Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 12.903 başlık/FaRk ile birlikte,
12.903 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(8/53)


- AĞIT ile İÇLER ACISI ile AĞIT ile AĞIT YAKMAK

( LAMENT vs. LAMENTABLE vs. LAMENTATION vs. LAMENTING )

( نوحه کردن ile تعزيت گرفتن ile زاريدن ile زار ile زاري ile ضجه ile مرثيه خواني ile مويه ile سوگواري ile شيون )

( NOHEH KARDAN ile TAZYT GARAFTAN ile زاريدن ile ZAR ile ZARY ile ZAJEH ile MARSYYEH KHANY ile مويه ile SOGVARY ile شيون )


- AĞIT = SAĞU


- AGİTATO[İt.] değil/yerine/= BİR MÜZİK PARÇASININ CANLI, COŞKULU ÇALINACAĞI BİLGİSİ/UYARISI


- AĞITLAR ile AĞIT

( ELEGIES vs. ELEGY )

( مراثي ile مريه ile مرثيه ile سوگ شعر )

( مراثي ile مريه ile MARSYYEH ile SOG SHER )


- AĞIZ AÇIKLIĞI ile/değil/yerine/>< ZİHİN AÇIKLIĞI

( Kişinin, zihni, ne kadar kapalıysa; ağzı, o kadar açık olur. )


- AĞIZ DALAŞI ile/||/<> İT DALAŞI


- AĞIZ UCUYLA SÖYLEMEK ile SÖYLEMEK


- AĞIZ ile AĞIZ

( Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, selenin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk. | Bu boşluğun, dudaklarla çevrelendiği bölümü. | Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı. | Bir suyun, denize ya da göle döküldüğü yer. | Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı. | Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. | Kesici aletlerin, keskin yanı. | Bir anadilin konuşulduğu sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği, şive. | Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla, dolambaçlı bazı sözler söyleme özelliği. | [müzik] Bir bölgenin ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. | Bir akarsuyun göle ya da denize döküldüğü yer, munsap. | Bazen, "kez" anlamına gelir. [İlk ağızda, paranın yarısını ödedi.] | Tehlikeli şeyler/durumlar için pek yakın yer. [Topun/uçurumun ağzında.] İLE Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )

( MOUTH vs. MOUTH )


- AĞIZ ile/||/<> AĞIZ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Irmağın, su tulumunun, kuyunun ya da testinin ağzı. İLE İnsan ya da hayvanın ağzı. )


- AĞIZ ile/ve/||/<> ANÜS/MAKAT/DÜBÜR


- AĞIZ ile/<> AVURT/BEC[Fars.]

( ... İLE/VE/<> Ağzın içi, avurt. )


- AĞIZ ile/ve DİL

( MOUTH vs./and TONGUE )


- AĞIZ ile/ve/<> DUDAK/LAR

( [Divan şiirinde] YÂKUT, FİKR-İ DEHÂN ile/ve ... )

( NUN harfi ve NOKTA ile simgelenir. İLE/VE ... )

( Ağızda, 6 - 10 milyon bakteri bulunmaktadır. )

( HASREME: Üst dudağın, alt dudak üzerine taşması.
BUZRA: Üst dudağın ortasından dışarı doğru taşan et parçası. )

( BERFÛZ/BERFÛS: Ağzın dış kenarı, dudakların çevresi.
DEHÂN-I TENG: Küçük ağız.
NEMEK-DÂN[Fars.]: Sevgilinin dudağı. )

( FEM ile/ve ŞEFE/TEYN, BÂSİA[: Çok kırmızı dudak.] )

( DEHÂN/DEHEN, FEM ile/ve LEB, LA'L )

( MOUTH vs./and LIP/S )


- AĞIZ ile/ve/değil EŞİK


- AĞIZ ile/ve/değil GAGA

( İnsanda. İLE/VE/DEĞİL Kuşlarda/hayvanlarda. )

( [not] MOUTH vs./and BEAK )


- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )

( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

( [not] MOUTH vs./and/but/||/<>/< EAR
EAR instead of MOUTH )


- AĞIZ ile/ve/||/<> RAHİM AĞZI


- (AĞIZDA) 30 SN. ile/yerine (MİDEDE) 2,5 SAAT'E ÖNEM/DEĞER/ÖNCELİK VERMEK


- SİNDİRİM:
AĞIZDA ile/ve/> MİDEDE ile/ve/> İNCE BAĞIRSAKLARDA


- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK

( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )


- AĞIZDAN SOLUK ALMAK ile/yerine BURUNDAN SOLUK ALMAK


- AĞIZDAN ile AĞIZDAN AĞIZA ile AĞIZDAN DOLMA ile AĞIZDAN KAPMA


- [ne yazık ki]
AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK


- AĞIZSIL ile AĞIZSIL ÜNLÜ


- AGLÂL[Ar. < GALEL] ile AGLÂL[Ar. < GULL]

( Ağaçlar arasından akan sular. İLE Boyuna geçirilen zincirler. | Prangalar. | Kelepçeler. )


- AĞLAMA DUVARI ile/değil/yerine BATI DUVARI


- AĞLAMA DUVARI değil el-BURAK


- AĞLAMA ile AĞLAMALI ile AĞLAMA DUVARI


- AĞLAMA" ile/ve/değil/||/<>/< İSYAN


- AĞLAMA ile/ve/||/<>/> TENEVVUH[Ar. < NEVHA]

( ... İLE/VE/||/<> [Ölünün arkasından] Bağırarak, feryâdederek ağlama. )


- AĞLAMAK:
"GÜÇSÜZLÜK"TEN ile/değil/||/<>/< "GÜÇLÜLÜK"TEN


- AĞLAMAK:
"KIRILDIĞIN" YERDEN değil KIRDIĞIN YERDEN

( Kırıldığın yerden değil kırdığın yerden ağlarsın. )


- AĞLAMAK ile AĞLAMAK ile AĞLAMAK

( CRY vs. CRY DOWN vs. CRY UP )

( فرياد ile خروشان کردن ile گريستن ile زاريدن ile بانگ زدن ile اشک ريختن ile ناله ile گريه کردن ile هورا کشيدن ile هوار کشيدن ile ولوله کردن ile صيحه زدن ile متوقف ساختن ile زياد ستودن )

