( Kılavuz/Sözlük içi arama için: Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla(önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak) ve/veya(^/v) fareyle(mouse) sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )
* ( Öncekiler üzerinde yapılan eklemeleri "-@@" simgesi ile, yenilikleri/eklemeleri ise "-@" simgesi ile takip edebilirsiniz. )
* ( Son değişiklik/yenilik tarihi: Her gün, her AN olabilmektedir!!! )
* ( Bir önceki değişiklik/yenilik tarihi: 06 Temmuz 2010 )
- Bazı sözcüklerin hem sözlüklerdeki karşılığına/anlamına da yer verilmekte, bazılarına da özellikle yer vermeyip psikolojik, felsefi, bilimsel, sanatsal, göreceli, pratik, belirli bir sınırlılık ve yaklaşımlardan/açıklamalardan yararlanılarak parantezler açılmıştır.
- Bu çalışmada, başlıkların altlarındaki bilgilere/açıklamalara (parantezlere), kişilerin kendilerinin düşünmelerine/değerlendirmelerine fırsat verebilme amacıyla ve özellikle pek fazla yer verilmemektedir. Zihinlerce/kişilerce uygun bulunmayabilecek bilgiler/parantezler gözardı edilebilir.
[ ( ) Parantez içinde yer verilmelerinin nedeni de budur! ]
[ Kavramların yanında bulunan ( ) parantezler ek bilgi ya da açıklama olarak, [] köşeli parantezler ise ayrıntı/teknik bilgi vermek üzere kullanılmıştır. ]
- Bazı/birçok sözcüğe özellikle/bilerek/belirli bir bilinçle/yaklaşımla yer verilmemiştir. Hayır! / Evet!
- Bu çalışmada, birçok sözcüğün/kavramın altında bazen "açıklama/ları" bulunmakta, bazen -özellikle ve çeşitli nedenlerden dolayı- bulunmamaktadır.
- Bazı başlıkların altına, veri/bilgi girmemizin çeşitli nedenlerinden biri ise ulaşım/erişim kolaylığı sağlamak üzere hazır veri/bilgi karşılıklarını sunmak ve dil/sözlük çalışmalarının yeterince ilgi görmemesinden dolayı maddî[üyelik ya da bağış] desteğinize/katkılarınıza başvurarak gelişmek üzeredir! [Dolayısıyla sizin de FaRkLaR Kılavuzu'na destek olabilmek amacıyla üyeliğinizi şimdi başlatmanızı dileriz! Teşekkürler!] )
- Bu çalışmanın sözlük olarak algılanmamasını/kullanılmamasını da sağlamak amacıyla ve özellikle ":"[iki nokta üst üste] ya da "...dır!" şeklinde belirtilmemiştir!
- Bu çalışmada, başlıkların [kavram ya da olguların] ne olduklarından çok, ne olmadıklarına işaret etme çabası güdülmektedir. [Bir DEĞİL!'leme çalışması olarak değerlendirilmelidir!]
- Bu çalışmada bulunan tüm karşılaştırmaların/belirtmelerin tanımlan(a)mayan, sözcük olarak karşılığı/adı tam olarak oluşturul(a)mamış, fakat zihinlerimizde karşılığı bulunan/bulunabilen "3." anlamları ve/veya ara anlamları düşünülebilir.
- Bu kılavuz/sözlük, dil(d)e/kavramlar(d)a/sözcükler(d)e ilginizin daha da artması ve sözlük/ahit kullanımını artırmayı amaçlamaktadır.
- İngilizce'ye ve öteki dillere yer verme nedenimiz, öteki dillerle karşılaştırmalı yaklaşımla bir bilince sahip olmanıza aracı/yardımcı olabilmektir.
- Zamanla buradaki birçok sözcüğün etimolojik derinliklerine ve öbür dillerdeki karşılıklarına da yer verilecektir.(Bu konuda her türlü destek ^v(ve/veya) katkınızı görmekten mutluluk duyarız!)
