04 EKİM, DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜDÜR!
- HAYVÂN[Ar.]: Canlılık, dirilik. | Canlı şey. | İnsanı da içine alan tüm canlılar.
- HAYVAN: HAYEVÂN
- AKUK[Ar.]: Gebe hayvan.
- Z: HAYAT | ZÕIO[< ZÕION]: CANLI
- BACTERIA ve ARCHAEA ve EUKARYA
( ... VE ... VE Hayvanların bulunduğu alan. )
- CANLILAR SINIFLANDIRMASI'NDA: EUBACTERIA ve ARCHAEBACTERIA ve ARCHAEZOA ve PROTISTA ve CHROMISTA ve FUNGI ve PLANTAE ve ANIMALIA
- ALAN ile/ve/< ÂLEM ile/ve/< ŞUBE ile/ve/< SINIF ile/ve/< TAKIM ile/ve/< AİLE ile/ve/< CİNS ile/ve/< TÜR
( DOMAIN ile/ve/< REGNUM ile/ve/< FILUM ile/ve/< CLASSIS ile/ve/< ORDO ile/ve/< FAMILIA ile/ve/< GENUS ile/ve/< SPECIES )
( LEOPAR: Eukarya alanının, Hayvan/Animalia âleminin, Chordata şubesinin, Memeli/Mammalia sınıfının, Etobur/Carnivora takımının, Felidae ailesinin, Panthera cinsinin, Panthera Pardus türündendir. )
- SINIFLAR ile/ve [ŞUBELER('İ)] ve (ÖZELLİKLERİ)
( * KINGDOM ANIMALIA
Parazoa [Porifera (Süngerler)] - ( Koanositler [yakalı hücreler-özgün kamçılı hücreler, bakterileri ve küçük besin parçacıklarını sindirir]; hücreler çok olanaklı[totipotent] olma eğilimindedir[zigotta görülen tüm hayvanı meydana getirebilme olanağına sahiplerdir] )
* EUMETAZOA
Radiata
- [Cnidaria (Hidralar, denizanaları, deniz şakayıkları, mercanlar)] - ( Özgün iğneleyici yapıların [Cnidae] her biri özelleşmiş bir hücre [knidosit] içinde yer alır. Tek[gastrovasküler] açıklık vardır [sindirim kanalı tam olmayıp ağız var fakat anüs yoktur] )
- [Ctenophora (Taraklı hayvanlar)] - ( Avı yakalamada kullanılan yapışıcı yapılar [kolloblastlar] vardır. Sekiz sıra halinde dizilmiş, silli plakaların oluşturduğu taraklar mevcuttur. Tek[gastrovasküler] açıklık vardır. )
* BILATERIA
Protostomia:
Lophotrochozoa
- [Platyhelminthes (Yassı solucanlar)] - ( Gövdeleri dorsoventral olarak yassılmış, segmentsiz ve asölomatlardır. Tek[gastrovasküler] açıklık vardır ya da sindirim kanalı yoktur. )
- [Rotifera (Rotiferler)] - ( Sindirim kanalı tam olan pseudosölomat hayvanlardır. Yutakta trofi denilen çeneler vardır. Baş, silli taç [corona] taşır. Dolaşım sistemi yoktur. [İlk, tam sindirim kanalı görülen!] )
- [Lotoforlu Şubeler (Bryozoa, Brachiopoda, Phoronida)] - ( Lotofor [silli tentaküller taşıyan beslenme ile ilgili yapı] taşıyan sölomat hayvanlardır. )
- [Nemertea (Hortumlu solucanlar)] - ( Önde yer alan özgün hortum, içi sıvı dolu bir boşluk [rhynchocoel] ile çevrilidir. Sindirim sistemi tamdır [ağız ve anüs vardır]. Kapalı dolaşım sistemi vardır. [İlk kapalı dolaşım!] )
- [Mollusca (Midye, salyangoz, mürekkepbalığı)] - ( Üç gövde bölgesi [kaslı ayak, iç kitle, manto] içeren sölomlu hayvanlardır. Sölom indirgenmiştir. Temel gövde boşluğu hemosöldür. )
- [Annelida (Halkalı solucanlar)] - ( Gövde duvarı ve iç organları [sindirim kanalı dışında] segmentli, sölomat hayvanlardır. )
Protostomia:
Ecdysozoa
- [Nematoda (Yuvarlak solucanlar)] - ( Silindirik gövdeleri ilk uçta incelmiş, segmentsiz, pseudosölomat hayvanlardır. Dolaşım sistemi yoktur. )
- [Arthropoda (kabuklular, böcekler, örümcekler)] - ( Gövdeleri segmentli, üyeleri eklemli olan, dış iskeletleri ektodermden gelişen sölomat hayvanlardır. )
Deuterostomia
- [Echinodermata (Deniz yıldızları, deniz kestaneleri)] - ( İkincil olarak radiyal anatomi [larvalar bilateral; erginler radiyal] gösteren, özgün su-damar sistemine sahip, iç iskeleti olan sölomat hayvanlardır. )
- [Chordata (amfiöksüsler, tunikatlar, omurgalılar)] - ( Notokordu olan, dorsalde içi boş sinir şeridi bulunan, farenjiyal yarıkları ve kaslı postanal kuyruğu olan sölomat hayvanlardır. ) )
- HAYVAN ile/ve İNSAN
( Canlı. İLE/VE Konuşabilen canlı. [HAYVAN-I NÂTIK] )
( Hayvanlarda huyların ancak biri vardır. İLE/VE İnsanda hayvanlardaki huyların hepsi bulunur. )
- DİREY ile/ve BİREY
- HAYVAN ile BEHÂİM/BEHÎME
( Canlı. İLE İnsan dışındaki tüm hareket edebilen canlılar. | Dört ayaklı hayvan. )
- [Ar.] BEHÎM ile BEHÎME
( Düz siyah şey, alacasız hayvan. İLE ... )
- HAYVAN ile BEĞNEK
( ... İLE Kuyruğu kesik, güdük hayvan. )
- İNSANIN DOĞUMU ile HAYVANIN DOĞUMU
( [not] BIRTH with BREED )
- BEHAİM[Ar.] ile/ve EN'AM
( İnsan dışındaki tüm hareket edebilen canlılar. İLE/VE Yararı olan hayvanlar. )
-@@ BEÇÇE/BEÇE[Fars.] ile ENİK, ENCİK ile CERV[Ar.]