( FARYAD ile KHROSHAN KARDAN ile GARYSETAN ile زاريدن ile BANG ZADAN ile ESHK RYKHTAN ile NALEH ile GARYYEH KARDAN ile TEOORA KESHYDAN ile NPAVAR KESHYDAN ile VOLOLEH KARDAN ile SEYHEH ZADAN ile MOTOGHOF SAKHTAN ile ZYAD SETODAN )


- AĞLAMAK ile/ve/||/<>/> BAĞLAMAK


- AĞLAMAK değil/yerine/>< ÇAĞLAMAK


- AĞLAMAK ile/ve/değil EŞİK


- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)

( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )

( Çocuklar, annesini/babasını yıkarken. İLE Anneler/babalar, çocuğunu yıkarken. )

(

ve/değil/yerine/<>/><

)

( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )


- AĞLAMAK ile HÜNGÜRDEMEK

( ... İLE Yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamak. )


- AĞLAMAK/LIK ile AĞLANMAK ile AĞLATMAK ile AĞLAŞMAK ile AĞLATABİLMEK ile AĞLAYABİLMEK ile AĞLAYIVERMEK ile AĞLAK/LIK ile AĞLAMAKLI


- AĞLAMAK/YIĞLAMAK/ZÂRİ KILMAK ile/ve AĞLAYAMADIĞINDAN DOLAYI AĞLAMAK

( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

( BÜKÂ' ile/ve ... )

( GİRYÂN: Ağlayan. )


- AĞLAMALI AHMET BABA TEKKESİ :

( Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi aynı ismi taşıyan mezarlığın içinde idi. Yeniçeri ocaklarının kaldırılması sırasında (1826) yeniçeriler büyük kıyıma uğradı. Şeyh Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesine bağlı olan yeniçeriler de büyük kıyım gördü. Aslında Tekke değil zaviye idi. Zamanla yıkılıp kaybolan tekke veya zaviyeden hiçbir kalıntı yok. )


- AĞLAMALI BABA TÜRBESİ :

( Bu türbe Uskumruköy sınırları içinde bulunan "Ağlamış Baba" mezarlığındadır. Türbe yerinde veya yakınında "Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi" vardı. Tekkenin şeyhi Ağlamalı Ahmet Baba idi. 1826 da ölen şeyhin türbesi kendi adını taşıyan mezarlığın içindedir. )


- AĞLAMAMAK değil/yerine AĞLATMAMAK


- AĞLAMIŞ DEDE MEZARLIĞI :

( Uskumruköyü sınırları içindedir. Ancak "Kilyos Ağlamış Dede Mezarlığı" olarak bilinir. Bu mezarlığın gerçek ismi "Ağlamalı Ahmet Baba" mezarlığıdır. Mezarlığın ismi burada bulunan Tekke Şeyhi Ağlamalı Ahmet Baba'nın öldüğünde (1824) tekke yanına gömülmesinden ileri gelmektedir. Tekke hayli ilgi gören ve Yeniçerilerin rağbet gösterdikleri bir tekke idi. Şeyhi de Ağlamalı Ahmet Baba idi. Sultan III. Selim Yeni bir ordu kurma yoluna gitti ve 1792 de Nizami Cedit Ordusunu kurdu. Amaç, Yeniçeri ordusunu dağıtmak ve yeni modern ordu kurmaktı. Ne var ki yeniçeriler yenileşmeye karşı çıktı ve ayaklandılar. Kanlı olaylar meydana geldi, pek çok Yeniçeri ve Nizami Cedit mensubu asker öldürüldü. Bu arada ayaklanmayı başlatan Kabakçı Mustafa ile arkadaşlarının hızlı gelişen isyanı sonucu III. Selim tahtından indirilip öldürüldü. Yerine IV. Mustafa Padişah oldu (1807 - 1808). Yeni Padişah gereken huzuru temin edemeyince yerine II. Mahmut Padişahlığa getirildi (1808 - 1839). II. Mahmut geri adım atmadı yenileşmeye devam ederek Yeniçeri ocaklarını kaldırdı (1826). Dolaysıyla Ağlamalı Ahmet Baba Tekkesi de ortadan kaldırılmış oldu ve tekkenin bulunduğu büyük alanda mezarlık kuruldu. Ağlamalı Ahmet Baba'nın mezarı korundu ve zamanla türbe haline getirildi. Mezar kitabesinde şöyle yazmaktadır. Hem mücteba ehl - i Beytim bende - i Ali Aba
Şah - ı keyneyn delilimdir hem Aliyyül Mürteza
Muharremde ruh teslim eyledi Şah - ı Hüseyn aşkına
Fenadan bekaya rilet eyledi Ağlamalı Ahmet Baba.

Eylül, 1824 )


- AĞLANACAK DURUMUNA ...:
AĞLAMAK ile/değil/yerine GÜLMEK


- AĞLAR ile AĞLAR

( Ağlama'nın, 3. tekil kişi ve geniş zamanlı ifadesi. İLE Ağ nesnesinin çoğulu. )


- AĞLATI ile AĞLATIŞ


- AĞLAYAN SÖĞÜT, SALKIMSÖĞÜDÜ ile SULTÂNÎ SÖĞÜT ile KEÇİSÖĞÜDÜ ile KIZILSÖĞÜT ile SEPETÇİSÖĞÜDÜ/SORKUN

( BÎD-İ GİRYÂN/MECNÛN/NÂLÂN/PİYÂDE/REVÂN/SERNİGÛN ile BÎD-İ MÜŞK ile BÎD-İ ... ile BÎD-İ SÜRH ile BÎD-İ ... )

( SALIX BABYLONICA cum ... cum SALIX CAPREA cum ... cum SALIX VIMINALIS )


- AĞLAYAN ile AĞLAKLIK

( BLUBBER vs. BLUBBERY )

( هاي هاي ile چربي آوردن ile باصدا گريستن ile هايهاي گريستن ile چاق وفربه )

( هاي هاي ile CHARBY AVARDAN ile BASEDA GARYSETAN ile CPEHAYCPEHAY GARYSETAN ile CHAGH VAFARBEH )


- AĞLAYIŞ ile AĞLAYICI/LIK


- AĞLI ODUN BORULARI = EV'İYE-İ ŞEBEKÎYE = VAISSEAUX RÉTICULAIRES, VAISSEAUX RÉTICULÉS


- AĞLIYORSUNUZ ile/ve/değil/||/<>/> ALIYORSUNUZ


- AGLOMERASYON ile/||/<> AGLOMERE OLMAK

( Yığınlaşma, yığılma, yumaklaşma. İLE/||/<> Yığınlaşmak, yığılmak, yumaklaşmak. )


- AGLOS[Yun.] ile AGLOSİ[Fr.]

