FaRkLaR KILAVUZU/"SÖZLÜĞÜ"

MANTIK ve KELÂM'DA

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )

 

( Kılavuz/Sözlük içi arama için: Klavyenizde "Ctrl + F" tuşlarıyla(önce "Ctrl" tuşu ve basılı tutarken "F" tuşuna basarak) ve/veya(^/v) fareyle(mouse) sol üst köşedeki "Düzenle/Edit" kısmında "Bul/Find"'ı tıklayarak aradığınız sözcüğü yazarak aramanızı yapabilirsiniz. )
* ( Windows için geçerlidir. )
* ( Linux ve Macintosh kullanıcıları nasıl arama yapacaklarını biliyorlardır. )
* ( Öncekiler üzerinde yapılan eklemeleri "-@@" simgesi ile, yenilikleri/eklemeleri ise "-@" simgesi ile takip edebilirsiniz. )
* ( Son değişiklik/yenilik tarihi: Her gün, her AN olabilmektedir!!! )
* ( Bir önceki değişiklik/yenilik tarihi: 06 Temmuz 2010 )

 

- Bazı sözcüklerin hem sözlüklerdeki karşılığına/anlamına da yer verilmekte, bazılarına da özellikle yer vermeyip psikolojik, felsefi, bilimsel, sanatsal, göreceli, pratik, belirli bir sınırlılık ve yaklaşımlardan/açıklamalardan yararlanılarak parantezler açılmıştır.

- Bu çalışmada, başlıkların altlarındaki bilgilere/açıklamalara (parantezlere), kişilerin kendilerinin düşünmelerine/değerlendirmelerine fırsat verebilme amacıyla ve özellikle pek fazla yer verilmemektedir. Zihinlerce/kişilerce uygun bulunmayabilecek bilgiler/parantezler gözardı edilebilir.
[ ( ) Parantez içinde yer verilmelerinin nedeni de budur! ]
[ Kavramların yanında bulunan ( ) parantezler ek bilgi ya da açıklama olarak, [] köşeli parantezler ise ayrıntı/teknik bilgi vermek üzere kullanılmıştır. ]

- Bazı/birçok sözcüğe özellikle/bilerek/belirli bir bilinçle/yaklaşımla yer verilmemiştir. Hayır! / Evet!

- Bu çalışmada, birçok sözcüğün/kavramın altında bazen "açıklama/ları" bulunmakta, bazen -özellikle ve çeşitli nedenlerden dolayı- bulunmamaktadır.

- Bazı başlıkların altına, veri/bilgi girmemizin çeşitli nedenlerinden biri ise ulaşım/erişim kolaylığı sağlamak üzere hazır veri/bilgi karşılıklarını sunmak ve dil/sözlük çalışmalarının yeterince ilgi görmemesinden dolayı maddî[üyelik ya da bağış] desteğinize/katkılarınıza başvurarak gelişmek üzeredir! [Dolayısıyla sizin de FaRkLaR Kılavuzu'na destek olabilmek amacıyla üyeliğinizi şimdi başlatmanızı dileriz! Teşekkürler!] )

- Bu çalışmanın sözlük olarak algılanmamasını/kullanılmamasını da sağlamak amacıyla ve özellikle ":"[iki nokta üst üste] ya da "...dır!" şeklinde belirtilmemiştir!

- Bu çalışmada, başlıkların [kavram ya da olguların] ne olduklarından çok, ne olmadıklarına işaret etme çabası güdülmektedir. [Bir DEĞİL!'leme çalışması olarak değerlendirilmelidir!]

- Bu çalışmada bulunan tüm karşılaştırmaların/belirtmelerin tanımlan(a)mayan, sözcük olarak karşılığı/adı tam olarak oluşturul(a)mamış, fakat zihinlerimizde karşılığı bulunan/bulunabilen "3." anlamları ve/veya ara anlamları düşünülebilir.

- Bu kılavuz/sözlük, dil(d)e/kavramlar(d)a/sözcükler(d)e ilginizin daha da artması ve sözlük/ahit kullanımını artırmayı amaçlamaktadır.

