA HAKLARI ile HASTALIK TABLOSU


- Hastalarla KONUŞ!!!


- HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
"İYİLEŞTİRMEK" ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK


- HASTALIK GECİKTİRME ile/ve HASTALIK ÖNLEME


- HASTALIK:
KİŞİLERDE ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİLERDE


- HASTALIK SONRASI SÜMÜK (TADI) ile BALGAM (TADI)


- HASTALIK TIBBI ile/ve/||/<>/< SAĞLIK TIBBI


- HASTALIK ile/ve/||/<> EN AĞIR HASTALIK

( Akılda ya da mantıkta/algıda/yorumda ise. [Çözüm/ü yoktur!] İLE/VE/||/<> Bunları hafife almaktır. )


- HASTA/LIK ile/değil FARKLI/LIK

( Özellikle Down Sendromu'nda. )


- HASTALIK ile/ve/değil/yerine HAL


- HASTALIK ile/ve/<> HASAR

( Daha çok, geçicidir. İLE/VE/<> Daha çok, kalıcıdır. )


- HASTALIK ile/ve/değil HASTA

( Hastalık yoktur, hasta vardır! [Her hastanın kendi özel/"karmaşık" durumu ve hastalığı vardır.] )

( [not] DISEASE/ILLNESS vs./and/but PATIENT/SICK )


- HASTALIK ile HASTALIKLAR

( DISEASE vs. DISEASES )

( دچارعلت کردن ile مرض ile امراض )

( DOCHARALAT KARDAN ile مرض ile EMRAZ )


- HASTALIK ile KALITSAL/IRSÎ HASTALIK

( DISEASE vs. HEREDITARY DISEASE )


- HASTA/LIK değil/yerine/= SAYRI/LIK / SAYRU


- HASTALIKLARDA:
GEÇTİ ile DÜZELDİ ile İYİLEŞTİ


- HASTALIKLARI TEDAVİDE:
DURDURMA ile/ve/||/<>/>/< GERİLETME


- HASTALIKLI BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI BAĞIMLILIK

( )


- HASTAHANE[Fars.] değil/yerine/= SAĞALTAY


- HASTANE/LİK ile HASTANE GEMİSİ ile HASTANE ENFEKSİYONU


- HASTE[Fars.] ile HÂSTE[Fars.] ile HÂSTE[Fars.]

( Hasta, rahatsız, sayrı. İLE Ayağa kalkmış. | Uzanmış. İLE İstenilmiş, istenilen. )


- HAŞV değil/yerine SÖZ

( Uzun ve yararsız, dolma/doldurma söz. DEĞİL/YERİNE ... )


- HAŞYET[Ar.] ile İTTİKÂ[Ar.]


- ------- (HAT)

( 2 EYE BROW, 2 BOTTOM EYE LASH, 2 UPPER EYE LASH AND HAIR )


- LINE VOLTAGE[İng.] / TENSION DE LIGNE[Fr.] / LINIE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT GERİLİMİ


- HAT(HÜSN-İ HAT) ile/||/<> HATTAT

( Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı. İLE/||/<> Güzel yazı yazan sanatçı. )


- HAT SÂHİBİ ile/ve/değil/<> HAL SÂHİBİ


- HAT ile HAD

( LINE vs. LIMIT/BOUNDARY )


- HAT[Osm.] / LINE[İng.] / LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT


- HÂT ile/değil HATT


- HAT ile/||/<> HATT MÜSTAKÎM

( Çizgi. İLE/||/<> Doğru. | Varsayılan iki nokta arasını bağlayan en kısa çizgi. )


- HAT yerine/değil HÜSN-İ HAT


- HAT değil/yerine/= İLETİR


- HAT :/yerine ŞAPKA


- HAT ile/ve/> SATH ile/ve/> ŞEKİL

( Tek boyut. İLE/VE/> İki boyutlu. İLE/VE/> Üç boyutlu. )


- HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK


- HATA BULUCU ile ARIZA BULMA

( FAULTFINDER vs. FAULTFINDING )

( عيب جو ile خردهگير ile عيب گور ile نکته گير ile عيبجو ile منقد ile نکته گيري ile عيبجوئي )

