Bugün[26 Mart 2026]
itibarı ile 11.295 başlık/FaRk ile birlikte,
11.295 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(26/47)


- BORON COUNTER[İng.] / COMPTEUR AU BORE[Fr.] / BORZHÄHER[Alm.] ile/değil/yerine/= BOR SAYACI


- BOR ile BOR

( İşlenmemiş, ekilmemiş toprak. İLE Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.81, ergime sıcaklığı 2300°C, kaynama sıcaklığı 2550°C, yoğunluğu 2.34 g/cm³, kütle numarası 9-12 arasında izotopları olan, ancak doğada %19.7 oranında bulunan 10 kütle numaralı kararlı izotopu B¹0, (n, a) tepkimesiyle yayınladığı 2MeV enerjili alfaların sayımı yoluyla ısıl nötronların ölçümünde, %80.3 oranında bulunan 11 kütle numaralı kararlı izotopu B¹1, Am²41 ile birleştirilerek (a, n) tepkimesiyle nötron çoğaltıcı kaynak olarak ve ısıl (0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı) nötronlar için soğurma etki kesiti yüksek [759b], saçılma etki kesiti küçük [3.6b] olduğundan, reaktör denetim çubuklarında kullanılan, karbona benzeyen, doğada çoğunlukla borat biçiminde bulunan, önemli cevherleri boraks, kernit ve kolematit olarak bilinen ve 90°C'de sülfirik asitle tepkimeye girdiğinde, borik asidin elde edildiği bir ametal öğe. [simgesi B] )

( ... İLE TMMOB Bor Raporu )

( BORON vs. BORON )


- BOR ile BORAKS

( Atom numarası 5, atom kütlesi 10,81 g olan, kristal biçimi çok sert, renksiz, dörtgen kristal yapıda, asit ve bazlarda çözünmeyen, metalik biçimi endüstride katalizör olarak, metalürjide, sertlik vermek üzere kullanılan, nötronları soğurduğu için atom reaktörlerinde kullanılan alüminyum grubu metali. [simgesi B] İLE Formülü, Na2B4O7, 10H20 olan, eritken, mikrop öldürücü ve temizleyici, cam, emaye, çömlekçilik, roket yakıtları ve böcek öldürücü yapımında kullanılan, Kalifornia ve Anadolu'da bol miktarda bulunan, doğal sodyum tetraborat. )

( BORON vs. BORAX )

( BORE avec BORAX )

( BOR mit BORAX )


- BOR ile/ve/<> BORİK

( ... İLE/VE/<> Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. )


- BORON[İng.] / BORE[Fr.] / BOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BOR


- BOR = ŞARAP
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BORAK ile BORAKS


- BORAK ile BORAKS[< Fr.]

( İşlenmemiş, ekilmemiş toprak. İLE Yoğunlaşmış bir borik asitten türeyen sodyum tuzu. )


- BORAX[İng.] / BORAX[Fr.] / BORAX[Alm.] ile/değil/yerine/= BORAKS


- BORAN ile BORANİ


- BORA'NIN ile BORAN'IN

( Bora adlı kişinin ... İLE Sert yel, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayının. )


- BORAN-IN ile BORA'NIN

( Yel/in. @@ Bora adlı kişinin ... )


- BORAT ile KOLEMANİT

( Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz. İLE Hidratlı doğal kalsiyum borat. )


- BORAZAN ile BORAZANCI/LIK ile BORAZAN KUŞU


- BORBAG ile BORBADI
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Erteleme, geciktirme. İLE Adam, işi savsakladı, üzerine düşünmedi. )


- BORBALDI ile BORBAŞDI ile BORBAŞDI ile BORBATTI
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Onun işi karıştı. İLE İçinden çıkılamayacak derecede karışık olay. İLE Konu/durum karıştı. İLE O, onun işini karıştırdı ve geciktirdi. )


- BORÇ ALMAK/ALAN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> EMİR ALMAK/ALAN


- BORÇ ALMAK ile FAİZLE BORÇ ALMAK ile ÖDÜNÇ ALINMIŞ ile BORÇLU ile BORÇLANMA

( BORROW vs. BORROW ON INTEREST vs. BORROWED vs. BORROWER vs. BORROWING )

( عاريه گرفتن ile به امانت گرفتن ile قرض کردن ile تنزيل کردن ile عاريتي ile وام گير ile استقراض ile عاريه )

( ARYYEH GARAFTAN ile BAH EMANT GARAFTAN ile GHARZ KARDAN ile TANZYLE KARDAN ile عاريتي ile VAM GYR ile ESTEGHARAZ ile ARYYEH )


- BORÇ-HARÇ (İŞİNİ HALLETMEK)


- BORÇ PARA:
KENDİ ile/ve/değil ZAMAN

( Verilen ve alınacak borç para, paranın kendi değil kişiye kazandıracağı zamandır. Verilecek paranın oranına göre düşünülmemelidir! )


- BORÇ ile ALACAK

( GARÎM[çoğ. GUREMÂ], DÂİN[Ar. < DEYN | DÜYÛN(çoğulu): Borçlar. ]: Alacaklı. )

( DEBT vs. THE CREDIT )


- BORÇ ile BORÇ/BORŞ

( Ödenmesi gerekli para ya da başka bir şey. | Birine yönelik bir şeyi yerine getirme gerekliliği. İLE Pancar, lahana vb. konularak yapılan sebze çorbası. )


- BORÇ ile BORÇ ÖDEMESİ ile BORÇLU ile BORÇLAR

( DEBT vs. DEBT SETTLEMENT vs. DEBTOR vs. DEBTS )

( دين ile بدهکاري ile بدهي ile انجام دين ile اداي دين ile وامدار ile دين دار ile مديون ile بدهکار ile ذمه دار ile ستون بدهکار ile ديون )

( DYNE ile BADEHKARY ile BADEHY ile ENJAM DYNE ile EDAY DYNE ile VAMDAR ile DYNE DAR ile MADYVAN ile BADEHKAR ile ZEMEH DAR ile SETON BADEHKAR ile DYVAN )


- BORÇ ile/ve/değil/yerine "EMÂNET"


- BORÇ ile KARZ-I HASEN

( ... İLE Faizsiz verilen borç. )

( MUHÎL: İhale eden, havale eden. | Borcunu başkasının borcuna nakleden. )

( MUKRİZ[< KARZ]: Borç/ödünç veren. )


- BORÇ ile KREDİ

( DEBT vs. CREDIT )


- BORÇ ile MİNNETTARLIK

( DEBT vs. GRATEFULNESS )

( ... cum GRATIA SEU GRATITUDO )


- BORÇ ile/değil/yerine ÖDEME/İTA[Ar.]

