A ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 12.903 başlık/FaRk ile birlikte,
12.903 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(9/53)
- AHLÂK ile/ve/<> ÖZ
( MORALS vs./and/<> ESSENCE )
- AHLÂK ile/ve/<> SİYASET
( Kuramsal tüze(hukuk). İLE/VE/<> Uygulamalı tüze. )
( Olması gereken(ler)e dayanır. İLE/VE/<> Olan(lar)a dayanır. )
( MORALS vs./and/<> POLITICS )
( ... ile/ve/<> ZHENG )
- AHLÂK ile/ve/<> SÖZ
( MORALS vs./and/<> WORD/PROMISE )
- AHLÂK[Ar.] ile/ve/||/<>/>/< TERBİYE[Ar.]
- AHLÂK ile/ve TESPİH
- AHLÂK ve TIP
- AHLÂK ile/ve/<>/< TUTUM
( MORALS vs./and/<> ATTITUDE )
- AHLÂK ve/<> YAŞATMAK
( MORALS and/<> TO GET LIVE )
- AHLÂKÇILIK ile/ve/<> VAROLUŞÇULUK
- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK ile AHLÂKİ TEKÇİLİK/MONİZM
( Birden fazla ahlâki düzenin bir arada var olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )
- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK/PLÜRALİZM ile AHLÂKİ SALTIKÇILIK/MUTLAKÇILIK
( Birden fazla ahlâki düzenin geçerli olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )
- AHLÂKÎ(DİANOETİK) ERDEM/LER ile/ve ENTELEKTÜEL ERDEM/LER
- AHLÂK-I FÂZILA ile AHLÂK-I HAMÎDE ile AHLÂK-I HASENE ile AHLÂK-I ZEMÎME ile !AHLÂK-I REZÎLE
( Erdemli huylar. İLE Övülecek huylar. İLE Güzel huylar. İLE Kötü/lenecek huylar. )
- AHLÂKİ GÖRELİLİK ile AHLÂKİ REALİZM
( ahlâki değerlerin kültür, birey ya da bağlama göre değiştiğini savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin nesnel ve evrensel olduğunu savunan görüş. )
- AHLÂKİ GÖREV ETİĞİ ile SONUÇÇU ETİK
( Eylemlerin ahlâki değerinin niyet ve kurallara uygunluğuna bağlı olduğunu savunan etik düzen. İLE Eylemlerin ahlâki değerinin sonuçlarına bağlı olduğunu savunan etik düzen. )
- AHLÂKİ HİÇÇİLİK/NİHİLİZM ile AHLÂKİ ÖZNELCİLİK/SUBJEKTİVİZM
( Ahlâki değerlerin hiçbir gerçekliği olmadığını savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin bireysel inanç ve yeğlemelere bağlı olduğunu savunan görüş. )
- KEFÂRET:
AHLÂKÎ ile/ve/||/<> HUKUKÎ
( [bkz.] Kant. İLE/VE/||/<> Hegel. )
- AHLÂKÎ OLAN ile/ve/<> TÜZEL OLAN ile/ve/<> POLİTİK OLAN
- AHLÂKÎ OLGU değil OLGULARIN, "AHLÂKÎ" "YORUMLARI"
( Yoktur. | Vardır. )
- AHLÂKİ ÖZERKLİK/OTONOMİ ile AHLÂKİ YADERKLİK/HETERONOMİ
( Bireyin kendi ahlâki kurallarını özgürce belirlemesi. İLE Bireyin ahlâki kurallarını dış otoritelerden alması. )
- AHLÂKÎ ile/ve İNSANÎ/BİREYSEL
( MORAL vs./and HUMANE )
- AHLÂK/Î değil/yerine/= KILINÇ/KILINCIL
- AHLAKİ/LİK ile AHLAKİ VAZİFE
- AHLÂKIN GÜZELLEŞMESİ ile/ve/<> RIZKIN GENİŞLEMESİ
- AHLÂKLI OLMALI!
- AHLÂKLI değil AHLÂK KİŞİSİ
- AHLÂKSAL OLAN/OLABİLEN:
"NE YAPTIĞIMIZ/YAPMADIĞIMIZ" değil NEYE DAYANARAK, NE YAPTIĞIMIZ VE YAPMAYABİLECEĞİMİZ
- [ne yazık ki]
AHLÂKSIZ ile İKİ KERE AHLÂKSIZ
( Bir kişi, dindar bilindiği halde, ahlâklı değilse, ya bâtıl bir inanca, "din" adı vermektedir, ya da sahtekârdır. )
- AHLÂKSIZ ile/değil KÖTÜ AHLÂKLI
- YANIT:
AHLÂKSIZA ve/||/<> BİLGİSİZE
( [ya(kı)nından] Uzaklaşmak. VE/||/<> [imâsızca] Susmak. )
- AHLÂKSIZLIK ile/değil AHLÂK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI
- AHLÂK/AHLÂKSIZLIK" ile/değil/< ANATOMİ
( Eşeysel örgenlerin adlarında, "ahlâk" ya da "ahlâksızlık" aranamaz! Küfür olarak geçen sözcüklerin ve küfür edenlerin yersiz/kötü "kullanımındaki" yanlışlık, dilin ya da sözcüklerin hatası, yükü değildir! Kişilerin yanlışları da sadece o kişilerin, o ve ilgili yersiz/bağlamsız, yanlış/kötü davranış ve tutumlarıyla sınırlı tutulmak zorundadır.
Üç yaşından itibaren öğrenilmiş, fark bile olmayan "farkların", gerçekte, doğada ve bütünlükte hiçbir biçimde herhangi ciddi bir fark oluşturmadığı, herkesin her "şey"i tam olarak bildiği, gördüğü ve yaşadığı bir durumun, deneyimin de doğal ve sınırlandırılmış, kapalı koşullarda, herhangi bir ayıbı yoktur[bulunamaz ve aranamaz]! Eşeysel örgen adlarının, tıpta, anatomi ya da fizyoloji bilgisi olarak, Latince ya da başka bir dilde kullanılması da bir şeyleri "çözmekte/aşmakta" yeterli değildir.
Doğru/uygun zaman, zemin ve koşulların, duyacaklarına râzı olan/olacak kişinin, muhabbetin ve hukukun bulunmadığı ilişki ve ortamlarda, dikkatsiz, özensiz bir biçimde tüketiliyor olmasıdır tüm sorun. Söylenilen sözcüklerin değil beklenilmeyen ve istenilmeyen koşullarda, bir dayatma olmasından dolayıdır kişilerin tüm haklı tepkisi. Kişilerin, hangi konu/alan olursa olsun, seslerini yükseltmelerindeki yanlış ya da sorun kadar, kullandıkları ve seçemedikleri sözcüklerin yanlışlığındandır rahatsız olunan. Sorun, esas ya da içerik sorunu değil yöntem(usûl) sorunudur. Kalabalığın içinde, zaman, zemin ve koşulları, kişileri dikkate almama kabalığıdır.
"Cinsiyetçi küfür" diye bir "tanım/sözcük" de olmaz! Sorun, örgen adlarında ya da "kadın"lara saygısızlık olmasında değil cahil/yetersiz/özensiz/kaba kişilerin, sonuç odaklı ve düşünmeden, özenmeden, çevresine kayıtsız ve saygısızca davranmasından dolayıdır. Eğer eşeysellikteki son aşama, "kulağa üflemek" olsaydı, her ("olumlu/olumsuz") zaman ve zeminde, her durumda, ağzından düşürmediği "söz" ve kısaltma, "AMK" değil "Hay kulağına üfleyeyim!"[KULK] olurdu. Bu durumda, bu sorun, ne kulak kepçesinin ve/ya da deliğinin, ne de bu sözcüğün, "ayıbı", "ahlâklılığı ya da ahlâksızlığı" olurdu.
Buradaki "sorun" ya da yanılsama, kapalı, sınırlı ya da bazı/çoğu ayrıntının iki kişi arasında ya da sır olarak tutulması istenilen özelin, dışarıda ve genelleştiriliyor olmasından dolayıdır.
