FaRkLaR KILAVUZU/"SÖZLÜĞÜ"
TARİH'TE
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )
|
|||||||||
|
|||||||||
TARİHSİZLİK TALİHSİZLİKTİR - TARİH BİLİNCİ ve/<> SORUMLULUK( HISTORY and/<> RESPONSIBILITY ) - KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ ( Milletlerin uygarlık seviyelerini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. ) -@@ TARİH ile/değil GEÇMİŞ ( İnsanın/bireylerin tarihi olmaz, geçmişi olur. ) @( Gelecek açıktır, geçmiş ise sürekli "değişir!"[değiştirilir] ) ( Human/people have not history, have past. ) ( [not] HISTORY with PAST ) - BELLEK ile/ve TARİH ( Bellek, sadece benzerlik ve sürekliliği temel alırken, tarih farklılık ve düzensizlikleri önemser. ) ( Bellek, geçmişi sözlü gelenek içinde yaşatırken, tarih, geçmişi, yazıyla sergilemektedir. ) ( Collingwood, anılar ile tarih arasında farkı, düzenli ve çıkarımsal olup olmamasına bağlamıştır. Tarih düzenli ve çıkarıma dayanan bilgi çeşididir. Anılar ise çoğu zaman bu özelliğe sahip değildir; dolayısıyla onlar tarih değillerdir. ) ( MEMORY with/and HISTORY ) - TARİH ile/ve/değil SÜREÇ ( [not] HISTORY with/and PROCESS ) - TARİH ile/ve ANLAM ( İnsanın eylemlerinin incelenmesi. ) ( HISTORY with/and MEAN ) - TARİH ile/ve KOŞUL/LAR ( HISTORY with/and CONDITION/S ) - TARİH ile/ve KÖKEN ( HISTORY with/and BASIS/ORIGIN ) - TARİH ile EFSANE - TARİH ile/ve ETKİ ( HISTORY with/and AFFECT/EFFECT ) - TARİH ile/ve VERİ ( HISTORY with/and DATA ) - TARİH ile/ve UZAK GEÇMİŞ TARİHİ - TARİHÇİ ile/değil/yerine VAKANÜVİST - TARİH ve TELMİH - DİL ile/ve TARİH ( LANGUAGE with/and HISTORY ) - TARİH ile/ve KÜLTÜR TARİHİ ( HISTORY with/and HISTORY OF CULTURE ) - SİYASİ/DİPLOMATİK/ASKERİ TARİH ile TARİH ( POLITICAL/DIPLOMATIC/MILITARY HISTORY with HISTORY ) - TARİH ile/ve KURAL(LARINI) ÇIKARMAK - TARİH ile/ve TOPLUM ( Düzenli karmaşa. ) ( Toplum kurallarını bilmeden, özyapılı olunamaz. ) ( Patterned confusion. ) ( HISTORY with/and COMMUNITY/SOCIETY ) - TARİH ve TAHİR - TARİHE DÜŞMEK ile/ve METAFİZİĞE KAÇMAK yerine/değil BİRLİĞE GETİRMEK ( Teşbihe düşmek. İLE/VE Tenzihe düşmek. YERİNE/DEĞİL Tevhide varmak. ) - TARİHSİZ/LİK ile/ve/= TALİHSİZ/LİK ( Tarihsizlik talihsizliktir. ) ( LACK OF HISTORY with/and UNLUCKY/NESS ) - TARİHSİZLİK ile/ve ALDIRMAZLIK ( "HISTORICALESSNESS" with INDIFFERENCE ) - DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH ( VALUE/S with/and/<> HISTORY ) - TARİH ÜSTÜ ile EVRENSEL ( Her olayda evrenin tamamı yansır. ) ( Kişisel olanla evrensel olan birbirinden ayrılamaz. ) ( Gövde ile evren arasında bir ayrım yapılamaz. ) ( Universale neque ante rem nec post rem, sed in re: Evrensel, ne nesneden önce ne de sonradır. Evrensel ya da tümel, tikel nesnelerde var olur, nesnenin kendindedir. ) ( Evren, bir Armonik-Bütün'dür. ) ( OVERHISTORY with UNIVERSAL ) ( In every event the entire universe is reflected. ) ( The