( İnsan ya da hayvan yavrusuna verilen genel ad. İLE Kedi, köpek gibi çok memeli hayvanların yavrusu. | [Ar. ENÎK] Güzel, sevimli, şirin şey. İLE Yırtıcı hayvan yavrusu. )
-@@ HAYVAN ile YIRTICI HAYVAN
@( [Ar.] ... ile CÂRİHA )
( ANIMAL with PREDATOR )
- HAYVAN ile TEK HÜCRELİ
( ... İLE Hayvanlardaki gibi beslenme tarzına sahip olan, besinleri yutarak sindiren tek hücreli organizmalar. )
( ANIMAL with PROTIST[A]/PROTOZOAN/PROTOZOA[plural] )
- HAYVAN HÜCRESİ ile BİTKİ HÜCRESİ
( * Hücre çeperi bulunmaz.
* Plastitler yoktur.
* Kofullar az ve küçüktür.
* Lisozom ve sentrozom bulunur.
* Anket organeli bulunur. İLE
Bitki hücresinde:
* Hücre çeperi bulunur.
* Sitoplâzmada plastitler vardır.
* Kofullar çok ve büyüktür.
* Lisozom ve sentrozom bulunmaz.
* Anket yapamaz. )
- HAYVANLAR ile/ve DİREY
( ... İLE/VE Belirli bir bölgede/ülkede yaşayan hayvanların tümü. )
( ANIMALS with/and FAUNA )
- MİKRO DİREY/FAUNA ile/ve MAKRO DİREY/FAUNA
- HAYVAN ile/değil BİYOLOJİK YIĞIN
( Doğasında. İLE/DEĞİL Hayvanat bahçesinde. )
- !"HAYVANAT BAHÇESİ" ile/değil HAPİSHANE
- !"HAYVANAT BAHÇESİ"(NDE YAŞATMAK) yerine DOĞAL ORTAMLARI(NDA YAŞAMALARINA İZİN VERMEK)
- HAYVANLAR (DOĞAL YAŞAMLARINDA)...: * ÇÖP ÜRETEMEZ | * KİLO ALAMAZ
- CEMÂDAT(CANSIZLAR) ve NEBÂDAT(BİTKİLER) ve HAYVANAT(CANLILAR) ve HAYVAN-I NÂTIK(BEŞER/İNSAN)
- ÖYKÜNCE(FABL) ve ÇEŞİTLERİ
( KELÎLE ve DİMNE (BEYDEBÂ/BİDPÂY[Fars.]) ve MARTI (Richard BACH) adlı kitapları okumanızı salık veririz. )
- BAYTÂR/BEYTÂR[Ar.]/VETERİNER: Hayvan hekimi.
- BEYTÂRÂ[Ar.]/VETERİNERLİK: Hayvan hekimliği.
- FOTOĞRAFLAR
- HABERLER (NTVMSNBC)
- AGONİZM: Hayvanların tüm davranışları.
- ETOLOJİ: Hayvan davranışlarını hayvanın doğal çevresi içinde inceleyen bilim dalı.
- İHTİYOLOJİ: Balık bilimi.
- PARAZİTOLOJİ: Asalakları inceleyen bilim dalı.
- PROTİSTOLOJİ: Tek hücrelileri inceleyen bilim dalı.
- TERATOLOJİ: Ucubeleri inceleyen bilim dalı.
- SYSTEMATICS ile/ve TAXONOMY
( Bitkiler ve hayvanların sınıflandırma işleriyle uğraşan bilim dalı. İLE/VE
Doğal bağlantılarına göre bitkileri ve hayvanları çeşitli sınıflara koymakla uğraşan bilim dalı. )
- BAKTERİ ile/ve MİKROFOK
( ... İLE/VE Nokta biçiminde hareketsiz bakteriler. )
- VİVİPAR/VIVIPAROUS[İng.]/VİVİPARE[Fr.]: Doğurucu, canlı yavru doğuran.
- SYMBIOSIS: Yaşam ortaklığı.