Tıpta ve tüzede[hukukta], "ayıp", "çirkinlik" vs. ol(a)madığı gibi, zihinde ve zihin dilinde de "ayıp", "pis", "kötü" diye bir sınır(landırma) ya da sonuç(landırma) yoktur. Zihinden, "olumlu/olumsuz", "iyi/kötü" her düşünce ve ayrıntı geçebilir fakat sorumlu olunan/olunması gereken, ağızdan çıkmayabilecek olan söz(cük)ler(imiz)dir. )
(
)
- AHLÂKSIZLIK ile APTALLIK
( [Kişiden] Hakikat isteniyor da dalga geçercesine yanıt veriliyorsa. İLE [Kişiyle] Dalga geçiliyor da kesin yanıt veriliyorsa. )
- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK
( [not] IMMORALITY vs./and/but BAD/NEGATIVE MORALS )
- AHLÂKSIZLIK ile/ve TANIMAMAK
( Nuh diyor, peygamber demiyor. )
( AHLÂK-I ZEMÎME: KÖTÜ AHLÂK )
- AHLAKSIZLIK ile UYGUNSUZ ile UYGUNSUZ BİR ŞEKİLDE
( INDECENCY vs. INDECENT vs. INDECENTLY )
( نا زيبندگي ile بي شرمي ile بي نزاکتي ile آلوده دامن ile نا نجيب ile بي نزاکت ile ناشايست ile شرمآور ile گستاخ ile خارج از نزاکت ile نانجيب ile بي شرمانه ile نامردانه )
( NA ZYBANDEGY ile BEY SHRAMY ile BEY NEZAKTY ile ALUDEH DAMAN ile نا نجيب ile BEY NEZAKT ile NASHAYSET ile SHARMAVAR ile GOSTAKH ile KHARJ AZ NEZAKT ile نانجيب ile BEY SHARMANEH ile نامردانه )
- AHLÂM[Ar. < HULM(< AKIL)] değil/yerine/= RÜYÂLAR, HULYÂLAR, UYKUDA GÖRÜLEN ŞEYLER | AÇIK SAÇIK RÜYÂLAR | DÜŞÜ AZMALAR
- AHLAMAK ile AHLAF ile AHLAK ile AHLAT ile AHLAKLI/LIK ile AHLAKÇA ile AHLAKÇI/LIK ile AHLAKSIZ/LIK ile AHLAK DIŞI ile AHLAKSIZCA ile AHLAK BİLİMİ ile AHLAK DIŞICI/LIK ile AHLAK YASASI ile AHLAK BİLİMCİ ile AHLAK BİLİMSEL ile AHLAK ZABITASI
- AHLANIP VAHLANMAK
- AHLAT ile AHLÂT[< HILT] ile AHLAT
( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. | Kaba adam, yol-iz bilmeyen kişi. İLE Bir karışım içindeki parçalar, öğeler. Karışan şeyler. | Gövde yapısının temelini oluşturan öğeler.[AHLÂT-I ERBAA: Kan, salya, safra, dalak.] İLE Bitlis'in bir ilçesi.[Tarihte, mühendis ve mimarların yetiştiği kent.] )
( PIRUS PIRASTER ile ... )
- AHLAT ile GELİNBOĞAN
( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. İLE Bir ahlat türü. )
- AHMÂ[Ar. < HAMÂ] ile AHMÂ[Ar. < HAMİYYET] HAMİYET
( Kayınbirâderler. İLE [daha/çok/pek] Hamiyetli. )
- AHMAK KİŞİNİN ARADIĞI değil/yerine/>< AKILLI KİŞİNİN ARADIĞI
( Başkalarında. DEĞİL/YERİNE/>< Kendinde. )
- AHMAK ile/ve APTAL | ile/değil/yerine/>< ABDAL
( | Tehlike gelse de görmeyenler. İLE/VE Tehlike geldiğinde görenler. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tehlike gelmeden görenler. )
( Yapabilecekken yap(a)mayan. İLE/VE Yapmayabilecekken yapan.[dallama/dalyarak] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ... )
- AHMAK ile ANDAVAL/LI[Yun.]
( Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, hamakat gösteren. İLE Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz kişi. )
- AHMAK ile DOSTUM
( DUD vs. DUDDY )
( منفجر نشده ile هرچيز خراب ile کهنه پوش )
( MONFAJR NESHODEH ile NPARCHYZ KHARAB ile KONPANNEH PUSH )
- AHMAK ile/değil/yerine/>< FİLOZOF
( Felsefeyi zorlaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Felsefeyi kolaylaştırır. )
- AHMAK[Ar.] ile MÂİK[Ar.]
- AHMAK/LIK ile AHMAKLAŞMAK ile AHMAKLAŞTIRMAK ile AHMAKLAŞABİLMEK ile AHMAKLAŞTIRABİLMEK ile AHMAKÇA
- AHMAK/LIK ile/ve/değil/ya da HAİN/LİK
( Hain, korkaktır. )
( BELEH: Bönlük, ahmaklık. | BELÎD: İz'ansız, ahmak, sersem, budala, bön. )
- AHMED ve/||/+/<>/> MUHAMMED ve/||/+/<>/> MAHMUD ve/||/+/<>/> MUSTAFA
( Düşünce/de. VE/||/+/<>/> Gerçekleştiğinde. VE/||/+/<>/> Sonucunda[olumlu/olumsuz] VE/||/+/<>/> Vazgeçilebildiğinde. )
- Ahmedî KONUŞ!!!
- AHMEDTU'N-NÂRA[Ar.] ile ETFE'TUHÂ[Ar.]
- AHMES[Ar.] ile AHMEZ[Ar.]
( Kuvvetli, en yiğit kişi. | Katı [yer]. İLE Sağlam, çok sağlam ve dayanıklı. | Suyun içinde sürekli açılıp kapanan ve "denizağzı" denilen bir hayvan. )
- AHMET AFİF PAŞA (1852 - 1920) :
( Levazım Reisi ve Birinci Ferik olarak görev yaptı. Yeniköy'deki Osman Reis Camiini yeniden yaptırdı. )
- AHMET AFİF PAŞA ÇEŞMESİ :
( İstinye Vapur İskelesi karşısında olup Ahmet Afif Paşa tarafından 1908 yılında yaptırılmıştır. Çeşme İstinye Yeniköy sahil yolu yapılırken mezarlık duvarı yanında idi. Taşları numaralanarak kaldırılmış ve İskele yanında yeniden inşâ edilmiştir. Tümüyle mermer olan çeşmenin üstü oymalı, işlemeli saçaklı örtülüdür. Saçak altında kabartma istiridye ve palmet biçiminde süslemeler vardır. Mermer kubbesinin tepesi yivli bir biçimde sona ermektedir. Teknesi kurna biçimindedir. Tekne kenarlarında kırık dal motifleri vardır. İki sütun üzerine oturtulmuş kemeri iki renklidir. Kemerinin üzerinde zarif süsleme vardır. Çeşmenin musluğu ve suyu yoktur. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Ve sekahüm Rabbühüm şeraben tahura" (1326 - 1908). )
- AHMET AFİF PAŞA YALISI :
( İstinye, Yeniköy yolu üzerindeki 261 kapı No. lu yalı Boğaziçi'nin en görkemli tarihi yalılarından biridir. Levazım Reisi Birinci Ferik Ahmet Afif Paşa (1852 - 1920) tarafından 1910 yaptırılmıştır. Yalıya bilahare Misbah Muhayyeş sahip olmuş ve yalı bu isimle anılır olmuştur. Yalı mimar Alexander Vallaury'e yaptırılmıştır. Yalı dört katlı olup dört köşesinde cihannüma kuleleri ile örnek bir tarihi eserdir. Bu muhteşem yalının son sahibi Uzan ailesidir. )
- AHMET ARİF PARKI (KARANFİLDERE) :
( Fatih Sultan Mahallesindedir. 1.954,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.500,00 m²'lik bir yeşil alanı vardır, 104,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- AHMET BİN ALİ ÇEŞMESİ :
( Sarıyer'de Kestane Suyu yakınlarında bulunuyordu. Çeşmenin kitabesinde "Çıktı üçler himmetiyle Vasfiya Tarih - i tam/İtdi Ahmet bin Ali bu mevkide çeşme bina/İç bu nev ab - ızülali Sadrına versin şifa" yazıyordu. Bu çeşmeye "Ahmet Ağa Çeşmesi" "Kestane Çeşmesi" de deniliyordu. H. 1269, M. 1852 de yapılan çeşme, Hünkâr Suyu ve Kestane Suyu yokuşuna varmadan kayalıkların dibinde idi ama şimdi kalıntısı bile yok. Yol genişletme çalışmaları sırasında ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. )
- AHMET CELALETTİN PAŞA CAMİİ :
( Reşitpaşa Mahallesinde bulunan cami yeni inşâ edilen camilerden olup, tarihi özelliği yoktur. )
- AHMET EFENDİ :
( Maden mahallesi muhtarı olarak görev yaptı. )
- AHMET EFENDİ :
( Büyükdere Mahallesinde muhtarlık yaptı. )
- AHMET KAMİLİ EFENDİ ÇEŞMESİ (MERMER ÇEŞME) :
( Taşiskele Parkı içindedir. H. 1228, M. 1813 de Rumeli kazaskeri Ahmet Kamili Efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşme yapıldığında Camiin denize bakan sol köşesinde idi. Camiin bahçe duvarı yapılırken Taşiskele'ye kaydırıldı (1969). Sonraları rıhtım düzenlemesi yapılırken çeşme Taşiskele Parkının ortasına alınmıştır (1998), halen buradadır. Çeşme örneği az bulunan veya hiç örneği olmayan bir çeşmedir. Çeşme, kaide, yalak ve gövde olarak yekpare bir biçimde mermerden yapılmıştır. Çeşme Taşiskele Parkına taşınırken vinçle yerinden kaldırılmak istenmiş, bu sırada yalak kaideden kopmuştur. Bilahare yalağın bir yanı kırılmış ve kırık yerler onarılmış külah da kaybolmuş, aslına uygun olmayan bir külah konulmuştur. Çeşme yapıldığı tarihten 1998 yılına kadar vakıf memba suyu ile beslenirken, bir süre su akışı durdurulmuş, 2006 dan bu yana Ayazma, Yerli su ve Aralık suyu birikiminden akış almaktadır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel - hasenat imam - ı evvel - i Hazret - i Şehriyari ve Sadr - ı/Rumelili Elhac Hafız Ahmet Kamili Efendi işbu çeşme - i/Latif ile iskeleyi müceddeden bina eylemiştir"(Sene: 1228). )
- AHMET NÂŞİT:
SELİM NÂŞİT ile/ve/||/<>/> ÂDİLE NÂŞİT
( )
- AHMET RASİM ile/ve/||/<>/< AHMET MİTHAT EFENDİ
- AHMET ŞEMSETTİN EFENDİ ÇEŞMESİ :