- Bu kılavuzdaki bilgiler, SDP(Sinir Dili Programlası)(NLP) üzerine kılavuzluk edebilir.
- Bu kılavuz, soru sorma/sorgulama, yoğun/derin düşünme aracı/vesilesi olarak kullanılabilir.
- Sözcükleri dizerken ya da "... ile" öncesiyle "ile ..." sonrası arasında bir öncelik/fark/özellik/tercih/vurgu yoktur. Her ikisini de kesinlikle birbirine karıştırmamak, her ikisinin de derinliğine/önemine ve ciddiyetine yer/destek verilmesi gerekmektedir.
- Kavramların aralarında kullanılan/bulunan
"... ile/ve/değil/yerine ..."
bağlaçları, ilgili satırı 2/3/4 kez ve ayrı ayrı şekilde okumanız ve satırları tekrarlamamak içindir.
( - UCLAR ile FARKLAR [karıştırılmamalı!]
- UCLAR ve FARKLAR [ayrı olmalarının yanısıra birlikte de düşünülebilir/kullanılabilir!]
- UCLAR değil FARKLAR [dır!]
- UCLAR yerine FARKLAR [düşünülmeli/kullanılmalıdır!] )
- Bu kılavuz/sözlük üzerine olan tüm katkı/destek/uyarı/yorum ve önerilerinizi görmek ve değerlendirmekten mutluluk duyarız! Ayrıca burayı tıklayarak, dille ve buradaki içerikle ilgilenebileceğini düşündüğünüz kişilere tavsiye edebilirsiniz.
- Belirlemelerin/karşılaştırmaların daha da oturması/derinleşmesi için, "ile"den sonraki sözcüğün yanına tekrar "ile"den önceki sözcüğü düşünerek/koyarak değerlendiriniz.
( "- KATI ile SIVI " ise "- KATI ile SIVI (ile KATI )" gibi. )
|
-@@ NESNE: NE İSE NE
( NESNE: Bilgiye konu olan herşey. )
( Bir nesnenin bilinci kendisidir. )
( Nesne, işi ve işleviyle tanımlanır. )
( İncelemek, araştırmak amacıyla seçilen bir varolan'ın, dikkatin odağı kılınan. )
( CEMÂDAT: NESNELER )
@( [Fars.] BERMÛDE )
- NESNE:
( * TEKTİR
* DÜZENLİDİR
* SÜREKLİDİR
* TÜRDEŞTİR )
- NESNE ile/ve/değil SİMGE
- NESNE ile/ve/<> İNSAN
( Nesneyi bilmek, nesnenin aynasında kendini bilmektir. )
- NESNE ile/ve VERİ/MA'LÛMÂT
- NESNE ile/ve/değil NİMET
- MADDE: UZANAN(YER KAPLAYAN) | Sürekli gözlemlenebilen, çözümlemeye açık olan temel birimler.
- CİSM-İ TABİİ ile CİSM-İ TÂLÎMÎ
( Doğal cisim. İLE Matematiksel cisim. )
( Tüm cisimler ya devim ya da dinginliktedir. )
( Cisimler birbirlerinden tözde değil fakat devim ve dinginlikte ayrılırlar. )
( Cisimlerin etkileşimleri doğalarına bağlıdır. )
- ŞEY/EŞYA[çoğulu] ile/ve "DIŞ DÜNYA"
- ALOTROPİ: Ayrı biçimlenme.
- YÜZEY ile/ve DÜZLEM
( Derinlik varsa. İLE En ve boydan oluşuyorsa. )
( Şeklin parçası olarak yorumlanması ile. İLE/VE Sonsuz. )
( SURFACE with/and PLANE )
- YALIN CİSİM ile/ve BİLEŞİK CİSİM
( [Lat.] CORPORA SIMPLICISSIMA cum/et CORPORA COMPOSITA )
- YAZININ KALICILIĞI ile/ve TAŞIN KALICILIĞI
- TARİH değil SÜREÇ
( Nesnelerin tarihi olmaz, süreci olur. )
- ÖNCESİ-SONRASI: TEKERLEK ve YELKEN ve YAZI
Bu sayfanın devamı için üyeliğiniz/katılımınız gerekmektedir!...