- İngilizce'ye ve öteki dillere yer verme nedenimiz, öteki dillerle karşılaştırmalı yaklaşımla bir bilince sahip olmanıza aracı/yardımcı olabilmektir.

- Zamanla buradaki birçok sözcüğün etimolojik derinliklerine ve öbür dillerdeki karşılıklarına da yer verilecektir.(Bu konuda her türlü destek ^v(ve/veya) katkınızı görmekten mutluluk duyarız!)

- Bu kılavuzdaki bilgiler, SDP(Sinir Dili Programlası)(NLP) üzerine kılavuzluk edebilir.

- Bu kılavuz, soru sorma/sorgulama, yoğun/derin düşünme aracı/vesilesi olarak kullanılabilir.

- Sözcükleri dizerken ya da "... ile" öncesiyle "ile ..." sonrası arasında bir öncelik/fark/özellik/tercih/vurgu yoktur. Her ikisini de kesinlikle birbirine karıştırmamak, her ikisinin de derinliğine/önemine ve ciddiyetine yer/destek verilmesi gerekmektedir.

- Kavramların aralarında kullanılan/bulunan
"... ile/ve/değil/yerine ..."
bağlaçları, ilgili satırı 2/3/4 kez ve ayrı ayrı şekilde okumanız ve satırları tekrarlamamak içindir.
( - UCLAR ile FARKLAR [karıştırılmamalı!]
- UCLAR ve FARKLAR [ayrı olmalarının yanısıra birlikte de düşünülebilir/kullanılabilir!]
- UCLAR değil FARKLAR [dır!]
- UCLAR yerine FARKLAR [düşünülmeli/kullanılmalıdır!] )

- Bu kılavuz/sözlük üzerine olan tüm katkı/destek/uyarı/yorum ve önerilerinizi görmek ve değerlendirmekten mutluluk duyarız! Ayrıca burayı tıklayarak, dille ve buradaki içerikle ilgilenebileceğini düşündüğünüz kişilere tavsiye edebilirsiniz.

- Belirlemelerin/karşılaştırmaların daha da oturması/derinleşmesi için, "ile"den sonraki sözcüğün yanına tekrar "ile"den önceki sözcüğü düşünerek/koyarak değerlendiriniz.
( "- MANTIK ile BULANIK MANTIK " ise "- MANTIK ile BULANIK MANTIK (ile MANTIK)" gibi. )

 


 

 

- MANTIK ile/ve BİÇİMSEL MANTIK
( MANTIK: Biçimsel düşünmenin kurallarını tespit eden alan. | Tanım yapma bilimi. | Zihni, fikirde hatadan koruyan alet. )
( Düşüncenin iskeletidir. )
( Nutkiyetin biçimsel yapısının incelenmesi. )
( Mantık aklın kurallılığını aramaktır. )
( Mantık belirsizliği kaldırmaz. )
( EDEB-ÜL AKL )
( ESEME )

- MANTIK ile/ve BULANIK MANTIK
( LOGIC with/and FUZZY LOGIC )

- MANTIK ile/ve DAİRESEL MANTIK
( LOGIC with UROBORIC LOGIC )

- KLÂSİK MANTIK ile/ve MODERN MANTIK
( Dile dayalı kavram, tanım, önerme ve çıkarımı esas alır. İLE/VE
Simgelere dayalı önerme ve çıkarımı esas alır. )

- ÇOKLU MANTIK ile/ve SAÇAKLI MANTIK

- MANTIK KALIPLARI ile/ve/değil/yerine MANTIK

- MANTIK ile/ve DÜZEN

- MANTIK ile/değil OLASILIK

- MANTIK ve TÜMDENGELİM

- MANTIK ile/ve EYTİŞİM/DİYALEKTİK

- MANTIK ile/ve/<> HAL EHLİ OLMAK

- MANTIK ve PERSPEKTİF

- MANTIKLI DÜŞÜNMEK ile/ve MANTIK BİLMEK

- ARİSTOTELES MANTIĞI/SERT CİSİMLER MANTIĞI ile/ve BULANIK MANTIK

- "BULANIK MANTIK" değil BULANIĞIN MANTIĞI

- OLASILIK ile/ve/değil BULANIK MANTIK

( Bilgisizlikte. İLE/VE/DEĞİL Bilgiye dayalı. )