( İstinye çarşı girişinde Boğaziçi sahil yolu (Emirgan Caddesi) ile İstinye Caddesinin birleştiği köşede ve çınar ağaçlarının bulunduğu küçük parkın içindedir (H. 1181, M. 1767). Çeşme dört cepheli ve hazneli meydan çeşmesidir. Sade olan cepheleri orijinal halinden pek bir şey kaybetmemiştir. Ahşap olan çatısı çok önce yerine betonarme çatı yapılmıştır. Çeşme cephelerinde dört kitabe vardır. Bu kitabelerin birinde çeşmenin 1181 (1767) de Ahmet Şemsettin Efendi isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı, bir diğerinde ise 1341 (1926) de (İslâmiyeti kabul eden ve Trandil Şem - i Nur Hanım tarafından su yollarının onarıldığı yazılıdır. Çeşmenin ayna taşı mermerdir. Suyu kaynak Başlısuyudur. Çeşmenin akarı vardır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat Kürkçübaşı Ahmet Şemsettin Efendi vesekahüm Rabbühüm şeraben tahura ve cealna minel mai külle şey'in hayy sahib - ül hayrat kokana Trandil Şem - i Nur Hanım". )
- AHMET TURGUTLU KOSTARİKA PARKI :
( Çayırbaşı'ndadır. 2.228,51 m²lik bir alan üzerindedir. 986,63 m²lik yeşil alanı, 135,50 m²lik çocuk oyun alanı, 336,00 m²'lik spor parkı bulunmaktadır. )
- AHMET VEFİK PAŞA (İST. 1823 - 1891) :
( Rumelihisarı'nda yaşadı. Osmanlı devlet adamı, diplomat ve oyun yazarıdır. 1831'de İstanbul'da başladığı eğitimini, Paris'te Saint Louis ‘de tamamladı. 1937'de yurda döndü ve tercüme odasında çalışmaya başladı. 1840'da elçilik katibi ile Londra'ya gitti. Sırbıstan, Eflak ve Boğdan'da görev yaptıktan sonra 1842'de İstanbul'a döndü. Baş mütercim olarak Tercüme odasında görev aldı ve Devlet Salnamesi'nin (Yıllığın) hazırlanmasında görev aldı. Tahran'a elçi olarak gitti. Elçilik binalarına bayrak asma adedini getiren, Tahran'da elçi iken elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip bayrak çektirdi. 1857'de kısa bir süre Adalet Bakanlığı yaptı. 1860'da Paris'te büyükelçi, 1861'de Bursa'da Evkaf Nazırı (Bakanı) oldu. Halkın şikayeti üzerine görevinden alındı ve kendisine uzun süre görev verilmedi. Bu süre içinde Türk tarih ve edebiyatına yeni eserler ve tercümeler kazandırdı. 1872'de birinci defa olarak Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) oldu. 1873'te görevinden alındı ve kısa bir süre sonra Edirne Valiliği yaptı. 1878'de ikinci kez Maarif Nazırı, daha sonra da iki kez kısa aralıklarla (4 Şubat 1878 - 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 - 3 Aralık 1882) Başvekil (Sadrazam, Başbakan) olarak görev yaptı fakat görevinde fazla tutulmadı. İkincisinde üç gün sonra görevden alındı.. Türkçülük hareketinin öncülerinden biridir. İlk Türkçe sözlüklerden biri olan Lehçe - i Osmani'yi hazırladı. Fezleke - i Tarih - i Osmani (Kısa Osmanlı Tarihi) ve Hikmet - i Tarih (Tarih Felsefesi) adlı eserleri vardır. Şecere - i Türki isimli eseri Çağatay Türkçe'sinden Osmanlı Türkçesi'ne çevirdi. Bursa valiliği sırasında kendi adını taşıyan tiyatroyu yaptırdı. Moliere'in 16 eserini uyarladı, Vigtor Hugo ve Voltaire'in eserlerini tercüme etti. )
- AHMET VEFİK PAŞA KÖŞKÜ :
( Sadrazam Ahmet Vefik Paşa (1823 - 1891) tarafından Rumelihisarı'nda yaptırılan köşkün yerinde şimdi Boğaziçi Üniversitesine ait binalar bulunmaktadır. Köşkten eser kalmamıştır. )
- AHMET ile AHMED ÇELEBİ ile AHMED ŞAH MESUD
( AHMED vs. AHMED CHALABI vs. AHMED SHAH MASOOD )
( احمد ile احمد چلابي ile احمد شاه مسعود )
( AHMAD ile AHMAD CHALABY ile AHMAD SHAH MASOUD )
- AHNÂ'[Ar.] ile AHNÂ'[Ar.]
( Çapraz ve aykırı işler. | Çarpık ve eğri şeyler. İLE Çok alçakgönüllülük gösteren kişi. )
- AHNIT ile AHRAZ
( Sakat, hasta, kötürüm. | Akılsız, aptal. İLE Dilsiz, sağır ve dilsiz. )
- AHRAS[Ar.] ile AHRÂS[Ar. < HÂRİS] ile AHRAZ[Ar.]
( Dilsiz. İLE Koruyucular, muhafızlar. İLE Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü kişi. )
- AHRES[Ar.] ile AHREŞ[Ar.]
( Eski [şey]. İLE Sert, katı [şey]. )
- AHRETLİK ile AHRET KARDEŞİ ile AHRET KARDEŞLİĞİ
- AHŞÂ[Ar.] ile AHŞÂ'[Ar. < HAŞÂ]
( [daha/çok/pek] Korkunç. İLE Gövdede bulunan bağırsaklar, ciğer gibi şeyler, içirik. | Cihetler, mahaller, bölgeler. )
- AHŞA ile AHŞAP
- AHŞAP DİREKLİ CAMİ ile/||/<> ALTI DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> SEKİZ DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> TEK KUBBELİ CAMİ ile/||/<> İKİ YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> DÖRT YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> FEVKÂNÎ(YÜKSEK/YÜKSELTİLMİŞ) ile/||/<> SELÂTİN[< SULTAN] ile/||/<> ULU CAMİ/MESCİD-İ CUMA[İRAN\'DA]
( Örtü bölümünü taşıyan ahşap direklere sahip cami biçimi.[Çok sayıda direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu mimarlığında ve sonrasında inşâ edilen bir yapıdır.] İLE/||/<> Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da paye tarafından taşınan cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütunça olan cami biçimi. İLE/||/<> İbâdet mekânının tamamını ya da tamamına yakın bölümünü kubbenin örttüğü cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki yarım kubbe tarafından desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. İLE/||/<> Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir. İLE/||/<> Her kentin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi.[Cuma namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren durumlarda kullanılır.] )
- AHŞAP EV/HIMIŞ ile TOL
( ... İLE Yayla/bahçe kulübesi. | Taş kemerle yapılmış ev/oda. | Küçük köy. )
- AHŞAP ile/ve/||/<> KÖRAĞAÇ
( ... İLE/VE/||/<> Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm. | Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası. )
- AHSEN[Ar.] ile AHZEN[Ar.]
( Pek güzel. İLE Çok hüzünlü, kederli. )
- ÂHŞÜME[Fars.] değil/yerine/= BOZA
- AHTAL[Ar.] -ile
( Çabuk yürüyen. | Boşboğaz. )
- AHTAPOT[Yun.] ile ARGONOT[Yun.]
( Sekiz dokunacında/kolunda yaklaşık 1000 duyarga bulunur. Üç kalbi, dokuz da beyni vardır. İLE Deniz dibinde, kayalara tutunarak yaşayan bir türdür. [Deniz anemonu gibi bitkiye benzer.] )
( Dokunaçlarının herhangi bir parçası koptuğunda/kesildiğinde kopan parça 3 saat canlılığını ve hareketini devam ettirir. İLE ... )
( Eril ahtapotların kollarından biri çiftleşmek içindir ve bu kol altındaki oluk ve kavramaya yarayan ligula adında bir burunla ötekilerden ayrılır. [Bazı ahtapot türlerinde, öteki memelilerin penisinde olduğu gibi kanla dolar.] İLE Erilin eşeysel örgeni(penisi), çiftleşme zamanında, gövdesinden ayrılır, gider başka bir kayada yaşayan dişil argonotu bulur, döller ve sahibine geri döner. [Çok eşli olma çabasındaki baylara da bu "Argonot" adı takılmıştır.] )
( Çiftleşme kolları, bir paket spermi dikkatli bir biçimde dişinin hazne [kafa/gövde] içine yerleştirir. Ardından ligula kırılır ve dişilin içinde yapışık kalır. [Eriller çiftleştikten birkaç ay sonra ölür.] [Ahtapotlar öteki kollarını yenileyebilseler de yeni bir çiftleşme kolu (lingula) üretemezler.] İLE ... )
( Kavanozları açabilir, taşları istiridyeleri açmak için araç olarak kullanabilir ya da kopmuş denizanası dokunaçlarını silah olarak kullanabilirler. [Bazıları sanki iki ayaklı hayvanlar gibi iki kolunun üzerinde yürüyebilir.] İLE ... )
( Kaslarını, kendilerini ileri atmak üzere kullanır ve saatte 40 km. hıza ulaşabilirler. [Bu yöntem ile "uçabilirler" de.(yırtıcılardan kaçmak için kendilerini suyun dışına fırlatmak üzere)] İLE ... )
( İskeletleri olmadığı için gözbebekleri kadar küçük yerlerden bile geçebilirler. [tek sert parçaları papağanınkine benzeyen gagasıdır] İLE ... )
(
ile
)
( HEŞT-PÂ ile ... )
( OCTOPUS vs. ARGONAUT )
( OCTOPUS cum ARGONAUTA ARGO )
- AHTAPOT ile BATTANİYE AHTAPOTU
( Dişilleri, erillerden 40.000 kat daha büyük olabiliyor. Bu türün dişilleri, 2 metreye kadar büyüyebilirken; erilleri, sadece birkaç santimetreye kadar büyüyor.[Hayvanlar arasında, dişil ile eril arasındaki en zıt orandır.] )
- AHTAPOT ile HİNDİSTAN CEVİZİ AHTAPOTU
- AHTAPOT[Yun.] ile KALAMAR[Yun.]