( Doğuştan, ağzında dili olmayan. İLE Dilin, doğuştan yokluğu. )


- AGMATOLOJİ -ile

( Kırık bilimi. )


- AĞNAM[Ar.] değil/yerine/= SAYIM VERGİSİ


- AĞNAMAK ile AĞNAM ile AĞNAMCI


- AGNASYON -ile

( Sadece baba tarafından olan akrabalık. )


- AĞNİYÂN-İ ŞÂKİRÎN ile/ve/<> FUKARÂ-İ SÂBİRÎN


- AGNOSİ[Fr. < AGNOSIE] değil/yerine/= TANISIZLIK


- AGNOSTİSİZM ile/ve/değil/yerine GNOSTİK AGNOSTİSİZM

( BİLİNEMEZCİLİK ile/ve/değil/yerine BİLGELİKLE BİLİNEMEZCİLİK )

( IGNORAMUS ET IGNORABIMUS: Bilmiyoruz ve bilemeyeceğiz. )


- AGNOSTİSİZM ile METAFİZİK DETERMİNİZM

( FARÂBÎ )

( Bkz. İSLÂM DÜŞÜNCESİ - H. ZİYA ÜLKEN )


- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.] değil/yerine/= TANIMAZLIK, TANIMA YİTİMİ


- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.]/[Fr. < AGNOSIE] değil/yerine/= TANISIZLIK, TANIMAZLIK, VAROLANLARI TANIYAMAMA, TANIMA YİTİMİ, ALGI YİTİMİ


- AGO :/yerine ÖNCE


- AGONİ ile/||/<> AGONİST

( Can çekişme. İLE/||/<> Etkidaş. )


- AGONİ[Yun.]/AGONY[İng.] değil/yerine/= CAN ÇEKİŞME


- AGONİST/AGONIST[İng.] değil/yerine/= ETKİDEŞ


- AGONİST İLE ANTAGONİST İLE PARTIAL AGONİST ile/||/<> İLAÇ-RESEPTÖR ETKİLEŞİMİ

( Farmakolojik etki türleri. )

( Formül: Response = Emax[A]/(EC50+[A]) )


- AGONİST ile AGONİSTİK

( AGONIST vs. AGONISTIC )

( دچار اضطراب ile مستعد جنگ ile مشار ile کوشش آميز )

( DOCHAR EZTERAB ile MOSTED JANG ile MOSHAR ile KOOSHESH AMYZ )


- AGONİST ile/||/<> ANTAGONİST

( Agonist reseptörü aktive eder İLE antagonist bloke eder )

( Formül: Reseptör aktivasyonu İLE inhibisyon )


- AGONİZM -ile

( Hayvanların tüm davranışları. )


- AGORA ile/||/<> AKROPOLİS ile/||/<> BOULEUTERİON ile/||/<> FORUM ile/||/<> GYMNASION ile/||/<> STADION/STADIUM ile/||/<> HIPPODROMOS ile/||/<> ODEON[< ODEION: ŞARKI SÖYLEMEK]

( Antik Yunan kentlerinde, stoalar ile çevrelenmiş, içinde ya da yakınında tapınak, bouleuterion gibi dini ve resmi yapıların bulunduğu toplumsal ve ticari yaşamın yoğunlaştığı alan. İLE/||/<> Antik Yunan kentlerinin en yüksek tepesinde bulunan, savunma amaçlı surlarla sarılıp bir tepe üzerine inşâ edilen özel bölge. İLE/||/<> Antik Yunan kentinde yönetimle ilgili işlerin görüldüğü meclis binası[günümüzdeki kent kurulu/senato karşılığı]. İLE/||/<> Antik Roma kentlerinde, kent merkezinde yer alan, içindeki ve çevresindeki yapılarla Yunan kentlerindeki ağora ile aynı işlevi taşıyan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve Roma kentlerinde beden eğitimi ve spor etkinliklerinin yapıldığı yer. İLE/||/<> Antik Yunan ve Roma'da atletizm için kullanılan, çevresinde oturma basamakları bulunan, bir ucu yarım daire biçiminde sonlanan, uzunlamasına, dikdörtgen plana sahip olan alan. İLE/||/<> Eski Yunan ve özellikle Roma kentlerinde at ve araba koşularının yapıldığı, etrafı izleme yerleri ile çevrili alanlar. İLE/||/<> İçinde müzik yapılan yer.[Çoğu kez küçük bir tiyatro biçiminde ve genellikle üstü kapalı bir yapı.] )


- AGOSTİC ETKİLEŞİM ile/||/<> HYDROGEN BONDİNG

( Agostic C-H→M 3c-2e, H-bonding klasik X-H···Y. )

( Formül: 3 merkezli İLE dipol )


- AGÖZİ[Fr.] değil/yerine/= TATMA DUYUSUNUN BELİRGİN ÖLÇÜDE AZALMASI


- AGRAFAJ[Fr.] değil/yerine/= AGRAF YARDIMIYLA HIZLI DİKİŞ YÖNTEMİ[CERRAHİ]


- AGRAFİ[Yun.] değil/yerine/= AGRAMATİZM[Fr.]