- OMURGALILAR ile/ve OMURGASIZLAR
( VERTEBRATES with INVERTEBRATES )
- MEMELİ/LER ile YUMURTLAYAN/LAR
( Kendi boyuyla karşılaştırıldığında en küçük yumurtayı yumurtlayan hayvan devekuşu [kendi ağırlığının %1.5'undan hafiftir], en büyük yumurtayı yumurtlayan benekli küçük kividir. [kendi ağırlığının %26'sı kadardır] )
( Herhangi bir hayvan tarafından yumurtlanmış en büyük yumurta (dinozorlar da dahil) Madagaskar'da yaşayan Fil Kuşu[Lat. Aepyornis maximus]'na aitti. [Soyu 1700'de tükenmiştir] [9 litre hacminde, 180 tavuk yumurtasına denktir] )
- OT YİYEN MEMELİLER ile ET YİYEN MEMELİLER ile ÇOKLU (HEM OT, HEM ET İLE) BESLENENLER (HEPÇİL)
( HERBIVOROUS MAMMALS with CARNIVOROUS MAMMALS with OMNIVOROUS )
- MEMELİ TAKIMLARI: MONOTREMATA ve MARSUPIALIA ve PROBOSCIDAE ve SIRENIA ve EDENTATA ve RODENTIA ve LAGOMORPHA ve PRIMATA ve CARNIVORA ve CETARTIODACTYLA [ARTIODACTYLA | CETACEA] ve PERISSODACYLA ve CHIROPTERA ve INSECTIVORA
( Platypus, ekidna. VE Kangurular, opossumlar, kolalar. VE Filler. VE Deniz inekleri(manatlar). VE Tembel hayvanlar, karıncayiyenler, armadilolar. VE Sincaplar, kunduzlar, oklu kirpiler, fareler. VE Tavşanlar, Amerikan tavşanları, pikalar. VE Lemurlar, maymunlar, insan benzeri maymunlar, insanlar. VE Köpekler, kurtlar, ayılar, kediler, sansarlar, susamurları, ayıbalıkları, morslar. VE [ARTIODACTYLA] * Koyunlar, domuzlar. * Sığırlar, geyikler. * Zürafalar. || [CETACEA] Balinalar, yunuslar, domuz balinaları. VE Atlar, zebralar, tapirler, gergedanlar. VE Yarasalar. VE "Gerçek böcekçiller", bazı köstebekler, bazı cüce fareler. )
( Yumurta bırakırlar. Meme ucları yoktur.[Sütü annenin kürkündenn emerler.] VE Embriyonik gelişimlerini marsupial kese içinde tamamlarlar. VE Uzun kaslı bir hortuma, kalın gevşek deriye, üst azı dişlerinin uzamasıyla oluşmuş iki uzun fildişine sahiplerdir. VE Sucul otoburlardır. Yüzme özelliğine sahip yüzgeç benzeri ön üyeleri vardır fakat arka üyeleri yoktur. VE Dişilleri yok ya da indirgenmiştir. VE Törpüleme özelliğine sahip törpü şeklinde sürekli büyüyen kesici dişlere sahiptirler. VE Törpü benzeri kesici dişleri vardır. Ön üyelerinden daha uzun olan arka üyeleri zıplamak ve koşmak üzere uyum sağlamıştır. VE Hepçildirler[Omnivor]. Başparmaklarını öteki parmaklarının karşısına getirebilirler. Yüzün önüne yönelmiş gözler, çok iyi gelişmiş beyin kabukları vardır. VE Etçillerdir. Kesici özellikte, kesip koparmak üzere sivri uclu kesici dişlere sahiplerdir. VE Her bir ayakta çift tırnaklı toynağa sahiplerdir. Otoburdurlar. || Balık benzeri gövdeye sahip deniz hayvanlarıdır. Ön üyeleri kürek şeklinde ve arka üyeleri yoktur. Yalıtım için kalın bir yağ tabakaları vardır. VE Otoburlardır. Her bir ayakta tek tırnaklı bir toynağa sahiplerdir. VE Uçmaya uyum sağlamışlardır. Uzun olan parmaklarında gövde ve bacaklara kadar uzanan, geniş, katlanabilen deriye sahiplerdir. Böcek yiyen memelilerdir. )
- KESELİ MEMELİLER ile/ve PLASENTALI MEMELİLER
( Plantigale, Keseli köstebek, Şeker Planörü, Wombat, Tazmanya Canavarı, Kanguru. İLE/VE
Geyik faresi, Köstebek, Uçan sincap, Marmot, Obur, Patagonya manası. )
- KARA MEMELİLERİ ile/ve DENİZ MEMELİLERİ
( Doğumda, önce başları çıkar. İLE/VE Doğumda, önce kuyrukları çıkar. )
- SÜRÜNGEN/LER ile OMURGASIZLAR
( REPTILE/S with INVERTEBRATE/S )
- SÜRÜNGEN/LER ile KELER/LER
( [Ar.] ZIBÂBİYYE )
( ZIBÂBİYYE-İ BERİYYE[: Kertenkele ve benzeri hayvanlar.] ile/ve ZIBÂBİYYE-i MÂİYYE[: Bu sınıfın suda yaşayanları.] )
( REPTILE/S with LIZARD/S )
- SÜRÜNGEN/LER ile SKINK/LER
( ... İLE Daha çok çöl bölgelerinde, kurak bölgelerde yaşayan üzerleri pullarla örtülü, küçük gövdeli sürüngenlerin oluşturduğu tür. )
( REPTILE/S with SKINK/S )
( [Lat.] ... cum SCINCUS )
- HEM KARADA, HEM SUDA YAŞAYABİLEN CANLILAR ile SÜRÜNGENLER ve BALIKLAR
( AMPHIBIANS with REPTILES and FISHES )
- AVCILAR ile/ve AYRIŞTIRICILAR
- ÜRETİCİLER ile/ve TÜKETİCİLER ile/ve AYRIŞTIRICILAR
( Otoburlar. İLE/VE Etoburlar. İLE/VE Küçük omurgasızlar/böcekler. )
- OT YİYENLER ile ET YİYENLER
( HERBIVOROUS with CARNIVOROUS )
-@@ ET YİYENLER ile LEŞ YİYENLER
@( [Ar., Fars.] ... ile CÎFE-HÂR )
( BUGAS[Ar.]: Leş yiyen kuşlar. )
( CARNIVOROUS with SCAVENGER )
- GEVİŞ GETİRENLER ile GEVİŞ GETİRMEYENLER
( RUMMINANTS with NON-RUMMINANTS )
- KIŞ UYKUSUNA YATANLAR ile KIŞ UYKUSUNA YATMAYANLAR
- UYKU ile/ve KIŞ UYKUSU
( SLEEPING with/and HIBERNATION )
- EHLİLEŞTİRME ile EVCİLLEŞTİRME
( Seçici çiftleştirme. İLE İnsanlarla birlikte hareket ettirebilme/yaşatma ve insana zarar vermeyecek şekilde eğitmek. )
( * REN GEYİĞİ: M.Ö. 12.000 [yaklaşık olarak]
* KÖPEK [Avrasya ve Kuzey Amerika'da]: 12.000 [yaklaşık olarak]
* KOYUN [Güneybatı Asya'da]: 8.000 [yaklaşık olarak]
* AT [Türkistan'da]: M.Ö. 6000 - 8000 [yaklaşık olarak]
* SIĞIR [Güneybatı Asya, Hindistan, Kuzey Afrika'da]: M.Ö. 6000 [yaklaşık olarak] )
- ZEHİR ile/ve/< PANZEHİR[Fars. < PÂD-İ ZEHR(PÂD: Saklayan. | Koruyan, bekleyen. | Büyük, ulu.)]