( This part needs your membership/participation to continue on this page!... )
Bu sayfa 01 Ocak 2010 itibariyle 350 kez incelenmiş/okunmuştur.
Yenilikler ve Duyurular | Desteğiniz Lüt(û)fen!!!
|
Nesnelerle uyum içinde yaşayın.
Kem âletle kemâlât olmaz.
|
Leyleğin yuvadan attığı yavruları; kot taşlama işçileri
İzlediğiniz her şey kadar gerçek, yaşamın vaad ettikleri kadar sıradan bir yaşamdı benimkisi… Sizin için rakam olan, yanındaki sıfırlarla çoğalttığınız yaşamlarımızı değişim rüzgârlarına yitirdik… Kaç bin olsun, kaç yüz daha ciddi bir kamuoyu yaratmak için bilemem ama birimizin canı, bir anlam ifade etmedikçe bizi unuttunuz… Biz yeni düzenin değişim rüzgârlarıyız... Soğuk esen ve insanı düzenin gerçekliği ile buz gibi çarpan… Şimdi yaşam hikâyelerimiz yerine ölümlerimizi konuşurken yakaladık sizi...
Bir gaz odasında kaybettim yaşamı... Değişimi vaat edenlere hizmet etmek için yola çıktığım kentin basık havasız bir atölyesinde ciğerime dolan zehirle yaşamak için çalışırken kaybettiniz beni... Beni ölüme götüren değişim rüzgârlarıydı...
Yeni düzende herkese yer vardı, katı olmadan buharlaşan yaşamlarımız adına inandık bu vaade… Bu vaatle avuttuk işsizlerimizi, topraksızlarımızı… Köylerimizden kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan gencecik bedenlerimizle çıktık yola… Zonguldak'tan, Siirt'ten, Erzurum'dan, Tokat'tan, Bingöl'den, Çorum'dan İstanbul'a gelmiştik… Öyle ışıklı öyle güzel caddelerden geçerek geldiğim köyümün benzeri varoşlardı… Ekmek için, ekmeğimin peşinde Sultançiftliği'nde, İkitelli'de, Küçükköy'de, Halkalı'da, Alibeyköy'de, ne 8 saat çalışmaya, ne sigortaya, ne sendikaya bakmaksızın binlerce saat çalıştık hep birlikte… Yaşama dair hatırladım tek şeyin çalıştığım tozlu atölyede, sıcak bir ev özlemiyle gün doldurduğumdur... Atölyede tek kanun vardı "işleri yetiştirmek için durmadan çalışmak"...
Sadece çalışmak için yaşadığımız İstanbul'da gizli bir elin sakladığı değişim rüzgârının sessiz yaprakları gibi kimseye dokunmadan giden yaşamlarımızı bu rüzgâr bir kez daha savurdu… Bilmem kaç ay dayanabildi ciğerlerim tozla karışık kum parçalarına… Her gün daha sert esen değişim rüzgârları sanki hep bana karşı esiyordu… Ne çok çalıştım günler boyu karanlık izbe bir atölyede… Elime tutuşturulan bir liralık ince sarı maskenin ne faydası vardı bilemedim... Üstelik bin kot yaptığımız günleri bilirim, ağrılarım arttı nefesim tıkandı… Doktora gitmek için ne sigorta ne para hiçbir çare bulamadım, bir esir kampına dönmüştü yaşam… ve esir kampının gaz odasında yaşamımı bırakıp gidemedim, köyüme çaresizce döndüm. Bir döşekte ölüme terk edilip, o büyük ilanların altında kaldı bedenim...