( عيب جو ile KHARDEGGYR ile EYBE GOR ile NEKTEH GYR ile EYBEJOO ile منقد ile NEKTEH GYRY ile عيبجوئي )


- HATA PAYI ile/ve/<> HATA OLASILIĞI


- HATA-SEVAP değil HATA-SAVAB


- HATA ile ABES


- HATA ile AÇIK, HESAP AÇIĞI

( MISTAKE vs. BLANK/DEFICIT )


- HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> AĞMAN

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Eksiklik, kusur, ayıp. )


- HATA ile/ve/değil/yerine/||/<> APTALLIK (ETMEK)


- HATA ile ARIZALI

( FAIL vs. FAILED )

( موفق نشدن ile شکست خوردن ile رفوزه شدن ile رفوزه کردن ile قصور کردن ile رفوزه ile مردود ile نافرجام )

( MOFEGH NESHODAN ile SHKAST KHORDAN ile RAFOOZEH SHODAN ile RAFOOZEH KARDAN ile GHSUR KARDAN ile RAFOOZEH ile MARDUD ile NAFARJAM )


- HATÂ ile ATÂ

( Kuldan. İLE Allah'tan. )


- HATA ile/ve/değil/<> ATÂLET


- HATA ile BASİT HATA


- HATA ve/<> CİDDİYE ALINMAMA


- HATA ile/ve/değil/||/<>/< ÇIKMAZ "SOKAK"

( İnsanda/kişide[kişinin emeğinde, üretiminde, davranış ve tutumunda, sözünde/yazısında/çiziminde, yeğlemesinde ve seçiminde] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Doğada/fizikte/kimyada, dirimbilimde. )


- HATA ve/||/<>/< DENEME

( Hata yapmış olman, denediğin anlamına gelir. Denemeden, vazgeçme! )

( MISTAKE and TRIAL )


- HATA ile/ve/||/<> DENEYİM

( Hatalarımız, deneyimimizi artırır; deneyimlerimiz de hatalarımızı azaltır. )


- ERROR[İng.] / FAULSCHLAMM GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= HATA


- HATA ile/değil FARK

( Kişiler arasında ve kişisel özelliklerde/"eksikliklerde", hata değil ancak fark olabilir. )


- HATA ile/ve/||/<>/< GURUR


- HATA ile/ve/||/<>/> HASAR


- HATÂ'[Ar.] ile Hatâ[Ar.]

( Yanlış, yanlışlık, yanılma. | Günah. | Kusur, kabahat. İLE Kuzey Çin. )


- HATÂ[Ar.] ile HATA'[Ar.]


- HATA ile HATASIZ ile HATA ORANI ile HATALI ile HATASIZ ile HATASIZLIK

( ERROR vs. ERROR FREE vs. ERROR RATE vs. ERRORFUL vs. ERRORLESS vs. ERRORLESSNESS )

( سهو ile غلط ile اشتباه ile خطا ile بي اشتباه ile ميزان خطا ile پر غلط ile بي لغزش ile بي لغزشي ile بي غلطي )

( SATEOO ile GHALT ile ESHTABAH ile KHATA ile BEY ESHTABAH ile MYZAN KHATA ile پر غلط ile BEY LAGHZESH ile BEY LAGHZESHY ile BEY GHALTY )


- HATA ile HATAY ile HATALI/LIK ile HATASIZ/LIK ile HATAYLI/LIK ile HATASIZCA ile HATALI YÜRÜME


- HATA ile HATHA


- HATÂ[Ar.] ile/değil HATTÂ[Ar.]/DAHASI ile/değil HATTA

( Yanlış. İLE Dahası. İLE Sınırda[hat üzerinde]. )


- HATA ile HELÂK

( MISTAKE vs. DESTRUCTION )


- HATA ile/ve/||/<>/> İHLÂL ile/ve/||/<>/> İKRAR


- HATA ile/ve/değil İHMAL

( [not] MISTAKE vs./and/but NEGLIGENCE )


- HATA ile/ve/<>/değil/yerine İSABETSİZLİK


- HATA ile/ve KAZÂ


- HATA'[Ar.] ile LAHN[Ar.]