FaRkLaR KILAVUZU/"SÖZLÜĞÜ" 
DAVRANIŞ VE TUTUMLAR'DA
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )
( DiFfeReNCeS GUIDE/"DICTIONARY" )
( WHAT NEEDS TO BE IN YOUR AWARENESS; WHAT NEEDS TO BE DISTINGUISHED! )
|
|||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||
- SOLUK ÇEŞİTLERİ ve SOLUK EGZERSİZLERİ!!! - OKUMAK! ve OKUMAK! ve OKUMAK!( Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, okuduğumu anlarım. ) ( Kurnaz insanlar okumayı küçümserler, basit insanlar ona hayran olurlar, akıllı insanlar ise ondan yararlanırlar. ) ( Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. ) ( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] ) ( READING! and READING! and READING! ) - OKUMAK: SABAH ile AKŞAM ile YATARKEN/YATMADAN ÖNCE - OKUMAK: YOLDA ile/ve BEKLERKEN - OKUMAK: ÖNCELİKLE ile/ve TEKRAR TEKRAR - OKUMA ile DOKTORA TİPİ/SÜRGÜ YOLLU OKUMA - KİTAP/DEFTER VS. SAYFALARININ UCUNU BÜKEREK ÇEVİRMEK yerine/değil BÜKMEDEN (DIŞINDAN/YAPRAKLARINDAN)(ALTTAN/ÜSTTEN/YANDAN) ÇEVİRMEK - KİTAPTA: YAPRAĞIN UCUNU/YARISINI KATLAMAK değil/yerine AYRAÇ KULLANMAK ( ON BOOK: TO FOLD UP HALF OF(/TIP OF) THE PAPER -> TO USE SEPARATOR ) ( ON BOOK: TO USE SEPARATOR instead of TO FOLD UP HALF OF(/TIP OF) THE PAPER ) - ARKADAŞ VE YAKINLARIN YANINDA: DERGİ/GAZETE OKUMAK ile/değil/yerine DERGİNİN/GAZETENİN OKUNACAK ZAMANINI VE YERİNİ BİLMEK - NE YAPACAĞINI BİLMEK ile NE YAPMAYACAĞINI! BİLMEK!!! ( Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. ) ( Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar: Nasıl bu noktaya geldiniz? Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş. Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki: - Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir. Yanıt: Heh işte! O ne yaptıysa ben yapmadım! ) ( TO KNOW, WHAT TO DO with TO KNOW, WHAT NOT TO DO ) - YAPMA!: EMİR değil KOLAYLAŞTIRMA/HIZLANDIRMA ( Bilenlerin/tecrübelilerin/büyüklerin, "... Yapma!/Etme!" sözleri/öğütleri, bir yasak/engel/kısıtlama değil yapılmayacakların kolay ve daha az olmasından dolayı, tecrübelerinden yararlanılmasını istedikleri içindir. Hemen buyruk/emir olarak algılanıp tepki göstermemekte yarar vardır! ) - DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA: KOŞMAK/EMEKLEMEK değil/yerine YÜRÜMEK - DAVRANIŞ ve/<> İYİ NİYET ( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. ) - (SİGARA) YASAĞI değil KISITLAMA/SI ( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, insanların bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir. "YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir. "YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır. Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. ) - YAZIT - PAYLAŞIM ile/ve/değil PAYLAŞIMI YAŞAMAK ( [not] SHARING with/and TO LIVE/FEEL THE SHARING ) - PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K" - ŞEHİRDE YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine ŞEHİRLİ OLMAK - BAKMAYIN! KATILIN! - "KİMSE DİKKAT ETMİYOR" yerine/değil BEN NE YAPMAMALIYIM/YAPABİLİRİM? - TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK - SU KAMPANYASI - KAN VE ÖRGEN BAĞIŞI ( KAN VER, SAĞLIĞINI KAZAN! KAN VER, HAYAT KURTAR! ) ( ALO 184 - ORGAN BAĞIŞ HATTI ) - DÜRTÜ ile GÜDÜ(MOTİVASYON) ( Fiziksel kaynaklı gereksinim. İLE Zihinsel/düşünsel kaynaklı gereksinim. ) ( DRIVE with MOTIVATION ) - PERFORMANS= İLETİŞİM ve GÜDÜLENME ve YETKİNLİK/LER ( NE? ve NEDEN? ve NASIL? ) - DAVRANIŞ ile/ve TUTUM ( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. ) ( BEHAVIOUR with ATTITUDE ) - DAVRANIŞ ve TUTUMLAR'DA - DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ ( BEHAVIOUR with/and STABLE BEHAVIOUR ) - TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK - ERKEN DAVRANMAK yerine DÜŞÜNMEK/FELSEFE YAPMAK - TUTUM ile TAVIR ( ATTITUDE with MANNER ) - TUTUM ile/ve NİYET ( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). ) ( İlke'li düşünmek niyettir. ) ( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. ) ( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. ) ( ATTITUDE with/and INTENTION ) - NİYET'TE: SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK ve TUTUM'DA: RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET ( Özgürlüğe ulaştıran içtenliktir, kuram değil. ) ( Eğer içtenliğe sahipseniz, hangi yolu tutarsanız tutun, sizi hedefinize götürecektir. ) ( Belirleyici etmen içtenliktir. ) ( Samimiyetiniz size kılavuzluk edecek. ) - NİYET ile YÖNELİM - NİYET ile/ve EYLEM ( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. ) ( INTENTION with/and ACTION ) - UZUN UZUN DÜŞÜNMEK/BOŞ BOŞ OTURMAK ile/ve/değil/yerine AZ AZ (DA OLSA) EYLEMEK/BİR ŞEYLER YAPMAK ( Pek kolay olmasa da... ) ( Kepçe tutan elim olsun, dış kapıda yerim olsun! ) - YAPMAK İSTENİLEN ile/ve