Sigortasız, iş güvencesiz çalıştığım zaman boyunca başıma gelecekleri bilmedim, bildiğim zaman çaresiz, çocuklarımın gözleri önünde ölümü beklemeye başlamıştım, yavaş yavaş eriyerek… Işıltılı şehrin güzel mağazalarına yaraşan kotları beyazlatırken, ben yavaş yavaş eridim… Ben erirken siz bilinen markaların modası sandınız taşlanmış kotlarınızı almak için mağazalara girdiniz. Bilemezdiniz her kotta bir yaşam vardı. Şehirde binlerce işçi gece-gündüz birbirine karışan vardiyalarda çalışmıştık. Yeni bir dönem açılmıştı, ihracatta rekorlar, yerli taşeronlar ve çok uluslu firmalarla esen değişim rüzgârları vardı, bizden yana esti sandık, inanmak için tek neden "ekmek"ti. Ekmek kana bulandı; kocaman reklamlar, afişler arasında emeklerimizle özdeşleşen yaşamlarımız ufacık bir yer bulabildi sütunlarda...
Değişim rüzgârıyla yelkenlerini doldurup engin denizlere açılan, tekstil atölyelerinde, tersanelerde, maden ocaklarında, dökümhanelerde, fabrikalarda binlerce faili meçhulun ardında kalan emekleriyle ihracat şampiyonu olan işadamlarına, politikacılara ve yaşananlara susarak göz yuman vatandaşlara soramadım: Bizim yaşam nereye düşer?
Başak Ergüder
|
AKSELEROMETRE
( İvme ölçer. )
AREOMETRE:
( Sıvı ölçer. )
BAROMETRE
( Basınç ölçer. )
BOLOMETRE
( Işım ölçer. )
EBÜLYOSKOP
( Cisimlerin kaynama noktasını ölçer. )
GALVANOMETRE
( Miliamper/mikroamper gibi çok küçük elektrik akım değerlerini ölçer. )
HİGROMETRE/NEMÖLÇER
( Havanın nemini ölçer. )
HİPSOMETRE
( Yükselti ölçer. )
HİRAN/TELEMETRE
( Uzaklık ölçer. )
KLİNOMETRE/EĞİMÖLÇER
( Eğim ölçer. )
KRONOMETRE
( Süre ölçer. )
MANOMETRE
( Bası ölçer. )
ONDMETRE
( Dalga ölçer. )
STADYA
( İki nokta arasındaki mesafeyi ölçer. )
STETOSKOP
( Örgenleri dinlemekte kullanılır. )
OFTALMOSKOP
( Göz muayenesinde kullanılır. )
- METROLOJİ: Ölçüm bilimi.
- BIPM: Uluslararası Ağırlık ve Ölçüler Bürosu
- MİNA: Bilinen en eski ağırlık birimi.