particular and the universal are inseparable. ) ( No distinction between the body and the universe. ) - TARİHİ DEĞER/LER ile/ve/<> TARİHİ OLAY/LAR ( HISTORICAL VALUE/S with/and/<> HISTORICAL PHENOMENON/S ) - TARİHTEN DERS ALMAK ile/ve/<> TARİHTEN GÜÇ ALMAK ( TO TAKE LESSONS FROM HISTORY VALUE/S with/and/<> TO TAKE POWER FROM HISTORY ) - NESNELER'DE: TARİH değil SÜREÇ ( Nesnelerin tarihi olmaz, süreci olur. ) - TARİH ile/ve/<> GELENEK ( Geleneğin sürüşü resmi değildir ve gönüllü olarak yapılır. ) ( HISTORY with/and/<> TRADITION ) - TARİH ve/<> COĞRAFYA ( HISTORY and GEOGRAPHY ) - TARİH DÜŞÜRMEDE: TARİH-İ TAM ile TARİH-İ MÜCEVHER ile TARİH-İ MÜHMEL ile TA'MİYELİ TARİH ( Bir mısranın tüm harflerinin toplanmasıyla. İLE Sadece noktalı harflerin toplanmasıyla. İLE Sadece noktasız harflerin toplanmasıyla. İLE Çözülecek bilmece gibi düzenlemelerle yapılan. ) - MÜVERRİH[< ÎRÂH] ile VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.] ( Tarih yazan, tarihçi. | Ebced hesabına göre manzûm olarak tarih düşürenler. İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. ) - BAĞLANTILAR - Müze Kart'ınızı Alınız! - SANAL MÜZELER I, II ( Müzelerde geçen 1 saat, 1000 kitap okumuş kadardır. ) - Osmanlıca Lûgat - Ferit Devellioğlu - Tarih Makaleleri - İhsan Fazlıoğlu - YAZMALAR - ZAMAN ile/ve SEVGİ ( TIME with/and LOVE ) - GELENEK ile/ve GEREKLİLİK ( TRADITION with/and NECESSITY ) - GELENEKTE: SÜREKLİLİK ile/ve TUTARLILIK ( CONTINUITY with/and CONSISTENCE (IN TRADITION) ) - ARKAİK ile/ve GELENEKSEL - GERİ KALMAK ile GEÇMİŞİNDEN GERİ KALMAK ( Bir yerde kalmak, ölmek demektir. ) ( DEKADANS: Gerileme. ) - GEÇMİŞİNİ ÖNEMSEMEMEK ile/değil GEÇMİŞİNDEN GERİDE KALMAK - GEÇMİŞ ile/ve/değil GEÇMİŞTEKİ - GEÇMİŞTEN GELEN ile GEÇMİŞTEN KALAN - GEÇMİŞE BAKMAK ve GELECEĞİ KURMAK - DOĞRUSAL ZAMAN ANLAYIŞI ile DÖNGÜSEL ZAMAN ANLAYIŞI ( LINEAR TIME PARADIGM with VICIOUS CIRCLE TIME PARADIGM ) - DEĞER/LER ile/ve TARİH ( VALUE/S with/and HISTORY ) - EVRENSEL ile KÜRESEL ( [Ar.] ÂLEM-ŞÜMÛL ile ... ) ( UNIVERSAL with GLOBAL ) - EVRENSEL ile ORTAK ( UNIVERSAL with COMMON ) - EVRENSELLEŞTİRME ile/ve SONSUZLAŞTIRMA ( UNIVERSALIZATION with/and TO GET INFINITE ) - EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN ( [not] UNIVERSAL with/and SHARED ) ( SHARED instead of UNIVERSAL ) - EVREN ile/ve BEN/KİŞİ ( UNIVERSE with/and ME/PERSON ) - NOKTA ile/ve SONSUZ/LUK ( NOKTANIN SONSUZLUĞU ) ( POINT with/and ETERNITY ) - BÖLÜNMEZLİK ve NOKTA ( INDIVISIBILITY and POINT ) - BÖLÜNEBİLME ile/ve BAŞKALIK ( DIVISIBILITY with/and DIFFERENCE/ALTERATION ) - İÇERİK DEĞER ile KÜLTÜREL DEĞER ( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belli etmelisiniz. ) ( CONTENT VALUE with/and CULTURAL VALUE ) - DEĞER ile/ve KULLANIM DEĞERİ ( THE VALUE with/and THE VALUE IN USE ) - KULLANIM DEĞERİ ile/ve UYGULANIM DEĞERİ ( THE VALUE IN USE with/and THE VALUE