FaRkLaR KILAVUZU/"SÖZLÜĞÜ"
SANAT/LAR'DA
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
- SAN'A: Yapmak, üretmek. | İlâhî olarak üretilmiş olan. ) - SANAT: DUA - SEPTUM ARTES LIBERALES ( Buradaki kullanımı/anlamı Sanat değil Bilim'dir! [Yedi ilim dalı] ) - ENGEISTON: SANATÇI - SANAT NESNESİ ile/ve/> SANAT YAPITI - BİLİM ve/<> SANAT ve/<> FELSEFE ( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. ) ( Sanatın özü, içsel bir deneyimi iletebilmek için dış formları kullanmaktır. ) ( Sanatı olmayan millet, her zaman dilencidir. ) ( Sanat: Mekânı/zamanı iyi kullanmak. ) ( SCIENCE and/<> ART and/<> PHILOSOPHY ) ( The essence of art is to use the outer form to convey an inner experience. ) - SANAT ESERİNİN: İFŞÂ ETTİĞİ ile/ve/değil AFİŞE ETMEDİĞİ (ŞEY/LER) ( AS THAT WHICH A WORKS BETRAYS BUT DOES NOT PARADE :ON ART ) - TRETE: Bir bilim ya da sanatın ana kurallarının yazılı olduğu kitap. - SANAT ve/<> FELSEFE ( Hayranlık. VE/<> Hayret. ) - SANAT ile/ve/<> DOĞA - SANAT ve/<> DİL - SANAT/SAL ve TİN/SEL - SANAT ve HERMENEUTİK - SANAT ile/ve TASAVVUF SÜZGECİNDEN GEÇMİŞ SANAT - MODERN SANAT ile/ve YUNAN/KLÂSİK SANAT ( İzlenim. İLE Düşünce. ) - SANAT ESERİ SUNMAK ile SANAT ESERİ "ÜRETMEK" ( Sanat eseri üretilebilir mi, üretilen midir? ) - ZANAAT/ZANAATKÂR ve FELSEFE/FİLOZOF - TE'KHNÉ ile/ve ALÊTHEIA ( Zanaat, Sanat. İLE/VE Bir şeyin içinde olanın âşikâr olması. ) - SANAT ile/ve/<> TASARIM ( Sanat kavramda olur, tasarımda değil. ) - SANAT ile/ve EĞLENCE ( ART with/and ENTERTAINMENT ) - DANS ile/ve/<> BALE ( Dans Tarihçeleri ) ( DANCE with/and/<> BALLET ) ( [Samoa dilinde] SİVA: Samoa Adası [Polinezya Adaları] yerlilerinin dansı. ) -@ BALE'DE: ( 5 AYAK DURUŞU: 1. Ayaklar yanlara doğru düz bir çizgidedir. ve topuklar birbirine değer. 2. Birinci duruşun bir adım boyu kadar yanlara açılmış durumudur ve ayaklar yine yanlara doğru düz bir çizgidedir. 3. Bir ayak ötekinin önündedir ve öndeki ayağın topuğu arkadaki ayağın orta çukuruna değmektedir. 4. Bir ayak, bir adım boyu ötekinin önündedir ve ayaklar dışa dönüktür. 5. Bir ayak, hemen ötekinin önünde ve ona tümüyle dokunacak şekilde ve dışa dönük olarak yerleşir. [Bu duruşta ön ayağın arkasından sadece arka ayağın başparmağı görülür.] ) ( PLIE: Dizlerin kırılması hareketidir. [Bir zıplama hareketine başlamadan önce ya da bitirdikten sonra dizler mutlaka plie ile yanlara eğilir.] | Günlük bale derslerinde dansçının kaslarının ve tendonlarının yumuşaması ve dengeyi güçlendirmesi için ayaklar dışa dönük şekilde dizleri yavaşça kırarak balenin 5 duruşunda yapılan dersin açılış hareketidir. ) ( ÇARPMA ADIMI(BEATEN STEP): Bir bacağın ötekine çarpması ya da havada iken iki bacağın karşılıklı çarparak geçişmesi hareketine verilen ad. ) ( KEÇİ SIÇRAYIŞI(CAPRIOLLES/CAPRIOLA[İt.]): Her yöne yapılabilen bu harekette, sıçradıktan sonra iki bacak yere paralel olacak kadar yükselir ve birbirine çarpar. ) - SALSA ile/ve RUEDA - SALSA [DANS STİLLERİNDE]: KÜBA ile/ve/> COLUMBIA ile/ve/> PUERTO RICO ile/ve/> NEW YORK ile/ve/> LOS ANGELES ile/ve/> MIAMI -@ BOLERO ile BOLERO ile BOLERO ( Kısa ve kolsuz hanım ceketi. İLE Ağır ritimli bir İspanyol dansı. İLE Ağır ritimli İspanyol dansının müziği. ) - BUGAKU: Japon imparatorluk sarayında türemiş danslar. - GALOP/GALOPPADE: 2/4'lük bir ölçüde, dönülerek sıçranılan, çok hızlı tempodaki bir dans. [1820 sonlarında, Duchesse de Berry