YAPILMASINA İZİN VERİLENLER ile/ve YAPILABİLENLER ( Güdülenme. İLE/VE Görev tanımı. İLE/VE Yetkinlikler. ) - DOĞRU İŞİN YAPILMASI ile/ve/<> İŞİN DOĞRU YAPILMASI ( Etkililik. İLE/VE/<> Etkinlik. ) - İŞE ALINMA ile/ve İŞTEN ÇIKARILMA ( Bilgi, beceri gibi özelliklerle. İLE/VE Davranış ve tutumlarla. ) - OTURMAK ile/ve/değil AYAKTA DURAMAMAK - ŞİKÂYET ETMEK değil/yerine NE YAPABİLECEĞİNİ VE NASIL YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK VE EYLEME GEÇMEK - EYLEM ile ÖZGÜRLEŞTİRİCİ EYLEM(SATSANG) ( O, ırmağa götürür ama geçiş size aittir. ) - KOLAY (OLAN) ile/ve/değil/yerine ETKİLİ (OLAN) - ZAMANI ARTIRMAK ile/değil ETKİ ALANINI GENİŞLETMEK - AZALTICI TEDBİR/LER ile/ve/değil/yerine ÖNLEYİCİ TEDBİR/LER ( Ucuz, kolay. | Görünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Pahalı, kolay olmayan. | Pek görünmez. ) - ALIŞKANLIK ile/ve TEMBELLİK - TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK - "DALGA GEÇMEK" ile/ve/değil (SADECE) TAKLİT ETMEK - BAZI KAVRAMLARI: KOPYALA-YAPIŞTIR değil/yerine TEKRAR TEKRAR DA OLSA YAZMAK - GÜNLÜK YAŞA(MAK) ile/değil/yerine GÜNÜ YAŞA(MAK) ( Vurdumduymazlık içinde, hesapsız, düzensiz, aykırı, asalak yaşam. İLE/DEĞİL/YERİNE Gün içinde yaşanan, olan-biten herşeyi, olumlu ya da olumsuz tam anlamıyla yaşamak. ) ( Temel olan, günü tam bir uyum ve bütünlük içinde yaşamak. Günü Yaşa(Carpe Diem), günlük yaşamak değildir! ) ( [not] LIVE IN DAILY with LIVE THE DAY [CARPE DIEM] ) ( LIVE THE DAY [CARPE DIEM] instead of LIVE IN DAILY ) - ŞEYLERİ: HAYAL ETTİĞİN GİBİ GÖRMEK yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK ( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. ) ( THE THINGS: TO SEE WHAT EVER THEY ARE, AS BEING instead of TO SEE HOW YOU IMAGINE/DREAM ) - DÜŞÜNCEYİ/HAYALİ DOĞAYA YANSITMAK değil/yerine DOĞAYI ZİHİNDE İNŞA ETMEK - SEVGİ ile/ve/yerine KOŞULSUZ SEVGİ ( Sevgide belli bir düşünce kaynaklı ve/veya dayanaklı, beklentili bir duygulanım durumu varolabilir, fakat koşulsuz sevgide hiçbir düşünce, beklenti olmaksızın, olumlu-olumsuz her koşulda sevmek vardır. ) ( KOŞULSUZ SEVGİ, "EĞER"siz, "ÇÜNKÜ"süz, "AMA"sız; "RAĞMEN"li SEVGİ'dir! ) ( Ayırt etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna SEVGİ diyebilirsiniz. ) ( İdrak edeceksiniz ki bilmek sevmektir, sevmek de bilmektir. ) ( Sevgi ve sevginin ilham ettiği irade (istek) olmadıkça, hiçbir şey yapılamaz. ) ( Sevgi tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. ) - KUŞKULU SEVGİ yerine KOŞULSUZ SEVGİ ( UNCONDITIONAL LOVE instead of SUSPICIOUS LOVE ) - KUŞKUSUZ SEVGİ ile KOŞULSUZ SEVGİ ( UNSUSPECTING LOVE with UNCONDITIONAL LOVE ) - "SENİ SEVİYORUM" (DEMEK/DİYEMEMEK) ile/ve/değil/yerine SEVDİĞİNİ GÖSTERMEK/YANSITMAK/YAŞATMAK - KORKU ile/değil/yerine SEVGİ ( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil, sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. ) ( [not] FEAR with LOVE ) ( LOVE instead of FEAR ) - GÜVEN ile BEKLENTİ ( Beklenti sizi güvensiz kılar. ) ( Amacınızın herhangi bir beklenti taşımayan salt iyi niyet olduğundan emin olun önce. ) ( Elinizde mevcut olandan eminseniz, nihai olana asla ulaşamazsınız. ) ( CONFIDENCE with EXPECTATION ) - İSTEMEK ile GERÇEKTEN İSTEMEK "( Zihindeki günlük 40-50.000 düşüncenin büyük bir bölümünün tanımlanmamış/netleşmemiş, pasif temelli, sıradan, dayanaksız, isteme eylemi. İLE Sıradan isteğin bir üst aşaması olan gerçekten istemenin, gerekeni yaparak ve istenenin umudu ve çabası, içtenliği, samimiyeti ve ciddiyeti ile istemek. )" ( WANT/REQUEST with REALLY WANT/REQUEST ) - ÇOK İSTEMEK ile/yerine GERÇEKTEN İSTEMEK ( REQUEST SO MUCH with REALLY REQUEST/WANT ) ( REALLY REQUEST/WANT instead of REQUEST SO MUCH ) - ÇOK/GERÇEKTEN İSTEMEK ile TAM/DOĞRU İSTEMEK - İSTEMEK ile/ve İNANMAK ( TO ASK/REQUIRE with/and TO BELIEVE ) - YEMEK DÜZENİ ve ÇATAL-BIÇAK KULLANIMI! ( Yemek yenilebilmesi için hazırlanan, masanın üzerinde bulunan tüm araç ve gereçlere Kuver denir. Ala Carte Kuver, Tabldot Kuver, Fiks Menü Kuveri, Kahvaltı Kuveri, Çay Kuveri olarak düzenlenir. ) ( - Önce yenecek yemeğin takımı kuverin en dışına, en son yenecek yemeğin takımı en içe konulur. - En dıştaki takımdan başlanır, içe doğru devam edilir. - Çatal ve bıçaklar boyları itibariyle masanın kenarına, takımların saplarına göre hizalandırılır.(Büyüklüklerine göre sıralandırılmaz/hizalandırılmaz!) - Bıçaklar, kesici tarafı tabağa bakacak biçimde, sağ tarafa konulur. - Ekmek tabağı sol tarafınızda bulunur ve bıçağı da üzerinde, kesici tarafı sola/dışa bakacak şekilde bulundurulur. - Bardaklar sağ tarafta ve bıçaklarınızın önünde bulundurulur. - Tatlı takımında ise, çatal hemen tabağın üzerinde sağ tarafa dönük(sapı solda!), bıçak(keskin tarafı içe/aşağıya dönük) ve kaşık ise çatalın üstüne, sol tarafa dönük(sapı sağda!) konulmalıdır. Sadece dondurma kaşığı(ucu düz kaşık), çatalın alt tarafına(tabağın hemen üstüne), sola bakacak şekilde(sapı sağda!) konur. Tabağın önündeki tatlı takımı, tatlı gelene kadar kullanılmaz.