- MANTIK ile/ve DİL

- DİLBİLİM ve/> DİL ve/> TÜMELLER ve/> TANIM ve/> ÖNERME ve/> YARGI ve/> ÇIKARIM ve/> KIYAS

- MANTIK ve GEOMETRİ(HENDESE)

( ... VE Aksiyomatik olarak kurulan ilk ilim. )
( Mantık bilmeyenin ilmine itibar edilmez; geometri/matematik bilmeyen fetvâ veremez. )

- GAZZÂLÎ ÖNCESİ ile/ve SONRASI
( Meşşaîlerin diliyken, Gazzâlî sonrasında, aklın küllî dili haline geldi. Bu nedenle Kategoriler konusu Mantık'tan çıkartılıp Fizik'e aktarıldı. )

- MANTIK ve ARISTOTELES

- MANTIK ve İBNİ SİNÂ

- MANTIK'TA: ARİSTOTELES ile/ve/değil KANADA

( Yunan. İLE/VE/DEĞİL Hint. )

- ARISTO VE İBNİ SİNÂ VE IMMANUEL KANT ile/ve
ARISTO VE İBNİ SİNÂ VE KUTBUTTİN RÂZÎ VE IMMANUEL KANT

- ARİSTO ve HAREZMİ

- GAZÂLÎ ve FAHREDDİN RÂZİ

- ŞEMSEDDİN SEMERKANDÎ
NECMEDDİN KAZVİNÎ
SIRÂCEDDİN URMEVÎ
KUTBUDDİN RAZÎ
SEYYİD ŞERİF CÜRCÂNÎ
MOLLA FENÂRÎ
İSMAİL GELENBEVÎ
ALİ SEDAT
ABDÜLNÂFİ EFENDİ

- 1250 ve 1450 arası

- MANTIK ile/ve FİZİK

( LOGIC with/and PHYSICS )

- MANTIK ile/ve VARLIK
( LOGIC with/and ONTOLOGY )

- MANTIK ile/ve ÖLÇÜ
( LOGIC with/and MODERATION )

- MANTIK ile/ve TUTARLILIK
( LOGIC with/and CONSISTENCY )

- MANTIK ile/ve ESTETİK
( İdrakin/düşüncenin kurallarını inceler. İLE/VE Vicdanın/duygunun kurallarını inceler. )

- MANTIK ile/ve ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)

- MANTIK ile/ve BİÇİMSELLEŞTİRİLMİŞ MANTIK

( LOGIC with/and SHAPED LOGIC )

- MANTIK ile ÇIKARIM
( LOGIC with INFERENCE )

- MANTIK ile/ve TUTARLILIK

- MANTIK(SAL) ile/ve MATEMATİK(SEL)

- MANTIKSAL ÖNCELİK ile/ve ONTOLOJİK ÖNCELİK

- DÜŞÜNSEL ile/ve MANTIKSAL

( INTELLECTUAL with/and LOGICAL )

- MANTIKÇA DÜŞÜNMEK ile/ve VARLIKÇA DÜŞÜNMEK

- MANTIK ile/ve İŞLEYİŞ

- MANTIK ile/ve ÇIKARIM

( LOGIC with/and INFERENCE )

- MANTIK ile "SİYASET"

- MANTIK ile/ve HESAP ETMEK

- MANTIK BİLİMİ(HEGEL)

- Düşünce Tarihinde Mantık:
Aristoteles Mantığından Bulanık Mantığa

- Mantıkta Kullanılan Lafızlar-I

- Mantıkta Kullanılan Lafızlar-II


 

Bu sayfanın devamı için üyeliğiniz/katılımınız gerekmektedir!...
( This part needs your membership/participation to continue on this page!... )

Kullanıcı Adı / Username


Şifre / Password




  • Yeni Üyeliğinizi/Katılımınızı başlatmak için burayı tıklayınız...
    ( Click here to start your membership/participation... )
  •  

     

     

    Sayın İhsan FAZLIOĞLU'na, Dücâne CÜNDİOĞLU'na, Furkan TORLAK'a, Aziz YARDIMLI'ya...
    Mehmet Ali ÇALIŞKAN'a, Hasan YAŞAR'a, Mehmet ÖZTURAN'a, Ahmet SÜRURİ'ye...
    paylaşımları için çok teşekkür ederiz.