( Omurgasızlarda en zeki olanlar. )
( Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı. | Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip. İLE Bir tür mürekkep balığı. )
( OCTOPUS cum LOLIGO VULGARIS )
- AHTAPOT ile TAKLİTÇİ AHTAPOT
( )
- AHÛ[Ar.] ile ÂHÛ[Ar.]
( Kardeş. | Dost. İLE Ceylan, karaca. | Güzellerin gözü. )
- AHU ile AHU GÖZLÜ ile AHU PARÇASI
- AHUDUDU ile AHUDUDU ŞURUBU ile AHUDUDU ŞERBETİ
- AHUDUDU ile İZMAVLA
( Ağaççileği. İLE Sarı ağaççileği. )
- AHVÂL[< HÂL]:
OLUŞLAR, BULUNUŞLAR, HALLER, DURUMLAR -<
- AHVÂL değil/yerine/= DURUMLAR
- AHVÂL-İ ŞAHSİYE[Ar.] değil/yerine/= KİŞİSEL DURUMLAR
- AHZ U KABZ ile/||/<> AHZ U İTÂ
( İki sözcük de almak anlamına gelir. İLE/||/<> Alıp verme. )
- AHZ[Ar.] ile İTTİHÂZ[Ar.]
- AHZ[Ar.] ile TENÂVÜL[Ar.]
- AHZÂR[Ar. < HAZER] ile AHZAR[Ar.]
( Endişeler, ihtiyatlar. İLE Yeşil. )
- AI/ARTIFICIAL INTELLIGENCE[İng.] değil/yerine/= YAPAY ZEKÂ/YZ
- AID :/yerine YARDIM
- AİDAT[Ar.] değil/yerine/= ÖDENTİ
- AİDAT[Ar.] değil/yerine/= ÖDENTİ
- AIDE :/yerine YARDIMCI
- AİDİYET "DUYGUSU" değil AİDİYET
- AİDİYET ile AİDİYET EKİ
- AİDİYET ile/ve/<> AYNİYET
- AİDİYET değil/yerine/= DEĞİŞLİK
- AİDİYET değil/yerine EHLİYET
- AIDS/ACQUIRED IMMUNODEFICIENCY SYNDROME[İng.] değil/yerine/= EDİNİLMİŞ BAĞIŞIKLIK YETERSİZLİĞİ BELİRGESİ
- AIDS :/yerine AIDS
- AIDS ile/ve/değil/||/<>/< HIV
(
)
( HIV ve AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler... )
( [not] AIDS vs./and/but/||/<>/< HIV )
- AIKIDO ile/ve JAİNİZM
( AIKIDO: "AI"=UYUM, "KI"=ENERJİ, "DO"=YOL/YÖNTEM --- ENERJİYİ UYUMLANDIRMA YÖNTEMİ/YOLU
Aikido, fiziksel ve zihinsel denge oluşturma yöntemidir.
Aikido, diğer tarafın gücünü kendine yönelik kullanabilmektir.
Aikido, %100 savunma odaklı ve bir ya da daha fazla yönden gelen her türlü saldırıya karşı kullanılabilecek bir uygulama sanatıdır.
Aikido, fizik kurallarını göz önünde bulundurarak saldırganın gücünden uygun biçimde yararlanır.
Aikido, önsezi, zamanlama, hareketlerin doğru uygulanışı, dairesellik, rakibin gücünü ele geçirip bunu ona yönelik kullanma, soluklamanın verdiği güç, doğru tutuşlar ve oldukça yüksek bir konsantrasyon ister.
Aikido, önemli temel güdülenmeleri, ahlâki standartları ve asil tarzıyla tanınır.
Aikido, kendi kendimizi sürekli olarak geliştirme ve kesin zafer üzerine kuruludur.
Aikido, rakibi etkisiz durarak getirerek var olmaya devam eder.
Aikido: Savaşmadan Kazanmak: "Uyum Kuralı"
Aikido'nun içinde yatan asıl anlam, Enerji, Anlık/Zihin ve Gövde'nin uyumudur.
Aikido'nun öncelikli özelliği enerjinin terbiye edilmesidir.
Aikido'nun ayırt edici özelliği, hareketler ve tekniklerdeki yumuşak akıcılıktır.
Aikido'nun başlangıcı savunma, devamı tekniktir.
Aikido'nun zihinsel kaynakları ikiye ayrılır:
1- Doğu kültürünün din ve Şintoculuk, Konfüçyusçuluk, Taoculuk ve Budizm gibi felsefe akımlarına dayanan ahlâkî değerleri;
2- Daha uygulamalı olan ve kolaylıkla uygulanan ahlâki değerler.
Aikido'nun ahlâkî anlayışında savunma asla saldırganı yok etme ya da ciddi biçimde yaralama amacını taşımaz.
Aikido'ya dayalı bir strateji üç ahlâki aşamayı içerir:
1- Algılama,
2- Değerlendirme,
3- Karar verme ve tepki gösterme
Aikido hareketleri, ileri derecede bir koordinasyon sonucu oluşan, sertlik ve şiddet içermeyen, akıcı ve esnek hareketlerdir.
Aikido'da el, bilek tutuşları ve düz vuruşlar[atemi] o kadar serttir ki, rakip daha fazla acıyı engellemek için teslim olmayı yeğler.
Aikido'ya dayanan bir strateji aynı zamanda ahlâkî bir yaklaşım ve düşünce tarzı gerektirir.
Aikidoka'nın[Aikido çalışan kişi] ahlâkî bir yaklaşım içinde olması gerekir.
Savunmanın asıl amacı saldırganı yok etmek değil onu yönlendirmek ya da etkisiz duruma getirmektir.
Aikido'da ego ya da kahramanlık yoktur.
Aikido, Sensei[üstad] Morihei Ueshiba (1883 - 1963) tarafından geliştirilmiştir.
Aikido, efendilerin savunmacı sanatı olarak tanımlanır.
Gerçek ustalar, çevrelerinin kendini denetlemesine izin vermeyendir. )
( Bazı Aikido Terimleri
Aikidoka: Aikido yapan kişi.
Aikikai: Aiki topluluğu. Bu sözcük, kurucu tarafından Aikido'nun yaygınlaştırılması için oluşturulmuş organizasyon için kullanılır.
Dan: Siyah kemer derecesi.
Dojo: İdman yapılan yer.
Doşhu: Yolun başı anlamında kullanılır. Aikido'nun başında bulunan kişiye verilen unvandır. (Şu anda doşu MORİHEİ UESHİBA'nın torunu olan MORİTERU UESHİBA'dır.)
Fukhişhidoin: Eğitmenin yardımcısı anlamına gelen resmî bir ad.
Gi: Eğitim giysisi.
Hakama: Siyah ya da lacivert renkte, genellikle siyah kemer sahibi olmuş Aikido'cularca giyilen, parçalı etek.
Hambu Dojo: Organizasyonun merkezi dojosunu belirten terimdir. Genellikle Aikido Dünya Karargahları'nı belirtir. (AİKİKAİ)
Hanmi: Üç gensel duruş.
Happo: Sekiz yön. HAPPO-UNDO (8 yön egzersizi) ve HAPPO-GIRI (kılıç ile sekiz yönde kesme.) (Burada anlaşılması gereken, gerçekten her yönde hareket edebilmektir.)
Hara: Gövdenin ağırlık merkezi. (Aikido teknikleri, olabildiğince kişinin hara bölgesinde yapılmalıdır.)
Jiyuwaza: Tekniklerin serbest biçimde uygulanması.
Kihon: Temel olan şey. Aikido'da genel olarak aynı teknik, farklı görülen farklı yollardan yapılabilir. Temeli, yani çekirdeği kavramak için KİHON'u iyi anlamak gerekir.
Kohai: Yeni öğrenci.
Kokyu: Soluk alma. Aikido'nun bir bölümü de KOKYU RYOKUYU, yani soluk alma gücünü geliştirilmesidir. Aikido'daki pek çok teknik, KOKYU HO yani soluk egzersizi olarak adlandırılır. Bu egzersizler, kişinin KOKYU RYOKUYU yani soluk gücünü geliştirmesini sağlar.
Ku: Boşluk. Bu boşluğun doğrudan fark edilmesi, aydınlanmadır. Bu Aikido'da bilinç açıklığının geliştirilmesi, değişen durumlara çabuk ve iç güdüsel yanıt verebilmektir.
Kumi Jo: JO (bir araç) ile eşleşerek yapılan çalışma. (eşli uygulama)
Kumi Tachi: Kılıçlı çalışma. (eşli uygulama)
Kyu: Beyaz kemer düzeyi/derecesi. ŞHODAN(1. DAN)'a kadar olan(6) derece.