tarafından] - HULA: Güney Amerika'da bir dans. - KADRİL: Fransız kökenli bir dans. - KANKAN: Afrika'ya özgü bir dans. - KATHAK/KATHAKALİ: Hindistan'a özgü bir dans. - LAVOLTA/LEVALTO/LAVATOE: İtalyan kökenli bir dans. - MANİPURİF: Hindistan'a özgü bir dans. - MARİNERA: Portekiz ve Şili'ye özgü bir dans. - MAZURKA: Polonya kökenli bir dans. - MENUET: Bir tür dans. - ORİSSİ: Hindistan'a özgü bir dans. - PAVANE: Avrupa kökenli bir dans. - POLKA[Çekçe]: Polonya'ya özgü bir dans. - POLONEZ: Polonya milli dansı ve bu dans için yapılmış müzik parçası. - RASLİLA: Hindistan'a özgü bir halk oyunu. - RİGAUDON: Bir tür dans. - SARABAND: İspanya'ya özgü bir dans. - SARDANA: Bir tür dans. - SİNSİN: Bir tür halk oyunu. - ZİGANKA: Rus köylü dansı. - FOLKLOR ile HALK OYUNLARI ( FOLK with PUBLIC DANCES ) - KLÂSİK ile MODERN ( CLASSIC with MODERN ) - TELKARİ - BEYPAZARI - MIMESIS ile TAKLİT/İMİTASYON/IMITATION ( Mimesis, sözlü sanatlarda etkindir. İLE ... ) - SÖZÜN ÇEŞİTLERİ VE DERECELERİ: ŞİİR ^ KELÂM-I KİBAR [Vecize, Atasözü] ^ --- SÖZ --- v LÂF / JÂJ[Fars.] [Evin içinden çıkan çer-çöp.] v KÜFÜR [Ar. < KFR: Örtmek, gizleme.] v HERZ[Ar.: Anlamsız, boş, saçma.], YÂVE, TÜRREHÂT / HERZE[Fars.] - ŞİİR ile/ve/<> MÜZİK ( Şiir, ifade edilemez olanı sözlere dökme sanatıdır. ) ( Tanrı Toth'un konuşmasının taklidi. ) ( [Ar.] el-ARÛZ ile/ve/<> ... ) ( POEM with/and/<> MUSIC ) ( Poetry is the art of putting into words the inexpressible. ) ( [Çince] CI: Lirik şiir. ) - ARYA[İt.]: Orkestra eşliğinde söylenen ve tek ses için bestelenmiş müzik parçası. ( Opera ve oratoryolarda önemli yeri vardır. ) - ŞİİR ile/ve İCAZ ( ... İLE/VE Az sözle çok şey anlatma. ) - ŞİİR ile/ve DEME ( ... İLE/VE Halk edebiyatında şiir. ) - ŞİİR ile/ve OD ( ... İLE/VE Bir tür lirik şiir. ) - ŞİİR ile/ve KOŞMA ( ... İLE/VE Sazla beraber okunan halk şiiri. ) - ŞİİR ile/ve/değil MÂNİ ( ... İLE/VE/DEĞİL Eğin'deki Mâni Yolu'nda yürümenizi salık veririz. ) - KOŞMA ile/ve SEMAİ - ŞİİR ile/ve SONE[Fr.] ( ... İLE/VE İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan, ondört dizeli bir batı koşuk türü. ) - ŞİİR ve/<> ŞUUR - ŞİİR ile/ve/değil DUYGU BOŞALIMI - EGLOG[Yun.] ile/ve İDİL ( Kısa kır/pastoral koşuğu. İLE/VE Kır hayatını anlatan şiir, yazı. ) - TÜRK EDEBİYATI ile/ve DİVAN EDEBİYATI - DİVAN EDEBİYATI DÖNEMLERİ'NDE: KURULUŞ ile/ve/> GEÇİŞ ile/ve/> KLASİK ile/ve/> SEBK-İ HİNDÎ ile/ve/> YERLİLEŞME ( [Yaklaşık olarak] 1250 - 1451 ile/ve/> 1451 - 1512 ile/ve/> 1512 - 1603 ile/ve/> I. Ahmed - IV. Mehmet [dönemi] ile/ve/> III. Ahmet - Tanzimat ) - MUHAMMES ile/ve MÜTEKERRİR ile/ve MUHAMMES-MÜTEKERRİR ( Divân şiirinde, beş mısralık kıtalardan meydana gelen nazım şekli. İLE/VE Birinci bendinin son mırası, öbür bentlerin sonunda olduğu gibi tekrarlanan murabba; son iki mısrası bentlerin sonunda tekrarlanan (muhammes) nazım şekilleri. İLE/VE Bu iki nazım şeklinin bir arada kullanılması sonucunda yazılmış olan şiir. ) - IYDİYE ile/ve KASÎDE -@ KASÎDE ile BEYT-ÜL-KASÎD ( ... İLE Kasîdenin en iyi beyti. ) - KASÎDE ile ŞİTÂİYYE ( ... İLE Giriş bölümü kıştan bahseden ya da kış betimlemeleriyle başlayan kasîde. ) - NAZÎRE ile/ve TEKZİR ( Benzer şiir yazmak. İLE/VE ... ) - DİZE/MISRA ile BEYİT - DİZE/MISRA ile/ve KIT'A - ŞAİR ile ŞAHİR ( İsmet Özel'in "Şiir Okuma Kılavuzu" kitabında açıklamasını bulabilirsiniz. ) ( Bir şaire bir beyit yeter. ) - BÂDELİ ŞAİR ile/ve BÂDESİZ ŞAİR - SAZ ŞAİRLERİ ile ORTAÇAĞ OZANLARI ile AŞKA DAİR KISA KOŞUKLAR SÖYLEYENLER ( MINSTRELS with JONGLEURS with MADRIGALISTS ) - ŞİİR OKUMAK ile/ve/değil/yerine ŞİİR YAZMAK - LÂ EDRİ ile ANONİM - TAKMA AD/MAHLAS/MÜSTEÂR[Ar. < ÂRİYYET] ile/ve AYANÎ ( ... İLE/VE Divan Şiiri'nde takma ad. ) - BAHTÎ: Bazı Divan şairlerinin ortak olarak kullandıkları mahlas. - ATASÖZÜ ile/ve BERCESTE ( ... İLE/VE Kolayca hatıra geliveren ve yüksek bir anlam taşıyan mısra ya da beyit. ) - BAHR: Arûz'da aslî bir vezinle ondan doğan vezinler mecmûası. ( HEZEC[Neşeyle şarkı söyleme] | RECEZ[Titrek] | REMEL[Koşan] | MÜNSERİH[Akıcı] | MUZÂRÎ'[Benzeyen] | MÜCTES[Kopmuş] | SERÎ'[Çabuk] | HAFÎF[Hafif] | MÜTEKARİB[Yakın] | KÂMİL[Yetkin] | TAVÎL[Uzun] ) - İŞTİKÂK: Türeme. Edebiyatta aynı kökten türemiş olan sözcükleri bir arada bulundurma sanatı. - MEYAN: Şarkıların üçüncü dizesi. - RAMEL: Aruz ölçüsü. - REDİF: Koşuklarda uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük ya da ek. - TEMREN/PEYKÂN[Fars.]: Okun ucundaki sivri demir. Temren. Başak. | [Divan şiirinde] Sevgili'nin kirpiği. - DİVAN ile/ve KÜLLİYAT - AKROSTİŞ/İSTİHRÂC[< HURÛC]/MUVAŞŞAH[< VİŞÂH]: Mısra başlarındaki harflerden, şiirin ithaf edildiği kişinin adı okunan şiir biçimi. - GAZEL: Lâtif. | Bayanlar için söylenen güzel ve aşk dolu söz. - KASÎDE ile/ve BAAT ( ... İLE/VE Bir tür kasîde. ) - RUBAİ ile TUYUĞ ( ... İLE Halk edebiyatındaki mani türüne benzeyen bir nazım birimi. [sadece Türk edebiyatında görülür] ) - MURABBA'[< RUB] ile ŞARKI ile TERBİ' ( Dörtlü, dört şeyden olma. İLE Divan şiirinde bestelenmeye uygun vezin kalıplarıyla yazılan nazım biçimi. İLE Bir gazelin beyitlerine, bir başka şair tarafından aynı vezinle ikişer mısra eklenerek yazılan murabba türü. ) - MUHAMMES[< HUMS] ile TARDİYE ile TAHMÎS[< HUMS] ile TAŞTÎR[< ŞATR] ( Aynı vezinde beşer mısralık bendlerden oluşan nazım biçimi. İLE Beş mısralık bendlerden oluşan ve az kullanılan musammat türü. İLE Bir gazelin her beyitinin başına aynı ölçüde üç mısra ekleyerek oluşturulan muhammes. | Beşinci mısrası birinci bendin dört mısrasıyla uyaklı olmayan muhammes. [Hüsn-ü Aşk - Şeyh Galip] İLE Gazelin her beyitinin arasına üç mısra eklenerek düzenlenen biçim. [bir gazeli taştir eden şair, mahlasını son beyitte söyler] ) - MÜSEDDES[< SÜDS] ile TESDÎS[< SÜDS] ile MÜSEMMEN[< SEMN] ile MUAŞŞER[< UŞR] ile TERKİB-İ BEND VE TERCİ-İ BEND ( Aynı vezinde altışar mısralık bendlerden oluşan nazım biçimi. İLE Bir gazelin her beyitine dört mısra daha ekleyerek gazeli altılı bendler haline getirme. [tahmis türünde olduğu gibi genellikle eksik gazellere uygulanır] İLE Bendlerin mısra sayısı sekiz olan nazım biçimi. İLE Aynı ölçüde onar mısralık bendlerden oluşan nazım biçimi. İLE Uyakları nazım biçiminde düzenlenmiş "hane" adı verilen 5-10 beyitlik şiir parçalarının [genellikle 5-12 hane] "vasıta" denilen bir beyitle birbirine bağlanmasından oluşan nazım biçimi. ) - DİVAN ŞİİRİ TÜRLERİ [DİNSEL OLMAYAN/LAR]: BAHÂRİYE ile/ve CEMREVİYE ile/ve FAHRİYE ile/ve IYDİYE ile/ve MEDHİYE ile/ve MERSİYE ile/ve HİCVİYE ile/ve GAZAVATNÂME ile/ve SAKİNÂME ile/ve HAMAMNÂME ile/ve SAHİLNÂME ile/ve KIYÂFETNÂME ile/ve SURNÂME ile/ve LÛGAZ ile/ve MUAMMÂ ile/ve HEZLİYÂT ile/ve TARİH DÜŞÜRME ile/ve ŞEHR-ENGİZ ile/ve DÂRİYE ( Bahar nitelemeleriyle başlanarak birini övmek için yazılan kasîde. | Baharın gelişiyle doğanın uyanışını, değişimini, güzelleşmesini