( DEYN[çoğ. DÜYUN] ile/değil/yerine VEFÂ )

( [not] DEBT vs./but LOYALTY
LOYALTY instead of DEBT )


- BORÇLANILMAK ile BORÇLANDIRILMAK


- BORÇLU OLMAK/KALMAK ile ALTTA/ALTINDA KALMAK


- BORÇLU/LUK ile/ve SORUMLU/LUK


- BORCUNU ÖDEMEK:
ÖNCELİKLE ...
TEK TARAFLI BİR DURUM ile/ve/değil/||/<>/< ÖZELLİKLE BORÇLU İÇİN(KENDİ İÇİNDE) BİR RAHATLAMA(YÜKSÜZLÜK)


- BORCUNU/"VERGİNİ":
"ÖDEMEMEK" ile/değil/yerine ÖDEYEMEMEK


- BORCUNU ÖDE(YE)MEMEYE:
"BAHANE" değil/yerine/>< ÇARE

( Onursuz kişinin "davranışı". DEĞİL/YERİNE/>< Onurlu kişinin tutumu. )


- BORD SINAVI/BOARD EXAMINATION değil/yerine/= YETERLİK SINAVI


- BORDA[İt.] >< ALABANDA[İt.] ile/ve PRUVA[İt.]

( Geminin yanı. >< Teknenin iç tarafı. İLE/VE Geminin önü. )


- BORDALAMAK ile BORDA ile BORDA AĞI ile BORDA BOTU ile BORDA ATIŞI ile BORDA HATTI ile BORDA ZIRHI ile BORDA FENERLERİ ile BORDA KAPLAMASI


- BORDER :/yerine SINIR


- BORDERLINE KİŞİLİK ÖRGÜTLENMESİ ile/ve/||/<>/>/< YÜKSEK/DÜŞÜK BORDERLINE KİŞİLİK ÖRGÜTLENMESİ


- SINIRDA/BORDERLINE ile BIPOLAR

( )


- BORDRO ile BORDROLU ile BORDROSUZ


- BORDÜR[Fr. < BORDURE] değil/yerine/= KENARTAŞI


- BORDÜR ile/||/<> KONTUR

( Kenar, genellikle süslemeli kenar şeriti. İLE/||/<> Çevre çizgisi. Figürleri ya da motifleri çevreleyen çizgi. )


- BORDUZ = BOSTAN | SEBZE/MEYVE BAHÇESİ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BOREAN değil/yerine ÖN-TÜRKÇE


- (not BORED) GET/GOT BORED WITH


- BÖREK il/ve/||/<>/> ÇÖREK


- BÖREK ile KATMER

( ... İLE Yağda ya da sacda pişirilen bir börek türü. | Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği. | Bir şeyi oluşturan katlardan her biri. )


- BÖREK ile SUBÖREĞİ ile KOLBÖREĞİ


- BÖREK ile/ve/değil/||/<>/< YUFKA


- BÖREK-ÇÖREK


- BÖREK/LİK ile BÖREKÇİ/LİK


- BOREL-CANTELLİ ile/||/<> FATOU THEOREM

( B-C olasılık limiti, Fatou radial limit. )

( Formül: Probability limit İLE radial limit )


- BÖRİ ile/ve/||/<> BÖRK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kurt. İLE Başlık. )


- ASİT BORİK[Osm.] / BORIC ACID[İng.] / ACID BORIQUE[Fr.] / BORSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORİK ASİT


- BORİK ile BORİKLİ ile BORİK ASİT


- BÖRK değil/yerine/= KALPAK[Tataristan'da]


- BORON THERMOPILE[İng.] / THERMOPILE AU BORE[Fr.] / BOROTHERMOSAÜLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORLU ISIL PİL


- BORMAN EFFECT[İng.] / EFFET BORMAN[Fr.] / BORMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BORMAN ETKİSİ


- BORSCHES 10 ISOTOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BORN 10 İZOTOPU


- BORN-HABER CYCLE[İng.] / CYCLE DE BORN-HABER[Fr.] / BORN-HABER-ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= BORN-HABER ÇEVRİMİ


- BORN-İNFELD NAZARİYESİ[Osm.] / BORN-INFELD THEORY[İng.] / THÉORIE DE BORN-INFELD[Fr.] / BORN-INFELD-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORN-INFELD KURAMI


- BORN-MAYER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE BORN-MAYER[Fr.] / BORN-MAYER-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORN-MAYER YÖNTEMİ


- BORN-OPPENHEIMER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE BORN-OPPENHEIMER[Fr.] ile/değil/yerine/= BORN-OPPENHEİMER YÖNTEMİ


- BORN-VON KÁRMÁN THEORY[İng.] / THÉORIE DE BORN-VON KÁRMÁN[Fr.] ile/değil/yerine/= BORN-VON KÁRMÁN KURAMI


- BORN METHOD[İng.] / MÉTHODE DE BORN[Fr.] / BORN-METHODE, BORN-OPPENHEIMER-METHODE, BORN-VON KÁRMÁN-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORN YÖNTEMİ