(Yedi yaşın altındaki çocuklara verilebilir belki.) - Çorba kaşığı sağda ve en dışta bulunur. (Sol taraftaki kaşık solunuzda oturan kişiye aittir!) - Üzüm, kiraz gibi yiyecekler için takım bulunmaz. - Hardal ve ketçap türevleri önceden masaya konulmaz. - Sürahi ve şişeler için altlık kullanılmalıdır. - Ekmek Tabağı 15 cm., Salata ve Tatlı Tabağı 17 cm., Zeytinyağlı Tabağı 19 cm., Çukur Çorba Tabağı 19 cm., Ordövr Tabağı 21 cm., Ana Yemek Tabağı ise 24 cm.dir. - Yemek peçetesi (35 cm. X 50 cm.)dir. ( Çeşitli biçimlerde katlanmış bez peçeteler bir köşesi tabağın altına sıkıştırılarak kucağa doğru sarkıtılır. Gerektiğinde kullanılmalıdır! Kağıt peçete aranmamalıdır! Çok gereksinim duyulduğunda garsondan istenebilir ya da yanınızda bulundurulmalıdır! ) - Çatal ve bıçak, kalem tutar gibi tutulmaz! Sapları hiçbir zaman baş parmak ve işaret parmağının arasında kalmamalıdır. - Sapı avuç içinde kalacak şekilde, işaret parmağıyla desteklenecek şekilde tutulur. - İkide bir, el değiştirilerek kullanılmaya çalışılmaz! - Bazı yiyecekler(pizza gibi), gerektiğinde ve/veya çevreye/çoğunluğa/ülkeye göre elle de yenilebilir. - Salata için, ana yemek çatal ve bıçağı kullanılır. - Çatal-bıçağı doğru tutmak için, birşeyler kesmeye alışmak için, önceden, kendi başınıza çalışma yapmanız yararlı olacaktır! - Bıçağın üzerine birşeyler konmaz, bıçakla birşey alınmaz, bıçakla birşey yenilmez! Hiçbir zaman, hiçbir şekilde bıçak ağza götürülmez! Bıçak sadece yardımcı bir araçtır! Bıçağın işlevi, ekmekle ya da başka birşeyle karşılanmaya çalışılmaz!(Bazen, "çatalın kenarıyla bölünebilir" düşüncesinde bile, [olabildiğince] çatal yerine bıçak kullanmak gerekir.) - Çatalı sağ elde tutmak için (sağ elle yemek için), yemek önceden lokmalara ayrılmaz, parça parça hale getirilmez! - Tabaktan alınan parçaları çatalın alacağı kadar küçük/az tutmak gerekir. Çatalın ucu saplanarak alınan parçaları, çatalın içbükey tarafının aşağıya bakacak biçimde(sapının avuç içinde kalacak biçimde) ağza götürülmesi gerekir. - Yere düşen çatal ve/veya bıçak, eğilip alınmaya çalışılmaz ya da herhangi bir telâfiye ya da çabaya girişilmez, utangaçlık duyulmaz, hata olarak yorumlanmamalı/algılanmamalıdır ve üstünde durmamak gerekir!(Garsondan yenisi istenir ve sağ tarafınızdan verilmesi üzerine beklemeniz gerekir.) - Yemeğinizi bitirdiğinizde/doyduğunuzda çatal ve bıçak birleştirilerek, saat 4 ya da 5 yönünde, sapı dışta kalacak biçimde yanyana tabağın üzerine bırakılır(tamamen tabağın içine konulmaz![Garsonun tabakları üstüste koyması gerektiğinde ona yardımcı olmak açısından da.]). Eğer yemeğe devam ediliyorsa, çatal ve bıçağın ucları tabağa, sapları masaya dayanacak biçimde ya da çapraz olarak tabağın ve yemeğin üzerinde bırakılır.(Bu durumdayken tabağınızda yemek kalmasa bile garsonların tabağınızı alma girişiminde bulunmaması gerekir. [Gerekirse bunu garsona tekrar anımsatmanızda hiçbir sakınca yoktur.]) - Metaller üzerinde kesim yapılmaz! - Servis tabağına/fayansına el değdirilmez! - Tabaklar aşırı doldurulmamalıdır! - Tek bir parça servis ediliyorsa, tabağın tam ortasına gelecek şekilde konulur. - Lokmalar küçük tutulmalıdır. Çataldan düşürmemek ve dökmemek açısından da gereklidir. Ayrıca, dökmemek için tabağın üzerine fazla eğilmemek gerekir. - Dirsekler ve kollar etrafınızdakileri rahatsız etmeyecek biçimde kontrol altında tutulmalıdır. Tabağınız ve masanın üzerinde büyük açılar oluşturacak şekilde açılmamalıdır. - Etrafınızdakilerin sizi gözlemliyormuş düşüncesi ve duygusundan uzak kalmak gerekir. - Gerekirse bazı ayrıntıları öğrenmek üzere bilgisinden emin olduğunuz kişilerin eylem ve tutumları gizlice gözlenebilir. Gördüklerinizi taklit etmek yerine neyin, nasıl olacağı üzerine emin olmak gerekir. - 7-8 yaşından itibaren çatal-bıçak kullanımının özgürlüğü, fırsatı ve eğitimi verilmiş/alınmış olmalıdır! Bilgi ve kurallar yaşam boyunca her yerde, her koşulda tam olarak uygulanmalıdır! - Afiyet olsun! :) ) - İNGİLİZ SERVİSİ ile FRANSIZ SERVİSİ ile RUS SERVİSİ ile AMERİKAN SERVİSİ ( Uluslararası dört çeşit servis yöntemi vardır: * İNGİLİZ SERVİSİ: Misafirin sağ tarafından önüne koyulan sıcak ve boş yemek tabağına, garson tarafından fayansta, mutfaktan alınan yemek misafirin solundan, maşa ile yapılır. İLE * FRANSIZ SERVİSİ: Mutfaktan fayansta getirilen yemek misafirin solundan maşa vasıtasıyla kendi tabağına yaptığı servis biçimidir. İLE * RUS SERVİS: Servant servisi olup, mutfaktan getirilen yemekler misafir masasının yanındaki hazırlık masasında garson tarafından tabaklara konularak misafirin