    KELÂM

    Allah'ın sübûtî sıfatlarından olan kelâmın lügattaki karşılığı söz, anlam ifade eden kelime veya cümle; söyleyiş, nutuk, dil, Tanrı birliğinden bahseden ilim; Kur'an'dır.

    Kelâm, esas itibarıyla, nefha-yı ilâhi(ilâhi nefes) ile çıkan bir mânâdır. Bu mânânın nefha-yı ilâhi ile çıkıyor olması, onun canlılığını gösterir, çünkü nefha-yı ilâhi canlıdır ve Allah'ın yarattığı en büyük nur olan sesle meydana çıkıp, sözle kâinatı döndürmektedir.

    Kelâm, mânâ olduğu için görünmez. Görünebilmesi için bir elbise giymesi gerekir ki, bu elbiseye kelime yahut yerine göre, cümle adı verilmektedir. Bu duruma göre her mevcut, ilâhi kelâmı ihtiva eden bir elbise ya da kelimedir. Kâinatın "kün"(ol) emri ile meydana gelmesi ve "kâinatı çeviren sözdür" denmesinin nedeni budur.

    Johanna, İncil'de, kelâma çok değer vermekte ve "Kelâm Allah idi, O'nun lütf ü inayetiyle aramızda sakin ve sakit oldu" demektedir.

    Allah, zâtı itibarıyla sıfâttan münezzehtir ama sıfâtıyla bilinebildiği için, O'nun kelâm sıfatının elbiseleri olan kelimeleri de müşahhastır(şahıs suretinde görünmüş). İlminin meydana çıkıp, nakledilebilmesi kelâmla olduğu için kelâm, sıfâtı arasında ön sıralarda yer almaktadır.

    İlâhi emirler kelâmla iletilir. Bu iletiliş zâtî ve sıfâtî yolla olabilir. Zâtî olanlar insanın kendi içinden, kalbinden gelen emirlerdir. Sıfâtî olanlarsa hicâb-ı kibriyaya bürünmüş bir insan vasıtasyıla iletilenlerdir ki "tutmayana zararı vardır" denen emirler bunlardır.

    Allah'ın kâinatı yaratış amacı özdür. Öz canlı olduğu için ondan çıkan söz de canlı ve dolayısıyla "Hayat veren ve öldüren"dir<3-156>, yani diriltir ve öldürür. Hele bu söz bir dirinin ağzından çıkmışsa...

    Sözün etkinliği söyleyenin dirliği ile orantılı olarak artacağı için kendini ve sözün ne demek olduğunu bilenler ağızlarını kapatır, dillerini tutarlar. Çünkü bilirler ki kâinatı o söz idare etmektedir. Mürşitlerin konuşması, müritlerini eğitebilmek içindir.

    Kelâmın güzelliği kemâl ile orantılıdır. İnsanın büyüklüğü de gövdesinin iriliğiyle değil, sözlerinin ululuğuyla belli olur. Onun için kâmil kelâmı daima güzeldir, sıcaktır, sevgi doludur ve insanı âbad eder. Konuşma, Hakk'ın mânâsını maddeye çevirmek anlamına geldiği için kâmil zâtlardan dedikodu mahiyetinde bir söz çıkması imkânsızdır. Çünkü dedikodu, esmaların, Hâlik'in ve insanın bilinmesinden kaynaklanan boş ve özsüz sözlerdir. Böylelerine söz değil laf denir. Bunlar saman gibidir ve ancak hayvan yemi olur. Rahmetli Osman Dede'nin "Derle, topla, at çöp sepetine" dediği laflar bunlardır.