( Yazma yitimi. İLE Sözcük ve tümcelerin, dilbilgisine uygun olarak kurulamaması. | Sözcüklerde bazı harflerin atlanması biçiminde beliren söyleyiş/telâffuz bozukluğu. )


- AGRAFİ/AGRAPHIA[İng.]/AGRAPHIE[Fr.] değil/yerine/= YAZAMAMAZLIK, YAZMA YİTİMİ


- AGRAJE[Fr.] değil/yerine/= ÖĞRETİM ÜYELİĞİNE ATANMIŞ KİŞİ


- AGRANDİSMAN[Fr.] ile AGRANDİSÖR[Fr.]

( Resim ya da fotoğraf büyütme. İLE Resim ya da fotoğraf büyütücü araç. )


- AGRANÜLOSİTOZ ile/||/<> LÖKOPENİ

( Kanda granülosit adı verilen beyaz kan gözelerinin ciddi biçimde azalması. İLE/||/<> Kanda toplam beyaz kan gözelerinin azalması. )


- AGRANÜLOSİTOZ ile/||/<> LÖKOSİTOZ

( Kanda granülosit adı verilen beyaz kan gözelerinin sayısının ciddi biçimde azalması. İLE/||/<> Kanda beyaz kan gözelerinin sayısının artması. )


- AGREE :/yerine KATILMAK


- AGREEMENT :/yerine ANLAŞMA


- AGREEMENT vs./and FAITH


- AGREGA[Lat.] ile AGREGASYON[Fr.]

( Harç ve betondaki âtıl bileşenlerin tümü. İLE Agraje olmak için geçirilen sınav. )


- AGREGAN/AGGREGANT[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞTIRICI


- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK


- AGREGASYON ile/||/<> AGREGAN ile/||/<> AGREGAT

( Yığışım. İLE/||/<> Yığıştırıcı. İLE/||/<> Yığışan. )


- AGREGAT ile/ve/||/<> ANAGRAM[Fr.]

( Psişik içerik. İLE/VE/||/<> ... | Bir sözcükteki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen sözcük. )


- AGREMAN[Fr.] değil/yerine/= UYGUNLUK, ANTLAŞMA


- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN


- AGRESİF değil/yerine/= SALDIRGAN


- AGRESYON/AGGRESSION[İng.] değil/yerine/= SALDIRI


- AGREVE ETMEK ile/||/<> AGREVE OLMAK

( şiddetlendirmek, artırmak. İLE/||/<> Şiddetlenmek, artmak. )


- AĞRI DAĞI ve/<> İSHAK PAŞA SARAYI


- AĞRI KESEN = AĞRI KESİCİ

( Ağrı duyusunu ortadan kaldıran ilaç vb. analjezik. )


- AĞRI KESİCİ ile/ve/değil/||/<> SAĞALTIM


- AĞRI-SIZI


- AĞRI ile Ağrı

( Gövdenin herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve şiddetli acı. İLE Türkiye'nin, Doğu Anadolu bölgesinde bulunan bir kenti. )

( VECA[çoğ. EVCÂ, VİCÂ] ile ... )


- AĞRI ile KALP AĞRISI/KRİZİ

( ... İLE Ölüm korkusu yaratan tek ağrı. )


- AĞRI ile LUMBAGO[Lat.]

( ... İLE Soğuğun etkisiyle ya da bir bükülme sonucunda, bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı. )


- AĞRI ile SANCI

( BALKI: Güzel, süslü, parlak. | Sancı, ağrı. )

( VECA' )

( ACHE vs. STITCH )


- AGRICULTURAL :/yerine TARIMSAL


- AĞRIMA ile AĞRIMA ASALAKLARI


- AĞRIMAK ile AĞRITMAK ile AĞRITABİLMEK ile AĞRIYABİLMEK ile AĞRI ile AĞRILI/LIK ile AĞRISIZ/LIK ile AĞRI SIZI ile AĞRISIZCA ile AĞRI KESİCİ ile AĞRI KESİMİ ile AĞRI YİTİMİ


- AĞRINIZA" GİTMESİN değil AĞARINIZA GİTMESİN


- AĞRIYA DUYARLI OLMAYAN ÖRGENLER(ORGANLAR) ile AĞRIYA DUYARLI OLAN ÖRGENLER

( SEDATİF: Ağrı dindiren/kesen. )

( *Visseral ve parietal perikard; *Mide, bağırsak, kolon(gerilme, konjeksiyon hariç); *Akciğerler alveolleri; *Safra kanalları; *Karaciğer parankimi; *Dalak(Spleen); *Böbrek; *Beyin dokusu; *Damarlar İLE *Myokard; *Pankreas; *Duedenum; *Kas, tendon, periosteum; *Deri; *Arter. )


- Ağrılarını DİNLE!!!


- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS


- AGROMEGALİ/AKROMEGALİ[Fr.] değil/yerine/= GÖVDE ÖRGENLERİNİN DÜZENSİZ OLARAK BÜYÜMESİ/UZAMASI | ELLERDE, AYAKLARDA VE BAŞTA GÖRÜLEN AŞIRI BÜYÜME


- AGROMETRE/AGGREGOMETER[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞIMÖLÇER


- AGRONOM[Fr.] ile AGRONOMİ[Fr.] ile AGRONOMETRİ[Fr.]

( Tarımcılık uzmanı. İLE Tarım bilimi. İLE Toprağın verim gücünü ölçen bilim dalı. )


- AGROSTOLOJİ -ile

( Bir botanik dalı. )


- AGSM/ANTI-G STRAINING MANEUVER[İng.] değil/yerine/= YER ÇEKİMiNE KARŞI KOYMA MANEVRASI


- AĞSU, YAŞAR (KARS, 1957) :

( İlk orta ve lise eğitimini Sarıkamış'ta tamamladı. 1977'de Erzincan Eğitim Enstitüsü ve 1981'de İ.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Kars ve Erzurum'da SSK avukatlığı yaptı. 1985 - 1991 arasında Erzurum'da serbest avukatlık yaptı. 1991'den beri İstanbul'da serbest avukatlık yapmaktadır. 1994 seçimlerinde Avcılar'dan MHP Belediye Başkan Adayı, 2004 seçimlerinde Sarıyer'den Güven Partisi Belediye Başkan Adayı ve 2007 genel seçimlerinde ise DP den Kars milletvekili adayı, 29 Mart 2009 yerel seçimlerde DP den Sarıyer Belediye Başkan adayı olarak seçimlere katıldı. Erzurumspor'da yönetici ve Kayak Federasyonunda da üye olarak görev yaptı. )


- RETINAL ILLUMINANCE[İng.] ile/değil/yerine/= AĞTABAKA AYDINLANMASI


- AGU ile AGUŞ


- ÂGUL[gu uzun okunur][Fars.] ile ÂGÛR[Fars.]