- BORN-OPPENHEİMER İLE FRANCK-CONDON İLE JAHN-TELLER ile/||/<> MOLEKÜLER PRENSİPLERİ

( Temel kimyasal fizik prensipleri. )

( Formül: Ψtotal = Ψelec × Ψnuc )


- BORN :/yerine DOĞMAK


- BORNEO ADASI:
SARAWAK ve SABAH ile/ve KALİMANTAN

( Malezya'ya ait. İLE/VE Endonezya'ya ait. )


- BORNEO ve/<> KİNABALU TEPESİ

( Borneo Adası'nın en yüksek tepesi, 4101 m. yüksekliğiyle, Sabah eyalatinin başkenti olan Kota Kinabalu kentindedir. )


- BORNEO ile/ve/<> SABAH (EYALETİ)

( ... İLE/VE/<> Yerel dildeki "Sabah"ın sözcük anlamı, "rüzgârın altındaki kara" olarak çevrilmektedir. )

( ... İLE/VE/<> Arazinin dağlık ve ormanla kaplı olmasından dolayı, nüfusun %75'i [1.5 milyon], sahillerdeki ovalarda yaşamaktadır. )

( ... İLE/VE/<> Çin ile Sabah arasındaki ticaret ilişkileri, Song Hanedanı döneminde başlamış. XVII. yüzyılda, Sabah, Brunei Sultanlığı'nın bir parçasıymış ve günümüzde Filipinler'e ait olan doğu bölgesi, çıkan kargaşa sonunda, Sulu Sultanı'na verilmiş. 1877'de, İngiliz donanmasının, bölgedeki korsanlığa son vermesinden sonra, Borneo'nun kuzeyi, Brunei ve Sulu tarafından Avusturya'lı baron Johann Overbeck'e bırakılmış, o da burayı, [İngiliz] Dent kardeşlere satmış.
II. Dünya Savaşı sırasında, Japonlar tarafından işgal edilen Sabah [ya da o dönemdeki adıyla Kuzey Borneo], 16 Eylül 1963'te, [Londra'nın da etkisiyle] Malezya'ya katılmıştır. )


- BORNYLACETATE[İng.] / ACETATE DE BORNYLE[Fr.] / BORNYLACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BORNİLASETAT


- BORNOVA ile BORNOVA MİSKETİ


- BORNOZ[< Ar. BURNÛS/BORNÛZ: Elbise üzerine giyilen giyecek.] ile/ve HAVLU


- BORROW vs. LEND


- BORROW :/yerine ÖDÜNÇ ALMAK


- BORSA ARACI KURUMLAR YÖNETİCİLERİ DERNEĞİ :

( İstinye'deki İMKB binası içinde ve zemin katında faaliyet göstermektedir. Atilla Nizamoğlu, Münir Emekli, Zeki Döşlüoğlu, Türkay Ergun, Derviş Temel, Osman Semih Yıldız, İbrahim Kenan Atasavun, Mustafa Oğuz Yazman tarafından kuruldu. )


- BORSA AŞAĞISI TRAFO YANI YENİ PARK :

( Reşitpaşa Mahallesindedir. 400,00 m²lik bir alan üzerindedir. 80,00 m²lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- BORSA İŞLEMLERİNDE:
KALDIRAÇLI ile/değil/yerine SPOT


- BORSA ile BORSACI/LIK ile BORSA OYUNU ile BORSA ÜYESİ ile BORSA DEĞERİ ile BORSA İŞLEMİ ile BORSA KAĞIDI ile BORSA ARACISI ile BORSA CETVELİ ile BORSA SİMSARI ile BORSA TAHTASI ile BORSA ACENTESİ ile BORSA KOMİSERİ ile BORSA ARACILIĞI ile BORSA SİMSARLIĞI ile BORSA KOMİSERLİĞİ ile BORSA KOMİSYONCUSU ile BORSA KOMİSYONCULUĞU


- BORSADA:
BOĞA ile/>< AYI


- BÖRTMEK ile BÖRTLEMEK ile BÖRTÜLMEK ile BÖRTÜ BÖCEK


- BÖRTÜ-BÖCEK (LERLE UĞRAŞMAK)


- BORU, ODUN BORUSU = Vİ'Â = VAISSEAU


- BORU ile/||/<> BARBAKAN BORUSU


- BORU ile/ve/değil/yerine/||/<> HORTUM


- BORU ile/ve/||/<> RAKOR[Fr.]

( ... İLE/VE/||/<> Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bağlantı parçası. )


- BORU ile/değil/yerine/>< SORU


- BORUK, DOĞAN (İST. 1936) :

( Vefa'dan transfer edildi (1967). Dört sezon kadroda kaldı. 61 resmi ve 6 özel maç olmak üzere 67 maçta oynadı. Lig maçlarında 17, özel maçlarda 2 olmak üzere 19 gol kaydetti. Yeşildirek Kulübüne transfer etti. )


- BORULAR, ODUN BORULARI = EV'İYE = VAISSEAUX


- BÖRÜLCE/BÜRÜCE/KARNIKARA ile KURŞUNOTU

( ... İLE Deniz börülcesi. )

( VIGNA SINONSIS / DOLICHOS cum ... )

( DOLICHOS BEAN, COWPEA, BLACK-EYED PEA vs. SEA BEAN/ASPARAGUS, SAMPHIRE, GLOSSWORT )


- BORUMSU UZANTI, STİLUS = İSTİTÂLE-İ ÜNBÛBÎYE = PROLONGEMENT TUBULAIRE, STYLE


- BÖRÜ/SİRHAN, DÎDÂN[< DÛD]/NEMF, ŞUFEYRE/ŞÜFEYRE, ÜŞBE[Ar.] / NYMPH[İng.] / NYMPHE[Fr.]: KURT | KURTÇUK -<


- EMPTY BAND[İng.] / BANDE INOCCUPÉE[Fr.] / LEERES BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞ BANT


- BOŞ BİÇİM -ile

( EMPTY MORPH )


- BOS/CEREBROSPINAL FLUİD değil/yerine/= BEYİN-OMURİLİK SIVISI


- BOŞ DURMAK değil/yerine KOŞTURMAK


- BOŞ DÜŞÜNCE ile/ve/<> KÖR TUTUM/DAVRANIŞ


- BOŞ (BATIL) İNANÇ = SUPERSTITION[İng., Fr.] = ABERGLAUBE[Alm.] = SUPERSTITIO[Lat.]