    Sözün etkinliği maddi dünyada bile böyledir. İki kişi bir konuda masa başında anlaşamazlarsa arbede çıkar. Eğer bu anlaşamayanlar devlet başkanı düzeyinde olursa, anlaşmazlık binlerce insanın hayatına mal olacak harplerle sonlanır.

    Söz mânânın kılıfı olduğu için Allah bildirmek istediklerini Hakk elbisesi giymiş olanlara mânâ olarak verir. Onlar da bu mânâya bir söz elbisesi giydirerek halka anlatırlar. Söz denen bu elbise Türkçe, İngilizce, Arapça, Fransızca veya bir başka lisanda olabilir ki bu, o mânânın anlatılacağı kitleyle bağlantılıdır. Bu sözle ifade edilecek olan öz, yani mânâ, sıfattır. Sıfat da zâta mahsus olduğu için her şeyden âridir. Tıpkı zât gibi...

    Özü bilenler, onun elbisesine değer vermez ve hangi elbiseyi giymiş olursa olsun o özü tanırlar. Ama özü bilmeyip sadece elbisede kalmış olanlar, elbise değiştiği anda şaşırıp kalırlar.

     

    Kelâm sıfatının insandaki temsilcisi dildir. Dilin Farsçadaki karşılığı zebandır. Cehennemin bekçilerine zebani denmesi tesadüf değildir, çünkü dil iyi kullanıldığında çok faydalı bir yardımcı olduğu halde kullanmasını bilmeyenlerin elinde keskin bir kılıç gibidir. Hem insanın karşısındakinde hem de kendinde şifa bulmaz yaralar açabilir.

    İnsan ne kazanır ve kaybederse dilindendir. Dilini ve sözünü güzel kullanan dünya ve ahirette cennette, aksine hareket edense cehennemdedir. Çünkü gönül dille yapılır, dille kırılır...

    Kelâm, insanda canlılığı muhafaza eder. Çünkü yerinde kullanıldığında, öze işleyerek etkisini gösterir. Öyle olmasaydı öğretmenler öğrencilerini eğitip terbiye edebilir miydi?

    Sözün öze işlemeyeni, tıpkı buz üzerine yazılmış yazıya benzer. Öze işleyeniyse mermere hâk edilmiş(kazınmış) gibidir ve kaybolmaz. Hazret-i Musa'ya ilk gelen Tevrat ayetleri şimşekle mermere hâk edildiği için, Museviler hâlâ o mermer levhaları arayıp durmaktadırlar.

    Söz, nefesin yarattığı titreşimle dışarı çıktığı için kâinatta yayılır ve etkisini gösterir. Bu nefes sıcak veya soğuk olabilir. Sıcak nefesle çıkan sevgi dolu sözler karşıdakini rahatlatıp memnun ederken, soğuk nefesle çıkanlar kırıcı olur ve sevgiden noksan olduğu için dinleyeni kırıp huzursuz eder.

    Kelâmın elbisesi olan kelimeler aynen canlılar gibi doğar, büyür ve ölür. Ölümsüz olan, kelimenin ifade ettiği mânâdır. Elbise olan kelimeler de diğer elbiseler gibi modaya tabidir. Modası geçen kelimelerin yerine her çağda yeni kelimeler konur. Kişi kendini kabul ettirmek istiyorsa, modayı takip etmek ve konuşma dilini yeni modaya uydurmak zorundadır.

    Lütfi Filiz - Noktanın Sonsuzluğu - Cilt I, Sayfa 122,123,124,125,126,128

     

     

     

    SÖZLER
     

     

    Keleci bilen kişinün yüzünü ağ ede
    bir söz,
    Sözü pişirip diyenin işini sağ ede
    bir söz.


    Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı,
    Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede
    bir söz.

     

     

     

    Dil konuşur, insan dile uyduğu kadar konuşur.

    Dili bilimden ayrı düşünmek veya bilimi dilden ayrı düşünebilmek olanaksızdır.

    Bülbül, bülbüldür dil ondayken(yoksa serçe),
    Gül, güldür gül ondayken(yoksa dikenlik)

    Eline, diline ve beline sahip ol.