( VENOM with/and/< ANTI-VENOM )
- VAHŞİ ile/ve HIRÇIN
- VAHŞİ ile/ve/değil SALDIRGAN
- SAYD: İnsandan kaçan yabani hayvan. [kaçmamaları için bir neden mi var ki?]
[ Hayvanları sevemeyen yaban beşerlerinden kim, nasıl kaçsın?]
- AKUR: Yaralayan, ısıran, azgın, kuduz hayvan.
- ÂBİL: Çayırda otlayarak suya gereksinimi olmayan hayvan.
- BÎ-ZENEB[Ar.]/ANOURE[Fr.]: Kuyruksuz/lar.
- HIRLAMA ile HAVLAMA
- HOWL: Ulumak.
- KAN GRUPLARI
( Domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 kan grubu vardır. )
- DİNOZOR ile İRİ DİNOZOR
( Mesozoik çağda yaşamış olan ve bugün yalnızca fosilleri bulunan çok büyük bir cins sürüngen. )
( DINOSAUR with TYRANNOSAURUS )
( [kökeni/etimolojisi] [Yun.] DEINOS [MONSTROUS] + SAUROS [LIZARD] )
( ile )
- YUNUS ile BALİNA
( Yunuslar ve balinalar 38 cins ile 90 türden oluşur. )
( Yunuslar, balina ailesinden gelir. )
( Yunuslar beyinlerinin bir yarısını ve aynı anda zıt yöndeki gözlerini kapatarak uyurlar. Beynin geri kalanı uyanık kalırken öteki göz, yırtıcı hayvanları ve engelleri izler ve su yüzüne çıkıp soluk almayı anımsar. İLE ... )
( 260'a kadar dişleri olabilir. [Dişleri sadece avı kavramaya yarar.][Avlarını bütün olarak yutarlar.] İLE ... )
( Yunusların derileri su akışını en üst sınıra çıkaracak şekilde her iki saatte bir dökülür ve yenilenir. İLE ... )
( Yunusların ses telleri yoktur. [Çıkardıkları dil şaklatması, ıslık, inilti, ciyaklama ve havlamaya benzer seslerin tümü burun kanallarının altıdanki keselerden gelir ve saniyede 1200'ü bulduğu olur.] İLE ... )
( ... İLE Balinaların kemikleri süngerimsidir ve içi yağla doludur. [Bu sayede su üstünde durabilirler.] )
( Yağlı ve saydam bir salgı, gözleri denizin olumsuz etkisinden korur. )
( Gebelik süreleri 330-360 gündür. İLE Gebelik süreleri 330-365 gündür. )
( Doğum anında dişi yunusların yanında başka iki dişi yunus daha bulunur. Bu hayvanlar anne yunusun iki yanında yüzerler. Görevleri doğum anında savunmasız kalan anne yunusu ve yavruyu korumaktır. Doğum sırasında akan kanın kokusuna gelebilecek köpek balıklarına karşı anneyi ve yavruyu bu yardımcı yunuslar korur. )
( MECÂRÎ-İ HEVÂİYE: Balina, yunus, gergedan gibi bazı hayvanların başlarının üst tarafında bulunan bir ya da iki delik. )
( DOLPHIN with WHALE )
( [Lat.] DELPHINUS cum BALAENA MISTYCETUS )
( [İsp.] ... con LA BALLENA )
( ile )
- TURSIOPS TRUNCATUS ile/ve TURSIOPS GILLI
( Dünyanın her yanına yayılmış iki tür şişe burunlu yunusbalıklarıdır. )
( )
- YUNUS ile TATLI SU YUNUSU
( ... İLE Amazon Nehri'nde yaşarlar. )
-@ YUNUS ile ÇİN NEHİR YUNUSU
( ... İLE Yangçe Nehri'nde yaşarlar. )
- YUNUS ile FALYANOS
( ... İLE Yunus balığının irisi. )
- BENEKLİ YUNUS ile ESMER YUNUS
- BENEKLİ YUNUS ile BÜYÜK ŞİŞE BURUNLU YUNUS
( Derinlerde avlanırlar. İLE/VE Sığ sularda avlanırlar. )
( ... İLE Karayipler'de yaşarlar. )
( ile )
- YUNUS/BALİNA ile PASİFİK DOMUZ BALİNASI (MUTUR/YUNUS/AZAK YUNUSU)
( [Lat.] ... cum PHOCOENA PHOCOENA )
- DİŞLİ BALİNALAR ile/ve DİŞSİZ/ÇUBUKLU BALİNALAR
( Dişleri yaşam boyu değişmeden kalır. )
( [Lat.] ODONTOCETI cum/et MISTICETI )
( )
( 1. Grönland Balinası | 2. Katil Balina | 3. Kuzey Atlantik Balinası | 4. İspermeçet Balinası | 5. Deniz Gergedanı | 6. Mavi Balina | 7. Çatalkuyruklu Balina | 8. Beyaz Balina )
-@@ BALİNA ile KATİL BALİNA / ORCA
@( [Ar.] CEMEL-İL-BAHR / CEMEL-ÜL-MÂ': Kılıçbalığı. | Balina. )
( WHALE with ORCA )
( ... ile )
- ORCA'LARDA: RESIDENTS ile/ve TRANSIENTS ile/ve OFFSHORES
( Vancouver Adası'yla anakara arasında yaşarlar. İLE/VE Çeşitli bölgelerde geçici öbekler halinde yaşarlar. İLE/VE Açık denizlerde yaşarlar. )
( 25 ya da daha kalabalık öbekler halinde yaşarlar. İLE/VE 3-5'inin birarada bulunduğu, geçici olarak oluşturukları öbekler halinde yaşarlar. İLE/VE ... )
( Başta Somon olmak üzere sadece balıklar ile beslenirler. İLE/VE Yunuslar ve foklar olmak üzere sadece memelilerle beslenirler. İLE/VE ... )
( Orca'lar denizlerdeki en hızlı memelidir. [Avlarına saldırırken 30 mil'e ulaşırlar.] )