- BOŞ KİŞİ ile/değil/yerine NİTELİKLİ KİŞİ

( Kişiyle uğraşır. İLE/DEĞİL/YERİNE İşiyle uğraşır. )


- Boş konuşmadan KONUŞ!!!


- BOŞ KONUŞMAK ile/değil/yerine/>< AÇIKSÖZLÜLÜK


- BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA/BEYHÛDE[Fars.] KONUŞMA(MA)K

( Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır. )

( HERZE[Fars.]: Boş lakırdı, saçma. )


- Boş konuştuğun için SUS!!!


- BOŞ OTURMAMALI!


- BOŞ SANDALYE ile/ve/||/<> ÇİFT SANDALYE


- BOŞ SÖZ:
SÖYLEMEMEK ile/ve/değil SÖYLEME LÜKSÜ BULUNMAMA/OLMAMA


- BOŞ SÖZ ile/ve/değil DEDİKODU


- BOŞ SÖZ ve/||/<>/>/< VAKİT HIRSIZLIĞI


- [ne yazık ki]
BOŞ SÖZ ile/ve/||/<>/> YANLIŞ DAVRANIŞ-TUTUM


- LEERER RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞ UZAY


- BOŞ VAKİT ile BOŞ ZAMAN ile YAVAŞ

( LEISURE vs. LEISURE TIME vs. LEISURELY )

( وقت کافي ile فراغت ile اوقات فراغت ile تفريحانه )

( VAGHT KAFY ile FARAGHAT ile OQAT FARAGHAT ile TAFARYHANEH )


- BOŞ YER BIRAKMAK ile İŞARET/SİMGE KULLANMAK


- BOŞ ZAMAN değil BOŞA GEÇEN ZAMAN


- BOŞ ZAMANINDA GÖRÜŞMEK ile/değil GÖRÜŞMEK İÇİN ÖZEL ZAMAN YARATMAK


- BOŞ ZAMANLARINDA SENİNLE KONUŞANLAR
ile/değil/yerine/><
SENİNLE KONUŞMAK İÇİN ZAMAN AYIRANLAR


- BOŞ/LUK ile/ve/||/<> BELİRSİZ/LİK


- BOŞ ile ELİ BOŞ

( EMPTY vs. EMPTY HANDED )

( تهي کردن ile پوک ile خالي کردن ile تهي ile خشک و خالي ile پفکي ile خالي ile توخالي ile مجوف ile مخلي ile دست خالي )

( TAHY KARDAN ile PUK ile KHALY KARDAN ile TAHY ile KHSHK VE KHALY ile POFAKY ile KHALY ile TOOKHALY ile MOJOOF ile مخلي ile DAST KHALY )


- BOŞ ile/ve GEREKSİZ

( Boşa konuşabilirsin fakat boşu konuşamazsın! )

( "FUTILE" vs./and UNNECESSARY )


- BOŞ ile/değil/yerine/>< HOŞ

( Yakından bakarsak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uzaktan bakarsak. )


- [ne yazık ki]
BOŞ ile/ve/||/<> İDDİALI


- BOŞ ile/ve/<>/değil/yerine KARŞILIKSIZ


- BOŞ ile/ve/değil KOF

( [not] EMPTY/VACANT/VAIN/FUTILE vs./and/but ROTTEN )


- BOŞ ile TENHA


- BOŞ ile/ve/||/<> YANLIŞ


- BOŞA GİDEN ile/ve/||/<> BOŞA GÖTÜREN


- BOŞA GİTME" ile "GÜMBÜRTÜYE GİTME"


- Boşa konuşmadan isabetli KONUŞ!!!


- BOŞA KOYSAN DOLMUYOR, DOLUYA KOYSAN OLMUYOR ile AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL, YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK


- BOŞA ile/ve/değil/||/<>/< BOŞUNA


- DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE, PUNGE[Fr.] / ABLASS, ENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA/BOŞALIM


- DISCHARGE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA KATSAYISI


- DISCHARGE LAMP[İng.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA LAMBASI


- DISCHARGE TUBE[İng.] / TUBE À DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSSCHLAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA TÜPÜ


- Boşalmak için KONUŞ!!!


- BOŞALMAK ile BOŞALMA ile BOŞALMAYLA İLGİLİ ile BOŞALMA KANALLARI

( EJACULATE vs. EJACULATION vs. EJACULATORY vs. EJACULATORY DUCTS )

( انزال نمودن ile انزال کردن ile انزال ile انزالي ile مجاري انزلال )

( ENZAL NEMUDAN ile ENZAL KARDAN ile ENZAL ile انزالي ile مجاري انزلال )


- BOŞALMAK ile BOŞALTMAK ile BOŞALTILMAK ile BOŞALABİLMEK ile BOŞALIVERMEK ile BOŞALTABİLMEK ile BOŞALTIVERMEK


- LAMPE À DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMALI LAMBA


- BOŞALTILABİLMEK ile BOŞALTILIVERMEK ile BOŞALTI ile BOŞALTIM ile BOŞALTIŞ ile BOŞALTICI ile BOŞALTIM ORGANI


- BOŞALTMA ile BOŞALTMA HAVZASI


- Boşaltmak için KONUŞ!!!