konu edinen kasîdeler. İLE/VE Bayramlar, baharlar gibi cemre vesilesiyle, dönemlerindeki önemli kişiler için yazılan şiirler. İLE/VE Bir kişinin[devletli, bir başka şair ya da şairin kendisinin] övüldüğü şiirler. İLE/VE Dönem büyüklerinden birini bayramın gelişi dolayısıyla öven kasîde türü. İLE/VE Bir kişiyi [devlet ya da tasavvuf ileri gelenlerini] övmek için yazılan manzum yapıtlar. İLE/VE Bir ölenin/vefâtın ardından duyulan acıyı anlatmak, öleni övmek için yazılan manzum yapıtlar. İLE/VE Bir kişiyi, kurumu, toplumsal olayı, geleneği yeren/taşlayan manzum türü. [Siham-ı Kaza - Nef'î] İLE/VE Savaşları, kahramanlıkları, zaferleri anlatan manzum ya da mensur yapıtlar. [İlk gazavatnameler XV. yy.'da yazılmaya başlanmıştır] İLE/VE İçki ve içki âlemlerinin övülerek anlatıldığı manzum yapıtlar. İLE/VE Hamamları, hamam eğlencelerini ve hamamdaki güzelleri betimlemek üzere yazılan manzum yapıtlar. [ilki: Deli Birader - Gazalî] İLE/VE İstanbul kıyıları ile buralardaki yerlerinin anlatıldığı şiirlerin genel adı. [Fennî] İLE/VE İnsanların karakterlerini, fiziksel görünümlerini [göz rengi, boy uzunluğu/kısalığı vb.] temel alarak açıklamaya çalışan yapıtlar. İLE/VE Sarayın mutlu günlerini [evlenme, doğum şenlikleri vb.] anlatann manzum yapıtlar. İLE/VE Hece vezniyle yazılmış manzum bilmece. İLE/VE Belirli kurallara göre düzenlenip çözülebilen manzum bilmece. İLE/VE Alaylı bir dille yazılmış manzum türü. [zarif bir nükte ya da güzel bir mazmun kadar kaba şakalara, taşlamalara ve sövgülere de yer verilir] İLE/VE Önem verilen bir olayın ya da bir yapının kuruluş yılını bildiren bir tümce, bir mısra ya da beyit yazmak. İLE/VE [Fars.: "Şehir karıştıran"] Bir kenti, o kentin güzelliklerini, doğal ve sosyal özelliklerini anlatan manzum yapıtlar. İLE/VE Yeni yaptırılmış saray, köşk, yalı benzeri binalar için yazılmış kasîdeler. ) - DİVAN ŞİİRİ TÜRLERİ [DİNSEL]: TEVHÎD ile/ve MÜNÂCÂT[< NECV] ile/ve NAAT ile/ve MİRÂCİYE ile/ve MAKTEL-İ HÜSEYİN ile/ve HİLYE ile/ve MEVLİD ile/ve KIRK HADİS ile/ve MENÂKIBNÂME ile/ve KISSA ile/ve SİYER ( Tanrı'nın birliğini ve ululuğunu anlatan şiir/ler. İLE/VE Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu şiirler/manzûme. İLE/VE Hz. Muhammed'i övmek, ona yakarma, şefaat dileme amacıyla yazılmış şiir/ler. İLE/VE Hz. Muhammed'in mirâcını anlatan şiirler. İLE/VE Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişini konu alan ve acıklı bir üslûpta yazılan eserler. İLE/VE Hz. Muhammed'in fiziksel ve kişisel özelliklerini, örnek davranışlarını konu alan eserler. İLE/VE Hz. Muhammed'in doğumunu ve kısaca yaşamını övgüyle anlatan yapıtlar. İLE/VE Hz. Muhammed'in kırk sözünden oluşan yapıtlar. İLE/VE Din büyüklerinin, tarikat kurucularının, ermişlerin olağanüstü yaşamlarını anlatan yapıtlardır. İLE/VE Öğüt verici ve öğretici öykü, fıkra, masal, menkıbe türü eserler. İLE/VE Hz. Muhammed'in hayatını anlatan yapıtlar. ) - TEŞBÎH[< ŞİBH](/BENZETME) ile/ve İSTİARE ile/ve MECÂZ[< CEVAZ] ile/ve MECÂZ-I MÜRSEL(/DÜZ DEĞİŞMECE) ile/ve TÂ'RÎZ[< ARZ] ile/ve TEŞHÎS[< ŞAHS] VE İNTÂK[< NUTK] ( Ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatı. İLE/VE Bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak, bir şeyi benzediği başka şeylerin adıyla anma sanatı. İLE/VE Sözcükleri gerçek anlamları dışında kullanma sanatı. İLE/VE Bir sözcüğü, benzetme amacı gütmeden, başka bir sözcük yerine