Maai: Rakibe göre olması gereken, düzenli aralık, uzaklaşma ve zamanlamadır.
Masagatsu: Gerçek zafer.
Mudansha: Siyah kuşak derecesi olmayan öğrenci.
Nagare: Akmak. Aikido'nun amaçlarından biri de fiziksel güce, fiziksel güçle karşılık vermemeyi öğrenmektir. Asıl olan, uygulanan gücü yönünde, onu kendi avantajına olacak biçimde yeniden yönlendirerek hareket etmeye çalışmaktır.
Nage (Tori): Savunan. Tekniği yapan.
Randori: Serbest biçimde eğitim.
Rei: Selâm ver!
Sempai: Eski öğrenci.
Sensei: Öğretmen.
Shikaku: Ölü açı. Rakibin atağına devam etmesinin çok zor olduğu ve sizin de rakibinizin hareket ve dengesini kolaylıkla kontrol edebildiğiniz pozisyon. Aikido'nun ilk aşaması, ŞHİKAKU'yu yerleştirebilmektir.
Shindoi: Öğretmen, eğitme anlamına gelen resmî bir ad/unvan/başlık.
Shodan: Siyah kemerde ilk derece (1. dan)
Sukashiwaza: Saldırganın sizi sarmasına ya da vuruşuna başlamasına olanak vermeden yapılan teknikler.
Sutemi: Birinin, tekniğin uygulanması için kendini bırakmasıdır.
Tai No Tenkan: 180 derece dönmeyi kapsayan yalın dönüşler. (Harman uygulaması)
Tai Sabaki: Gövde hareketi.
Taijutsu: Gövde sanatları, silahsız çalışma.
Takasumu Aiki: Aiki'nin (ruh, zekâ ve evrensel enerjinin uyumu) sonsuz (bitmek bilmeyen) üretken savaş sanatı " anlamına gelen kurucunun bir sloganıdır. Aikido'da yeni teknikler yaratmak olanaklıdır.
Tatami: Minder.
Tege Tana: El kılıcı ya da elin kenarı.
Tenkan: Özellikle gövdenin 180 derece döndüğü dönüş hareketi.
Tori: Uzaklaştırma, uzağa alma, elinde bıçağı alma, elinden alma.
Uchi Deshi: Dojo’nun içinde yaşayan ve kendini eğitmene, dojonun bakım ve temizliğine adamış öğrenci (Kimi zaman, dojonun Sensei'sinin kişisel işlerine de yardım eder.)
Uke: Saldıran. Tekniği alan.
---
Morihei Ueshiba: Aikido'nun kurucusu (1883-1969)
O-Sensei Morihei Ueshiba: Hocaların hocası, büyük öğretmen.
Shihan: Hocaların hocası (usta eğitmen) anlamına gelen resmî bir ad.
Ueshiba Kısshomaru: Aikido'nun kurucusunun oğlu.
Ueshiba Moriteru: Kurucunun torunu, şuan yolun başında olan kişi doşhu.
)
- AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI
- AİLE HUKUKU değil/yerine/= OĞUŞLUK TÜZESİ
- AİLE SAHİBİ OLMAK değil/yerine/= OĞUŞLANMAK
- AİLE ŞİRKETİ değil/yerine/= OĞUŞLUK ORTAKLIĞI
- AİLE ile AİLE BABASI ile SOYADI ile AİLE İLİŞKİLERİ ile SOY AĞACI
( FAMILY vs. FAMILY MAN vs. FAMILY NAME vs. FAMILY RELATIONS vs. FAMILY TREE )
( طايفه ile عترت ile خانواده ile کوچ ile فاميل ile خانوار ile اهل و عيال ile اهل خانه ile عيالي ile عيال ile عيال مند ile عيال وار ile معيل ile عيالمند ile نام فاميلي ile نام فاميل ile نام خانوادگي ile ارتباط خانوادگي ile شجره ile نسب نامه )
( TAYFAH ile ATERT ile KHANAVADEH ile KUCH ile FAMYLE ile KHANAVAR ile اهل و عيال ile HAL KHANEH ile عيالي ile EYAL ile EYAL MAND ile EYAL VAR ile معيل ile عيالمند ile NAM FAMYLEY ile NAM FAMYLE ile NAM KHANAVADEGY ile ERTABAT KHANAVADEGY ile SHOJREH ile NASB NAMEH )
- AİLE ile/ve/||/<>/> BÜYÜK AİLE/KÖY
- AİLE ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> ARKADAŞ
( Arkadaşını [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Akrabayı [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Sevgiliyi/eşi [tanımada/anlamada]. [ve sana zarar/yarar verip vermeyeceğinde] [PEK/KOLAY KOLAY YANILMAZ] )
- AİLE ile/||/<> MAAİLE
- AİLE değil/yerine/= OĞUŞLUK
- AİLE ile/ve/||/<>/> OKUL
( Sayın Şerif Mardin'in çalışmalarını, çeşitli yerli ve yabancı kaynakları (da) okumanızı salık veririz... )
- AİLE ile ZODRUGA
( ... İLE Bazı Balkan ülkelerinde rastlanan büyük aile tipi. Kırk ilâ seksen kişiyi kapsayan dört kuşağı içine alan topluluklar. [Aynı ekonomik düzene bağlılardır.] [Aile içindeki en yaşlı erkek ya da kadın, aile önderidir.] )
- AİLE/AĞIL/AVUL ile/ve SÜLÂLE[< SÜR-AİLE]/AKRABA
( Ateşten esen yel, aileyi simgeler. )
( ... ile/ve ÂL [Âl'i Sultan: Sultan çocukları. | Âl-i Osman: Osmanoğulları.] )
( OIKIA ile/ve ... )
( FAMILY vs./and RELATIVE )
( AİGA ile/ve ... )
- AİLECEK değil AİLECE
- AİLE/LİK ile AİLECE ile AİLESİZ/LİK ile AİLE ADI ile AİLE İSMİ ile AİLE DOSTU ile AİLE OCAĞI ile AİLE REİSİ ile AİLE HAYATI ile AİLE HEKİMİ ile AİLE HUKUKU ile AİLE BAHÇESİ ile AİLE BÜTÇESİ ile AİLE DOKTORU ile AİLE MECLİSİ ile AİLE SAADETİ ile AİLE GAZİNOSU ile AİLE MATİNESİ ile AİLE FOTOĞRAFI ile AİLE HEKİMLİĞİ ile AİLE PLANLAMASI
- AİLE/OCAK ile KÖR OCAK
( ... İLE Çocuksuz aile. )
- AİLESEL ile AŞİNA ile TANIDIK KONUŞMA ile AŞİNALIK ile ALIŞMAK
( FAMILIAL vs. FAMILIAR vs. FAMILIAR TALK vs. FAMILIARITY vs. FAMILIARIZE )
( فاميلي ile مانوس ile خودي ile وارد در ile بلد ile خانه خواه ile آشنا ile خودماني ile اختلاط ile آشنايي ile موانست ile آشنا ساختن ile خودماني شدن ile آشنا کردن )
( FAMYLEY ile MANOS ile KHODY ile VARD DAR ile BOLD ile KHANEH KHAH ile ASHENA ile KHODMANY ile AKHTELAT ile ASHENAYY ile موانست ile ASHENA SAKHTAN ile KHODMANY SHODAN ile ASHENA KARDAN )
- AİLEVİ[Ar.] değil/yerine/= OĞUŞSAL
- AIM vs. METHOD
- AIM vs. TARGET
- AIM :/yerine AMAÇ
- AIMD İLE PIMD İLE RPMD ile/||/<> MOLEKÜLER DİNAMİK TÜRLERİ
( İleri MD simülasyon yöntemleri. )
( Formül: Nuclear quantum effects )
- AIR :/yerine HAVA
- AIRBUS A320 ile BOEING 747
- AIRCRAFT :/yerine UÇAK
- AIRLINE :/yerine HAVAYOLU
- AIRPORT :/yerine HAVAALANI
- AIRWAY/AIRWAY[İng.] değil/yerine/= HAVAYOLU | SOLUK YOLU AÇARI
- AIRWAY değil/yerine/= HAVA YOLU AYGITI
- AİT OLMA ile/ve/||/<>/> BİREY OLMA ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE OLMA
- AİT OLMA ve/||/<>/>/< SORUMLULUK
( MENSÛBİYET ve/||/<>/>/< MESÛLİYET )
- AİT OLMAK ile AİT OLMAK ile AİT ile AİT ile EŞYALAR
( BELONG vs. BELONG TO vs. BELONGING vs. BELONGING TO vs. BELONGINGS )
( متعلق بودن ile تعلق داشتن ile اختصاص داشتن ile تعلق گرفتن ile تعلق ile متعلقات واموال ile متعلق ile متعلق به ile حشم ile ضياع ile متعلقات )
( MOTALGH BODAN ile TALGH DASHTAN ile AKHTESAS DASHTAN ile TALGH GARAFTAN ile TALGH ile MOTALGHAT VAMVAL ile MOTALGH ile MOTALGH BAH ile HASHAM ile ضياع ile MOTALGHAT )
- AİT OLMAK ile/ve/||/<>/> CİDDİYE ALINMAK
- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK
( TO BELONG TO vs. TO BE PART OF )
- AİT değil/yerine/= DEĞİŞLİ
- AİT ile/ve/değil EMÂNET/VEDİA[Ar.]