solundan yaptığı servis biçimidir. İLE * AMERİKAN SERVİSİ: Tabak servisi olup, yiyecekler ve garnitürleri mutfakta hazırlanarak tabakta getirilir. Ve misafirin uygun olan tarafından servis yapılır. Bu servis otellerin lobilerinde, kafeteryalarında, snack barlarında yapılır. Özelliği bir kurala bağlı olmamasıdır. ) - TEK BAŞINA YEMEK ile/yerine/değil BİRİ(LERİ)YLE (PAYLAŞARAK) YEMEK ( Her açıdan daha bereketlidir. ) - SICAK YİYECEĞİ/İÇECEĞİ: ÜFLEMEK değil/yerine SOĞUMASINI BEKLEMEK - ŞİŞELERİN AĞZININ TAMAMINI DUDAKLARIN ARASINA ALARAK/SOKARAK değil ŞİŞENİN KENARINI ALT DUDAĞA DAYAYARAK - KESİLMİŞ VE BEKLETİLMİŞ KARPUZ/KAVUN'UN KESİK YÜZEYİNİ TARAMAK YA DA İNCECİK KESEREK SUNMAK! - KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE BIÇAĞI: İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK - SUYU: YEMEKTE İÇMEK değil/yerine YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA 1 SAAT SONRA İÇMEK ( Midenin sindirim işlemine ve salgılanan sindirim asitlerini kendi koşullarında sağlamak içindir. Mide ısısı(Agni) için de ) ( Gerektiğinde boğazı ıslatacak kadar su -yaklaşık bardağın dörtte biri kadar-, soğuk olmayacak derecede (oda ısısında) içilebilir. ) ( Yemek sırasında meşrubat ve çeşitli içecekleri de tüketmemek gerekir. ) ( Lokantalarda garsonların özellikle içecek bir şey sormalarının ve sipariş etmenizi istemelerinin en önemli nedenlerinden biri de içeceklerdeki kâr marjıdır. ) - İLK KAR YENMEZ! ( DO NOT EAT THE FIRST SNOW! ) - DİŞLERİ: YEMEKTEN HEMEN SONRA/YER-YEMEZ FIRÇALAMAK yerine 10-15 DAKİKA SONRA FIRÇALAMAK ( Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur. ) - DİŞ MACUNU VE BENZERİ TÜPLERİNİN ORTASINDAN SIKMAK yerine DİBİNDEN YUKARI DOĞRU SIKMAK - DUŞU: YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/yerine YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK - NEREDE, NE KADAR BAHŞİŞ VERİLİR? - ÇOCUKLARA ABUR CUBUR ALMAK/VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK yerine MEYVE VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK ( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! ) ( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. ) ( Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, yapılmaması gerekenleri bugün yerine getirerek, sürekli doğru örnek olarak sağlanabilir. ) - MENDİL HEDİYE ETMEK değil/ve İÇİNDEKİNİ GİZLEMEK ( Hediye edilen mendiller içindeki altın ya da paranın görünmemesini sağlamak içindi(r). ) - NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK) yerine/değil FİLE/SEPET (KULLANMAK) - ÇÖP ATMAK yerine/değil CEPTE/ÇANTADA TUTMAK - ARAÇLARDAN(OTOBÜS, TREN, VAPUR VS.) ÇÖP ATMAK yerine CEPTE/ÇANTADA TUTMAK - SOKAK ile/ve/değil EV(İMİZ!) ( Lütfen çöpleri yere ya da ağaç/çiçek diplerine değil, çöp kutularına atalım! Ya da cebimizde tutalım! ) - TAŞA-BAŞA-YAŞA OTURMA! - YARAYI(/NIN ÜSTÜNÜ) KAŞIMAK değil/yerine YARANIN ETRAFINI KAŞIMAK ( [not] ITCHING THE WOUND > ITCHING ARROUND THE WOUND ) ( ITCHING ARROUND THE WOUND instead of ITCHING THE WOUND ) - KONSERVE KAPAĞININ AÇILMASINDA KAPAĞI: KENDİNE DOĞRU ÇEKMEK değil/yerine İLERİYE DOĞRU İTMEK ( Çok dikkat etmek gerek. Hiç farkında olmadan elinizi kesebilirsiniz! ) - EŞYALARI: VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine/değil KULLANMAK ( "Bir gün kullanılır", "Misafir için" vb. düşünceler/tutumlar yerine kullanalım onları! ) - EŞYALARI/ÇANTAYI: BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK ( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. ) - SAHİBİNE SORULMADAN/İZİN ALINMADAN KİŞİLERİN (ÖZEL) EŞYALARINA DOKUNULMAZ! - BAĞIŞ ile/ve BORÇ ( Sahip olunan nakit paranın en fazla 3'te 1'i. İLE/VE Sahip olunan nakit paranın en fazla 10'da 1'ini tek kişiye ya da paylaştırarak birkaç kişiye. ) - BAĞIŞ ve RAHMET - KAZANÇ ile/ve HARCAMA ( Maliyetinin 6 katı. İLE/VE Gelirin yarısı kadarı üzerinden hareket ederek. ) ( Kaybetmeyi ahlâksız kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. ) - KÂR ile/ve ZARAR ( Fahiş olmamak kaydıyla çeşitli koşullara göre değişebilir. İLE/VE Neresinden dönülürse kârdır. ) - SİPARİŞ ile/ve ISMARLAMA - VERGİ KAÇIRMAK değil/yerine VERGİDEN KAÇINMAK - SABAH(/KALKINCA) HAZIRLANMAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLANMAK - GÖMLEĞİN KOL DÜĞMELERİNDE: BİLEK İLE DİRSEK ARASINDA KALAN DÜĞMEYİ KAPALI TUTMAK - DONANIMLI OLMAK ile HAZIRLIKLI OLMAK ( İlerleme ancak hazırlık(sadhana) aşamasında olur. ) - DUŞTA/YIKANMADA SICAK/SOĞUK SUYU: KAFAYI/OMUZU ISLATARAK VE AŞAĞIYA DOĞRU ISLATMAYA DEVAM EDEREK DÖK(ÜN)MEK değil/yerine AYAKLARDAN YUKARI DOĞRU ISLATMAYA BAŞLAYARAK DÖK(ÜN)MEK - DUŞU/YIKANMAYI SICAK SUYLA TAMAMLAMAK değil/yerine ILIK (ya da [DAYANILABİLİR] SOĞUĞA YAKIN) SUYLA TAMAMLAMAK - HAVLU KULLANIMI ( Sudan(banyodan/duştan/denizden vs.) çıktıktan