kullanma sanatı. [iki nesne/kavram arasında çok çeşitli ilişkiler kurulmasıyla] İLE/VE Bir sözü, hem gerçek, hem de mecâzî anlamıyla kullanma sanatı. [Söylenilen sözün gerçek anlamından bir sonuç çıksa da geçerli olan mecâzî anlamıdır][alay, sitem, şaka gibi kullanımlarda] İLE/VE Birini eleştirme, küçük düşürme ya da alay etmek amacıyla söylenilmek istenileni tam tersi bir anlamda bir sözle, incelikle ve lâtîfeyle[espriyle] anlatma sanatı. İLE/VE Teşhis, cansız varolanları ya da hayvanları kişileştirme sanatı. [FABL] | İntak, nesneleri konuşturma sanatı. ) - ANLAM SANATLARI'NDA: İLHAM ile/ve TEVRİYE[< VERÂ] ile/ve İSTİHDAM ile/ve MUGALATA-İ MANEVİYE ile/ve TENÂSÜB[< NİSBET] ile/ve LEFF Ü NEŞR ile/ve TECÂHÜL-İ ÂRİF[/ÂNE/ÎN] ile/ve HÜSN-İ TA'LÎL[< İLLET] ile/ve SİHR-İ HELÂL ile/ve İRSÂD ile/ve MÜBALAĞA ile/ve TEZAD ile/ve İSTİĞRÂK[< GARK][GULÜVV] ile/ve TEKRÎR[< KERR] ile/ve RÜCÛ ile/ve TEFRÎK[< FARK] ile/ve KAT' ile/ve TERDÎD[< REDD] ile/ve İLTİFÂT ile/ve TELMİH ile/ve İRSÂL-İ MESEL ( İki ya da ikiden fazla anlamı olan bir sözcüğü, bir mısra ya da beyitte tüm anlamlarıyla kullanma sanatı. İLE/VE Bir mısra ya da beyitte, birden fazla anlamı olan bir sözcüğü, anlamlarından sadece yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kastetme sanatı. İLE/VE Bir mısra ya da beyitte, bir sözcüğü hem gerçek, hem mecaz anlamlarını kastederek kullanma sanatı. İLE/VE Anlamı birden fazla olan sözcük ve deyimleri beyitin anlamını değişik biçimlerde açıklanabilecek biçimde kullanma sanatı. İLE/VE Bir konuyla ilgili birden fazla sözcüğü bir mısra ya da beyitte sıralama amacı gütmeden kullanmak. İLE/VE Bir beyitte yer alan, birbirleriyle ilgili sözcüklerin sıralanmasıyla yapılan edebî sanat. İLE/VE Bir anlam inceliği yaratmak ya da bir lâtife yapmak amacıyla, bilinmiyormuş ya da başka türlü biliniyormuş gibi gösterme sanatı. İLE/VE Nedeni bilinen bir olayı, düşsel ya da gerçekdışı ve güzel bir olaya bağlama yoluyla yapılan edebî sanat. İLE/VE Bir sözcüğü ya da söz öbeğini hem kendinden önceki sözcüklerin sonunda, hem sözcüklerin başında anlamlı olacak biçimde kullanma. İLE/VE Bir mısranın secî ya da uyağını bir iki sözcükle ima etme sanatı. İLE/VE Bir sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi abartılı biçimde az ya da çok göstererek ve lâtifeli bir şekilde anlatma. İLE/VE İki duygu/düşünce/hayal arasındaki birbirlerine karşıt özellikleri birarada söyleme. İLE/VE Över gibi görünerek yermek, yerer gibi görünerek övme sanatı. İLE/VE Söyleyişi güçlendirmek için belirli bir anlamdaki sözcüğü ya da söz öbeğini yineleme sanatı. İLE/VE Bir sözün anlamını, bir kavramın gücünü pekiştirmek için, o sözden/kavramdan cayar gibi görünüp cayılmış görünen sözü/kavramı daha güçlü biçimde belirtmek. İLE/VE İki şey arasındaki farkı belirtmek. İLE/VE Söyleyişin gücünü artırmak için, sözü [mısrayı, satırı] yarıda kesmek. İLE/VE Sözü, beklenmedik, çarpıcı bir sonuca bağlama sanatı. İLE/VE Şiirde bir duygulanma ya da duygu değişikliğiyle şiirdeki konuyu değiştirmeden seslenilen kişiyi ya da varolanı değiştirmek. İLE/VE Bilinen bir olay, kişi ya da nükte, fıkra, atasözünü dolaylı biçimde anlatma, ima etme sanatı. İLE/VE Bir düşünceyi pekiştirmek amacıyla bir atasözü ya da o değerde bir söz öbeğini alıntılamak/kullanmak. ) - CİNÂS/TECNİS ile/ve KALB ile/ve İŞTİKAK[< ŞAKK] ile/ve AKİS ile/ve İADE ile/ve TARSÎ'/TERSÎ' ( Söylenişleri