( Göz ucuyla bakma. [hiddetlenerek] İLE Tuğla. | Kerpiç. | Kiremit. )


- AĞUSTOS AYI(NDAKİ) GİBİ SOĞUK ve/<> OCAK/ŞUBAT GÜNEŞİ GİBİ YAKICI

( Uruguay'da, mevsimlerin ve ayların, toplumdaki/dillerindeki karşılıkları. )


- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ/ZAMBULA[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüklerdir] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]

( Dünya üzerinde 5000'den fazla uğur böceği türü bulunmaktadır. )


- AĞUSTOS BÖCEĞİ ile CIRCIR BÖCEĞİ

( Genellikle daha büyük, iri yapılı ve iri gözlüdür.[Genellikle 2 - 5 cm. uzunluğundadır.][Kanatları geniş ve şeffaf olabilir. Damarlıdır.] Gövdeleri genellikle kahverengi ya da yeşil renklidir. İLE Genellikle daha küçüktür.[Genellikle 1 - 2.5 cm uzunluğundadır.][Kanatları genellikle daha küçüktür ya da bazen hiç bulunmaz. Kanatları daha dar ve daha az belirgindir.] Gövdeleri genellikle ovaldir ve genellikle yeşil ya da kahverengi tonlarda olabilir. )

( Ötme sesi genellikle yüksek ve belirgindir. Genellikle gündüzleri ağaçların, bitkilerin ya da çalılıkların üzerinde duyulur. Bu ötme, erkeklerin dişileri çekmek için kullandığı bir çiftleşme çağrısıdır.[Kanatlarını kullanarak yüksek sesler çıkarır.] İLE Genellikle geceleyin cırlama sesleri çıkarır ve bu sesler genellikle daha düşüktür.[Cırlama sesi, erkeklerin dişileri çekmek ve etkileşim kurmak için kullandığı bir etkileşim aracıdır.][Antenleriyle ses üreten ve daha ince, sürekli ses çıkaran bir böcektir.] )

( Genellikle ağaçlık ya da bitki örtüsüyle kaplı çalılık bölgelerde bulunur. İLE Genellikle otların, bitkilerin yakınında, çimenlik alanlarda, yaprak döküntüleri ve taşların altında gibi çeşitli doğal ortamlarda yaşar. )

( Genellikle gündüzleri etkindir ve gün boyu öter.[Kanatlarını hızla hareket ettirerek yüksek ve kesik kesik sesler çıkarır.] İLE Genellikle geceleyin etkindir ve karanlıkta öter. Genellikle güneşli ve sıcak havalarda etkin olurlar.[Kanatlarını sürterek daha ince, sürekli ve cır cır biçiminde ses üretir.] )


- AĞUSTOS RODEN ile AĞUSTOS

( AUGUST RODEN vs. AUGUST )

( عالي نسب ile آگوست ile اوت ile آگوست رودن )

( ALY NASB ile AGOST ile OT ile AGOST RUDAN )


- AĞUSTOS ile AĞUSTOS BÖCEĞİ ile AĞUSTOS BÖCEKLERİ


- AĞUSTOS'UN İLK 15'İ ile AĞUSTOS'UN İKİNCİ 15'İ


- AGUTİ ile ...

( Dasyproctidae türünden, çikolata renkli bir kemirgen. İLE ... )


- AGUZİ/AGUESIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMAMAZLIK


- AGYÂR[Ar. < GAYR] değil/yerine/= YABANCILAR, BAŞKALAR


- AĞYÂR ile/ve/değil/yerine/>< YÂR

( Ne bilir? İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilir. )


- ÂĞYÂRINI CÂMÎ, EFRÂDINI MÂNÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< önce ÂĞYÂRINI MÂNÎ sonra EFRÂDINI CÂMÎ

( Benzetme. [Ölçünün ve tanımın bulunmadığı yerde, ne yazık ki kişisel "görüş/yorum", "dolaylı ilişki" ve "çağrışımların" öne çıktığı/çıkarıldığı [boş] sözler.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tanım[ın tanımıdır]. [Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığını tanımlar.] )

( "İnsan, düşünen bir canlıdır" tanımı kullanıldığında bu tanımın içinde tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan[behaim], bitki ve nesneyi dışarıda bırakır. )


- AĞYÂRINI MÂNİ ve/> EFRÂDINI CÂMİ ve/||/<>/>/< OLMAZSA OLMAZ


- AGZEL -ile

( En şiddetli sıtma. )


- AĞZI BİR ile AĞZI PEK/LİK ile AĞZI PİS ile AĞZI AÇIK/LIK ile AĞZI KARA/LIK ile AĞZI SIKI/LIK ile AĞZI BOZUK/LUK ile AĞZI BÜYÜK/LÜK ile AĞZI GEVŞEK/LİK ile AĞZI HAVADA ile AĞZI KENETLİ/LİK ile AĞZI KİLİTLİ/LİK ile AĞZI KALABALIK/LIK ile AĞZI KULAKLARINDA


- BEKLEMEK:
AĞZI SULANARAK ile/ve/||/<> ELİNİ/AVUCUNU OVUŞTURARAK


- AĞZINA KADAR ile SAPINA KADAR ile KÖKÜNE KADAR ile/değil/yerine/||/<>/< SONUNA KADAR


- AĞZINDAN KAÇIRMAK ile YUMURTLAMAK


- AĞZINI AÇMAK ile/ve SAVUNMA

( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )

( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )

( "TO OPEN THE MOUTH" vs./and DEFENCE )


- AĞZINI HAYR'A AÇ! ile/ve AĞZINDAN YEL ALSIN!


- Ağzından çıktıktan sonra ise sen o sözün/sözcüğün kölesisindir!