- BOŞALTMAK ile DRENAJ BORUSU ile DRENAJ ile SÜZÜLMÜŞ

( DRAIN vs. DRAIN PIPE vs. DRAINAGE vs. DRAINED )

( زير آب زدن ile زير آب ile خشکاندن ile زهکشي کردن ile آبگذر ile زهکش ile زهکشي ile خشکانيده ile خالي شدن )

( ZYR AB ZADAN ile ZYR AB ile KHSHKANDAN ile ZAHAKESHY KARDAN ile آبگذر ile ZAHAKESH ile زهکشي ile KHSHKANYDAH ile KHALY SHODAN )


- BOŞAMAK ile BOŞ ile BOŞ BOŞ ile BOŞ LAF ile BOŞ KÜME ile BOŞ YERE ile BOŞ İNANÇ ile BOŞ KAFALI/LIK ile BOŞ KAĞIDI ile BOŞU BOŞUNA


- BOŞANMA İSTEĞİ ile/ve/<> KARŞILIKLI BOŞANMA İSTEĞİ


- BOŞANMA ile BOŞANMA İLAMI ile BOŞANMA DAVASI


- BOŞANMAK ile BOŞANILMAK ile BOŞANDIRMAK ile BOŞANABİLMEK ile BOŞANIVERMEK ile BOŞANDIRILMAK


- BOŞANMAK ile BOŞANMIŞ

( DIVORCE vs. DIVORCED )

( طلاق دادن ile طلاق گرفتن ile متارکه ile طلاق ile مطلقه )

( TALAGH DADAN ile TALAGH GARAFTAN ile METARKEH ile TALAGH ile MOTALGHEH )


- BOSANQUET LAW[İng.] / LOI DE BOSANQUET[Fr.] / BOSANQUET-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BOSANQUET YASASI


- BOŞATMAK ile BOŞATILMAK ile BOŞATTIRMAK ile BOŞATABİLMEK


- BOŞAYABİLMEK ile BOŞAYIVERMEK


- BOŞBOĞAZ/LIK ve/||/<>/> ATEŞ

( Ateşe atmışlar. VE/||/<>/> "Odunum az" demiş. )


- BOSBOL


- BÖSBÜYÜK


- BOSE-EINSTEIN STATISTICS[İng.] / STATISTIQUE DE BOSE-EINSTEIN[Fr.] / BOSE-EINSTEIN-STATISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= BOSE-EİNSTEİN İSTATİSTİĞİ


- BOSE-EİNSTEİN TEKÂSÜFÜ[Osm.] / BOSE-EINSTEIN CONDENSATION[İng.] / CONDENSATION DE BOSE-EINSTEIN[Fr.] / BOSE-EINSTEIN KONDENSIEREN, BOSE-EINSTEIN-KONDENSATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BOSE-EİNSTEİN YOĞUNLAŞMASI


- BOSE-EINSTEIN YOĞUNLAŞMASI ile/ve/||/<>/> SIVI ile/ve/||/<>/> KATI ile/ve/||/<>/> GAZ ile/ve/||/<>/> PLAZMA

( SU: Parçacıklardan daha da yüksek miktarda enerji çıkardığımızda, olanaklı minimum enerji seviyesi.[Tüm parçacıkların hepsi bir bütün gibi, tamamen aynı yöne doğru "büyük bir dalga" halinde hareket eder.][Mutlak sıfır derecesine çok çok yakın derecelerde soğutulan atom topluluğudur.[mutlak sıfır = 0 Kelvin ya da −273,15°C'dir]. Mutlak sıfır civarında, parçacıklar, aynı enerji seviyesine düşerek kümeleşmeye başlarlar. Kafasına buyruk ve bireysel hareket eden parçacıklar yoktur; hepsi "aynı" kimliğe bürünmüşlerdir ve bir küme durumunda "tek bir atommuşçasına" hareket etmeye başlar.] İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> 0 derecede.[Buz] İLE/VE/||/<>/> 100 derecede.[Buhar] İLE/VE/||/<>/> Nesnenin aşırı ısınması sonucu, iyonların ve elektronların serbestçe dolaşabildiği durum. )

( )

( )

( )

( )


- BOSE GAS[İng.] / GAZ DE BOSE[Fr.] / BOSE-GAS, BOSESCHES GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= BOSE GAZI


- BOSE İLE FERMİ İLE ANYON ile/||/<> KUANTUM İSTATİSTİK PARÇACIKLAR

( Farklı spin istatistiğine uyan parçacıklar. )

( Formül: ψ(1 ile2) = ±ψ(2 ile1) )


- BOSE-EİNSTEİN CONDENSATE ile/||/<> FERMİ DEGENERATE GAS

( Bose-Einstein condensate bosonların tek kuantum durumuna yoğunlaşmasıyken İLE Fermi degenerate gas fermiyonların Pauli dışlama ile dolu durumlarıdır )

( Formül: Critical temperature )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- BOSE-EİNSTEİN İLE FERMİ-DİRAC İLE MAXWELL-BOLTZMANN ile/||/<> İSTATİSTİK DAĞILIMLAR

( Parçacıkların enerji seviyelerine dağılımı. )

( Formül: n = 1/(e^((E-μ)/kT) ± 1) )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- BOSE-EİNSTEİN YOĞUŞMASI ile/||/<> FERMİ DENİZİ

( BEC bozonlar taban durumda, Fermi denizi fermiyonlar dolu durumlar. )

( Formül: T < T_c makro kuantum )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1894-1974) (Ülke: Hindistan) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Bose-Einstein istatistiği, bozon) )


- BOSFOR GAZİNOSU :

( Büyükdere, Çayırbaşı caddesi üzerinde ve İspanya Büyükelçiliği yazlık binasının karşısında idi. Çok uzun yıllar Boğaziçi'nin en nezih gazinosu olarak hizmet verdi. Sonraları pek çok el değiştirdi ve eski şöhretini de kaybetti. )