- AİT ile/yerine İLGİLİ/İLİŞKİN
( Neye, nereye ait olduğumuz, kendi duygularımız ve kanı-mızla ilgilidir. )
( Akıllı kişi, hiçbir şeyi kendine ait saymaz. )
( Hiçkimseye ait olmadan, herkesindir! )
( Kim anlıyor ve/ya da zevk ediyorsa, onundur! )
( BELONG TO vs./and RELATING TO
RELATING TO instead of BELONG TO
Your belonging is a matter of your own feeling and conviction.
The wise man counts nothing as his own. )
- AITHER ile/ve HEMERA
( Esir, Esirli Işık. İLE/VE Gün, Gün Işığı. )
( Olympos'luların mekânı. İLE/VE ... )
- AJAN/AGENT[İng.] değil/yerine/= ETKEN
- AJAN PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTICI ÇAŞIT
- AJAN ile ARACISIZ ile AJANLAR
( AGENT vs. AGENTLESS vs. AGENTS )
( فاعل ile عامل ile کار گذار ile پيشکار ile مامور ile نمينده ile سازه ile بي فاعل ile عمال ile عوامل )
( FAL ile AMEL ile KAR GOZAR ile PEYSHKAR ile MAMOR ile NAMYNADEH ile SAZEH ile BEY FAL ile AMAL ile AVAMEL )
- AJAN değil/yerine/= ETKEN | İLAÇ | ARAÇ
- AJAN[< AGENT] ile/ve/||/<> MEDYA[< MEDIA]
- AJAN ile/||/<> MEDYA ile/||/<> MODERATÖR
- AJANDA[Fr. < AGENDA] değil/yerine/= ANDAÇ
( Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter. )
- AJAN/LIK ile AJANS ile AJAN PROVOKATÖR
- AJDA BARDAĞI değil AİDA BARDAĞI
- AJİTASYON[Fr.] ile AJİTE[Fr.]["ACİTE/ACITE" değil!]
( Sürekli ve tutarsız hareketler. İLE Sürekli ve tutarsız davranışları olan kişi. )
- AJİTASYON ile/||/<> AJİTE ile/||/<> AJİTE ETMEK
( Huzursuzluk, çalkalama. İLE/||/<> Huzursuz, çalkalanmış. İLE/||/<> Huzursuz etmek, çalkalamak. )
- AJİTASYON[Fr./İng. < AGITATION] ile ANAFİLAKSİ[Fr. < ANAPHYLAXIE]
( Kışkırtma, kışkırtı, körükleme, çırpıntı, çalkalama, duygu sömürüsü. | Sürekli ve tutarsız hareketler. İLE Aşırı duyarlılık/tepki. )
- AJİTASYON[Fr./İng. < AGITATION]["ACITASYON" değil!] değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI/KÖRÜKLEME ÇALKALAMA | ÇIRPINTI | DUYGU SÖMÜRÜSÜ | HUZURSUZLUK | ÇALKALAMA
- AJİTATÖR/PROVOKATÖR/MUHARRİK[Ar.] değil/yerine/= KIŞKIRTICI
- AJİTE ile AJİTASYON
- AJİTE ile/||/<> AJİTATÖR
( Huzursuz. İLE/||/<> Huzur bozucu | Çalkalayıcı. )
- AJUR ile AJURLU
- AJUR[Fr.] değil/yerine/= GÖZENEKLİ MOTİF
- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- BADEM:
AK ile/||/<> KAYA ile/||/<> RÜŞTÜ ile/||/<> NURLU ile/||/<> DİŞ ile/||/<> KARABAĞ ile/||/<> SIRA
- AK DEMİR = DÖVME DEMİR
- AK KEŞİŞ/LER ile/ve KARA KEŞİŞ/LER
( ... İLE/VE Benediktenler. )
- AK/ÇA-PAK/ÇA
- AK, NEVZAT (İST. 1945) :
( İ.Ü. İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. İnşaat sektöründe iş hayatına atıldı. Gayrimenkul yatırımları ile ilgilenmektedir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AK ile AK
( Beyaz. İLE Sıvıların/akışkanların akması. )
( WHITE vs. WHITE )
- AK ile AK AĞA ile AK KAN ile AK PAK ile AK YEL ile AK YEM ile AK YAZI ile AK BENEK ile AK DEMİR ile AK GÖZLÜ ile AK MADDE ile AK SAÇLI/LIK ile AK YAZILI/LIK ile AK YILDIZ ile AK SAKALLI/LIK ile AK SÜLÜMEN ile AK KAN BEZİ YANGISI
- AK ile BEYAZ
- AK ile/ve/||/<> PAK
( Alnın. İLE/VE/||/<>/> Göğsün. )
( WHITE vs./and/||/<> CLEAN/PURE )
- AKA-EKSEN -
- AKABE(SİNDE) ile/değil AKABİNDE
( Tehlikeli, sarp ve zor geçit. İLE/DEĞİL Arkasından, hemen arkasından/ardından, ardından. )
- AKABİLMEK ile AKAÇLAMAK ile AKAÇLATMAK ile AKA ile AKAK ile AKAR ile AKAÇ ile AKARCA ile AKARLAR ile AKAR AMBER ile AKAN YILDIZ
- AKAÇ ile AKAK ile AKI ile AKILGA ile AKIM ile AKINDIRIK ile AKINTI ile AKIŞKANLAŞTIRICI ile AKITMALIK ile AKMA ile AKMALIK
( Birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç. | Temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan, yeraltı su borusu. İLE Su, hava, duman gibi akışkan şeylerin geçip gitmesine yarayan, her tür yol, akımlık. İLE Işık kaynağının, 1 saniyede çevresine yaydığı ışık enerjisi/akısı.[Akı birimi, lümen'dir.] İLE Suların akması için bir duvarda bırakılan düşey yarık. İLE Üslûp niteliği taşımayan sanat görüşü, çığır. | Hava, su gibi akışkan maddelerin ya da elektrik gibi kuvvetin, herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, çereyan. İLE Ağaç sakızı, reçine. İLE Eğim. İLE Beton akışkanlaştırıcı. İLE Çatı kaplama işlerinde, yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleştirme ya da tonoz geçmesi. İLE Bir gerece uygulanan gerilme sabit kaldığı halde biçim değiştirmenin artması. İLE Sokak ve bahçe yollarının iki yanında ya da ortasında, suların akıp gitmesi için yapılan oluk. )
- AKADEMİ = ACADEMY[İng.] = ACADÉMIE[Fr.] = AKADEMIE[Alm.] = ACADEMIA[İsp.]
- AKADEMİ ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİK ile AKADEMİK MAKALE ile AKADEMİK YIL ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİ
( ACADEMIA vs. ACADEMIAN vs. ACADEMIC vs. ACADEMIC PAPER vs. ACADEMIC YEAR vs. ACADEMICIAN vs. ACADEMY )
( انجمن دانش ile عضوانجمن علمي ile عضو آکادمي ile آکادميک ile عضو فرهنگستان ile تحصيلي ile مدرک تحصيلي ile سال تحصيلي ile فرهنگستان ile آکادمي ile مکتب فرهنگستان ile آموزشگاه )
( ENJAMAN DANESH ile OZVANAJMAN ALAMY ile OZV AKADAMY ile AKADAMYK ile OZV FAREANGSTAN ile TAHSYLEY ile MADRAK TAHSYLEY ile SAL TAHSYLEY ile FAREANGSTAN ile AKADAMY ile MOKTEB FAREANGSTAN ile AMUZESHGAH )
- AKADEMİ ve/||/<> BÜROKRASİ
( [süreklilik/güvence/düzenlilik] Bilgide. VE/||/<> Devlette. )
- AKADEMİ/K ile/ve/||/<> AKADEMİCİ/LİK
- AKADEMİSYEN değil/yerine/= BİLİMCİ
- AKADEMİZM ile/||/<> İZLENİMCİLİK/EMPRESYONİZM ile/||/<> DIŞAVURUMCULUK/EKSPRESYONİZM ile/||/<> AYRINTI NATÜRALİZMİ ile/||/<> DEFORMASYON ile/||/<> MİTOLOJİK
( Sanat dallarında akademik öğretimin kalıplarına bağlı, yeni arayışlara karşı çıkan anlayış. İLE/||/<> 19. Yüzyıl sonunda Fransa'da ortaya çıkan, ışık etkilerine dayanarak doğayı anlık görüntüsü ile resimlemeye dayanan sanat akımı. İLE/||/<> XX. yüzyılın başlarında izlenimciliğe tepki olarak ortaya çıkan ve sanatçının duygularını renklerle ya da deformasyon yoluyla belirtmesini amaçlayan anlatımcı sanat akımı. İLE/||/<> Bir sanat yapıtındaki ayrıntıların titiz bir gözlem sonucu son derece ince bir işçilikle doğaya uygun bir biçimde betimlenmesi. Özellikle XV. yüzyıl sanatında karşımıza çıkan bu anlayışta her bir ayrıntı doğadaki aslının küçük bir kopyası gibi betimlenir. Ayrıntı natüralizminin en iyi örnekleri, XV. yüzyıl kuzey sanatında dinsel konulu resimlerin arka planlarındaki manzaralarda görülür. İLE/||/<> Biçim bozma. Bir sanat yapıtında betimlenen figürlerin belirli yerlerinin figürü tanınmaz derecesine vardırmadan bozulmaya uğratılması. Batı sanatında özellikle Maniyerist üslûbun kullandığı yöntemlerden biri olan deformasyon, Rönesans sanatındaki kusursuz anatomik tanımlamaya karşı çıkış yollarından biridir. İLE/||/<> Mitolojiye ilişkin her türlü olgu ve oluşum. Batı sanatında genellikle Yunan ve Roma mitolojilerinden konu alınmış yapılarda görülen nitelikler. )
- AKAİD USÛLÜ ile/ve/||/<>/> HADİS USÛLÜ ile/ve/||/<>/> TEFSİR USÛLÜ ile/ve/||/<>/> FIKIH USÛLÜ
- AKAJU[Por. < Fr. < ACAJOU] değil/yerine/= MAUN[Amerika yerlilerinin dilinden]
( Maun. | Maundan yapılmış. | Maun renginde olan. )
- AKAK ile/ve ŞEV[Fars.]