ve yazılışları aynı, anlamları farklı iki sözcüğü birarada kullanmaya bağlı bir sanat. İLE/VE Bir sözcükte harflerin yerleri değiştirilerek yapılan cinas. [anlamlı olma koşuluyla] İLE/VE Aynı kökten türemiş sözcükleri aynı mısra ya da beyitin içinde kullanma sanatı. [teslîm, selâmet, selâm] İLE/VE Bir mısranın söz sırasını anlamlı bir biçimde değiştirerek yineleme sanatı. İLE/VE Bir şiirde her beyitin son sözcüğünü (ya da sözcük öbeğini), ondan sonraki beyitin ilk sözcüğü olarak kullanmak. [her beyitin ilk sözcüğü aynı beyitin son sözcüğü olarak yinelenirse ve şiirin uyağını oluşturursa mukaddem ü muahhar[< te'hîr] adını alır.] İLE/VE Bir şiirin mısralarındaki sözcükleri sayı, uyak ve ölçü bakımından birbirine denkleştirme sanatı. [bu sanatın kullanıldığı şiirlere murassa' denilir] ) - CİNÂS-I TAMM ile/ve CİNÂS-I NÂKIS ile/ve CİNÂS-I MÜREKKEB ile/ve CİNÂS-I MEFRÛK ile/ve CİNÂS-I DARBÎ ( Söyleniş ve yazılışı aynı [eksik ya da fazlalık bulunmayan], anlamı ayrı iki sözcüğün birlikte kullanılışı. İLE/VE Cinaslı sözcüklerin birinde, bir ya da birkaç harfin fazla olması şeklinde yapılan cinas. [dem > âdem gibi] Cinaslı sözlerden biri, iki ayrı sözcük olan cinas türü. İLE/VE Cinaslı sözcüklerden biri, bağımsız iki sözcükten oluşan cinas türü. İLE/VE Pekiştirme sıfatıyla yapılan cinas türü. ) - KİNÂYE'LERDE: KİNÂYE-İ KARÎBE ile/ve KİNÂYE-İ BAÎDE ile/ve KİNÂYE-İ MÜFREDE ile/ve KİNÂYE-İ MÜREKKEBE ( Sözün başka bir anlama gelme olasılığı yoksa. [uzak bir karîneye/ipucuna dayanan] İLE/VE Sözün anlamı gizleniyorsa. [uzak bir karîneye/ipucuna dayanan] İLE/VE Bir özelliği belirtiyorsa. İLE/VE Birkaç özelliği birden belirtiyorsa. ) - KİNÂYE-İ KARÎBE ile/ve KİNÂYE-İ VÂZIHA ( ... İLE/VE Başka bir anlama gelme olasılığı olmayan, apaçık kinâye. ) - BEYİT ile/ve ŞAH BEYİT/BEYTÜ'L GAZEL ( ... İLE/VE Gazelin en güzel beyiti. ) - MATLA'[< TULÛ] BEYİTİ ile/ve MAKTA'[< KAT] BEYİTİ ( Kasîde ya da gazelin ilk beyiti. İLE/VE Kasîde ya da gazelin son beyiti. ) - MAKTA ile/ve HÜSN-Ü MAKTA ( Kasîde ya da gazelin ilk beyiti. İLE/VE Kasîde ya da gazelin sondan bir önceki beyiti. [yazarın mahlası makta beyitinde değilse bu beyittedir] ) - [Ar.] AKD ve HALL ( Düzyazıdaki bir sözü vezne döküp şiirleştirmek. VE Şiirdeki bir sözü düzyazıya çevirmek. ) - VEZİN ile/ve UYAK/KÂFİYE, AYAK SUNMAK ( Eskiden bazı meclislerde, bazı zamanlarda söylenecek sözün şiirle söyleme gerekliliği ve zorunluluğu bulunurmuş. ) - UYAK/KÂFİYE ile/ve AYAK SUNMAK ( Şiirde. İLE/VE Halk şiirinde uyak. ) - UYAK(KÂFİYE) ile/ve İKFÂ ( ... İLE/VE Sesleri birbirine yakın olan harflerle uyak yapma. ) - UYAK ve/> REDİF[Ar.] ( ... VE/> Koşuklarda uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük ya da ek. ) - İMÂRE ve ZİHÂF ( ... VE İbarede uzun okunması gereken bir sesli harfin vezin zorunluluğuyla kısa okunması. ) - DÜZYAZI ile/ve ŞİİR ( Anlatım. İLE/VE Yaratım. ) ( NESİR/MENSÛR ile/ve NAZIM/MANZUM ) - NESİR'LERDE: SADE ile/ve SÜSLÜ ile/ve ORTA - DİVAN NESİRLERİ'NDE: TEZKİRE ile/ve TARİH ile/ve SEFARETNAME ile/ve SEYAHATNAME ile/ve SİYASATNAME ile/ve MÜNAZARA ile/ve MÜNŞEAT ile/ve EVLİYA TEZKİRESİ ile/ve KISAS-I ENBİYÂ - MÜLEMMA'[Ar. <LEM]: Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Arapça ya da Farsça söylenmiş/yazılmış olan şiir/manzûme. - DEME, NEFES: Alevî ve Bektâşî şiiri. - EPOPE[Fr. < Yun.]: Destan. Konusu kahramanlık olan uzun