- BOSFOR GAZİNOSU :

( İstinye'nin en eski ve ünlü gazinosu olan Niko'nun Bosfor Gazinosu 1936 - 1951 yılları arasında faaliyette bulundu. )


- BÖŞGEL[HAKANÎ] ile/= İNCE EKMEK/PİDE/YUFKA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yufka, pide gibi ince ekmek. İLE Ekmek. )


- BOŞGUT = ÇIRAK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BOŞLAMA/İHMAL ile VURDUMDUYMAZLIK


- BOŞLAMAK ile BOŞLATMAK ile BOŞLAŞMAK


- BOŞLAMAK ile/ve/||/<> BOŞVERMEK


- BOŞLUĞUN OLMAMASI ile/ve/||/<> BİTİŞİKLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK


- BOŞLUK/ESPAS[Fr. < ESPACE < Lat. SPATIUM]/SPACE[İng.]:
GENEL ile/ve/||/<> RESİMDE/FOTOĞRAFTA/SANATTA ile/ve/||/<> TİPOGRAFİDE ile/ve/||/<> BASIMCILIKTA

( GENEL ANLAMDA BOŞLUK/ESPAS: Aralık, boşluk, uzaklık ya alan anlamına gelir.

İLE/VE/||/<>

RESİM/FOTOĞRAF VE SANATTA BOŞLUK/ESPAS:

Resim, heykel ve öteki görsel sanatlarda, boşluk, alan, derinlik, perspektif ve atmosfer gibi kavramları tanımlar.

Bir sanat yapıtındaki nesneler arasındaki boşluklar, yapıtın kompozisyonunu ve dengesini etkiler.

Sanatçının izleyiciyi yapıtın belirli bir noktasına yönlendirmesine ya da belirli bir duyguyu iletmesine yardımcı olabilir.
(Örneğin, bir resimde espas, resmin içindeki dengeyi ve açıklıkları yansıtmak üzere kullanılan bir terimdir. Doğru kullanıldığında resimdeki dengeyi ve bütünlüğü daha net anlamamıza olanak sağlar.)

İLE/VE/||/<>

TİPOGRAFİDE BOŞLUK/ESPAS:

Harfler, sözcükler ve satırlar arasındaki boşlukları tanımlar. Bir metnin okunabilirliği ve estetiği için önemlidir. Doğru espas kullanımı, metnin göz yormadan okunmasını sağlar.

(Örneğin, sözcük ve karakterler arasındaki boşlukları tanımlar. Bir metnin okunabilirliği ve estetiği için oldukça önemlidir. Espaslar, genellikle yazı karakterleri arasındaki boşluklar olarak kullanılır.)

İLE/VE/||/<>

BASIMCILIKTA BOŞLUK/ESPAS:

Harfleri birbirinden ayırmak için kullanılan küçük metal çubuklara denir. Bu çubuklar, harfler arasında istenen boşluğu oluşturmaya yardımcı olur.



BOŞLUĞUN/ESPASIN ÖNEMİ:

Görsel iletişimde ve metin tasarımında önemli bir rol oynar.

Doğru espas kullanımı, bir yapıtın ya da metnin etkisini artırabilir.

Yanlış espas kullanımı, yapıtın ya da metnin anlaşılmasını zorlaştırabilir ya daa estetik açıdan hoş olmayan bir görünüm oluşturabilir. )


- HOLE[İng.] / VIDE[Fr.] / ZWISCHENRAUM, LOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞLUK, DEŞİK


- BOŞLUK DOLDURMAK ile/ve/||/<> BOŞLUK TAMAMLAMAK


- BOŞLUK DOLDURMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> TAMAMLAMAK


- BOŞLUK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- BOŞLUK ile/ve/<> ABARA

( ... İLE/VE/<> Köy evlerinin tavanlarında, iki direk arasında kalan boşluk. )


- BOŞLUK ile/ve/değil ARALIK


- BOŞLUK ile/değil/yerine AŞKIN

( [not] FREE vs./but TRANSCENDENT
TRANSCENDENT instead of FREE )


- BOŞLUK ile/ve/||/<>/> BAKIŞ BOŞLUĞU


- BOŞLUK ile BOŞ BANT ile BOŞ AYET

( BLANK vs. BLANK TAPE vs. BLANK VERSE )

( ننوشته ile نانوشته ile سفيد ile نوار نانوشته ile شعر سپيد ile شعر منثور )

( NANUSHTEH ile NANUSHTEH ile SEFYD ile NAVAR NANUSHTEH ile SHER SEPYD ile SHER MONSUR )


- BOŞLUK ile BOŞLUKLU SERPME ile BOŞLUK TULUMBASI


- BOŞLUK ile DÜZ UZAY

( CAVITY vs. FLAT SPACE )


- BOŞLUK ile/ve/değil EŞİK


- BOŞLUK HACİM


- BOŞLUK" ile "KÂBUS"


- BOŞLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALAN


- BOŞLUK ile KOFUL

( ... İLE Bitki gözeleri yaşlandıkça, plazmalarında oluşan ve içi göze suyu ile dolu olan boşluk. )


- BOŞLUK ile/ve/<> KÜTLE


- BOŞLUK ile/ve/değil/||/<> MESAFE


- BOŞLUK ile/ve NÂL


- BOŞLUK ile SOKRA[Yun.]