- BALİNA ile MAVİ/GÖK BALİNA
( ... İLE Gelmiş geçmiş en büyük canlıdır. [İkinci sırada bulunan Afrika Fili'nden 30 kat daha ağırdır.][En büyük dinozor bile ağırlığının yarısına zor erişirdi.] )
( ... İLE Boyu, burun ucundan kuyruğunun ucuna kadar ortalama 30 metre uzunluğa kadar ulaşabilmektedir. Ağırlığı da genellikle 190 ton civarındadır. )
( ... İLE Gövdesine günde 88, saatte 3.5 kg. ekler. )
( ... İLE Kalbi günde 7500 litre kan temizler. [Bir seferde 225 litre kan pompalar.] [Aort damarı 5 yaşında bir çocuğun yüzebileceği büyüklüktedir.] )
( ... İLE Ortalama ömürleri olan 70 yıl boyunca, her yıl Ekvator ile kutuplar arasında yolculuk yaparlar. )
( ... İLE 2-3 yılda bir ve yaklaşık bir yıllık gebelik süresi sonunda tek yavru doğurarak ürerler. Yavrularını Ekvator sularında doğururlar ve büyümeleri için 5 ay boyunca Ekvator sularında kalırlar.[Her gün 500'er lt. süt emzirerek ve toplam 50 ton ağırlık kaybederek] )
( ... İLE Ortalama 22 kilometre hızla yol alsalar da, hızlarını kolayca 50 kilometreye kadar çıkarabilirler. )
( ... İLE İspermeçet balinasından sonra en yüksek sesli ikinci hayvandır. )
( ... İLE Maalesef günümüzde sayıları 5000'in altına düşmüştür. [1868'te patlar zıpkının yapılmasından sonra avlanarak (1931'de, 29.000'i tek bir avlanma mevsiminde öldürülmüştür.) :((] )
( ... ile | )
- BALİNA ile GRİ BALİNA
( ... İLE/VE Bilinçsizce yapılan avlanmalardan dolayı dünyada sadece 50 gri balina kalmıştır. )
( ... ile )
- BALİNA ile KADIRGABALIĞI/İSPERMEÇET/SPERM BALİNASI
( ... İLE Erilleri, en büyük beyine sahip hayvandır. )
( ... İLE 1000 m. derinlikte yaşayabilir ve avlanırlar. [2000 m. derinliğe kadar dalabilirler] )
( ... İLE 40 dk. boyunca suyun altında kalabilirler. )
( ... İLE En yüksek sesli hayvandır. )
( ... İLE Karayip falezlerinde görülebilmektedir. )
( ... ile )
- BALİNA ile KAYTAS
- BALİNA ile KUZEY BALİNASI
( ... İLE Okyanuslarda yaşayan balina. )
- BALİNA ile BUZUL BALİNASI
( [Lat.] ... cum EUBALAENA GLACIALIS )
- BALİNA ile BALEN BALİNASI
( ... ile )
- BALİNA ile BRİT BALİNA
- BALİNA ile KAMBUR BALİNA
( ... İLE 12 - 16 metre uzunluğunda ve 35 - 40 ton ağırlıkları vardır. )
( ... İLE Her yıl beslenme ve üreme amacıyla göç ederler. [Kışın kutuplarda, yazın tropik denizlerde olmak üzere yaklaşık 25.000 km. yolculuk ederler.] )
( ... with HUMPBACK WHALE )
( [Lat.] ... cum MEGAPTERA NOVAEANGLIAE )
( ... ile )
- BALİNA ile KÜÇÜK DİŞLİ BALİNALAR
- BALİNA ile MUSUR
- BALİNA ile NAR BALİNASI / CESET BALİNASI / DENİZ GERGEDANI
( ... İLE Alt çenedeki tek dişin üst dudağı delerek 2 - 3 m. uzamasının sonucudur. )
( ... ile )
- BALİNA ile BEYAZ BALİNA (BELUGA)
( ... İLE Sırt yüzgeçleri yoktur. )
( ... ile )
Bu sayfanın devamı için üyeliğiniz/katılımınız gerekmektedir!...
( This part needs your membership/participation to continue on this page!... )
Sayın Ali DEMİRSOY'a, Lütfi YALÇINKAYA'ya ve A. Kadir ALTINDAŞ'a,
belgesel yapımcı ve araştırmacılarına,
Türkiye ve Avrupa'nın Kuşları ve Cahillikler Kitabı yazar ve çevirmenlerine
paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz. |
Yük hayvanı olarak kullanılan atlara ve katırlara kapasitelerinin üzerinde yük yüklenmemesi
İstanbul Kâdısı'na hüküm ki:
İstanbul Muhtesibi Mehmet Çavuş mektubunda şu hususları arz etmiştir.
Hamalların taşımacılıkta kullandıkları at ve katırlara taşıyamayacakları kadar fazla yük yükleniyormuş.
Hamallar kethüdâsına buyurdum ki:
Bundan sonra hiçbir at ve katıra kapasitesinden fazla yük yükletmeyesin. At ve katırların beslenmelerine, nallarına ve semerlerine dikkat edilmesi için gerekli önlemleri aldırasın. Hiçbir hamala semtlere göre belirlenen ücretten fazla bir şey talep ettirmeyesin. Yakın semtlere ücret az diye taşıma yapmak istemeyenleri ve belirlenen ücretten fazla bir şey isteyenlerin adlarını ötekilere ibret olması için yazıp bildiresin ki, gerekli ceza verilsin. Bu emrime uygun hareket eden hamallara kimse dokunmasın.