IN APPLYNESS ) - KULLANIM DEĞERİ ile/ve DEĞİŞİM DEĞERİ ile/ve SİMGESEL/GÖSTERİM DEĞERİ ( THE VALUE IN USE with/and THE VALUE IN CHANGE with/and SYMBOLICAL VALUE ) - DEĞER ile/ve GELENEK ( VALUE with/and TRADITION ) - KÜLTÜREL GELENEK ile/ve FELSEFÎ GELENEK ( CULTURAL TRADITION with/and PHILOSOPHICAL TRADITION ) - DEĞER ile/ve/= GEREKSİNİM ( VALUE with/and/= NEED ) - DEĞER ile/ve NİYET ( VALUE with/and INTENTION ) - VÂHİME: Gerçekliği olmayan değerler üretmek. - TARİH ile/ve ZAMAN ( İnsan. İLE Kozmik. ) ( Tarih: Amacı şerefli, yararları çok fazla ve esasları çok önemli olan bir disiplin ve ilim. ) ( Zaman: Değişimleri, oluşumları ve hareketleri anlamlandırmada başvurulan kategori. ) ( Tarih ile uğraşmak insanın emeği ile uğraşmaktır. ) ( Tarihi, vak'a olarak görürsen, sonra sen de "Tarihî Vak'a" olursun! ) ( Bugün varsan, yarın yoksun Tarih oku, bilgin artsın Sen dünyadan bihabersin ) ( Tarih: Düzen. ) ( Historia: Araştırma. ) ( HISTORY with/and TIME ) - SERİ ZAMAN ile/ve NOKTASAL ZAMAN ( SERIAL TIME with/and POINTAL TIME ) - SERİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI ( PERCEPTION OF SERIAL TIME with PERCEPTION OF CONTINUAL TIME ) - ZAMAN ile/ve/<>/değil/yerine AN/KIPI ( ÂN'ın ÂN'a geçtiği AN'daki AN! İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Zamlanmış AN. ) ( "Anlamlı" bir yaşam sunar. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Mutlu bir yaşam sunar. ) ( [kökeni/etimolojisi] ZEMAN[Ar.]: Eskime, bir nesne üzerinde sürenin geçmesi. > ZAMAN: Süre, eskiye, geçmişe karışan süre. [Ar.] Somut bir anlamı varken, gerçek bir nesneyi yansıtırken soyutlaştı. İki nesne arasında, birinden ötekine giderken geçen süreye, eskiye karışan süreye zeman denirken sonraları vakt anlamında soyut bir varlığı yansıtır oldu. ) ( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Göktanrı dili.(N) ) ( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Bilginin kaynağı. (N) | [Özdek/Madde'nin kaynağı (H).] (HN) ) ( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Akıllı enerji. ) ( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Dişil ve eril enerji olarak ikili sistemi yansıtır. ) ( [Sümer Türkçesi'nde]... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Gök Tanrı. ) ( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Evrenin başlangıcının simgesi. ) ( Zaman, AN'ların birbirini izlemesidir. ) ( Zaman sonsuzdur, ama sınırlıdır; ebediyet ise şimdi'nin zerresindedir. ) ( Zaman içindeki ebediyet sadece tekrarlanıştır. ) ( Zaman, yalnızca, bilinçte varolur. ) ( Zaman bizi zamanın dışına götüremez. ) ( Zamanın getirmiş olduğunu yine zaman götürecektir. ) ( Zaman, içindeki bir deneyimdir ama deneyimleyen zaman-ötesinde. ) ( Zamansızlık içinde de "ebediyen" sözcüğünün bir anlamı yoktur. ) ( Batmayan güneşi bulanlar için zaman diye bir şey yoktur. ) ( Zamansız olan, zamanı