sonra direkt olarak havluyla kurulanmak. İLE/YERİNE Elimizle gövdedeki ve saçlardaki suyu sıyırdıktan sonra havluyla kurulanmak. ) - ELLERİ YIKAMADA: YEMEKTEN ÖNCE ve UYUMADAN ÖNCE ( ... VE Uyku/rüya sırasında -düşük de olsa- parmağınızı gözünüze değdirme olasılığından dolayı gözün mikrop kapmaması için uyumadan önce elleri temiz tutmakta yarar vardır! ) - ŞEKER KARIŞTIRMA'DA ( Çay kaşığı bardağa çarptırılmadan, ses çıkarttırmadan karıştırılır. ) - CAM BARDAK'A SICAK/KAYNAR İÇECEK DOLDURURKEN ( Metal bir kaşık koyarak camın çatlaması/kırılması önlenebilir. ) - BARDAK DOLDURURKEN DUDAK PAYI ( İçecekler ağzına kadar doldurulmaz. Hem taşırken dökülmemesi için, hem de içerken dudak payı denen bir boşluk bırakmak gerekir. ) - KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK - TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMEK ile/ve TEKNOLOJİYİ KULLANMAK ( İleriden. İLE/VE Geriden. ) ( FOLLOW THE TECHNOLOGY with/and TO USE THE TECHNOLOGY ) ( Forward. WITH/AND Backward. ) - ELEKTRİKLİ ÜRÜNLERİN KABLOLARINI: PRİZE TAKTIKTAN SONRA CİHAZA BAĞLAMAK değil ÖNCE CİHAZA KABLOSUNU TAKIP SONRA PRİZE TAKMAK - SİGARA İÇMEYENLER BÖLÜMÜ ile/ve/yerine SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM ( NONSMOKERS AREA with/and NONSMOKING AREA ) ( NONSMOKING AREA instead of NONSMOKERS AREA ) - SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM ( NONSMOKING AREA instead of SMOKING AREA ) - BIRAKMAK ile/ve/yerine UZAKLAŞTIRMAK ile/ve/yerine/değil TERCİH DEĞİŞTİRMEK (ÖZELLİKLE SİGARA VE ÇEŞİTLİ BAĞIMLILIK YAPICILARDA!) ( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak çaresizliğin son kertesidir. ) ( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. ) ( Zihninizi içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar sizi terk etmeyeceklerdir. ) ( Bağımlılıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçmeniz gereken başka hiçbir şey yoktur. ) ( Bilincine varmadığınız bir şeyi terk edemezsiniz. ) ( Alışkanlık, gereklilik değil! ) ( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ TERCİH EDİYORUM!" ) - BİR GÜN(DE) ile AYNI GÜN(DE) ( [IN] ONE DAY with [IN] SAME DAY ) - YARIN ile ERTESİ GÜN ( Yarın sözcüğü, sadece içinde bulunulan günden sonra gelecek gün için kullanılabilir. Gelecek ve yaşanmamışlık anlamını taşır. İLE Ertesi gün, içinde bulunulan günden sonra yaşanacak günden hemen sonra gelecek olan gün için kullanılır. 2 kez yarın.("yarın yarın"). Kavramsal bir anlatımda, geçmiş üzerine/geçmişle ilgili bir konuda "ertesi gün" sözcüğü kullanılır. Kesinlikle "yarın" kullanılmaz. Ayrıca, okunurken/seslendirirken hiçbir hece uzamaz. ) - SAAT'TE: GEÇİYOR, GEÇTİ ile VAR, KALDI ( Saat başından, 30 olana kadarki geçen tüm zaman, 5/10/15(ya da çeyrek)/20/25 "geçiyor, geçti" olarak tanımlanır. İLE 30'dan sonraki, saat sonuna/öteki saat başına kadarki zaman, 25/20/15(ya da çeyrek)/10/5 "var, kaldı" olarak tanımlanır. 30'dan sonrakiler için kesinlikle 35/40/45/50/55 geçiyor gibi bir tanım kullanılmaz, olmaz! Ayıptır, küçük düşürür. Dikkatsiz, amatör, bilgisiz ve bilinçsiz imajı oluşturur etrafta. ) - GEÇ KALMAK ile YETİŞEMEMEK - GEÇ ile SON ANDA - İŞYERİNE, ÖZELLİKLE EVE YENİ GELMİŞ EŞİNİZE/BİRİNE GİRER GİRMEZ BİRŞEY SÖYLEMEK ile/yerine 5-10 DAKİKA SONRA SÖYLEMEK - VİTRİNLERE/TEZGAHLARA UZUN UZUN BAKMAK ile/yerine GEREKENE/GEREKTİĞİ KADAR BAKMAK ( SHOPPING IN LONG PERIOD with LOOKING TO THE NECESSITY ) ( LOOKING TO THE NECESSITY instead of SHOPPING IN LONG PERIOD ) - YUKARI ile AŞAĞI [özellikle asansörde] ( Yukarı çıkacaksanız aşağı okuna basılmaz! Hangi yöne gidecekseniz onun tuşuna basılır. Kendinizi asansör yerine koymayın. Siz nereye gidecekseniz onu bilin yeter. Asansörün programlanması sizin nasıl düşüneceğinizin önceden planlanmış durumudur. Siz tekrar düşünürseniz programı bozmuş olursunuz. ) - ASANSÖRDE: DOĞRUCA ADIM ATMAK değil/yerine ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK - TRAFİK'TE: SİLECEKLERLE SÜRÜCÜ EMNİYETİ ve LASTİK PATLARSA ve TAŞITI EKONOMİK KULLANMAK - KORNA değil/yerine IŞIK/SELEKTÖR - ÖN KAPI ile ORTA KAPI(LAR) ile ARKA KAPI ( Otobüslerde ön kapı binmek içindir! Orta kapı(lar) ve arka kapı ise inmek içindir! Dikkat ediniz! ) - OTOBÜSTE: İLERLEMEK ile YANAŞMAK - (")ÖN KAPI(") ile (")ARKA KAPI(") - TRAMVAY'DA, METRO'DA: BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK - AKBİL'İ: YAVAŞ BASMAK ile/değil/yerine BASILI TUTMAK/BEKLEMEK - (OLABİLDİĞİNCE) ÖNLERDE OTURMAK ile/ve (OLABİLDİĞİNCE) ARKALARDA VE ORTALARDA OTURMAK ( Tiyatroda. İLE/VE Sinemada ve konserlerde. ) - 90 km. ile 110 km. ( Yaşam ile Ölüm arasındakı fark kadardır. ) - TOPRAĞI: GÜNEŞTE SULAMAK ile/yerine GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK - GÜNEŞTE: YANMAK ile/ve/değil/yerine KARARMAK ( 11:00 ile 16.00 arası güneş altında kalınmamalı! [yaz saati uygulamasına göre] ) - TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK ( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! ) - SİSTEM KODU "0" ile KOD ( Tüm dünyada ve Türkiye'de belirlenmiş olan "0" bir kod olarak belirtilmez/yazılmaz! Şehirlerarası "0" ve/veya uluslararası "00" aramalarda tuşlanma gerekliliği bilinen/bilinmesi gereken bir sistem kodudur. Şehirin ve ülkenin kodu ise belirtilebilir olan/belirtilmesi gerekendir. 