Sultan II. Murad
18 Mart 1587
|
Hayvanlar kendi aralarında günlük faaliyetlerini devam ettirmelerinin yanısıra, zaman zaman çeşitli sosyal etkinlikler de düzenliyorlar. Kimisi şarkı söylüyor, kimisi tiyatro, taklit, kimisi dans ederek hep birlikte eğleniyorlar. Fakat içlerinde biri bunlardan hiç memnun değil. KURBAĞA! Bu kurbağanın hiç sevmediği biri var. O da bu gösterilerde en yetenekli, en usta, herkesin gönlünde taht kurmuş, en başarılı dansçı olan KIRKAYAK. Fakat bir türlü Kırkayak'ın başarısını kabullenemeyen kurbağa her fırsatta onu kötüler, ona çeşitli tuzaklar kurar ve hiçbirinde de başarılı olamaz. Yine bir gün evinde oturmuş, nasıl bir tuzak kursam da artık bir daha hiç dans edemese diye düşünürken kafasında adice (kendi açısından parlak) bir fikir belirir. Alır kağıdı kalemi eline, üç sayfalık bir mektup yazar.
İlk iki sayfa övgü dolu sözlerle doludur;
" Ben, sizi çok beğenen bir hayranınızım. Tüm gösterilerinizi kaçırmadan izlerim. Arkadaşlarıma da hep anlatırım sizin ne kadar yetenekli, ne kadar usta olduğunuzu. Bence hiç kimse sizin kadar iyi dans edemez. En iyisi sizsiniz. Sizi kutluyorum ve başarılar diliyorum."
Üçüncü sayfaya geldiğinde tüm bu övgülerin ardından bir soru gelir.
"Gerçekten çok çok iyisiniz. Bir profesyonelsiniz. Fakat nasıl oluyor da, kırk ayağınızı birden, karıştırmadan, bu kadar iyi dans edebiliyorsunuz?"
Böyle bir soruyla kafası karışan Kırkayak artık bir daha dans edemez noktaya gelir.
Düşündürdükleri;
- Hayatımızda bir tümcenin, bir sözcüğün, ne kadar etkili olabildiği;
- Konuştuklarımızın ve yaptıklarımızın ne derecede etkili olabildiği;
- Bazı bilgileri zamanında, yerinde, kişiye ve olaylara göre değerlendirme gibi büyük sorumluluğumuzun olduğu;.
- Kişileri ve kitleleri maniple etmek gibi bir hataya düşmemek gerektiği.
|
Kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı`nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını anımsayıp;
Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyler yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
Baykuş yıkıntılarını özlemiş,
Balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yok oluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg'un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;
"SİMURG ANKA – Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş!
----------------------------
Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yok oluşu yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
|
(Üveyik - Keklik - Ördek, üçü beraber sahneye çıkarlar, izleyicilere selam verirler.)
- Merhaba arkadaşlar biz birkaç av kuşuyuz.
Üveyik - Benim adım şirin Üveyik!
Keklik - Merhaba, ben zeki Keklik!
Ördek - Merhaba ben bay Vak Vak!.. Tanıştığımıza sevindim de (Keklik'e döner) senin adın neden Zeki?
Keklik - Çünkü ben çok akıllıyım. Her bir sorunu çözerim.
Üveyik - İyi öyle ise, benim bir sorunum var buna çözüm bulabiliyor misin?
Keklik - Söyle bakalım sorunun nedir?
Üveyik - Benim sorunum avcılar...
Keklik - Ne...? Hani nerede avcılar? (Korkuyla)
Ördek - Benim de sorunum aynı...
Keklik - Kusura bakmayın arkadaşlar buna bir çözüm bulamam. Neden derseniz;
benim de sorunum avcılardır. Tek başıma sorunu çözemem. Ama hepimiz birlik
olursak belki bu sorunu çözebiliriz. Yalnız çok dikkatli olmalıyız.
Üveyik - Ben bu düşünceye katılıyorum. Ancak bir plan yapmalıyız.
Ördek - Evet iyi bir plan... Vak vak!
Keklik - Tüm arkadaşları uyarmak gerekir.
Ördek - Ben bizimkileri uyarayım, siz de sizinkileri uyarın.
Üveyik - Benim bildiğim, avcıların elinde bizim seslere benzer ses çıkaran
aletleri var. Avcılar gelince ses çıkarmayacağız ki bizim seslerle alet sesleri
birbirine karışmasın.
Ördek - Önce sessizlik... Vak!
Üveyik - Aman dikkat!..
Keklik - Alet sesine kanan arkadaşlar gidip avcıların torbalarına konuyorlar
ve tabii av çorbası oluyorlar !..
Üveyik - Dikkatli olalım seslere kanmayalım.
Ördek - Avcıların torbasına konmayalım.
Keklik - Haydi herkes kendi cinslerine haber versin, planımızı açıklasın.
( Herkes yanlarına birkaç arkadaş alarak ormana, dağa bayıra, göle ovaya
dağılmışlar, tüm kuşları uyarmışlar. Tekrar üçü planlanan yere gelmişler. )
Keklik - Herşey tamam mı arkadaşlar?
Ördek - Tüm ördeklere haber verdik.
Üveyik - Tüm kuşlara haber saldık. Suss!.. Bir ses duydunuz mu?
Ördek - Benim karnım açlıktan guruldadı da...
Keklik - Öyle ise birlikte sofra hazırlayıp başarımızı kutlayalım. Ha ne dersiniz?
Ördek - Üveyik - Tamam deriz, ne diyelim!...
Elif ENGİN
7/A No.102
Lalaşahinpaşa İlköğretim Okulu
Eşref YILMAZ'ın, "ÇOCUKLAR DA YAZAR" adlı kitabından. (GÜNİZİ KİTAPLIĞI)
|
Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana
rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an
göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış
ve yılanı vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış, dile gelmiş. Ey insan,
sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim demiş. Bir kör kuyuya
dalmış ve kaybolmuş.
Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve oduncuya uzatmış.
"Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim."
Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Hiçkimseye olan
biteni anlatmamış, ailesi dahil. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için
durumunun düzeldiğini zannetmiş. Yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına
gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.
Gel zaman git zaman, oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez
olmuş. Bir kaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu
oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış.
"Git kör kuyunun başına ve oğlum olduğunu söyle, yılan sana altın verecek"
demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş, yılan önce saklanmış, sonra ortaya
çıkmış.
Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir
altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı öykünün gerçek olduğunu görünce hırsa
kapılmış, kimbilir daha ne kadar altın var kuyudan içeride demiş... Hırsla
yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu
koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.
Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta
yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.
Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılan o arada görünmüş ki,
kuyruğu yok ve kanlar içinde...
Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız,
yıllardır velinimeti olan yılan yaralı...
Hatalı olan oğlum olmalı demiş ve yılandan özür dilemiş. Tekrar dost
olalım demiş...
Yılan ise acı acı gülümsemiş. Çok isterdim ama... Sende bu evlat
acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız.
|
Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir.Kurt, adamın önüne çöker
ve yalvarmaya başlar:
Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.
Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar; köylü "görmedim" der ve avcılar uzaklaşır.
Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir; ağzını açar; kurdu dışarı salar.
"Çok teşekkür ederim." der kurt; "Bana büyük bir iyilik yaptın.".
"Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar.
Bir dakika, diye seslenir kurt.
"Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum; çok bitkin düştüm, açım. Kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem gerek ve burada senden başka yiyecek bir şey yok."
Köylü şaşırır:
"Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."
"Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur", der kurt.
"Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım."
Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler. Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar.
"Ne vefâsı?" der kısrak. "Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığım zaman, beni böylece kapıya koydu..."
Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.
"Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der köpek.
"Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur..."
Kurt köylüye döner:
"İşte gördün" der.
Köylü de son bir çabayla;
"Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye" diye yanıt verir.
Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar.
Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir.
"Her şeyi anladım da..." der tilki. "Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?"
Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar:
"Gözümle görmeden inanmam..."
İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır ve:
Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık! diyerek, torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar.
Sonra tilkiye döner:
"Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın" der.
Tilki de:
"Benim için bir zevkti" diye yanıt verir.
O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır; bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.
Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
"Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş..."
|
Kırlangıç, bir adama aşık olmuş.
Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış,
güzel durduğuna ikna olduktan sonra....
Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.
Tık...tık...tık...
Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir
meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan?
Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes
almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:
- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun
zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya.
Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış.
- Yok daha neler?
- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.
Gerekçesi de sersemceymiş:
- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş.
Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek
bir kez daha şansını denemiş:
- Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni.
Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.
Adam kararlı, adam ısrarlı:
- Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kabaymış,
lafı kısa kesmiş:
- İşim gücüm var, git başımdan!
Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:
- Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda.
Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda
kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni
eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın!
Yalnızlığını paylaşırım... demiş.
Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine
içerlemiş. Pek bir sinirlenmış.
- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş.. Kuştan onu rahat bırakmasını
istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de basarısızlıkla
çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.
Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine
itiraf etmiş:
- Hay benim akılsız başım demiş.
- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir
dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle
kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.
Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:
- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu
içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü
yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama...
Onunki hiç görünmemış!
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç yokmuş!
Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak
ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.
Olanları anlatmış. Bilge kışi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
- Kırlangıçların ömrü altı aydır...
* * * * *
Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve
değerlendiremezseniz uçup gider.
Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini
bilemezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler.
|
MORO'NUN BİR ÇİFT SÖZÜ VAR |
Ben her "insana" güvendim. Çevremde hiçbir şeye ve hiç kimseye zarar vermedim.
Kendi köpek arkadaşlarıma bile, sahibimi kıskanmadığım sürece, havlamadım. Yaşamım
boyunca bir kediyi bile ürkütmedim, kovalamadım.
Merhaba insan dostlarım. Adım Moro. Yunanca "bebek" demek. Yedi yaşında çok yakışıklı,
simsiyah, otuz kiloluk bir kurdum... Bir köpek olarak dünyaya gelmişim elimde olmadan.
Görenler bakmaya, dokunanlar sevmeye doyamazlardı. Tüm bunlar, sekiz saat boyunca
çektiğim dayanılmaz acılarla "ölmek için yalvartan" zehiri yemeden önceydi tabii... Nazar
mı deydi acaba ? Hiç kimseye zararım yoktu ki...
Tüm aşılarım zamanında yapıldığından, yılda iki kez dökülen tüylerim bile kimseye zarar
vermezdi. Yaşadığım apartmanın arka bahçesinde küçük çocuklarla top oynar, benden
korkan çocuklara da sevecen davranarak onlara hayvan sevgisi aşılardım. Üstüme binmelerine,
tüylerimi, hatta çok gurur duyduğum kulaklarımı çekmelerine birşey demezdim. Ne zaman
havlayacağımı, ne zaman susacağımı bilirdim.
Sahibimin deyişiyle "yakışıklı" bir köpektim. Sahibim, en sevdiğim kemiği "Bırak!" derse bırakır,
"Bekle!" derse bekler, "Koş!" derse koşardım. Aslında "Öl!" dese ölürdüm bile onun için.
O denli mutluydum ki onunla... Çok seviyordum onu. Ben onunla yedi yıl birlikte yaşadım; bu
yüzden bilirdim ki; kemiği ya da topumu bıraksam bile, o birazdan bana onu mutlaka verirdi...
Hep güvendim ona. Yalnızca ona değil, ben her "insana" güvendim. Çevremde hiçbir şeye ve
hiç kimseye zarar vermedim. Kendi köpek arkadaşlarıma bile, sahibimi kıskanmadığım sürece,
havlamadım.