bilir; zaman ise zamansız olanı bilmez. ) ( Zaman-ötesi olana ancak zaman-ötesi olanla erişilebilir. ) ( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. ) ( Nasıl, okyanusun her bir damlası okyanusun tuzunu taşırsa, öylece her AN da ebediyetin lezzetini taşır. ) ( Bir kez, Şimdi'de iyice yerleşirseniz, gideceğiniz başka yer olmaz. ) ( Anımsanan ile yaşanan an arasında bir an'dan bir an'a gözlemlenebilen bir temel fark vardır. Yaşanan an zamanın hiçbir noktasında, anımsanan olamaz. İkisi arasında sadece yoğunluk değil çeşit farklılığı vardır. Yaşanan an hiçbir yanılgıya yer vermeyecek biçimde öyledir. ) ( Yaşanan an gerçektir, halbuki anımsananda bir hayli kararsızlık ve belirsizlik vardır. ) ( Yaşanan anı eşsiz kılan nedir? Apaçıktır ki, sizin mevcut olduğunuz duygusu. Bellekte ve beklentide, bunun gözlem altındaki bir zihinsel hal olduğu hakkında açık ve belirgin bir duygu vardır; yaşanan anda ise bu duygu en başta, bir hazır bulunuş ve farkında oluş duygusudur. ) ( ÂN-I GAYRI MUNKASİM: BÖLÜNEMEYECEK OLAN AN! ) ( Mutlak, zamandan öncedir. ) ( Bellek ve beklenti olmadıkça zaman da yoktur. ) ( Ne içindeyim zamanın Ne de tümüyle dışında Yekpâre, geniş bir ÂN'ın Parçalanmaz akışında ) ( Yüzünü toprağa indir dem-be-dem Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem ) ( Dem, bu demdir, dem, bu dem! Dem, bu demdir, dem, bu dem! ) ( An, bu andır, an, bu an! An, bu andır, an, bu an! ) ( DÜNYA, BU DÜNYA AĞLATIRKEN GÜLDÜRÜR DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! RÜYA, BU RÜYA KİM GÖRÜR, KİM GÖRDÜRÜR DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DÜNYAYA BAK, DOYA DOYA SEYRET! HAYRETTEYİM, HAYRET! DÜNYAYA BAK, DOYA DOYA SEYRET! HAYRETTEYİM, HAYRET! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! NE GEÇMİŞ VAR, NE GELECEK! DEM, BU DEMDİR, BARIŞALIM! HAYALLER KURUP EĞLENEREK! DEM, BU DEMDİR, BULUŞALIM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DÜNYA, BU DÜNYA BOŞA SIKMA CANINI! DÜNYA, BU DÜNYA SATMIŞIM ANASINI! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DÜNYAYA BAK, DOYA DOYA SEYRET! HAYRETTEYİM, HAYRET! DÜNYAYA BAK, DOYA DOYA SEYRET! HAYRETTEYİM, HAYRET! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! NE GEÇMİŞ VAR, NE GELECEK! DEM, BU DEMDİR, BARIŞALIM! HAYALLER KURUP EĞLENEREK! DEM, BU DEMDİR, BULUŞALIM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! NE GEÇMİŞ VAR, NE GELECEK! DEM, BU DEMDİR, BARIŞALIM! HAYALLER KURUP EĞLENEREK DEM, BU DEMDİR, BULUŞALIM! NE GEÇMİŞ VAR, NE GELECEK! DEM, BU DEMDİR, BARIŞALIM! HAYALLER KURUP EĞLENEREK DEM, BU DEMDİR, BULUŞALIM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! DEM, BU DEMDİR, DEM, BU DEM! MAZHAR ALANSON ) ( [Fars.] RÛZİGÂR/ZAMAN ile/ve/<>/değil/yerine DEM ) ( [Ar.] LÂHZE: An. Göz ucu ile bir kere bakıncaya kadar geçen zaman. ) ( [Ar.] VEHLE: Dakika, An. ["O günün vehrinde" DEĞİL "O günün