- AH -ile

( DÛD-I DİL, AŞK ATEŞİNİN DUMANI )


- AH-AMAN (DEME[ME]K) ile/ve/||/<>/> AH'TAN AMAN'DAN ÇEKİLME(ME)K


- AH NEREDE, VAH NEREDE ile AH DEMEDEN, VAH DEMEDEN


- AH U ENÎN -ile


- AH-VAH (ETMEK/ETMEMELİ!)


- AH :/yerine AH


- AH ile AH VAH


- AH[Ar.] ile ÂH[Ar.] ile ÂH[Ar.]

( Ah, yazık. İLE Kardeş. | Dost. İLE Âferin, bravo anlamına kullanılır. )


- AH ve/<> ALLAH


- AH ile/ve/> AMAN ile/ve/> YETİŞ[MEDED]

( 66 ile/ve/> 92 )

( ALLAH ile/ve/> HZ. MUHAMMED ile/ve/> HZ. ALİ )

( Allah, din ile, mezhep ile bulunmaz, aşk ile bulunur. )

( Bazıları Allah'ı aramaya Hicaz'a giderler. Aklı yetenler, Allah'ı aramak için bir adım atarlarsa kâfir olur. )

( AH diyene, AMAN edilir. )

( Allah'tan, AH edersin; AMAN'ı, Hz. Muhammed'den dile. )


- AHAD[Ar.] ile ÂHÂD[Ar. < AHAD] ile AHADD[Ar. < HADD]

( Bir. [sayı] | Kişi, kimse. İLE Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. İLE [daha/çok/pek] Keskin. )


- AHÂDİYET SAFHALARI

( * AHÂDİYY-ÜL KESRE
* AHÂDİYY-ÜL EF'AL
* AHÂDİYY-ÜS SIFÂT
* AHÂDİYY-ÜL AYN
* AHÂDİYY-ÜZ ZÂT )


- AHÂDİYET ile/ve/<> UHÛDİYET

( Karanlık. İLE/VE/<> Aydınlık. )


- AHÂDİYET ile/ve/||/<> ULÛHİYET


- AHÂDİYET ile/ve VÂHİDİYET

( Tüm. İLE Tüme ait bir parça(-özellikle- "bütün"e(/"ün) değil!). | Birlik, teklik, bir olma, tek olma. )

( Kıyısı yoktur. İLE/VE Kıyısı vardır. )

( Bahr-ı ahadiyet(rahmaniyet denizi)(Suyu acı). İLE Yemm-i vahidiyet(rahimiyet denizi)(Suyu tatlı). (Bu iki denizin suları birbirine karışmaz) )

( Ahâdiyet, ağacın görünmeyen kökü ve özü. Vahidiyet, görünen gövde, dal, yaprak ve meyveleridir. )

( Vahidiyet âleminde mânâdaki kesret ahadiyet, maddedeki kesret ise hayaldir. Maddede vücut ve mevcudiyet yok, sadece hayal vardır. )

( Tûba Ağacı(Vahidiyet Ağacı). Kökleri yukarıda, dalları aşağıda olan ağaç. Devamlılık arz eder. Görünmeyen yaşam ağacıdır. )

( Bir. Siyah nur. Asıl. Enerji olarak Enerji. İLE Herhangi bir. Vahitler arası ilişki. Birden türemiş birlerin birleşimi. Işık/ısı enerjisi olarak enerji. )

( AHADİYET'İN: ÇİÇEĞİ: LÂLE AĞACI: SERVİ SAZI: NEY SİMGESİ: HİLÂL MEYVESİ: HURMA (BULUNMADIĞI YERDE ERİK) ZİKRİ: HU EBCED: HÜVE = 5 + 6 ( İslâm'ın şartları. + İman'ın şartları. )

( RİSÂLE-İ ELİFİYE - İBN ARABİ )

( VAHDET = İLİŞKİ )

( VAHDETNÂME )

( TÜMEL ile/ve GENEL )


- AHÂDİYET ile ZÂT

( Birlik. İLE Öz. )

( Özellikle Allah'ın birliği. İLE İnsanın özü. )


- AHALİ[Ar.] ile/||/<> MİLLET[Ar.]/ULUS/BUDUN

( Bir kent/semt/memlekette oturanların/yaşayanların tümü. | Bir yerde toplanan kalabalık. İLE Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu. | Herkes, bir yerde bulunan kişilerin tümü. | Benzer özellikleri olan topluluk. )


- AHAM BRAHMASMI / TAT TWAM ASI -ile

( Ben Brahma'yım / Sen de O'sun. (Upanişad'lardan) )


- AHAMKARA -ile

( Benlik, ego. Benlik aşıldığı zaman karma yasasının işleyişi, bu bilinç düzeyindeki insan için geçerli olmaktan çıkıyor. Karma'nın etkisinden kurtulan, 'samsara' denilen doğum-ölüm döngüsünün de dışına çıkmış oluyor. )


- AHAMKARA >< ANATMAN

( Benlik, ego. Benlik aşıldığı zaman karma yasasının işleyişi, bu bilinç düzeyindeki insan için geçerli olmaktan çıkıyor. @@ Ben'in yokluğu, ruhun yokluğu doktrini; kişisel, ayrık, sürekli bir benliğin var olmadığını savunan öğreti. )


- AHARLAMAK ile AHA ile AHAR ile AHARLI


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> HALL ETKİSİ

( AB kuantum faz etkisi, Hall klasik Lorentz kuvveti. )

( Formül: Φ = ∮A·dl İLE V_H = IB/nqt )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> LORENTZ KUVVETİ

( Aharonov-Bohm etkisi potansiyelin fiziksel etkisini gösterirken İLE Lorentz kuvveti alanların doğrudan etkisidir )

( Formül: F = q(E + v×B) )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHBAP ile DOSTUM RASHİD ile TOMURCUK

( BUDDY vs. BUDDY RASHID vs. BUD )

( جوانه زدن ile جوانه ile غنچه ile شکوفه ile بادي ile بادي رشيد )

( JAVANEH ZADAN ile JAVANEH ile GHENCHEH ile SHKOFEH ile BADY ile بادي رشيد )


- AHBAP değil/yerine/= TANIDIK/TANIŞ


- AHBAP/LIK ile AHBAPÇA ile AHBAP ÇAVUŞLAR ile AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ


- AHBÂS[Ar. < HABS] ile AHBÂZ[Ar. < HUBZ]

( Su bentleri. | Su bentleriyle meydana getirilen havuzlar. | Hapisler, zindanlar. | Gayr-i meşrut vakıf durumunda bulunan topraklar ya da binâlar. İLE Ekmekler. )


- AHBEL[Ar.] ile AHBEL[Ar.]