Yaşamım boyunca kediyi bile ürkütmedim, kovalamadım.
Dolu dolu, maceralıca yaşadım. Sizlerden ve kendi ırkımdan çok sayıda dostum oldu.
Bir kez daha zehirlenmiştim önceleri; ama o alerjik birşeydi; yüzüm gözüm biraz şişmişti, hepsi bu...
Sonra bir kez de yüksek bir yerden denize düşmüştüm. Bir kez de araba çarpmış, kalça kemiğim
kırılmıştı. Ama tüm bu olaylarda hiç kimse bana zarar vermek için plan yapmamıştı. Bir
sokak kavgasında, sevgilimi paylaşmak istemediğimden başka bir ırkdaşımca zarar görseydim,
bu bile benim seçimim olurdu. Oysa hiç koklamadığım, hiç tanımadığım bir zehiri, sevdiğim bir et
ve ekmek parçasının üzerine koyarak beni öldürmeniz, sekiz saat can çekişmeme neden olmanız,
bunu evimin bahçesinde yapmanız... Bana pek hakça gelmedi...
Yaşamlarını, benim gibi evde sürdüremeyen ve sokaklarda gruplar halinde dolaşan diğer arkadaşlarım
bu konuda benden daha şanslılar... Çünkü, bu zehiri yememek için, gruptan biri özveride bulunup onu
yiyormuş. Onun debelenerek can verdiğini gören ötekiler, bir daha o kokunun yanına
yaklaşmıyorlarmış. Tıpkı, karşıdan karşıya geçmeyi, bir arabanın çarptığı arkadaşlarını
seyrederek öğrendikleri gibi... Bunları şimdiki dünyamda, diğer ölenlerle konuşarak, öğreniyorum...
Ama artık çok geç... Beni ne çok seven olduğunu, öldürülmemden dolayı herkesin ne
denli üzüldüğünü, kimlerin sahibimi aradığını, ne çok insanın benim için ağladığını görebiliyor ve
duyabiliyordum yukarıdan. Onlar için çok üzülüyorum. Ama ahh, o sahibim yok mu? Ah, onun
üzüntüsü burada beni binlerce kez daha öldürüyor... Bir de ne biliyor musunuz ? Son
anlarımda, sürüne sürüne yanına gidip, üç-dört dakika gözlerinin taa içine bakıp vedalaşmıştım;
ama onun bu vedayı anlamadığı, anlamak istemediği anda bana "Hadi yine yırttın yakışıklı!" dediği o
sesi hâlâ kulağımda...
Sizinle birlikte olmayı, koşmayı, zıplayıp havadan topumu kapmayı, sahilde frizbi oynamayı,
yedi yıldır çiğneyip de ancak yarısına gelebildiğim plastik kemiğimi bitirebilmeyi -tadı hâlâ damağımda-,
denize girmeyi, dağda özgürce koşabilmeyi, sahibimin bisikletinin arkasından koşabilmeyi, kana kana su
içebilmeyi, kuru ekmek yemeyi, sahibimin sevinçten çişimi kaçırdığımdaki azarlamasını bile
yeniden yaşayabilmeyi ne çok isterdim... Henüz yolun yarısındaydım; ama bitirmeme
izin vermediler. O zehri oraya atanlara söyleyecek birkaç sözüm var:
"Bu dünya sizin değil!" yaşadığım sürece, sokak arkadaşlarımı gece havladıkları için size
şikayet ederek zehir atmanıza neden olan insanların çocukları, evimizin karşısındaki açık
tiyatroda her gece sabahlara dek nara atıp, biz köpeklerden daha fazla gürültü yaparak,
onlarca bira şişesi kırıyorlardı.
O cam parçaları yüzünden, iki kez ayağım kesilmişti. Yollarımızda, sürücüler, bir yaya
gördüklerinde frene basacaklarına kornaya ve gaza sonuna dek basıyorlar, arabalarını
hızlı hızlı kullanarak insanların üstlerine sürüyorlardı. "Tanır mıyım acaba?" diye kokladığım
çişlerin kimi insanlara aitti. Yerler köpek kokusundan çok, insan tükürüğü ile doluydu. Peki
bu sırada siz ne yapıyordunuz?
Trafik terörünü önleyebilmek için bugüne dek herhangi bir düşünce geliştirdiniz mi? Yollara
tüküren, sümküren, hatta pisleyenlere ne yaptınız? Kırılan bira şişelerinin değerini, onu
süpüren belediye işçisinin zamanını, orada oynarken ayağı kesilen bir çocuğun acısını,
o kesiği diken doktorun zaman kaybını hesap ettiğinizi de hiç sanmıyorum.
Çünkü, siz en vahşi yolu en kolay ve en pahalı olduğu için seçenlerdensiniz. Siz asıl sorunları
tartışmak yerine, "Zehiri etin içine mi, yoksa lavaş ekmeğinin içine mi süreceğinizi" tartışıyordunuz.
Ben karşıdan gelen bir çocuğa kuyruk sallayıp, çevremdeki insanlara sevgi dağıtırken, siz beni
nasıl öldüreceğinizi hesaplıyordunuz. Çok kırgınım, gene de size benim ölümüm gibi bir ölüm
dilemek, benim hayvanca duygularıma yakışmaz...
Bence "insanlığınızı" ve "aklınızı" sorgulayın... Doğru yapıp yapmadığınızı, insanların yaptığı
işkenceleri, cinayetleri, rant uğruna verdikleri zararı, bir de dünyaya bizim verdiğimiz sevgiyi
düşünün... Yüreğinizden sevgi hiç eksilmesin dileklerimle...
Moro Jr., Belçika Kurdu, erkek, 01.03.1992'de doğdu. 09.07.1999'da İzmir Karşıyaka'da
striktin ile zehirlenerek öldürüldü. Büyük Yamanlar Dağı Karagöl yolunda, oynamayı çok
sevdiği bir yere gömüldü.
|
|