    Dildir dilarayı eyler, dilber;
    Dildir, dilarayı eyler, virân.

    İnsan, dilinin arkasında gizlidir.

     

     

     

     

     

    Cmabridge Üinversitesi'nde yaıpaln bir arşaıtrmaya gröe, bir szöcküdkei hafrlrein hnagi sıarda didizlikleri dğeil, ilk ve son hafrlrein dğoru yedre olamalrı öenm tşamıatkadır. Geirsi taammen kamradaşır ve ynie de surosnuz olraak okubanilir. Buunn sbeebi isnan benyinin her hafri tek tek dieğl szcökülrei bir btüün oralak omukadısır.

    Aoccdrnig to a rscheearch at Cmabrigde Uinervtisy, it deosn't mttaer in waht oredr the ltteers in a wrod are, the olny iprmoetnt tihng is taht the frist and lsat ltteer be at the rghit pclae. The rset can be a total mses and you can sitll raed it wouthit porbelm. Tihs is bcuseae the huamn mnid deos not raed ervey lteter by istlef, but the wrod as a wlohe.

     

     

     


     

    KİTAP DİZİNİ

     

    îsâgûcî(Eisagoge)(Giriş/El-Medhal)(er-Risâletu'l-Esîriyye fi'l-mantık)(es-Sullemu'l-münevrak)
    ( Ebherî
    Metin-Çeviri-İnceleme: Hüseyin Sarıoğlu - İz Yayıncılık )

    Porphyrios'un Eisagoge'si

    Çeşitli Îsâgûcî'ler
    ( Kindî(ö. 866), Ahmed ibn Tayyib es-Serahsî(ö. 896), Ebû Bekr Muhammed ibn Zekeriyyâ er-Râzî(ö. 925)'nin ihtisarları, Ebu'l-Ferec ibnü't-Tayyib(ö. 1020), Mettâ ibn Yûnus(ö. 940), İbnü'l-Hammâr(ö. 942), Fârâbî(ö. 950)'nin şerhleri; Fârâbî, İhvân-ı Safâ, İbn Sînâ(ö. 1037) ve Ebherî(ö. 1265). )

    ( MUHTASAR VE MÜFİT )
    ( KISA VE ANLAMLI )

     

    İBN SîNÂ'nın Kitapları

    - Mantıku'l-Meşrıkıyyîn
    - Kasîdetu'l-muzdevîce fi'l-mantık
    Bu kitapların da bir bölümünde mantığa yer vermiştir.
    - Uyûnu'l-Hikme
    - Kitabu'n-Necât
    - el-İşârât ve't-tenbîhât
    - eş-Şifâ(İbn Sînâ, bu eserinin el-Mantık kısmı dokuz bölümden oluşmaktadır.
    * el-Medhal-îsâgûcî(Bu iki terimin "giriş" anlamına gelmesinin yanısıra, eserin sonunda "îsâgûcî Kitabı tamamlandı..." ifadesi yer almakta, dolayısıyla her iki terim birarada kullanılmaktadır.)
    * el-Makûlât
    * el-'İbâre
    * el-Kıyâs
    * el-Burhân
    * el-Cedel
    * es-Safsata
    * el-Hatâbe
    * eş-Şi'r
    ( İbn Sînâ )

     

    EBHERÎ'nin Kitapları

    * er-Risâletü'z-Zâhire
    * er-Risâletü'l-Bâhire fi Makâleti'z-Zâhire
    * Risâle fî fesâdi'l-ebhâsi'lleti vada'ahâ mübrizü'l-cedeliyyîn
    * Tehzîbu'n-nuket
    * et-Tehzîb fi'l-mantık
    * Risâle fi'l-mantık

     

    Bu kitapların da bir bölümünde mantığa yer vermiştir.
    * Keşfu'l-hakâik fî tahrîri'd-dekâik
    * Tenzîlü'l-efkâr fî ta'dîli'l-esrâr
    * Zübdetü'l-esrâr
    * Kitâbu Beyâni'l-esrâr
    * Kitâbu Telhîsi'l-hakâik
    * Kitâbu'l-Matâli'
    * Kitâbu Zübdeti'l-hakâik
    * Hidâyetü'l-Hikme