( ... İLE Güverte döşemelerinde, iki ağacın uc uca gelmesiyle oluşan aralık. )


- BOŞLUK ile/ve/||/<> SU


- BOŞLUK ile/ve/<> VAR OLAN/VARLIK


- BÖSMEK ile BÖSÜG ile BÖSGEÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Dövmek. İLE Dayak. İLE Çörek. )


- BOSNA PİRAMİTLERİ'NDE:
GÜNEŞ ile/ve/||/<> AY

( Düz. İLE/VE/||/<> Basamaklı. )

( 8 piramit bulunmaktadır. En yükseği, 220 m.'dir.[12.000 yıl önceye tarihlendirilmektedir.] )


- BOŞNAK/LIK ile BOŞNAKÇA


- BOSS :/yerine PATRON


- BOŞTA KALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALNIZ KALMAK/KALABİLMEK


- BOŞTA ile BOŞ KONUŞMA ile BOŞ KONUŞMALAR ile BOŞ DÜŞÜNME ile RÖLANTİ TEKERLEĞİ ile TEMBELLİK ile AYLAKLIK

( IDLE vs. IDLE TALK vs. IDLE TALKS vs. IDLE THINKING vs. IDLE WHEEL vs. IDLENESS vs. IDLESSE )

( بي پروپا ile تنبل ile تنبلي کردن ile عاطل ile ژاژخايي ile طامات ile مهملات ile مهملبافي ile تصورات واهي ile چرخ دلاله ile بطالت ile تنبلي ile بيکاري ile کند ذهني ile مگس پراني )

( BEY PROPA ile TANBEL ile TANBELY KARDAN ile عاطل ile ژاژخايي ile طامات ile MOTEOMLAT ile مهملبافي ile TASORAT VAHY ile CHARKH DELALEH ile BETALT ile TANBELY ile BEYKARY ile KAND ZEANY ile MAGS PARANY )


- BOSTAN, MEHMET :

( Çayırbaşı'nda muhtar olarak görev yaptı. )


- BOSTAN, MUSTAFA (SARIYER, 1949 - 2019) :

( Sarıyer/Yenimahalleli'dir. Gemi kurtarmada kaptan olarak çalıştı ve bu müesseseden emekli oldu. Sendika temsilciliği görevinde bulundu. Sarıyer yeni Merkez Camii yönetim kurulunda üç dönem görev yaptı. )


- BOSTAN, RECEP (İST. 1945 - 1998) :

( Nişantaşı kulübünden transfer edildi dört sezon (1965 - 1969) tescilli kaldı. 47 Lig, 3 Kupa olmak üzere 50 lig ve 9 özel maç olmak üzere 59 maçta yer aldı. Lig maçlarında 12, Kupa maçlarında 1, özel maçlarda 1 olmak üzere 14 gol kaydetti. )


- BOSTAN değil/yerine/= GÖVERİLİK


- BOSTAN[Fars. < BUSTAN] değil/yerine/= KAVUNLUK


- BOSTÂNCIYÂN/BOSTÂNİYÂN -ile

( Saray teşkilâtında, sultan saraylarının korunması ile görevli olanlar, bostancılar. )


- BOSTAN/LIK ile BOSTANA ile BOSTANCI/LIK ile BOSTAN DOLABI ile BOSTAN KEBABI ile BOSTAN BEKÇİSİ ile BOSTANCI OCAĞI ile BOSTAN BOZUNTUSU ile BOSTAN GÖLGELİĞİ ile BOSTAN KORKULUĞU ile BOSTAN PATLICANI


- BOŞU BOŞUNA (YAPMAK, EYLEMEK)


- BOŞUNA ile BOŞUNA

( FUTILE vs. FUTILITY )

( باطل ile پوچ ile بينتيجگه ile هرز ile بي نتيجه ile ضايع ile بي اثر ile بيهوده ile بي ثمر ile عبثي ile بي فايدگي ile بيهوده گي ile بي اثري ile بيهودگي )

( BATEL ile POOCH ile BEYNATYJAGEH ile NPARZ ile بي نتيجه ile ZAYE ile BEY ASAR ile BEYTEOODEH ile BEY SAMAR ile عبثي ile BEY FAYDEGY ile BEYTEOODEH GY ile BEY ASARY ile بيهودگي )


- BOT[< İng.] ile BOT[< Fr.]

( Küçük gemi. | Ağaç, plastik ya da kauçuktan yapılmış küçük sandal. İLE Uzun konçlu, kapalı ayakkabı. )


- BOT ile/||/<>/> ÇİZME

( ... ile MÛZE )


- BOT ile ÇİZMELER

( BOOT vs. BOOTS )

( باپوتين زدن ile پوتين ile چاره يافايده ile عوا )

( BAPOTYNE ZADAN ile POTYNE ile CHAREH YAFAYDAH ile عوا )


- BOT ile KAYIKÇI

( BOAT vs. BOATMAN )

( قايق راني کردن ile زورق ile قايق ile قايقراني کردن ile قايقران )

( GHAYGH RANY KARDAN ile ZURGH ile GHAYGH ile GHAYGHARANY KARDAN ile قايقران )


- BOTANİK PARKI :

( Kilyos Mahallesinde olup 248,06 m2 lik bir alan üzerinde olup, 155,38 m2 lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- BOTANİK değil/yerine/= BİTKİBİLİM


- BOTANİK ile BOTANİKÇİ

( BOTANICAL vs. BOTANIST )

( گياهي ile گياهشناس )

( GYAHY ile GYHASHENAS )


- BOTANİK ile BOTANİKÇİ/LİK ile BOTANİK PARKI ile BOTANİK BAHÇESİ


- BOTAR = İPLİK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir hasırın dokunmasında argaç olarak kullanılan iplik. )


- BOTERO'NUN RESİMLERİNDE:
ŞİŞMAN/LIK ile/değil OYLUM/HACİM VERME

( ... İLE/DEĞİL Abartır, büyütür, genişletir. Sanatçının abartılı bakışına/tutumuna işaret eder. )


- BOTH :/yerine HER İKİSİ


- BOTHER :/yerine RAHATSIZ ETMEK


- BOTOKS ile DOLGU

( "Clostridium botulinum" adlı bakteriden elde edilen kimyasaldır. İLE Hiyalüronik asitten oluşan bir jel. )