|
Yotta(Y) = 1,000,000,000,000,000,000,000,000
Zetta(Z) = 1,000,000,000,000,000,000,000
Exa(E) = 1,000,000,000,000,000,000
Peta(P) = 1,000,000,000,000,000
Tera(T) = 1,000,000,000,000
Giga(G) = 1,000,000,000
Mega(M) = 1,000,000
Kilo(k) = 1,000
Hecto(h) = 100
Deca(da) = 10
Unit = 1
Deci(d) = 0.1
Centi(c) = 0.01
Milli(m) = 0.001
Micro(µ) = 0.000 001
Nano(n) = 0.000 000 001
Pico(p) = 0.000 000 000 001
Femto(f) = 0.000 000 000 000 001
Atto(a) = 0.000 000 000 000 000 001
Zepto(z) = 0.000 000 000 000 000 000 001
Yocto(y) = 0.000 000 000 000 000 000 000 001
|
(mm. | inch)
Uluslararası Standartlar
A0 841×1189 | 33.11×46.81
A1 594×841 | 23.39×33.1
A2 420x594 | 16.54x23.39
A3 297×420 | 11.69×16.54
A4 210×297 | 8.27×11.69
A5 148×210 | 5.83×8.27
A6 105×148 | 4.13×5.83
A7 74×105 | 2.91×4.13
A8 52×74 | 2.05×2.91
B0 1000×1414 | 39.37×55.67
B1 707×1000 | 27.83×39.37
B2 500×707 | 19.68×27.83
B3 353×500 | 13.90×19.68
B4 250×353 | 9.84×13.90
B5 176×250 | 6.93×9.84
C0 917×1297 | 36.00×51.20
C1 648×917 | 25.60×36.00
C2 458×648 | 18.00×25.60
C3 324×458 | 12.80×18.00
C4 229×324 | 9.00×12.80
C5 162×229 | 6.40×9.0
DL 110×220 | 4.33×8.66
Kuzey Amerika
Ledger 431.8×279.4 | 17.0×11.00
Legal 215.9×355.6 | 8.50×14.00
Letter 215.9×279.4 | 8.50×11.00
Executive 184.1×266.7 | 7.25×10.5
İngiliz
Quarto 254×203 | 10.00×8.00
Foolscap 343×432 | 13.50×17.00
Crown 381×508 | 15.00×20.00
Large post 419×533 | 16.50×21.00
Demy 445×572 | 17.50×22.50
Medium 457×584 | 18.00×23.00
Royal 508×635 | 20.00×25.00
Elephant 508×686 | 20.00×27.00
Imperial 559×762 | 22.00×30.00
|
TIKANDI BABA
Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı baba, çay getir! Tıkandı baba, oralet getir!" vb.
Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.
Baba hele anlat bakalım, nedir bu "Tıkandı Baba" meselesi?
"Uzun mesele evlât" demiş, Tıkandı Baba.
"Anlat baba anlat, merak ettim" deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı Baba da peki deyip başlamış anlatmaya...
"Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. 'Benimki de onlarınki kadar aksın' diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden 'Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın' dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve 'Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık' dedi.
O gün bu gün adım "Tıkandı Baba"ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz."
Tıkandı Baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına...
"Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altına bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz."
Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba'ya baklavaları vermişler.
Tıkandı Baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis.
"Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş.
Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin gereksinimlerini gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya...
"Taze baklava, güzel baklava!"
Bu esnada oradan geçen bir Yahudi, baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı antlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin gereksinimlerinin bir kısmını karşılamış.
Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış, yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, öteki dilim öteki dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın...
Ertesi akşam, Yahudi, acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye.
Sultan'ın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin öbür gereksinimlerini karşılamak için aynı yere gitmiş.
Yahudi, hiçbir şey olmamış gibi,
"Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım", demiş.
Tıkandı Baba da, "Peki" demiş ve antlaşmışlar. Tıkandı Baba'ya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı Baba'dan baklavaları satın almış.
Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut;
"Bizim Tıkandı Baba'ya bir bakalım" deyip Tıkandı Baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama bir de ne görsün, Tıkandı Baba eskisi gibi darmadağın.
Sultan;
"Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?" demiş.
"Geldi sultanım."
"Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?"
"Satıp evin gereksinimlerini giderdim, sağolasınız, duacınızım."
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
"Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel", deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
"Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır, küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir" demiş.
Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek.
Sultan;
"Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar" demiş ve askerlerden birini çağırmış.
"Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin" demiş.
Padişahın adamları peki deyip adamı alıp Üsküdar'a götürmüşler.
"Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım", demişler. Baba,
"Niçin?" demiş. Askerler,
"Hele sen bir beğen bakalım" demişler.
Tıkandı Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline.
"Ne olacak şimdi?" demiş.
"Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı" demiş.
Tıkandı Baba taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş.
Askerler bu durumu Padişah'a haber vermişler. İşte o zaman, Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;
"VERMEYİNCE MABÛD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT"
Çeşmenizin suyu bol olsun. |
| |
|
|