manzume. - HAİKU: Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. - MÜREMMÂ: Türkçe-Fransızca karışımı şiir. - NAGBİGA: Kendi kendine şair olan. - POETİKA: Üretim/İntac. - İNŞAD: Şiir okuma. - NEVHA: Ağıt. - LİVRE/LİBRETTO: Operanın söz kısmı. Opera kitabı. - ŞAİRİN ŞİİRİ ile ŞİİRİN ŞİİRİ - BÂKİ'NİN: 25 YAŞ ÖNCESİ ŞİİRLERİ ile/ve 25 YAŞ SONRASI ŞİİRLERİ - İNTİHÂL ile TEVÂRÜD ( Çalma. Edebiyatta birinin yazı ya da şiirini kendisinin gibi göstermesi. İLE İki şairin birbirlerinden habersiz olarak aynı mısra ya da beyti söylemeleri. ) ( Kasıt vardır. İLE Kasıt yoktur. ) - SECÎ ile KÂFİYE değil FÂSILA ( Düzyazıda. İLE Şiirde. DEĞİL Kur'an'da. ) ( SECÎ: Düzyazı[nesir] içinde uyak{kâfiye]. Düzyazıda tümce ve tümceciklerin sonunu, kulakta aynı sesi bırakan sözcüklerle uyaklayarak süsleme sanatı. ( TESCİ': Secî yapmak. ) ( MÜSECCA: Secî yapılarak yazılmış eserler. ) - CİNÂS[Ar.]: Sesçe aynı, anlamca farklı olan sözcükleri birarada bulundurma sanatı. ( KISMETİNDİR GEZDİREN YER YER SENİ ARŞA ÇIKSAN ÂKIBET YER YER SENİ ) ( UĞRARIZ SADMESİNE HER GELENİN BU DA BİR SADMESİ HERGELENİN ) ( "Sadme" ve bu kılavuzda açıklaması bulunmayan sözcükler/kavramlar için sözlüklere başvurunuz!!! ) - SES TEKRARI/ALLİTERASYON[Fr.]: Şiirde ya da düzyazıda aynı harf ve hecelerin uyum oluşturacak şekilde tekrar edilmesi. Bu sanat ile sözcükler arasında bir musikî oluşturulur,dizenin kulağa hoş gelmesi sağlanmış olur. - RESİM ile/ve FOTOĞRAF ( Resim ressamın zihninde ve resmin içinde; resim, ressamın zihnindeki resmin içindeki ressamın zihninde! ) ( PICTURE with/and PHOTOGRAPH ) - FOTOĞRAF ile TEMSİL - SİYAH/BEYAZ ile RENK - AÇIK-KOYU ile IŞIK - RESİM ile HEYKEL/SİN-TAŞ - ALEGORİ: Soyut bir fikri heykel ya da resimle anlatma. - GROTESK[Fr.]: Eskiçağ Roma yapılarında bulunan, tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme biçemi. | Kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi. - İLLÜSTRASYON: Resimlerle süsleme. - KONTUR: Resim sanatında kenar çizgisi. - MADON: Meryem Ana heykelciği. - NÜ: Çıplak gövde resmi. - PİETA: Meryem'in üzüntülü kompozisyonları. - ŞÖVALE[Fr.]: Tabloların üzerine konulup resim yapıldığı sehpa. - HEYKEL ile/ve TORS ( ... İLE/VE Gövde heykeli. ) - NÜANS: Resim sanatındaki renk derecesi. - ORANS: Resim sanatında dua ederken betimlenen kişi. - PASPARTU: Çerçeve şeklinde kesilmiş, ortası boş mukavva/karton. - TUVAL: CANVAS[İng.] - ESEFOĞLU SANATSAL ÜRÜNLERİ - TEZHÎP[< ZEHEB] ile/ve TASVİR/MİNYATÜR ( Altın sürme. | Yaldızlama. | Süsleme. İLE/VE .... ) - MİNYATÜR ile/yerine/< TASVİR - ZEREFŞAN[Fars.]: Tezhip sanatında bezeme, süsleme sanatı. - MİNYATÜR[Fr.] ile GRAVÜR[Fr.] ( Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve oylum duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı. | Bu biçimde yapılmış resim. | Bir şeyin küçük ölçekte kopyası ya da benzeri. İLE Ağaç, metal ya da taş bir yüzeye ayrı katlar halinde değişik boyalar sürüldükten sonra üstteki katları yer yer kazıyarak alttaki renklerden yararlanma tekniği. | Kazıma resim. ) ( İki boyutlu. İLE (Kısmî) Üç boyutlu. ) ( BİHZÂD: Büyük bir Türk minyatür ressamıdır. Herat'ta yaşamıştır. ) - GRAVÜR ile RÖLYEF[Fr.] ( Kazıma resim. İLE Kabartma. ) - SÜLH MÜREKKEB: KIRMIZI MÜREKKEB - SULUBOYA ile YAĞLIBOYA - PORTRE ile PORTE - SİMETRİ ile ASİMETRİ - DÜZGÜN ile YAMUK - RESİM ile RESMİN MİMARÎ YAPIYLA OLAN İLİŞKİSİ - DÜZLÜK ÜZERİNE YAPILAN RESİM ile