- BOTTLE :/yerine ŞİŞE


- BOTTOM-UP İLE TOP-DOWN İLE SELF-ASSEMBLY ile/||/<> NANO SENTEZ

( Nanomalzeme üretim stratejileri. )

( Formül: d = 2-100 nm )


- BOTTOM :/yerine DİP


- BOTU ile/ve/||/<>/> TİTİR
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Dişi deve. İLE Deve yavrusu. )


- BOUGUER-LAMBERT LAW[İng.] / LOI DE BOUGUER-LAMBERT[Fr.] / BOUGUER-LAMBERT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BOUGUER-LAMBERT YASASI


- BOUNDARY :/yerine SINIR


- BOUNDARY vs./and OTHER


- BAROMÈTRE DE BOURDON[Fr.] ile/değil/yerine/= BOURDON BASINÇLIKLERİ


- BOURDON'S BAROMETER[İng.] / BOURDION-BAROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= BOURDON BASINÇÖLÇERİ


- BOW vs. BOW

( Yay. İLE Eğmek/eğilmek. )


- BOWL :/yerine KASE


- BOX :/yerine KUTU


- BOY BOY ÇARŞAF ÇARŞAF (YAYIMLAMAK)


- BOY ile BOY

( Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. | Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık. | Uzunluk. | Yol, ırmak, deniz kıyısı. | Kumaş için ölçü. İLE Ortak bir atadan türediklerine inanan, birbiriyle kan yakınlığı bulunduğuna inanarak evlenmeyen, toplumsal ve ekonomik ilişkilerini anaerkil ve/ya da ataerkil anlayışa uygulayan, geleneksel topluluk. Kabile, klan. )

( LENGTH/HEIGHT vs. LENGTH/HEIGHT )


- BOY[Oğuz] ile BOY[Oğuz]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çemen. İLE Kavim, boy, cemaat, reht. )


- BOY ile/ve KARAKTERİSTİK UZUNLUK

( The NCD Risk Faktörü Birliği'nin 'Yetişkin İnsanda Boy Uzunluğu Trendlerinin 100 Yılı' adlı araştırması, bir ülkede, belirli bir zamanda, bireylerin boy ortalamalarının ne olduğunu ve 100 yıl içinde bu rakamların nasıl değiştiğini ortaya çıkarmayı hedefliyor. XX. yüzyılın sonunda, en uzun erkekler [ortalama 183 cm. boy uzunluğuyla] Hollanda'da doğdu. En kısa kadınlar ise [ortalama 140 cm. boy uzunluğuyla] Guatemala'da doğdu. 1896'da en kısa ve en uzun boylu memleketlerin arasındaki fark (hem kadın, hem erkekte) 20 cm. olarak kaydedildi. Bu, yeterli beslenme ve hastalıklara yatkınlık bakımlarından çok büyük farklar anlamına geliyordu. Son 100 yılda boy uzunluklarının nasıl değiştiği de ülkeden ülkeye farklılık gösterdi. 1996 yılında doğan İran'lı erkekler, 1896'da doğanlara göre 17 cm., Güney Kore'li kadınlar 20 cm. kadar uzundu. Güney Asya ve Afrika gibi ülkelerde, bireyler, 100 yıl önce olduklarından pek farklı bir boy uzunluğunda değiller ve hatta bazı ülkelerde, bireyler, 50 yıl önce olduklarından daha kısalar. Araştırma, boy uzunluğunun farklı ülkelerde farklı miktarlarda değişmesinin nedenini anlamayı ve bu bilgiyi beslenme ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi için kullanmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra, boy uzamasının daha iyi bir sağlık ve daha uzun ömür anlamına geldiği bilgisinin yaygınlaşması da amaçlanıyor. )

( )


- BOY :/yerine OĞLAN


- PAINT THINNER[İng.] / FARBENSKALA ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA İNCELTİCİSİ


- DYE LASER[İng.] / LASER À COLORANT[Fr.] / FARBSTOFFLASER, FÄRBUNGLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA LAZERİ


- PAINT OIL[İng.] / FARBEN MÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA YAĞI


- BOYA, HURŞİT (ERCİŞ, 1954) :

( Muradiye S. K. den transfer edildi ve 4 sezon tescilli kaldı (1976 - 1980). 89 Lig, 4 amatör lig ve 7 Kupa olmak üzere 100 resmi, 42 özel maçla birlikte toplam olarak 142 maçta yer aldı. Takımına 4 gol kazandırdı. )


- BOYA ile/ve/||/<>/> APRE[Fr. < APPRÊT]

( ... İLE/VE/||/<>/> Kumaşın cilâlanması, perdahlanması. | Dokumacılıkta, boyacılıkta cilâ olarak kullanılan nesne. )


- BOYA ile/>< ASETON[Fr. < ACÉTONE] ile/><

( ... İLE/>< Birçok organik nesneyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı. )


- BOYA ile/değil/yerine KINA[Ar. < HİNNÂ]

( ... İLE Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz. )


- BOYA ile KINA İLE BOYAMAK

( DYE vs. DYE WITH HENNA )

( رنگ ile خضاب کردن ile خضاب ile حنا بستن )

( RANG ile KHAZAB KARDAN ile KHAZAB ile HENA BASTAN )


- BOYA ile KIZILKÖK

( ... İLE Kök boyası. )


- BOYA ile KOK BOYASI/KIRMIZISI/ALİZARİN[Fr. < ALIZARINE]

( ... İLE Kökboyasının köklerinden elde edilen kırmızımsı sarı bir boya, kök kırmızısı. )


- BOYA ile OMBRA[İt.]

( ... İLE Doğrama işlerini, kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya. )


- PAINT[İng.] / PEINTURE[Fr.] / FÄLLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA


- BOYA ile SUBOYASI

( ... İLE Su ile eriyebilen ağaç boyası. )