( Böğrülce danesi. İLE Divâne, deli, kaçık. )


- AHBS/FAMILY PHYSICIAN INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= AİLE HEKİMLİĞİ BİLGİ SİSTEMİ


- AHÇI değil AŞÇI

( ... değil TABBÂH[< TABH | çoğ. TABBÂHÎN], TÂBİH[< TABH] )

( ... değil ÂŞ-PEZ )


- AHD[Ar.] ile MÎSÂK[Ar.]


- AHDA'[Ar.] ile AHDA'[Ar.]

( [daha/çok/pek] Alçak gönüllü, halîm, itaatli. İLE En hud'acı, çok aldatıcı. | Kişinin ensesine yakın iki damar. )


- AHDE VEFÂ değil/yerine/= SÖZEBAĞ


- AHDEB[Ar.] ile AHDEB[Ar.]

( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )


- AHDER[Ar.] ile AHDER[Ar.]

( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )


- AHDETMEK değil/yerine/= SÖZ VERMEK


- AHD-İ ATİK ile/ve/||/<>/> AHD-İ CEDÎD

( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. )


- AHDİ ile AHDİ ATİK ile AHDİ CEDİT


- AHDÎ[Ar.] değil/yerine/= ANTLAŞMA/YA GÖRE/GEREĞİ OLAN


- AHEAD :/yerine İLERİDE


- AHED ve/<> AHMED

( Mim, eti/gövdeyi simgeler. )


- ÂHEK-İ[Fars.: Kireç.]:
SİYAH ile TEFTE

( Neme dayanıklı bir çeşit çimento. İLE Sönmemiş kireç. )


- AHENK(ARMONİ) değil/yerine/= UYUŞUM


- AHENKLEŞTİRMEK ile AHENK ile AHENKLİ/LİK ile AHENKSİZ/LİK ile AHENK KAİDESİ ile AHENK TAHTASI


- AHER:
NİŞASTA ile/ve/||/<> PİRİNÇ


- AHESTE AHESTE


- AHESTE AHESTE ile AVAL/AVEL AVAL


- AHESTE/LİK ile AHESTE BESTE ile AHESTE AHESTE


- AHFÂ[Ar. < HAFÎ] ile/ve/||/<> AHFİYE[Ar. < HIFÂ]

( [daha/pek/çok] Gizli, en gizli. İLE/VE/||/<> Gizli olanlar. | Ağaç çiçeğinin tomurcuğunu örten dış kabuklar. )


- AHFÂD[Ar. < HAFÎD] ile AHFAZ[Ar.]

( Torunlar. | Yardımcılar, hizmetkârlar. İLE Alçak ve çukur yer. | Alçakgönüllü kişi. )


- AHFEŞ:
ABDÜLHAMÎD ile/ve/||/<> SAİD BİN MES'ADE ile/ve/||/<> ALİ BİN SÜLEYMAN

( AHFEŞ[Ar.]: Küçük gözlü. | Zayıf bakışlı. | Yalnız gece gören kişi. | Bu üç büyük Arap âliminin takma adı. )


- AHÎ ile AHÎ

( Kardeş, fütüvvet ehli, Yunus'ta tarikat kardeşi. )


- AHİD[Ar. AHD] ile AKİT[Ar. AKD]

( DEVİR, ZAMAN, GÜN | AND, YEMİN | SÖZ, SÖZLEŞME, SÖZ VERME )


- AHİLER SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Değişik işkolundan ustaların bu sokakta ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Ahiler Sokak" ismi verildiği söylenir. )


- ÂHÎLİK ile/||/<> AHİLER ile/||/<> BÂCİYÂN-I RUM

( Ahilik, dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu'da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlâkî yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi bireylerin becerilerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası tüm güzel becerilerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir. Ahiler, 1290 yılında, Ankara'da kurulan bir Anadolu beyliğidir. 1354 yılında Osmanlı egemenliğine giren Ahiler, varlıklarını Osmanlı Devleti içerisinde sürdürmüşlerdir. Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahiler, gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlılarda önemli ekonomik etkinliklere sahipti. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu kadınları birliği Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları korumasına almış, onların eğitiminde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan yaşlı kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi bazı toplumsal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zâviyesinde gelen konuklara yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun gereksinimi olan giysi ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır. Anadolu kadınları örgütü, üyelerine şu telkinde bulunurdu. “İşine, aşına, eşine sahip ol!” Bu söz, Âhî kadın örgütünün ana ilkesi olmuştur. \"İşine sahip ol!\" yani bilge ve becerikli ol ki, evinin düzenini koruyabilesin. Tasarruf et, fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün. Eşine sahip ol ki, evine bağlı kalsın. Anadolu kadınları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katlı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş üretiminde ve bunlardan giysi yapılmasında etkinlik göstermişlerdir. )


- ÂHIM ŞÂHIM (DEĞERDE/NİTELİKTE OLMAMA) -


- AHIMSA ile/ve SATYA ile/ve ASTEYA ile/ve BRAHMAÇARYA ile/ve
APARIGRAHA ile/ve DAYA ile/ve KŞAMA ile/ve
DHRITI ile/ve MITAHARA ile/ve ARCAVA

( Şiddet denetimi. [Şiddetsizlik] Zararsızlık; başkalarını düşünce, söz ve hareketle incitmemek. İLE/VE Yalan denetimi. [Dürüstlük] İLE/VE Benimseme denetimi. [Çalmama] İLE/VE Eşeysel enerji denetimi. İLE/VE Biriktirme denetimi. [Biriktirmemek] İLE/VE Nefret denetimi. [Merhamet] İLE/VE Kızgınlık denetimi. [Affetme] İLE/VE Güçsüzlük denetimi. [Dayanıklılık] İLE/VE Aşırılık denetimi. [Ilımlılık] İLE/VE Yanlışlık denetimi. [Doğruluk] )


- ÂHIM-ŞÂHIM


- ÂHİR[Ar.] ile ÂHAR[Ar.]