( Eğimi ve inişi fazla olan yer. İLE/VE Yokuş, bayır, meyilli yer. )
- AKÂKİR -ile
( Eczacı/lık. | Bitki kökü. )
- A'KAL[Ar. < AKIL ] ile ÂKAL[Fars.]
( [daha/çok/pek] Akıllı. İLE Çer-çöp. )
- AKALAZİ[Fr.] değil/yerine/= SİNDİRİM BORUSUNDAKİ BİR BÖLÜMÜN, ÖTEKİ BÖLÜMLERLE UYUŞAMAMASI
- AKALAZYA ile VAJİNUSMUS
( Kasın fiziksel olarak gevşeyememesi. İLE Vajina kaslarının zihinsel olarak rahat bırakılmaması. )
- AKALEM ile/||/<> AKALEM
( Saltanat sancağı. İLE/||/<> Yedi Osmanlı saltanat sancağından birinin adı. )
- AKALP, PROF. DR. TAHSİN (1945 İST.) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. 1959 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ni kazandı ve 1962 yılında mezun oldur. 1963 yılında Kara Harp Okulundan ayrıldı ve aynı yıl girdiği İ. Ü. Orman Fakültesinden 1967' de mezun oldu. 1968'de İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve İktisadı Kürsüsü'ne asistan olarak atandı. Asistanlığı sırasında girdiği İ. Ü. Fen Fakültesi Matematik - Fizik bölümünden 1975 de mezun oldu. 1975'te "Türkiye'deki Doğu Ladini (Picea orientalis Lk. Carr) Ormanlarında Hasılat Araştırmaları" isimli tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1981'de "Değişik Yaşlı Meşcerelerde Artım ve Büyümenin Simülasyonu" tezi ile "Üniversite Doçenti" oldu. 1988'de Profesör unvanı aldı. 1985 yılında İ.Ü. Or. Fak. Tütün Eksperleri Yüksekokulu'na geçti, bu okulun Celal Bayar Üniversitesi'ne bağlandığı 1994 yılına kadar müdürlük görevini yürüttü. 1988 - 1990 yılları içinde 3 yıl süreyle Tekel Enstitüler Müdürlüğünü yürüttü. 1994 yılında İ. Ü.Orman Fakültesi'ne geri döndü. 1995–1998 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi'nde Dekan Yardımcılığı yaptı, 1996 yılında yeniden kurulan Orman Hasılatı ve Biyometri Anabilim Dalı Başkanlığı görevini 2005 yılına kadar sürdürdü. Dekan Yardımcılığı döneminde 21 - 23 Ekim 1998 tarihlerinde düzenlenen "Cumhuriyetimizin 75. Yılında Ormancılığımız" isimli Ulusal Sempozyumun organizasyonunda da başkan olarak görev yaptı. 2005 - 2010 yılları arasında ise iki dönem İ. Ü.Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı. İ. Ü.Orman Fakültesinde ve Tütün Eksperleri Yüksek Okulunda Matematik, İstatistik Yöntemler, Bilgisayar Programlama, Kalite Kontrol, Dendrometri ve Orman Hasılat Bilgisi derslerini, Orman Mühendisliği Bölümü Orman Hasılatı ve Biyometri Yüksek Lisans ve Doktora programında ise Bilimsel Araştırma Yöntemleri, Ormancılıkta Matematiksel Ekonomi Çözümlemeleri, Büyüme Modelleri, Nonparametrik Yöntemler ve Tek Ağaç ve Meşçere Simulasyon Modelleri derslerini verdi. 18.07.2011 tarihinde kendi isteği ile emekliye ayrıldı. 1)Türkiye'deki Doğu Ladini (Picea Orientalis Lk. Carr) Ormanlarında Hasılat Araştırmaları İst. 1978, 2) Değişik Yaşlı Meşcerelerde Artım ve Büyümenin Simulasyonu, İst. 1983, 3) Yüksek Matematik I Ders Notları I, İst. 1983, 4) Yüksek Matematik II Ders Notlar II, İst, 1984, 5) Kalite Kontrolü, İst. 1988, 6) Applesoft Basic Bilgisayar Programlama (Ö. Saraçoğlu ile birlikte), İst. 1989, 7) Büyüme Modelleri Ders Notları, İst, 2002, 8) Nonparametrik Yöntemler Ders Notları, İst. 2003, 9. Bilimsel Araştırma Yöntemleri Ders Notları, İst. 2004, 10) İstatistik Yöntemler, İst. 2016, 11) Matematik, İst. 2016 isimleri kitap ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- AKAM[Ar.] ile AKAM[ka uzun okunur]
( Kısırlık. İLE Kısır, çocuksuz. | Tedavi olanağı bulunmayan hastalık. [ÂKIM: Kısır. | Verimsiz.] )
- AKÂMET[Ar.] değil/yerine/= BAŞARISIZLIK
( Kısırlık, verimsizlik. | Başarısızlık, sonuçsuzluk. )
- AKAN SU ile/ve IĞIL
( ... İLE/VE Çok yavaş akan su. )
- AKANTOLİZ[Fr.] ile AKANTOZ[Fr.] ile AKANTOSİTOZ[Fr.]
( Deri dokusu bozukluğu. İLE Üst deride bir katmanın kalınlaşması. İLE Alyuvarların yapısal bozukluğu. )
- AKAR SU ile/ve AKAN SU
( Potansiyel. İLE/VE Süreklilik. )
- AKÂR ile/||/<> AKÂRÂT ile/||/<> AKÂRÂT-I VAKFİYE/VAKFİYYE ile/||/<> BÂD-İ HEVÂ ile/||/<> MECCÂNEN
( Gayrimenkullerden kirâ yoluyla sağlanan gelir. İLE/||/<> Gelir sağlayan gayrimenkuller. İLE/||/<> Vakıf gayrimenkuller; evler, dükkânlar ile bunların getirdiği gelir. İLE/||/<> Kayıt dışı, önceden belirlenenin dışında gelen gelir. | Bedava, parasız. İLE/||/<> Ücretsiz, parasız, karşılıksız. )
- AKAR ve/||/<>/> BAKAR
( Su. VE/||/<>/> Deli. )
- AKARÇAY, RAFET (1926 - ) :
( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKARDİ değil/yerine/= YÜREK GELİŞMEZLİĞİ/YOKLUĞU
- AKARİB < AKREB
( Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar. )
- ACAROID RESIN[İng.] / RÉSINE D'ACARIODE[Fr.] / AKAROIDHARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKAROİD REÇİNESİ
- AKARSU ile AKARSU
( FLUVIAL vs. FLUVIATILE )
( نهري ile شطي )
( نهري ile شطي )
- AKARSU ile AKARSU SANTRALİ
- AKARSU ile/ve/<> KIVRIMLI AKARSU/MENDERES[Yun. < MAINDROS/Μαίανδρος]
( ... İLE/VE/<> Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği "s" harfine benzeyen kıvrım. )
- AKARSU ile/ve/||/<> KOYAR
( ... İLE/VE/||/<> İki akarsuyun birleştiği yer. )
- AKARSU ve/<> TALVEG[Alm.]
( ... VE/<> Bir akarsu yatağının en derin yerlerini birleştiren çizgiye verilen ad. )
- AKARYAKIT ile AKARYAKITÇI/LIK ile AKARYAKIT İSTASYONU
- AKARYOTİK ile/||/<> AKARYOSİT
( Çekirdeksiz . İLE/||/<> Çekirdeksiz göze. )
- AKAŞA ile AŞAKA
( Boşluk. Esîr. Uzayın, göğün bir unsuru olarak eter. Evrenin aslî eterik özü. İLE Aşk. )
- AKATAFAZİ[Fr.] değil/yerine/= PARAFAZİ/PARAPHASIA[İng.] değil/yerine/= SİNTAKTİK AFAZİ/SYNTACTIC APHASIA[İng.]