0212, 0216, 0312, 0535 denmez! Sadece kod söylenir! 212. 212 22 22 gibi. ) - ÖNCELİK'İ: TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK - CEP TEL'DA: KULAKLIKSIZ KULLANMAK değil/yerine KULAKLIĞIYLA KULLANMAK ( [not] TO USE EARPHONELESS - TO USE WITH EARPHONE/WIRELESS :ON MOBILE PHONES) ( TO USE WITH EARPHONE/WIRELESS instead of TO USE EARPHONELESS :ON MOBILE PHONES ) - TELEFONUN SESİ yerine TİTREŞİMİ ( VIBRATION instead of SOUND :ON MOBILE PHONES ) - OTOBÜSLERDE: SESSİZE ALMAK değil KAPATMAK/TAMAMEN KAPALI TUTMAK ( ON BUSES: [not] TO KEEP SOUND OFF - TO KEEP SHUT TOTALLY ) - CEP TELEFONU'NDA: SELAMLAŞMA/HATIR yerine DOĞRUDAN KONUYU KONUŞMAK ( TO TALK DIRECTLY THE SUBJECT instead of TO GREET :ON MOBILE PHONES ) - GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU: HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK yerine/değil ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK - TELEFON ÂDÂBI - KONUŞMAK ile/yerine GEREKTİĞİ KADAR KONUŞMAK ( İTNAP: Sözü boş yere uzatmak. ) ( TO TALK with TO TALK IN NECESSITY ) ( TO TALK IN NECESSITY instead of TO TALK ) - 2 KİŞİ OLARAK KONUŞMAK/KONUŞULAN ile 3 VE ÜZERİ KİŞİNİN BULUNDUĞU ORTAMDA KONUŞMAK/KONUŞULAN ( Üç kişi, olanaksız bir üçgen oluşturduğundan, biri grubu terk etmelidir. ) - KONUŞMADA/ANLATIMDA: (KİŞİYİ) "KESMEK"/"DÜZELTMEK" değil/yerine (KİŞİNİN) SÖZÜNÜ "KESMEK"/"DÜZELTMEK" - KONUŞMAK/YAZMAK ile/ve/yerine/değil/hem de YAPMAK/UYGULAMAK ( Bir insanın bir şey yapıyor ya da yapmıyor gibi görünmesi çoğu zaman yanıltıcıdır. ) ( [not] TO TALK/WRITE with/and/also TO DO(/MAKE)/TO APPLY ) ( TO DO(/MAKE)/TO APPLY instead of TO TALK/WRITE ) - "BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK ile/ve/değil/yerine HİZMET OLARAK YAPMAK - KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine İSPATLAMAK ( [not] TO TALK with/and TO PROVE ) ( TO PROVE instead of TO TALK ) - TARTIŞMAK ile/ve/yerine HESAP ETMEK - KONUŞMAMAK ile/değil/yerine YERİNDE/KARARINCA/UYGUN KONUŞMAK ( Bir insan ne kadar çok gürültü yaparsa, sözleri de o kadar çok sessizdir. ) ( [not] NO TALKING with TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE ) ( TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE instead of NO TALKING ) - KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AKTARMAK ( [not] TO TALK with/and TO TRANSMIT ) ( TO TRANSMIT instead of TO TALK ) - "UNUTMAK" ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK ( [not] "TO FORGET" with/and TO TALK ON ) ( TO TALK ON instead of "TO FORGET" ) - SUSMAK ile/ve/değil/yerine SUSABİLMEK ( [not] TO BE SILENT with/and ABLE TO BE SILENT ) ( ABLE TO BE SILENT instead of TO BE SILENT ) - SUSAN ile/değil/yerine SUSABİLEN - SUSMA ile/ve SUSUŞMA - BİLMEK VE SUSMAK ile BİLMEMEK VE SUSMAK - İÇİNDEN SÖYLENMESİ GEREKEN ile AĞIZDAN DIŞARIYA ÇIKMASI/ÇIKMAMASI GEREKEN ( Bir şey ki söylemesen de olur, söyleme! Bir şey ki yapmasan da olur, yapma! ) ( İstediğini söyleyen, istemediğini işitir. ) - BOŞ KONUŞMA(MA)K ile BOŞUNA KONUŞMA(MA)K - UZUN UZUN KONUŞMAK ile "UZATMAK" ( TO TALK AT LENGTH with TO PROLONG ) - SIKILMAK ile/ve SALLANMAK ( Sallanmak, o ortamdan/mekândan sıkıldığınız anlamına gelir. ) ( Ne kadar sıkılsanız da, bir toplantı ya da derste, dinleme/bekleme gibi durumunda sallanmamak/bacakları sallamamak gerekir. ) - TAM, DOĞRU VE DÜZENLİ YAZMAK ile/ve VURGULU KONUŞMAK - KONTROLÜ SONDA YAPMAK ile/yerine KONTROLÜ BAŞTA VE SÜREKLİ YAPMAK ( TO CONTROL AT THE END with TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY ) ( TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY instead of TO CONTROL AT THE END ) - ALKIŞ ile/ve ALKIŞ ( Padişahlar ve veziler hakkında, halk tarafından hep bir ağızdan söylenen dua sözleri. Tanzimat döneminde sonlanmaya başlamıştır. İLE/VE El çırpma âdeti, Tanzimat döneminde Avrupa'dan girmiştir. ) - ALKIŞ ile/ve/yerine BİLARDO ALKIŞI - !TOKAT ile !FİSKE[Yun.] - !TOKAT ile !YUMRUK - ÇOCUKLARIN: !YÜZÜNE TOKAT ATMAK değil/yerine !KIÇLARINA VURMAK - AZARLAMAK/TEKDÎR/TEVBÎH[Ar.] ile/ve/değil/yerine UYARMAK ( NUSH İLE USLANMAYANI ETMELİ TEKDÎR TEKDÎR İLE USLANMAYANIN HAKKI KÖTEKTİR ) ( Dostun azarı kemale götürür. ) - KELEPÇE: AŞAĞILAYICI değil KORUYUCU ( Zanlı kişinin ellerinin/kollarının önden [ya da duruma/kişiye göre arkadan] kelepçelenmesi, olası