- ÂHİR[Ar.] ile BA'DE[Ar.]


- ÂHİRET ile/ve/değil/yerine ÂKIBET

( Az yaşa, çok yaşa,
Âkıbet gelecek başa! )


- AHİRET ile/ve/<> İLKE/LİLİK


- ÂHİRET[Ar.] değil/yerine/= SONRALIK


- ÂHİRET ile/ve/= ÜMİT

( Kendini bütünleyip aşmak. İLE/VE/= Gerçekleşmesini sağlamak. )

( LÂTAKNATÛ: ÜMİDİNİZİ KESMEYİNİZ! )

( SALEFE ile/ve/= ... )


- AHİRET/LİK ile AHİRET ADAMI ile AHİRET SUALİ ile AHİRET YOLCULUĞU


- AHIRLAMAK ile AHIR ile AHIRLI


- ÂHİRU'Ş-ŞEY'İ[Ar.] ile NİHÂYETUHÛ[Ar.]


- Ahitleşerek KONUŞ!!!


- AHİTLEŞMEK ile AHİ ile AHİR ile AHİT ile AHİZ ile AHİR VAKİT ile AHİR ZAMAN ile AHİR ÖMÜRDE


- ÂHİYÂNE[Fars.] -ile

( Beyin kemiği, kıhıf. )


- ÂHİYÂNE[Fars.] değil/yerine/= BOĞAZ


- ÂHİZE ile AVİZE

( Telefon alıcısı. İLE Tavana asılan süslü aydınlatıcı. )


- AHKÂM (KESMEK) ile/değil/yerine ÖZGÜVEN

( [not] TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT vs./but SELF CONFIDENCE
SELF CONFIDENCE instead of TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT )


- AHKÂM-I HUZURİYE değil/yerine/= ORUNLUK YARGILARI


- AHKÂM-I İSLÂMİYE:
FARZ ile/>< HARÂM

( İnsana/kişiye yararlı şeylerin yapılması. İLE/>< Zararlı olanları yapmaması. )


- AHKÂM-I/MEVDÂD-I MAHSUSA[Ar.] değil/yerine/= ÖZEL YARGILAR


- AHKÂM-I UMUMÎYE değil/yerine/= GENEL YARGILAR


- AHLÂK BİLİMİ değil/yerine/= TÖRE BİLİMİ


- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK


- AHLÂK:
KORKU ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK


- AHLÂK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- AHLÂK ile/ve/değil/<> ÂDÂB

( Değişmez. İLE/VE/<>/DEĞİL Değişir. )

( Bireysel. İLE/VE/<>/DEĞİL Kurumsal. )

( !Ahbaplık arttıkça, âdâb kalkar. [fazla yüz-göz olmamaya dikkat etmek gerek!] )

( Yükselmiş davranış ve tutumlar. İLE/VE/<>/DEĞİL Olağan davranış ve tutumlar. )

( [not] MORALS[< Lat.] vs./and/but ETHICS[< Yun.] )


- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

( MORALS vs./and/<> JUSTICE )


- AHLÂK ve/||/<>/>/< AHLÂK-I İLÂHÎ


- AHLÂK = AKIL


- AHLÂK ve/||/<>/< ANLAM


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< BENİMSEME


- AHLÂK ile/ve/<> DİN

( Karanlıkla savaşmaya çalışır. İLE/VE/<> İçerideki saklı ışığı uyandırmaya çalışır. )

( Ailede. İLE/VE/<> Toplumda. )

( Ahlâklı davranmak için din, zorunlu değildir. )


- AHLÂK ile DİNDARLIK

( Doğrudan ilişkilendirilemezler. )


- AHLÂK ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

( MORALS vs./and TRANSFORMAL MORALS )


- AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ

( MORALS vs./and/<> THINKING/PARADIGM )


- AHLÂK ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET

( Toplumsal. İLE/VE/<> Kişisel. )

( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı gidemez fakat erdemlerin kokusu rüzgâra karşı gider en uca bile ulaşabilir. )

( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )

( Erdemleri korumanın en iyi yolu erdemlilerle birlikte olmaktır. )

( EUBULIA: Siyasal bir erdem. )

( MORALS vs./and/<> VIRTUE )

( ... ile/ve/<> DE )


- AHLÂK ile EŞEYSELLİK(CİNSELLİK)


- AHLÂK ile/ve/değil EŞİK


- AHLÂK ve/<> EYLEM

( MORALS and/<> ACTION )


- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK


- AHLÂK ile/ve/<> HADD

( Ahlâk, haddini bilmektir. )

( Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. )

( MORALS vs./and/<> BORDER
Morals is to know the border. )


- AHLÂK ile/ve HAKİKAT


- AHLÂK ve/< HİLKÂT/YARATILIŞ


- AHLÂK ile/ve/<> HUY

( MORALS vs./and/<> HABIT )


- AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ

( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )

( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )

( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )


- AHLÂK ile/ve/=/||/<>/< İHTİYÂR


- AHLÂK ile/ve/<> İLİM

( Dünya. İLE/VE/<> Âhiret. )

( ETHICS vs./and/<> KNOWLEDGE/SCIENCE )


- AHLÂK ve/<> İLİM ve/<> İŞ


- AHLÂK ve/< İSTENÇ


- AHLÂK ile/ve İŞTİYÂK AHLÂKI


- AHLÂK ile/ve/<> KAVRAYIŞ

( MORALS vs./and/<> COMPREHENSION )


- AHLÂK ile/ve/<> KURAL

( MORALS vs./and/<> RULE )


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< MERHAMET

( Merhamet, ahlâkın temelidir. )


- AHLÂK ile/ve OLMAZSA OLMAZ

( MORALS vs./and IF NOT HAPPENS NOTHING HAPPENS )


- AHLÂK ve/<> ÖTEKİ/LER