     

    Medreselerde Okutulan Mantık Kitapları

    1. ÎSÂGÛCÎ
    2. FENÂRÎ
    3. KUL AHMED
    (KAVL-İ AHMED DEĞİL!)
    4. TEHZÎB-İ MÎR
    5. SEYYİD
    6. KARA DÂVUD
    7. 'İMÂD
    8. MÎRZA-CÂN
    9. MÎR

     

    Medreselerde Okutulan Kelâm Kitapları

    - 1. MONLÂ CELÂL
    2. HALHÂLÎ
    3. HAYÂLÎ
    4. BAHR-I EFKÂR
    5. SELKÛTÎ [SİYÂLKÛTÎ]
    6. İSBÂT-I VÂCİB ŞERHİ

    - I. el-AKAİDU'N-NESEFİYYE
    I.1. ŞERHU'L-AKAİDİ'N-NESEFİYYE
    I.1.a. HÂŞİYE ALÂ ŞERHİ'L-AKAİD
    II. TEVALİU'L-ENVÂR MİN METÂLİ'İ'L-ENZÂR
    II.1. METALİU'L-ENZÂR ALÂ TEVALİ'İ'L-ENVÂR
    II.1.a. HÂŞİYE ALÂ METÂLİ'İ'L-ENZÂR
    III. ŞERHU'L-MAKÂSID
    IV. el-MEVÂKIF fî İLM el-KELÂM
    IV.1. ŞERHU'L-MEVÂKIF
    V. TECRÎDU'L-İTİKÂD ( et-TECRÎD fî İLM el-KELÂM ya da TECRÎDU'L-KELÂM )
    V.1. ŞERHU'T TECRÎD
    V.1.a. HÂŞİYE ALÂ ŞERHİ'T-TECRÎD
    V.2. ŞERHU'T-TECRÎD
    ( Osmanlı medreselerinde okutulan ve yukarıda adları verilen kelâm ders kitapları, elbette, Osmanlı ulemâsının elinde mütedavil olan tüm kelâm eserlerini temsil etmez. Özellikle Gazzâlî sonrası Fahreddin Râzî (öl. 606/1209) çizgisindeki hemen hemen tüm kelâm kitaplarının nüshaları kütüphanelerde mevcuttu. Nitekim Fahreddin Razî'nin başta el-Muhassal'ı olmak üzere, el-Metalibu'l-âliye'si ve diğer kelâm eserleri; Seyfuddin el-Amidî'nin (öl. 631/1234) Ebkaru'l-efkar fi usuli'd-din ve Ğayetu'l-meram fi ilmi'l-kelam'ı , Tusî'nin Tecrid'inin diğer şerh ve haşiyeleri; İcî'nin el-Mevakıf'ının farklı şerhleri ilk elde dikkati çeken eserlerdir. Bu çalışmaların yanında İbn Haldun'un el-Mukaddime adlı kitabı da konuyla ilgili içerdiği bilgiler nedeniyle göz önünde bulundurulan bir eserdir. Bunun da ötesinde medrese kelâm ders kitapları, şerhleri, haşiyeleri ve tüm bunların nüshalarının üzerlerine düşünülen notlar(talikatlar) ayrıca incelenmesi gereken kaynaklardır. )
    ( Osmanlı Düşünce Geleneğinde 'Siyasî Metin' Olarak Kelâm Kitapları - İhsan Fazlıoğlu )

     

    Piyasada Bulunabilecek Kelâm Kitapları

    Osmanlı Düşünce Geleneğinde 'Siyasî Metin' Olarak Kelâm Kitapları
    ( Türkiye Araştırmaları LİTERATÜR Dergisi - Sayı 2, s.379-398 - 2003, İhsan Fazlıoğlu )

    Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi

     
         

     

    Bu sayfa 01 Ocak 2010 itibariyle 1293 kez incelenmiş/okunmuştur.

    6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu       GösterGe Bilişim Hizmetleri

    Yenilikler ve Duyurular | Desteğiniz Lüt(û)fen!!!