vehlinde"] ) ( CARPE DIEM: GÜNÜ/ÂNI/YAŞANANI YAŞA/YAKALA! [Lat.] [günlük yaşa değil!] ) ( HAKUNA MATATA: AN'I YAŞA! [Kenya dilinde] ) ( [not] TIME with/and/<> MOMENT ) ( MOMENT instead of TIME ) ( [Lat.] TEMPUS cum/et/<> ... ) ( [Alm.] ZEIT mit/und/<> MOMENT ) ( [Fr.] TEMPS avec/et/<> MOMENT ) ( [İt.] TEMPO con/e/<> ATTIMO/MOMENTO ) ( [İsp.] TIEMPO con/y/<> MOMENTO/RATO ) ( CHRONOS ile/ve/<>/değil/yerine CAIROS ) ( Time exists in consciousness only. ) ( Time is a succession of moments. ) ( Time is an inner experience but the experiencer is timeless. ) ( The absolute precedes time. ) ( [Sansk.] KALA ile/ve/<>/değil/yerine ZEN ) ( [Çince]... ile/ve/<>/değil/yerine LAN ) - ZAMAN: UD ve ÖD ( Sümerce'si. VE Türkçe'si. ) - VAKİT ile ZAMAN - ZAMAN ve HAREKET ( Zaman hareketin miktarıdır. ) ( TIME and MOVEMENT ) - ZAMAN ve ZEMİN ( Terazi var, tartı var, herşeyin bir zamanı var. ) ( TIME and PLACE ) - ZAMAN ile/ve/= FIRSAT ( TIME with/and/= OPPORTUNITY ) - ZAMANI ARTIRMAK ile/değil ETKİ ALANINI GENİŞLETMEK - ZAMAN ile/ve ZAMANDA (OLAN) - ZAMAN VE MEKÂN ALGILAMALARI/YORUMLAMALARI: ( * MUTLAK * ZİHNÎ, MUTLAK * ZİHNÎ * İLİŞKİ ) ( İnsan, mekândan zamana geçiştir. ) - BOŞ ZAMAN değil BOŞA GEÇEN ZAMAN - KISA VADELİ YARAR-UZUN VADELİ ZARAR ile/değil/yerine ÂN'I YAŞAMAK - !ZAMAN VE ZAMANE'DEN ŞİKÂYET - [Ar.] EBED/Î, BENGİ ile/ve EZEL/Î ( Sonu olmayan gelecek zaman. İLE/VE Öncesi olmayan geçmiş zaman. ) ( Ezel ve ebed nedir? ŞİMDİ'dir! ) ( Varlık'ın gelecekte takdir edilen zaman içerisindeki sınırsızca sürekliliği. İLE/VE Varlık'ın geçmişte takdir edilen zaman içerisindeki sınırsızca sürekliliği. ) ( Ezel ve ebed, ikisi birden önsüzlüğü ve sonsuzluğu bildirir. ) ( [Fars.] CÂVİDÂN ile/ve ... ) - SERMED ile/ve DEHR ile/ve ZAMAN ( Sabitin sabite nispeti. İLE/VE Sabitin mütegayyire nispeti. İLE/VE Mütegayyirin mütegayyire nispeti. ) - ZAMAN ve/<> UZAY ( Zaman ve uzayın kökeni, her bir neden-sonuç zincirinin ilk nedeni olarak deneyimlenebilir. ) ( Bir kez zaman ve uzayı gerçek olarak kabul etmişseniz, kendinizi de ufacık, önemsiz ve kısa ömürlü sayacaksınız. ) ( Zaman ve uzayın içinde değilsiniz, zaman ve uzay sizin içinizdedir. ) ( Tüm uzay ve zaman zihindedir. ) ( Siz uzay ve zaman ötesisiniz! ) ( Zaman ve uzay zihinde, zihne ait olduklarından, siz zaman ve uzayın ötesindesiniz, ebedi ve her yerde hazır olan. ) ( TIME and/<> SPACE ) ( The origin and the end of all manifestation, the root of time and space, the prime cause in every chain of causation. ) ( Once you accept time and space as real, you will consider yourself minute and short-lived. ) - MEKÂN ile/ve HAYYİZ(TEHAYYÜZ)(YER KAPLAYAN) ( [Sansk.] DİL ile/ve ... ) - HER ZAMAN ile "HER ZAMAN"I ( Genelin içinde düşünülen zaman. İLE Özelliği/farkı olan üzerine düşünülen "ZAMAN"ı. ) ( EACH TIME with EVERYTIME )
Çok Sevgili ATATÜRK'ümüze... |
|
||||||||
|
|||||||||