KUBBE ÜZERİNE YAPILAN RESİM - SÜSLEME ile BEZEME ( DECORATION with ADORNMENT ) - ESTETİK ile ESTETİZE ( AESTHETIC with AESTHETISED ) - ESTETİK ile/ve SANAT ( Estetik sanatın ahlâkıdır. ) ( Estetik, duyarlılıkta oluşan tikel anlamın şeyleşmesini/nesneleşmesini hem duyarlılık, hem de nesneleşme yönünden inceleyen bilimdir. ) ( Sanatın nesneleri estetiktir fakat estetiğin nesneleri sorun yaratır. ) ( Estetik duygulanım, estetik değildir. ) ( Estetik için süreklilik gerekir. ) ( Estetik duyuş kavrama dayanmaz. ) ( Estetiği kuran şiirdir. ) - ESTETİK DEĞER ile/ve SANATSAL DEĞER ( Doğal. İLE/VE Yapay. ) - ESTETİK ile/ve MANTIK - ALGI İLE ESTETİK ALGI - ESTETİK ALGI ile ESTETİK DEĞER - ESTETİK NESNE ile/ve ESTETİK ÖZNE - NESNE ile/ve ESTETİK NESNE - DOĞAL NESNE ile/ve YAPAY NESNE - ESTETİK ÖZNE ile/ve/> ESTETİK NESNE ile/ve/> ESTETİKTAVIR ile/ve/> ESTETİK HAZ ile/ve/> ESTETİK YARGI ile/ve/> DEĞER - ÖZNE ile ESTETİK ÖZNE - ESTETİK ELEŞTİRİ ile İZLENİMCİ ELEŞTİRİ - GÜZELLİK: MANTIK'TA ile ESTETİK'TE ( Doğruluk. İLE Güzellik. ) - SUNUM ile/ve DEĞER - ÖYKÜ(HİKÂYE) ile ROMAN ( TAHKİYE[< HİKÂYE]: Hikâye etme, anlatma. ) ( STORY with ARTICLE ) - ADANMIŞ(LIK) ile FEDAKÂR(LIK) - ADANMIŞ(LIK) ile İNANMIŞ(LIK) - ŞÖHRET ile TANINMIŞ ( FAMOUS with KNOWN ) - PİYES ile/ve TİYATRO - PİYES ve PERİPESİ ( ... VE Piyesi sonuçlayan olay. ) - PİYES ile/değil SKEÇ[İng. < Yun.] ( ... İLE/DEĞİL Daha çok radyodan yayınlanmak üzere hazırlanmış kısa oyun. ) - KABUKİ ile/ve BUNRAKU ( Geleneksel Japon tiyatrosu. İLE/VE Kukla tiyatrosu. ) - MONOLOG: Bir kişi tarafından oynanan küçük komedi. | Yalnız başına konuşan bir kişinin sözleri. - TETRALOJİ: Bir yazarın dört piyeslik eserinin tümü. - TİRAT: Bir tiyatro oyununda, oyunculardan birinin uzun uzun konuşması. - PANTOMİM[Fr. < Yun.] ile/ve PANDOMİMA[İt. < Yun.] ( Düşünce ve duyguları müzik ya da türlü eşyalar eşliğinde kimi kez dansla, kimi kez de gövde ve yüz devinimleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun. İLE/VE Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerindeki tiyatroların çoğunda izlenen oyunlar arasına sıkıştırılan sözsüz oyun. | Pantomim. ) - PARODİ ile PASTİŞ - DRAMATÜRJ: Tiyatro eseri yazan, okuyan. - TİP: Benzerlerinin niteliklerini toplayan örnek. - ISTA: Uluslararası tiyatro antropolojisi. - SİNEMA ile/ve TİYATRO ( CINEMA with/and THEATER ) - SİNEMA ile/ve FİLM ( CINEMA with/and FILM, MOVIE ) - PRÖMİYE(PREMIER) ile GALA - SUARE: Sinema ve tiyatroların akşam/gece [daha çok 21.00] gösterdikleri son film/oyun. - GÖSTERİ ile/ve/değil DİNLETİ - KISA ROL ile KÜÇÜK ROL - DOĞAÇLAMA ile KOMPOZİSYON - KENDİLİĞİNDENLİK ile DOĞAÇLAMA - TERKİP ile/ve NAZIM - DRAM(A) ile TRAJEDİ ( ... İLE Üzücü iki [ve üzeri] olmazın biraradalığı. ) - SAHNE ile ŞANO ( ... İLE Tiyatro sahnesi. ) - FİGÜR ile FORM ( Şekil. İLE Biçim/Suret. ) - BİLGİNİN DOĞRULUĞU ile/ve BİLGİNİN GÜZELLİĞİ ( İdrakte. İLE/VE Estetikte. ) - TARZ ile ÜSLÛP - DUYARLILIK ile İMGELEM ( DUYUSALLIK + DUYGUSALLIK = DUYARLILIK ) - GÜNDELİK METİN ile KURMACA METİN ile KULLANMALIK METİN - FERDİ TAYFUR ile FERDİ TAYFUR ( Sinemacı olan. İLE Yorumcu olan. ) ( Önceki. İLE Sonraki. ) - MONET ile MANET ( Claude MONET ile Edward MANET ) ( ... İLE Kırda Yemek ) - TANRI DIANISOS'A BAĞLANAN SANATLAR ile TANRI APOLLON'A BAĞLANAN SANATLAR |
|
||||||||||||||||
Sayın İhsan FAZLIOĞLU'na, Metin BOBAROĞLU'na, |
|||||||||||||||||