( Sözsel anlatım bozukluğu. İLE Sözcük bulma güçlüğü. İLE Sözdizimsel dil yitimi. )
- AKATAY. BÜLENT (İZMİT, 1970) :
( Sporcu, futbol antrenörü ve spor adamı. Sarıyerlidir. İlkokul ve Ortaokulu Sarıyer'de okudu. Sarıyer Vehbi Kaç Vakfı Lisesinden mezun oldu. Sarıyer altyapısı futbol okulunda spora başladı, yaş gruplarının hemen hepsinde oynadıktan sonra Sarıyer'den ayrıldı. Sönmez Filament, Kütahyaspor, Tavşanlı Linyitspor, İstanbul Maltepe Spor, Beykoz, İst. Deniz İşletmeleri, Dedeman Kağıtspor kulüplerinde oynadı. Profesyonellikten amatörlüğe dönüş yaptı. Spordan kopmadı antrenörlük kursuna gitti ve UEFA B Lisansı aldı. Deniz İşletmeleri Spor Kulübü, Tarabya, Sarıyer Belediye Spor, Rumelikavak, İstinye, Kısırkaya, Bahçeköy, Yenimahalle, Fatih Mimar Sinan, Beykoz, Anadolu Hisar kulüplerinde antrenör olarak görev yaptı. Futbol oynarken de antrenörlük yaparken de şampiyonluklar kazandı. Antrenör olarak çalıştırdığı takımlardan Tarabya, İstinye, Sarıyer Belediyespor, Yenimahalle (2 kez) ve Kısırkaya'ya şampiyonluklar kazandırdı. 2015'te bir kısım arkadaşı ile Beyaz Martı Spor Kulübünü kurdu ve yönetiminde görev aldı. Ayrıca bu kulüpte öğreticilik görevini devam ettiriyor. Türkiye Futbol Adamları Derneği (TURFAD), İstanbul Şubesi Yönetim Kurunla görev aldı, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Eğitim Dairesinin tertiplediği E antrenör kurslarında sorumlu antrenör olarak görev aldı. İki yıl süre ile Akademik Liginde gözlemcilik yaptı. )
- AKATİZİ ile/||/<> AKİNEZİ
( Oturamazlık. İLE/||/<> Devinimsizlik. )
- AKATİZİ[Yun.] değil/yerine/= OTURUR DURUMDA KALAMAMA
- AKATLAR ile/ve AKARETLER
- AKBABA ile AKSIRTLI AKBABA
- AKBABA ile ANT AKBABASI
( ... İLE Dünyanın en büyük, ikinci kara kuşudur. )
(
)
( CONDOR vs. ANDEAN CONDOR )
( ... cum VULTUR GRYPHUS )
- AKBABA ile BENEKLİ AKBABA
( ... İLE Tropikal Afrika'dan gelen, nadir rastlanan bir türdür. )
( ... İLE Dünyanın en yüksekten uçan kuşudur. Havada yaklaşık 35 km/s hızla yol alır. Yaşamı tehlike altında olan bu kuşun ortalama yaşam süresi 40-50 yıla yakındır. )
( ... vs. RUPPELL'S VULTURE )
( ... cum GYPS RUEPPELLII )
- AKBABA ile CENAZECİ KUŞU
- AKBABA ile KALİFORNİYA AKBABASI
(
)
( CONDOR vs. CALIFORNIA CONDOR )
( ... cum GYMNOGYPS CALIFORNIANUS )
- AKBABA ile KARA AKBABA
( ... İLE Çevresinde açık arazi bulunan ormanlarda yaşarlar. )
( ... vs. BLACK VULTURE )
( ... cum AEGYPIUS MONACHUS )
- AKBABA ile KIRMIZI BAŞLI AKBABA
( ... İLE Hindistan'da yaşarlar. )
( Hindistan'da 6 ayrı çeşit akbaba yaşamaktadır. )
- AKBABA ile KIZIL AKBABA
( ... İLE Toroslarda, Doğu Karadeniz Dağları'nda, Doğu Anadolu'da bölgesel olarak yaşarlar. )
( ... vs. GRIFFON VULTURE )
( ... cum GYPS FULVUS )
- AKBABA ile KONDOR
( ... İLE Boyu 1 m. olan 12 kg.'luk dev akbaba.[Patagonya'da] )
- AKBABA ile KÜÇÜK AKBABA
( ... İLE Kanatları düz, kuyruğu uzun ve kamalıdır. )
( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )
( Tüm dünyadaki küçük akbabaların yaklaşık %25'i, Türkiye’de yaşamaktadır. )
( ... vs. EGYPTIAN VULTURE )
( ... cum NEOPHRON PERCNOPTERUS )
- AKBABA ile MISIR AKBABASI
( VOLTURE vs. EGYPTIAN VOLTURE )
- AKBABA ile SAKALLI AKBABA
( ... İLE Etiyopya'da, Semien Dağları'nda [4500 m. yükseklikte] yaşarlar. )
( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )
( ... İLE Türkiye’deki dört akbaba türünden biridir. 125 cm.'ye varan boyuyla Türkiye'de görülebilecek en büyük yırtıcıdır. Özellikle uçuşta, dar ve uzun kanatları, uzun ve kama biçimli kuyruğuyla rahatlıkla ayırt edilebilir. Uçuşta, çok iri bir doğan gibidir. Sakallı akbabanın, erişkin eril ve dişil tekleri arasında, görünüş farkı yoktur. Erişkinlerde kanat üstü, sırt ve kuyruk üstü, oldukça koyu renklidir. Alt bölümler turuncudur. Göz çevresi siyah olup göz pınarından gaga altına doğru siyah tüyler (sakallar) sarkar. Sakallı akbaba, yüksek dağlarda bulunur.
Kapalı orman bölgeleri dışında, dağların yüksek kesimlerindeki kayalık vadiler, çıplak ya da seyrek ağaçlı ve taşlık yamaçlar, yaşam alanlarıdır. Yuvalarını, büyük kaya kovuklarına yaparlar. Sakallı akbabanın, besininin tamamına yakınını, leşlerden arta kalan kemikler oluşturur. Kurt, Boz ayı ve öteki akbabalardan kalan leşlerdeki kemiklerin küçük olanlarını doğrudan yutarlar. Büyük kemikleri ise pençeleriyle alıp havalanır ve belirli bir yükseklikten kayaların üzerine bırakarak parçalarlar. İnerek, kemik parçalarını yutarlar. Son derece asitli midesi sayesinde, kemikleri, kolaylıkla sindirebilirler. )
( ... vs. LAMMERGEIER )
( ... cum GYPAETUS BARBATUS )
- AKBABA ile SARKIK YANAKLI AKBABA
( ... İLE Çok geniş ve kahverengi kanatlıdır. [Kuyruğu uzun ve kamalı, kanatları dar ve sivri ucludur.] )
( ... İLE Normal akbabaların gagaları yeni ölmüş hayvanların derisini delemez. Akbabalar sürüsü, büyük, uzun ve sivri gagalı sarkık yüzlü akbabanın gelip başlamasını beklerler. )
( ... vs. LAPPED-FACED VULTURE )
( ... cum TORGOS TRACHELIOTOS )
- AKBABA ile UŞAKKAPAN
( ... İLE Bebekleri kaldırdığı söylenilen, bir tür akbaba. )
- AKBALIK = AKYABALIĞI
( Uskumrugillerden, ufak pullu bir balık.[10 - 60 kg.] )
( LICHIA AMIA )
- AKBAŞ ile AKBALIK
- AKBİL'İ:
YAVAŞ BASMAK değil/>< BASILI TUTMAK/BEKLEMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- AKBIYIK SULTAN CAMİİ (KIBLET'ÜL MESÂCİD CAMİİ)
- AKBULUT, AYDOĞAN (İST. 1949 - 2018) :
( D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi (1972). Üç Sezon Sarıyer'de oynadı. 54'ü resmi (lig) ve 24'ü özel olmak üzere 78 maçta forma giydi. Takımına 5 gol kazandırdı. Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1980/1990) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKÇA ARMUDU değil AKÇAARMUT
- AKÇA ile AKÇA/AKÇE
( Oldukça beyaz. İLE Akçe. )
- AKÇAABAT ile AKÇAABAT KÖFTESİ
- AKÇALAMAK ile AKÇALANMAK ile AKÇA ile AKÇASAL ile AKÇA YEL ile AKÇA PAKÇA ile AKÇA ARMUDU
- AKÇAN, GÜNİZ (İST. 1937 - 2008) :
( Büyükdereli müzisyendir. İlkokulu Büyükdere, Ortaokulu Sarıyer Ortaokulunda okudu. İstanbul Konservatuarından mezun oldu.. Çok uzun yıllar TRT İstanbul Radyosunda piyanist olarak görev yaptı. )
- AKÇE ile/||/<> AKARET
( Osmanlı Devleti'nin para birimi. @@ Gelir getiren mülkler. )
- AKÇE ile AKÇELİ
- AKÇE ile KUŞGÖZÜ AKÇE
( Osmanlı döneminde gümüş para cinsi ve birimi. @@ Ele zor gelen ufaklık ve incelikte gümüş para birimi. [X - XIII. yy. arası, Osman Gazi dönemindendir.] )
- AKCİĞER
SİGARA:
(")İÇİLEN(") ile/değil/yerine/></< İÇİLMEYEN
(
)
- AKCİĞER ZARI YANGISI(SATLICAN/ZATÜLCENP[Ar.]) ile/ve KARACİĞER YANGISI ile/ve BRONŞİYOL YANGISI ile/ve LENF BOĞUMLARI YANGISI ile/ve MEME YANGISI(MASTİT)
( ZATÜLCENP ile/ve HEPATİT, ZATÜLKEBED ile/ve BRONŞİYOLİT ile/ve ADEONOİT )
( BİLSÂM[Ar., Fars.]/PLEURÉSIE[Fr.]: Akciğer zarı yangısı, satlıcan. )
( Dünyada en sık karşılaşılan hastalık zatürree/bronşittir. )
( AKCİĞER YANGISI / GIŞÂ-İ CENB[Ar.] / PLEVRA[İt. göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar] )
(1996'dan beri)