ve çeşitli panik, korku ya da kaygılarla, ilk başta kendisine daha sonra da çevresine zarar verme olasılığını engelleyebilmek ve kişiyi korumak üzeredir. Hakaret ya da aşağılayıcı bir davranış olarak düşünülmemeli/algılanmamalıdır. ) - KOD ile SİMGE - ÜLKE ADI KULLANMAK ile/yerine ŞEHİR/EYALET/BÖLGE ADI KULLANMAK - MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ SUYU KULLANMAK ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA KULLANMAK - YEMEK ISINIRKEN TELEFON ETMEMEK/DALMAMAK - KAPIYI VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK ile/değil/yerine KAPIYI VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK - AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK ( [not] WALKING IN, TO DRAG ALONG THE FOOT with WALKING IN, NOT TO DRAG ALONG THE FOOT ) ( WALKING IN, TO DRAG ALONG THE FOOT with WALKING IN, NOT TO DRAG ALONG THE FOOT ) - EĞİLMEK ile/ve/değil/yerine ÇÖMELMEK ( Yerden bir şeyi alacağamız zaman belden eğilerek değil dizleri kırıp çömelerek yükü dizlere vermek gerekir! ) - BACAKLARIN KAPALI-AÇIK TUTULMASI('NI) ( Bayların bacaklarını aralık tutarak oturma/bacaklarını kapalı tutamamalarının nedeni testislerin sıkışmamasını sağlamak içindir! ) - DOĞRUDAN SÖYLEMEK ile AÇIK AÇIK SÖYLEMEK/KONUŞMAK ( TO SAY DIRECTLY with TO SAY/TALK FRANKLY/OPENLY ) - ONAY (ALMAK)/ONAYLAMAK ile/ve/değil/yerine OLUR (ALMAK)/OLURLAMAK - SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK) ( [not] TO GET/GIVE PROMISE with TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT ) ( TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT instead of TO GET/GIVE PROMISE ) - SÖZÜ: YANLIŞ ANLAMA ile SAPTIRMA ( Anlamaya uğraşmayın! Yanlış anlamamanız yeter. ) ( Yanlış fikirlerden kurtulun, bu yeter. ) ( Kendinize iyice bakın, tüm bu yanlış anlamalar ve yanlış fikirler eriyip gidecekler. ) ( (THE SPEECH:) MISUNDERSTANDING with DISTORTION ) - İHTİLÂF yerine İTTİFAK - "SÖZ(Ü) DİNLEMEK" ile/ve/değil/yerine SÖYLENİLENİ/İSTENİLENİ YAPMAK/YAPABİLMEK - SÖYLENİLEN'İ: YORUMLAMAK ile/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!] ( Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen. ) ( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. ) ( EXPLANATION: TO INTERPRET with TO LISTEN(Not in the mean of acceptance!) ) ( EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET ) - SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK - SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK ( [not] (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS with/and TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS ) ( TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS instead of (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS ) - SORUNLARI SORUN OLARAK KONUŞMAK ile/yerine/değil SORUNLARI İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK ( [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS with TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS ) ( TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS instead of TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS ) - KONUŞMASINI BİLMEK ve/= DÜŞÜNMEYİ BİLMEK - DİLENMEK ile/ve/değil/yerine DİLEMEK ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Beklenti içinde olmadan istemek. ) - İSTEDİĞİN KADAR ARAMA(MA)K ile/ve/değil/hem de İSTEDİĞİN ZAMAN ARAMA(MA)K - BAHANELERE SIĞINMAK ve/> BAHANELERE ESİR OLMAK - "AÇIK" KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK ( [not] TO TALK FRANKLY with/and EXPRESS IN DETAIL ) ( EXPRESS IN DETAIL instead of TO TALK FRANKLY ) - ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK ( [not] TO BE DEVOTED with TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH) ) ( TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH) instead of TO BE DEVOTED ) - ALACAKLININ ALACAĞINI ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN VERECEĞİNİ ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ - SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK ( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. ) ( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD with GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING ) ( GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD ) - BİLMEDİĞİN SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK ile/yerine [ÖZELLİKLE] BİLDİĞİN SÖZCÜKLER İÇİN SÖZLÜĞE BAKMAK ( TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR UNKNOWN WORDS with TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR [ESPECIALLY] KNOWN WORDS ) ( TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR [ESPECIALLY] KNOWN WORDS instead of TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR UNKNOWN WORDS ) - BİRİNE: 2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK ile/ve/değil/yerine 1 KEZ BAKMAK - AYAĞA BAKMAK ile/ve/değil/yerine YERE BAKMAK - BAKMAK ile/ve "SÜZMEK" - "SÜZMEK" ile/ve TARAMAK - "AYAK" değil/yerine HAL - TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/yerine TARİH BİLGİSİ ( [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY with INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY ) ( INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY instead of THE LOVE/HATE OF HISTORY ) - TARİHTEN İBRET ALMAK ile TARİHTEN KUVVET ALMAK - HÜKÜMETİ/HÜKÜMETLERİ CİDDİYE ALMAK yerine DEVLETİN/VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ VE GELECEĞİ İÇİN ÇABA HRCAMAK/ÜRETİMDE BULUNMAYA DEVAM ETMEK - KIYAS ile/yerine KARŞILAŞTIRMA "( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum şeklinde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil, karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )" ( Nispet. İLE/YERİNE Oran. ) ( TO COMPARE with COMPARISON ) ( COMPARISON instead of TO COMPARE ) - KIYMAK ile/değil/yerine KILMAK - DURAKLAMAK ile DURAKSAMAK - TANI ve/<> UYUMLU OL ve/<> MUTLU YAŞA - BELLEKTE TAŞIMAK ile/değil/yerine BİLMEK ( Bilgi 2'dir. 1. Hakkında veri sahibi olmak. 2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek. [Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] ) ( [not] TO CARRY ON MEMORY with TO KNOW ) ( TO KNOW instead of TO CARRY ON MEMORY ) - NOT ALMAK ile "NOT DÜŞMEK" - BİLMEK ile SEZMEK - BİLMEK ile KENDİNİ BİLMEK - KENDİNİ BİLMEK ile/ve KENDİNİ TANIMAK ( Kendinizi bilmek için kendiniz olun. ) ( Kendinizi aşmak için kendinizi bilmek durumundasınız. ) ( Kendini-idrak, elde edilebilecek bir şey olmaktan çok, anlaşılacak bir haldir. ) ( Kendinizi bilin, öteki her şey onunla birlikte gelir. ) ( Kendimi bilmekle aslında tam olarak neyi bilmiş olurum? Olmadıklarınızın hepsini. ) ( Kendinizi düzeltmeye gereksiniminiz yoktur - sadece kendi hakkınızdaki fikirlerinizi düzeltin. ) ( Ne olduğunuzu bilmek için önce ne olmadığınızı araştırmak ve bilmek durumundasınız. ) ( İşe kendinizden ve kendinizle başlamak zorundasınız - bu değişmez yasadır. ) ( TO KNOW THE SELF with/and TO RECOGNIZE THE SELF ) - KENDİNİ ANIMSAMAK ile KENDİNİ BİLMEK ( Kendini-anımsayış zihindedir. Kendini-bilme ise zihnin ötesindedir. ) - KENDİNİ TANIMAK ile KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK - BİLMEK ile KENDİNİ BİLMEK ile BAŞKASINI BİLMEK - TANIMAK ile KENDİNİ TANIMAK ile BAŞKASINI TANIMAK - BİLMEK ile KENDİNİ TANIMAK ile BAŞKASINI TANIMAK - BİLMEK ile/değil/yerine NEREDE BULACAĞINI/BULABİLECEĞİNİ BİLMEK - ÇOK ÇEŞİTLİ/FARKLI ŞEYLERİ BİLMEK ile BİLDİĞİ KONUDA ÇOK ÇEŞİTLİ/DERİN ŞEYLERİ BİLMEK - BİLMEK ile KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK - BİLMEDİĞİNDE SUSMAK ile BİLGELİKLE SUSMAK - BELLEMEK ile/yerine SORGULAMAK/DÜŞÜNMEK ( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. ) ( TO MEMORIZE with INTERROGATE/TO THINK ) ( INTERROGATE/TO THINK instead of TO MEMORIZE ) - ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK(TEVÂZÛ GÖSTERMEK) ile/ve/<>/değil/yerine/hem de SUSMAK - DOĞRU ile İYİ ile GÜZEL ile SEVAP ( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. ) ( Kavram ve nesnenin uygunluğu. İLE Düşünce ve eylemin uygunluğu. İLE Biçim ve içeriğin uygunluğu. İLE ... ) ( Kendiniz için neyin iyi olduğunu bilmezken, başkaları için neyin iyi olduğunu nasıl bilebilirsiniz? ) ( İyilik konusunda insanlar dört kısımdır: 1. Herkesten önce yapanlar: bunlar kerimdir; 2. Taklid yoluyla yapanlar: bunlar hakîmdir; 3. Engelleyenler: bunlar eşkiyadır; 4. Hoşlandıklarından dolayı yapanlar: bunlar kötü niyetlilerdir. ) ( RIGHT with GOOD with BEAUTIFUL with MERIT [IN RELIGION] ) ( Rational. WITH Ethic. WITH Aesthetics. WITH Religious. ) ( Appropriateness of concept and object. WITH Appropriateness of thought and action. WITH Appropriateness of shape and content. WITH ... ) ( [sansk.] SATYAM ile SHIVAM ile SUNDARAM ile ... ) - DOĞRU ile/ve/yerine/değil GEREKTİĞİ GİBİ ( Eğer doğru ise başka türlü olamaz. ) ( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin sahte olan tarafından kör edilmişken doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. ) ( RIGHT with/and TO BE REQUIRED/NEEDED ) - YANLIŞ ile KÖTÜ ile ÇİRKİN ile GÜNAH ( Akıl. İLE Ahlâk. İLE Estetik. İLE Din. ) ( Kötülük, yanlış anlamaların ve kötüye kullanmaların yarattığı sorunlara yanlış yaklaşımdır. ) ( Daha yüksek bilginize ters düşen her ne yaparsanız, o günahtır. ) ( WRONG/MISTAKE with BAD with UNPLEASANT with SIN ) ( Rational. WITH Ethic. WITH Aesthetics. WITH Religious. ) - YANLIŞA GİTMEMEK ve DOĞRUYA YÖNELMEK - "İYİ-KÖTÜ" AYRIMI YAPMAK/TELKİN ETMEK değil/yerine (SADECE) NE OLMADIĞINI BELİRTME (ÇABASI) - DİL'DE - ANADOLU BİLGELİĞİ'NDE / TASAVVUF'TA |
|
||||||||||||||||||||||